Büyük balığı Galatasaray yakaladı

22 Mart 2021

Beşiktaş kazansa Süper Lig’de şampiyonluk yarışını “paydos” eder, işi bitirirdi. Maç berabere bitti. Bu sonuç, Beşiktaş‘ı sarsmaz, Fenerbahçe‘yi üzer. Aslında bu sonuçla büyük balığı cuma günü kendi sahasında kaybeden Galatasaray yakaladı.
Beşiktaş, milli maç arasına kayıp puan hesabına göre Galatasaray‘dan 6, Fenerbahçe‘den 8 puan önde giriyor. Bu sonuçla şampiyonluk masasından kalkan olmadı. Ama jokerler Beşiktaş‘ın elinde... Bu unutulmasın.
Maçın başlangıcı dengeli oldu. İki pozisyonu Fenerbahçe, iki pozisyonu Beşiktaş kaçırdı. Ancak kaleci Altay bir dakika içinde önce Aboubakar‘ın, sonra Atiba’nın şutlarını mükemmel çıkarmasa, denge erken bozulurdu.
Fenerbahçe‘de ilk yarıda etkili olan tek adam Osayi Samuel‘di. N’Sakala ile iyi kapıştılar. Karşılıklı oynayan Rosier-Caner mücadelesinde özellikle ikinci yarıda Caner daha öne çıktı.
Beşiktaş‘ın hafta arası yaptığı 120 dakikalık ağır mesaiden sonra ikinci yarının son bölümüne kadar son derece iyi ayakta kaldığını söylemeliyiz. Atiba gene iyi, gene diriydi. Beşiktaş orta alanında sırıtan tek Lajiç oldu.
Beşiktaş savunmasında özellikle ilk yarıda iki stoper Vida ile Welinton adeta izin yaptılar. Çünkü karşılarında “yok hükmünde” olan Fenerbahçe santrforu Samatta vardı.
Fenerbahçe‘nin futbol aklı, iki maçta bir Samatta’yı sahaya sürüyor. Bu ne Samatta aşkı böyle... Adam hava topu alamıyor, yer topunu tutamıyor, çalım atamıyor, gol atamıyor. Sanki “derin dondurucu”da saklanıyor, sahaya çıkınca çözülene, hareketlenene kadar maç bitiyor.

Yazının devamı...

Kendim ettim, kendim buldum...

20 Mart 2021

Galatasaray ağır favori olduğu maça Rizespor’a bir gol avans vererek başladı… Baktı ki, oyun tek taraflı bir mücadeleye döndü, ”bir yetmez iki olsun“ dedi, bir gol daha avans verdi… Rizespor yarım pozisyon bulamadığı ilk yarıda Galatasaray’ın ikramlarıyla iki gol buldu…
Şaka gibi, Galatasaray forması giyen stoperler bu “vahim yanlışları“ nasıl yaparlar… Luyindama ayağındaki topu uzaklaştırana kadar, o topu ağlarında gördü… Marcao ayağının altından kaçırdı, bu defa Boldrin kaçırmadı…
Galatasaraylı futbolcuların yerine kendinizi koyun; Bir ikram, bir gol yiyorsunuz, çalış çabala dengeyi kuruyorsunuz, öne geçiyorsunuz, hadi bakalım bir darbe daha… Sağ kroşe Luyindama’dan, sol kroşe Marcao’dan…
Galatasaray’ın işi gerçekten zor… Rakibi devirmeye mi baksın, kendi stoperlerinden korunmaya mı… Kime önlem alsın, rakibe mi, kendi stoperlerine mi… Bu ikili geçen hafta Kayseri’de de inanılmaz hatalar yaptılar ama Kayseri, Galatasaray’ı misafir sayıp bu ikramı kabul etmemişti… Ama her takım Kayseri değil ki...
Galatasaray içerden iki kurşun yemesine rağmen oyunun baskılı tarafıydı… Hele Emre Akbaba golü… Falcao gollerini yere-göğe sığdıramıyoruz… Emre Akbaba golünü nereye koyacağız…
Bir de Falcao frikiği… O köşeye nasıl vurdu öyle… Kaleci Gökhan o topu nasıl çıkardı öyle… Futbolda mücadele var, kazanmak var ama futbolu izlenir kılan güzellikler de var… Akbaba, Falcao, Gökhan Akkan bu vuruşlarla, bu kurtarışla futbol soframıza lezzet kattılar…
Rizespor ikinci yarıya korkularını atarak başladı… Oyuna ortak olmaya çalıştı… Bu defa da imdadına Yedlin yetişti… Galatasaray’ın sağbeki “Luyindama hata yapar, Marcao yapar, benim yapma hakkım yok mu” demiş olmalı ki, ceza alanı içinde Samudio’ya kamyon çarpış gibi dalıp penaltıyı yaptı… Yedlin hızını alamadı, sonrasında Michalak’ın umut veren atağını faulle kesip takımını bir eksik bıraktı… Yedlin bir gol attı ama takıma yararından çok zararı dokundu…

Yazının devamı...

Golün imparatoru

14 Mart 2021

Bu Falcao normal bir adam değil... Golcünün kralı desem, az kalır. Adam golün ve golcünün imparatoru... Nazlanmasa, saklanmasa, yeteri kadar oynasa, kim bilir Galatasaray ne goller kazanacak, kim bilir futbol seyircisi “Ne goldü ama” diye zevkten dört köşe olacak.
Oyna be kardeşim oyna... Yaşın-başın geçiyor. Yarınlarda istesen de oynayamayacaksın, bu golleri atamayacaksın. Saklanma, kaybolma, nazlanma; çık oyna... Tanrı uzun ömür versin; mezara mı götüreceksin bu golleri...
Golün imparatorundan, Galatasaray‘ın imparatoruna geçeyim. Belki maçın heyecanı arasında kaynadı ama yazmam lazım. İlk yarıda tam da Galatasaray kulübesinin önünde Aziz Behiç-Mustafa mücadelesinde top Mustafa‘dan taca çıktı, yardımcı tacı Kayseri‘ye vereceğine, gözünün önündeki bu atışı Galatasaray‘a verdi.
Bir taç atışından kıyamet koptu, kulübeler birbirine girdi. Fatih Terim geldi, iki tarafı da yatıştırdı, tacın Kayseri‘nin olduğunu söyledi, bir taç için zirve yapan sinirler, mum gibi söndü. Fatih Terim budur, Fatih Terim adaleti bu olmalıdır...
Galatasaray çok baskın bir oyun oynadı. Kendi ceza alanı önünde çok kritik bir faul yapmasına ve sarı kart almasına rağmen, Taylan Antalyalı’yı izlemeye doyamadım. Orta sahada kendine yarım bir daire çizdi, merkeze yerleşti, göbekten, sağdan, soldan her yerden sahayı parselledi. Rakip savunmanın arkasına en ölümcül, en kritik topları da gene Taylan attı. Oyunu iki yönlü o kadar iyi oynuyor ki, rakibi bozarken de var, Galatasaray oyunu kurarken de...
Galatasaray’da anlamadığım şu: Geri dörtlü ne çabuk panikliyor, ne çabuk dağılıyor... İlk yarıda Kayseri, Galatasaray ceza alanına ya iki, ya üç defa girdi. Hepsi Galatasaray geri dörtlüsünün yanlışından... Hele Luyindama‘nın yanlış pasında Henrique‘nin kollanamadığı pozisyon...
Galatasaray ikinci yarıda bir-iki adım geri attı, Kayseri de bir-iki adım ileri... Kayseri, özellikle Lennon’un hızlı hücumlarıyla pozisyon bulmaya çalıştı ama net bir pozisyon yakaladı mı derseniz, hayır yakalayamadı.

Yazının devamı...

ŞANSAL BÜYÜKA İLE DOBRA DOBRA: BIRAKIN HAKEMİ

10 Mart 2021

Süper Lig‘de her kötü sonucu hakeme bağlayıp şampiyon olanı daha görmedik. Trabzon geçen yıl bu yanlışı yaptı, Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe‘nin olmadığı yarışı kaybetti. Fenerbahçe yıllarca bunu yaptı, şampiyonluklardan uzak kaldı. Şimdi aynı tuzağa Galatasaray düştü. Bu anlayış Galatasaray‘ı şampiyonluğa götürmez

Süper Lig’de her kötü sonuçtan sonra, “hakem” deyip şampiyon olan takıma daha rastlamadık. Geçen yıl Galatasaray‘ın, Fenerbahçe‘nin, Beşiktaş‘ın olmadığı yarışta Trabzonspor bu yanlışa düştü ve şampiyonluğu kaybetti. Fenerbahçe yıllardır aynı yanlışı sürdürdü, şampiyonluklardan uzak kaldı.

Galatasaray bu yıl aynı tuzağa düştü. Her kötü sonuçtan sonra, getirip o sonucu hakem hatalarına bağlamaya başladılar. Kendi gerçekleri, kendi yanlışları hep hakem hatalarının altında kaldı.

Fatih Hoca, Ankaragücü yenilgisinde “kırılma noktası” olarak Mustafa Muhammed‘in kırmızı kartını gösterdi. Doğru, Muhammed yanlış atıldı ama, atılana kadar Ankaragücü oyunu zaten 2-0 yapmıştı. Hadi penaltıya da yanlış diyelim (Doğru diyenler de çok), gene de Galatasaray eksik kalana kadar Ankaragücü her türlü öndeydi.

Fatih Hoca son Sivas beraberliğinde bu defa Ziya‘nın atılmayışını, maçın sonucuna bağladı. Bana göre de Ziya atılmalıydı. Ama Marcao, Ziya‘dan çok daha fazla atılmalıydı. Belhanda kırmızı görebilirdi.

Kendinize avantaj sağlayan pozisyonu söyler, rakibin pozisyonlarını “pas” geçerseniz, bu defa hakça oyun ve inandırıcılık ciddi darbe yiyor. Adaletse herkese adalet... Sana-bana göre adalet olmaz.

Fatih Terim gibi bu ülkede antrenörlüğün zirvesi olmuş bir markanın, galibiyet için rakibin bir eksik kalmasını bekliyor gibi görünmesi, Fatih Terim‘in büyük kariyeri ile asla örtüşmüyor.

Ayrıca; bu işlere futbolcuların karıştırmalarını doğru bulmuyorum. Onlar sahadaki işlerine bakacaklar. Üstelik her kötü sonucu getirip hakeme bağlarsanız, futbolcu da içinden, “Bende günah yok” diye umursamazlığını sürdürüyor.

Yazının devamı...

Tuzağı kim kurdu?

