Hayal satmayın

9 Ocak 2022

Bu takımın orta sahasında bir sezonda 12’şer golden toplam 24 gol atan Selçuk İnan- Melo ikilisi oynadı. Aynı orta sahada dünya markası Sneijder görev yaptı. Galatasaray takımı 30 gol barajını aşan Burak Yılmazları, Gomisleri gördü. Drogba heyecanını yaşadı. Galatasaray’ın her şampiyonluğunda takımda bir ya da birden çok daha fazla ustası vardı. Galatasaray’ı yönetenler sezon başında “gençleşiyoruz” dediler, radikal bir kadro değişimine gittiler, bu proje daha sezonun ortasında resmen çöküp iflas etti. Bu gençlerle 10 sene oynasanız, 10 metre ileri gidemezsiniz.Galatasaray takımında ve her büyük takımda ustalar oynar, gençler aralarında görev yapar. Takımda tek usta bırakmaz, “adam olacak” diye önünüze geleni alırsanız olacağı budur: Merhaba hüzün...Kaleci Okan’ı beğenmeyip Giresun’a kiraya veriyorsun, sana duvar örüyor. Yunus Akgün‘ü  Adana Demirspor’a kiralıyorsun, harikalar yaratıyor, seni perişan ediyor. Bu mu sizin transfer politikanız, bu mu sizin futbol aklınız?En önemlisi; takım gelişmiyor, gençler gelişmiyor. Hatta geriliyor. Giresun’a bakın; Sezon başında “banko düşer” damgası yiyen takımdı. Her hafta kendini geliştirdi ve ligin iyi oynayan takımlarından biri oldu.Giresun takımının toplam maliyeti, Galatasaray’ın iki Romen oyuncusu Cicaldau - Morutan ikilisi kadar bile değil... Az para, çok verim... Hakan Keleş hocayı kutlamak lazım … Ciddi bir başarısı ve becerisi var.Hadi, ustan yok,yaratamıyorsun. Gençlerinle canını dişine takıp oynasana... Giresun’a bu kadar boş alanı nasıl bırakıyorsun, bu kadar rahat pas nasıl yaptırıyorsun?Galatasaray pas geçtiği ilk yarıdan sonra ikinci yarıda hızı, hırsı ve isteği hatırladı. Bastırdı, tek kale oynadı, pozisyon yakaladı, atamadı. Yani sonuç gene sıfır... Ustan olmazsa, iş bitirecek adamın olmazsa, böyle bal yapmayan arıya dönersin.Giresun, