Kendinizi kandırmayın

4 Nisan 2021

Levent Şahin Hoca‘yı maç öncesi dinliyordum... Levent Şahin, “Hukuksuz biçimde hocamız aramızda yok” demez mi? Sevgili Hocam, bizim aklımızla dalga mı geçiyorsun. Son Rizespor maçında rakip kulübün yöneticisine çok ağır küfürleri eden Fatih Hoca değil mi, bu küfürleri temsilci yazmadı mı? Rakibe ağır küfür cezayı gerektirmiyor mu?
Fatih Hoca‘nın yıllardır bu kaçıncı cezası... TFF’ler, MHK‘ler, hukuk kurulları, disiplin kurulları gelip gidiyor, bunların hepsi mi size düşman? Hepsi mi maksatlı? Sizlerin hiç mi kusuru yok, hiç mi yanlışı yok? Hukuk, tuzak, pusu diye diye takımın futbolcularına da sonunda buna inandırdınız. Oynamıyorlar, oynatamıyorsunuz.
Oysa sahada Galatasaray takımı yok. Önce bunu görsenize... Son 2 maçta Galatasaray kalesine golleri kim attı? Hakem mi attı, TFF mi attı? Koca Galatasaray takımı Muslera‘nın mucize kurtarışlarına rağmen bu kadar gol yer mi? Kendinizi kandırmaktan, camiayı ve futbol dünyasını kandırmaya çalışmaktan vazgeçin... Hem kendinize, hem takımınıza onarılmaz yaralar açmayın.
G.Saray elbette çok eksikti... Savunmasının üç önemli adamı yoktu ama, geçen hafta da o olmayanlar feci hatalarla Galatasaray‘ın yıkımını hazırlamışlardı. Geri dörtlünün o üçlüsüne Hatay maçında Sarachhi de katıldı ve “geri dörtlünün“ feci hatalar zincirini tamamladı. Soldan arka direğe doğru gelen yüksek topa, Sarachhi zamanlama hatası ile ıska geçince o topla Akintola buluştu ve Diouf‘a müthiş bir asist yaptı.
Biz her maçı büyükler üstünden izlediğimiz için diğer takım oyuncularının çok farkında değiliz. Bugün Süper Lig‘in oyunu iki yönlü oynayan en iyi merkez orta saha oyuncularından ikisi Hatayspor’da... Birisi mükemmel bir gol atan Riberio, diğeri Rayana Aaabid... Galatasaray orta sahası bu ikiliyi asla cevap veremedi.
Hep söylüyoruz, Taylan bu takımın vazgeçilmezi... Bir Muslera ise iki Taylan... O kadar önemli... İşin ilginç yanı, Hatay oyuna o deli dolu, coşkulu futboluyla başlamadı. Sanki ürkekti, çekingendi. Ama iki kenarın çok hızlı iki adamı Akintola ve Camara kenarlardan uçurtma gibi gidince maçın ve Galatasaray’ın dengesi değişti.
Son haftalardaki bir yalan-dolan da Hatay maçı ile bitti. Neymiş “Falcao ile Mustafa ikisi birden oynayamazmış.” Mustafa tek oynadı da ne oldu? Yarım yamalak bir şut dışında ortada görünmedi. Tek santrfor oynayacaksa ve sakat değilse Falcao oynar, Mustafa oturur.

Yazının devamı...

Canım sıkkın...

31 Mart 2021

Korktuğumuz başımıza geldi. Okyanusları aştık, boyumuzu aşmayan derede boğulduk. Nedir bu Letonya‘dan çektiğimiz? Hollanda‘ya, Norveç‘e puanı keybetsek canım yanmayacak.

Üstelik daha başlangıçta attığımız golle, Letonya‘nın duvar örme hazırlığını yerle bir ettik. Sonrasında golü atan Kenan’la, Yusuf‘la, Burak‘la, Hakan’la kaçırdık da kaçırdık... Bunların hiç olmazsa birini-ikisini daha gol yapmalıydık.

Sonrası kabus... Golü erken yiyen Letonya çareyi hücumda buldu. O kadar rahat geldiler ki, orta sahayı o kadar rahat geçtiler ki, hiç müdahale edemedik, engelleyemedik, bozamadık, rakip oyunculara hep uzak kaldık.

Daha üç gün önce Norveç karşısında “sıradağlar” gibi dizilen ve süper golcü Haaland ile Sörloth‘a şut atma fırsatı bile vermeyen savunma anlayışımız, ne oldu da Letonya önünde “yaylalar” gibi geniş alanlar bıraktı.

İlk yarı bitene kadar özellikle hava toplarında çok sıkıntı çektik. Her hava topunu aldılar, bir kafa golü de attılar. Allah’tan hakem “faul” diye imdadımıza yetişti.
İkinci yarının başlangıcında Mert Müldür‘ün tek başına yarattığı penaltı ve sonrasında gelen golün dışında Letonya kalesine bile yaklaşamadık. Atak yapmaya, kafa toplarını almaya devam ettiler. Attıkları goller de kafayla aşırdıkları toplar sonrasında geldi.

Açıkçası, bir maç öncesinin süper adamı Kaan Ayhan‘ı aradım. Umut Meraş niye kesildi anlamadım. Taylan Antalyalı ile Umut Meraş‘ın girişi, rakibi durdurmak adına akıllı bir hamleydi. Ama takımın tek iyi ve yaratıcı adamı Yusuf Yazıcı ile savunmaya ciddi anlamda katkı sağlayan Kenan‘ın çıkışı doğru muydu acaba? Bir lafım da Enes’e... Hocan sana bu kadar şans veriyor, bir kımıldasan artık... Grup maçlarına başlarken, “3 maçta 7 puana razı mısınız?” deseler zil çalar oynardık. Ama Hollanda, Norveç gibi grup liderliğinde iddialı iki takımı toplam 7 gol atıp yendikten sonra, ilk turu kendi sahamızda beraberlikle bitirmek bir “burukluk” yarattı. Bu kadar umut bağladığımız Milli Takım, ne kadar etkisiz olursa olsun 3-1 öne geçtiği maçı 3-3‘e getirmemeliydi...

Yazının devamı...

Büyük balığı Galatasaray yakaladı

22 Mart 2021

Beşiktaş kazansa Süper Lig’de şampiyonluk yarışını “paydos” eder, işi bitirirdi. Maç berabere bitti. Bu sonuç, Beşiktaş‘ı sarsmaz, Fenerbahçe‘yi üzer. Aslında bu sonuçla büyük balığı cuma günü kendi sahasında kaybeden Galatasaray yakaladı.
Beşiktaş, milli maç arasına kayıp puan hesabına göre Galatasaray‘dan 6, Fenerbahçe‘den 8 puan önde giriyor. Bu sonuçla şampiyonluk masasından kalkan olmadı. Ama jokerler Beşiktaş‘ın elinde... Bu unutulmasın.
Maçın başlangıcı dengeli oldu. İki pozisyonu Fenerbahçe, iki pozisyonu Beşiktaş kaçırdı. Ancak kaleci Altay bir dakika içinde önce Aboubakar‘ın, sonra Atiba’nın şutlarını mükemmel çıkarmasa, denge erken bozulurdu.
Fenerbahçe‘de ilk yarıda etkili olan tek adam Osayi Samuel‘di. N’Sakala ile iyi kapıştılar. Karşılıklı oynayan Rosier-Caner mücadelesinde özellikle ikinci yarıda Caner daha öne çıktı.
Beşiktaş‘ın hafta arası yaptığı 120 dakikalık ağır mesaiden sonra ikinci yarının son bölümüne kadar son derece iyi ayakta kaldığını söylemeliyiz. Atiba gene iyi, gene diriydi. Beşiktaş orta alanında sırıtan tek Lajiç oldu.
Beşiktaş savunmasında özellikle ilk yarıda iki stoper Vida ile Welinton adeta izin yaptılar. Çünkü karşılarında “yok hükmünde” olan Fenerbahçe santrforu Samatta vardı.
Fenerbahçe‘nin futbol aklı, iki maçta bir Samatta’yı sahaya sürüyor. Bu ne Samatta aşkı böyle... Adam hava topu alamıyor, yer topunu tutamıyor, çalım atamıyor, gol atamıyor. Sanki “derin dondurucu”da saklanıyor, sahaya çıkınca çözülene, hareketlenene kadar maç bitiyor.