8 Mart 2021

Fatih Terim, Sivas maçının tekniğini, taktiğini hazırlarken, her şeyi “kılı kırk yararak” hazırlamıştır. Bu titizliğe rağmen Donk-Linnes ikilisiyle hem de iki defa “içerden vurulacağı” aklının ucundan geçmemiştir. İster rotasyon deyin, ister Ankaragücü yenilgisinin faturası; Galatasaray ilk 11’inde tam 6 değişiklik yaparak çıktığı maça çok hızlı, çok istekli, en önemlisi çok etkili başladı. Daha başlangıçta tam da böyle bir coşku ve tempo yakalanmışken, içerden ilk vurgun geldi. Önce Donk kafa topuna yanlış çıkıp geriye sektirdi, sonra Linnes, kalecisine o topu kısa kesti, Gradel fırtına gibi araya girip golü attı.
Sivas’ın ikinci golünde de gene aynı aktörler vardı. Gradel çok sert vurdu, Muslera sektirdi, acaba kontrol edebilir miydi, bilemem. Donk ile Linnes önlerinde seken topa bakarken, Boyd bir adım önce hamle yapıp ikinci Sivas golünü attı.
Fatih hoca her fırsatta “tuzaklar” diyor ya, bu defa “tuzak” kendi ekibinden geldi. Hem de Galatasaray’ın tam baskıyı kurduğu, golü aradığı dakikalarda... Bir değil, iki defa… Galatasaray maçın bütününde oyuna egemen olan taraftı. Sürekli bastırdı, sürekli gol aradı… Onyekuru ele-avuca  sığmadı. Buna rağmen akıllara zarar bir gol kaçırdı, sonrasında girdiği her mutlak pozisyonda bir çuval inciri berbat etti. Taylan, uzun aradan sonra  bıraktığı yerden başladı... İyi oynadı, iyi mücadele etti,  en önemlisi her fırsatta öne oynamaya çalıştı. Saracchi’nin Muslera ile karşı karşıya kalacağı pozisyonda Boyd’un önünden “tereyağından kıl çeker” gibi topu kapması hızlı oyunun, hızlı oyuncunun ne kadar önemli olduğunun çarpıcı örneğiydi. 
Sivasspor iyi mücadele etti. Üstelik sahada bir Sivasspor takımı varsa, “Sakatspor”da en az bir başka Sivasspor 11’i var. İki stoperi Appindangoye ve Caner başta olmak üzere... Falcao golünün hakkını teslim etmezsek ayıp olur. Adam her kış bir hastalık, bir sakatlık yaşamasa, kış aylarında saklanıp, bahar aylarında ortaya çıkmasa, Beşiktaş’ın çok güçlü oyunlarına ve maçlarına rağmen, Galatasaray bugün çok başka yerlerde olurdu. Falcao’nun attığı golde, elinize metreyi alsanız, ölçüp-biçseniz, o topu direğin dibine atamazsınız. Falcao önce, maçın en iyilerinden biri Robin Yalçın‘dan çok iyi sıyrıldı, sonra topu o direk dibine ışınladı.
Belhanda, Yatabare‘nin ayağına bastığı pozisyonu sarı kartla iyi atlattı. Gündüz maçında aynı pozisyonda Hataylı Kone kırmızı kart gördü. Ziya Erdal‘ın Onyekuru‘nun böğründe patlayan tabanı sadece “pozisyon gereği” diye geçiştirilebilir mi? Galatasaray‘ın kazandığı penaltıda VAR’a gitmek bile zaman kaybıydı. Bal gibi penaltıydı.
Galatasaray‘ın bu kadar baskılı oynayıp, bu kadar gol kaçırıp, berabere kaldığı bir maçı uzun zamandır hatırlamıyorum. Onyekuru‘nun bile sadece ilk yarıda 3 gol atabileceği bir maçı, sayısız fırsatı kaçırıp kazanamıyorsan bir sorun var demektir.
Sivas kalecisi Ali Şaşal‘a da tebriğin üstünde bir şey söylemek lazım... Olağanüstü oynadı. Son dakikalarda kırmızı kart gören Gradel, savunmanın bir başka kahramanı Robin Yalçın mükemmeldi. Galatasaray önce Ankaragücü yenilgisi, ardından yarım takım Sivas karşısındaki beraberliği ile 3 günde 5 puan kaybetti. Başkan Mustafa Cengiz, Ankaragücü maçının sonucunu “rahmani mi, şeytani mi” diye başkalarına fatura etmişti. Peki bu sonuca ne diyeceğiz; rahmani mi, şeytani mi? Galatasaray’ın gerçekleri görmeye ihtiyacı var.

Yazının devamı...

Üç günlük bahar havası

5 Mart 2021

Fenerbahçe koca 90 dakikanın 75 dakikasını uyuyarak geçirdi… Hani uykuda yavaş yavaş yürüyenler olur ya, aynen öyle… Son 15 dakikada uyandı, bir anlamda çok geç uyandı… Sonrasında çok uğraştı ama “hayalet“ gibi geçirdiği 75 dakikayı son 15 dakikada doğal olarak telafi edemedi…Fenerbahçe için “telafi edemedi“ diyoruz ama son 15 dakikadaki ezici baskı sırasında, kaçırılması belki de mümkün olmayan iki akıl almaz pozisyonu Antalya kaçırdı… Önce Doğukan, sonra büyük vuruş ustası Podolski…Fenerbahçe, yanlış kadroyla çıkmanın, çoğu maçta olduğu gibi çok yavaş oynamanın, orta alanda zerre kadar yararı olmayan bıktırıcı yan pas yapmanın, bir golcüye sahip olmayışın faturasını ödedi…Sormak lazım; Fenerbahçe son 15 dakikada oyunu bu kadar hızlandırıyor, bu kadar baskı kurabiliyorsa, boşa harcadığı 75 dakikanın hiç olmazsa bir bölümünde bu hızlı oyunu oynayıp, bu baskıyı yapamaz mı?Ünlü sanatçı Fazıl Say başta, Trabzonspor maçında kaçırdığı golle Fenerbahçelileri deliye döndüren Samatta ne oldu da ilk 11’de oyuna başladı… Üç günde yeniden mi doğdu! Pelkas’ın ortada yararı çok açıkken niye kenarda başladı?
Mesut Özil çıktıktan sonra Fenerbahçe‘nin 2-3 vites birden arttırması bir raslantı mı? Süper Lig‘in ilk yarısının en iyi orta saha adamlarından biri olan Ozan Tufan nasıl oldu da bu kadar keskin bir düşüş yaptı?
Stoperler her maçta okkalı bir yanlış yapmak zorunda mı? Antalya golünde Fredy‘ye asisti Tisserand yaptı… Hızını alamadı, kaleci Altay‘ı da bozdu, ikinci bir asisti hazırladı, dua etsin imdadına Szalai yetişti… Macar stoper, Fenerbahçe‘nin birden fazla gol yemesini engelleyen tek isimdi…
Fredy “Bana asist yaptılar, ayıp olmasın“ demiş olmalı ki, ilk yarının sonunda Mesut Özil‘e müthiş bir asist yaptı… Ama Mesut henüz eski bildiğimiz Mesut değil ki…
Fenerbahçe‘nin ikinci yarıda hareketlenmesinin bir nedeni Valencia‘ydı… Çok hareketli ve hızlı oynayınca, tam 75 dakika yerleşik düzenini bozmayan Antalya savunmasına sıkıntılar yaşattı…
Ersun Hoca ile Antalya tam 12 maçtır kaybetmiyor… Bu seriyi Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe bile yakalayamadı… Ersun Hoca mevcut kadroya göre bir oyun düzeni tutturdu… Özellikle iki stoper Naldo ile Kurdyashov‘un arasına Veysel‘i sokup üç stoperli müthiş bir duvar ördü…
Fenerbahçe‘nin Antalya golü öncesinde topun taca çıktığı iddiası var… İlk yarıda ceza alanı içinde Novak‘ın, Amilton‘a arkadan bir müdahalesi oldu… VAR “devam“ dedi ama bu pozisyon çok su kaldırır… Son dakikalarda Fenerbahçe lehine verilip VAR kararıyla iptal edilen penaltı da, Veysel‘in ayakları yerden kalkmıyor, engelleme yok, iptal kararı doğru…