Yazının devamı...

Kendim ettim, kendim buldum...

20 Mart 2021

Galatasaray ağır favori olduğu maça Rizespor’a bir gol avans vererek başladı… Baktı ki, oyun tek taraflı bir mücadeleye döndü, ”bir yetmez iki olsun“ dedi, bir gol daha avans verdi… Rizespor yarım pozisyon bulamadığı ilk yarıda Galatasaray’ın ikramlarıyla iki gol buldu…
Şaka gibi, Galatasaray forması giyen stoperler bu “vahim yanlışları“ nasıl yaparlar… Luyindama ayağındaki topu uzaklaştırana kadar, o topu ağlarında gördü… Marcao ayağının altından kaçırdı, bu defa Boldrin kaçırmadı…
Galatasaraylı futbolcuların yerine kendinizi koyun; Bir ikram, bir gol yiyorsunuz, çalış çabala dengeyi kuruyorsunuz, öne geçiyorsunuz, hadi bakalım bir darbe daha… Sağ kroşe Luyindama’dan, sol kroşe Marcao’dan…
Galatasaray’ın işi gerçekten zor… Rakibi devirmeye mi baksın, kendi stoperlerinden korunmaya mı… Kime önlem alsın, rakibe mi, kendi stoperlerine mi… Bu ikili geçen hafta Kayseri’de de inanılmaz hatalar yaptılar ama Kayseri, Galatasaray’ı misafir sayıp bu ikramı kabul etmemişti… Ama her takım Kayseri değil ki...
Galatasaray içerden iki kurşun yemesine rağmen oyunun baskılı tarafıydı… Hele Emre Akbaba golü… Falcao gollerini yere-göğe sığdıramıyoruz… Emre Akbaba golünü nereye koyacağız…
Bir de Falcao frikiği… O köşeye nasıl vurdu öyle… Kaleci Gökhan o topu nasıl çıkardı öyle… Futbolda mücadele var, kazanmak var ama futbolu izlenir kılan güzellikler de var… Akbaba, Falcao, Gökhan Akkan bu vuruşlarla, bu kurtarışla futbol soframıza lezzet kattılar…
Rizespor ikinci yarıya korkularını atarak başladı… Oyuna ortak olmaya çalıştı… Bu defa da imdadına Yedlin yetişti… Galatasaray’ın sağbeki “Luyindama hata yapar, Marcao yapar, benim yapma hakkım yok mu” demiş olmalı ki, ceza alanı içinde Samudio’ya kamyon çarpış gibi dalıp penaltıyı yaptı… Yedlin hızını alamadı, sonrasında Michalak’ın umut veren atağını faulle kesip takımını bir eksik bıraktı… Yedlin bir gol attı ama takıma yararından çok zararı dokundu…

Yazının devamı...

Golün imparatoru

14 Mart 2021

Bu Falcao normal bir adam değil... Golcünün kralı desem, az kalır. Adam golün ve golcünün imparatoru... Nazlanmasa, saklanmasa, yeteri kadar oynasa, kim bilir Galatasaray ne goller kazanacak, kim bilir futbol seyircisi “Ne goldü ama” diye zevkten dört köşe olacak.
Oyna be kardeşim oyna... Yaşın-başın geçiyor. Yarınlarda istesen de oynayamayacaksın, bu golleri atamayacaksın. Saklanma, kaybolma, nazlanma; çık oyna... Tanrı uzun ömür versin; mezara mı götüreceksin bu golleri...
Golün imparatorundan, Galatasaray‘ın imparatoruna geçeyim. Belki maçın heyecanı arasında kaynadı ama yazmam lazım. İlk yarıda tam da Galatasaray kulübesinin önünde Aziz Behiç-Mustafa mücadelesinde top Mustafa‘dan taca çıktı, yardımcı tacı Kayseri‘ye vereceğine, gözünün önündeki bu atışı Galatasaray‘a verdi.
Bir taç atışından kıyamet koptu, kulübeler birbirine girdi. Fatih Terim geldi, iki tarafı da yatıştırdı, tacın Kayseri‘nin olduğunu söyledi, bir taç için zirve yapan sinirler, mum gibi söndü. Fatih Terim budur, Fatih Terim adaleti bu olmalıdır...
Galatasaray çok baskın bir oyun oynadı. Kendi ceza alanı önünde çok kritik bir faul yapmasına ve sarı kart almasına rağmen, Taylan Antalyalı’yı izlemeye doyamadım. Orta sahada kendine yarım bir daire çizdi, merkeze yerleşti, göbekten, sağdan, soldan her yerden sahayı parselledi. Rakip savunmanın arkasına en ölümcül, en kritik topları da gene Taylan attı. Oyunu iki yönlü o kadar iyi oynuyor ki, rakibi bozarken de var, Galatasaray oyunu kurarken de...
Galatasaray’da anlamadığım şu: Geri dörtlü ne çabuk panikliyor, ne çabuk dağılıyor... İlk yarıda Kayseri, Galatasaray ceza alanına ya iki, ya üç defa girdi. Hepsi Galatasaray geri dörtlüsünün yanlışından... Hele Luyindama‘nın yanlış pasında Henrique‘nin kollanamadığı pozisyon...
Galatasaray ikinci yarıda bir-iki adım geri attı, Kayseri de bir-iki adım ileri... Kayseri, özellikle Lennon’un hızlı hücumlarıyla pozisyon bulmaya çalıştı ama net bir pozisyon yakaladı mı derseniz, hayır yakalayamadı.

Yazının devamı...

ŞANSAL BÜYÜKA İLE DOBRA DOBRA: BIRAKIN HAKEMİ

10 Mart 2021

Süper Lig‘de her kötü sonucu hakeme bağlayıp şampiyon olanı daha görmedik. Trabzon geçen yıl bu yanlışı yaptı, Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe‘nin olmadığı yarışı kaybetti. Fenerbahçe yıllarca bunu yaptı, şampiyonluklardan uzak kaldı. Şimdi aynı tuzağa Galatasaray düştü. Bu anlayış Galatasaray‘ı şampiyonluğa götürmez

Süper Lig’de her kötü sonuçtan sonra, “hakem” deyip şampiyon olan takıma daha rastlamadık. Geçen yıl Galatasaray‘ın, Fenerbahçe‘nin, Beşiktaş‘ın olmadığı yarışta Trabzonspor bu yanlışa düştü ve şampiyonluğu kaybetti. Fenerbahçe yıllardır aynı yanlışı sürdürdü, şampiyonluklardan uzak kaldı.

Galatasaray bu yıl aynı tuzağa düştü. Her kötü sonuçtan sonra, getirip o sonucu hakem hatalarına bağlamaya başladılar. Kendi gerçekleri, kendi yanlışları hep hakem hatalarının altında kaldı.

Fatih Hoca, Ankaragücü yenilgisinde “kırılma noktası” olarak Mustafa Muhammed‘in kırmızı kartını gösterdi. Doğru, Muhammed yanlış atıldı ama, atılana kadar Ankaragücü oyunu zaten 2-0 yapmıştı. Hadi penaltıya da yanlış diyelim (Doğru diyenler de çok), gene de Galatasaray eksik kalana kadar Ankaragücü her türlü öndeydi.

Fatih Hoca son Sivas beraberliğinde bu defa Ziya‘nın atılmayışını, maçın sonucuna bağladı. Bana göre de Ziya atılmalıydı. Ama Marcao, Ziya‘dan çok daha fazla atılmalıydı. Belhanda kırmızı görebilirdi.

Kendinize avantaj sağlayan pozisyonu söyler, rakibin pozisyonlarını “pas” geçerseniz, bu defa hakça oyun ve inandırıcılık ciddi darbe yiyor. Adaletse herkese adalet... Sana-bana göre adalet olmaz.

Fatih Terim gibi bu ülkede antrenörlüğün zirvesi olmuş bir markanın, galibiyet için rakibin bir eksik kalmasını bekliyor gibi görünmesi, Fatih Terim‘in büyük kariyeri ile asla örtüşmüyor.

Ayrıca; bu işlere futbolcuların karıştırmalarını doğru bulmuyorum. Onlar sahadaki işlerine bakacaklar. Üstelik her kötü sonucu getirip hakeme bağlarsanız, futbolcu da içinden, “Bende günah yok” diye umursamazlığını sürdürüyor.

Yazının devamı...