Yazının devamı...

Çin ordusu gibi...

4 Mart 2021

Ankaragücü’nün hocası Hikmet Karaman maçtan önce, “Galatasaray’la oynuyorsan birinci golden sonra ikinci golü de atacaksın, yoksa kazanamazsın” dedi. İçimden güldüm, “Hoca deli misin sen” dedim, “Bir gol at, Allah’ına dua et”...
Hikmet Hoca maçtan önce dediğini maçta yaptı, helal olsun. Aslında Hikmet Karaman için üzülüyorum. Kafası çok dolu, futbolun güncelliğini adım adım izliyor, tam bir futbol adamı ama bu ülkede geleceği yerlere gelemedi.
Bu yazacaklarım garibinize gidebilir ama işin doğrusu; Süper Lig’in son sırasındaki Ankaragücü, buna rağmen Beşiktaş ile birlikte bu ligin en atletik takımı... Müthiş koşuyorlar, aşırı çabuk ve hareketliler.
Hangi takım, Galatasaray’a karşı 2-0 öndeyken, üstelik 90. dakikada kaleci Muslera‘ya kadar baskı yapar? Ankaragücü yaptı. Galatasaraylı futbolcular kafalarını ne zaman kaldırdılarsa, karşılarında Ankaragücülü bir oyuncu buldular. Ankaragücü, “Çin ordusu” gibi Galatasaray‘ın üstüne gitti. Son saniyeler dahil, bir dakika savunma yapmadılar.
Galatasaray kötü oynadı, doğru ama, Galatasaray‘ı bu kötü oyuna Ankaragücülü futbolcular mecbur etti. Her yerde ve her saniye Galatasaraylı oyunculara bastılar. Maçın her dakikasında Galatasaraylı oyunculardan daha hızlı hareket ettiler. Hatta Galatasaray’a abartısız üç pas bile yaptırmadılar. Araya girdiler, bütün pas yollarını kestiler.
Galatasaray son haftalarda sallanıyor, Muslera‘nın mucize kurtarışlarına sırtını dayamış gidiyordu. Eee Muslera da bir yere kadar... Önce bir penaltı golü, sonra tepeden tırnağa kalite fışkıran Lobzhanidze golü... Ne yapsın Muslera?
Lobzhanidze bu ligin en hızlı, en deparlı, en sprinter oyuncusu... İkinci gol öncesi Marcao‘ya kaç çalım attı öyle... Bir sağa-bir sola... Bir sağa-bir sola... Sonra Muslera‘nın üstünden kalite fışkıran bir vuruş...

Yazının devamı...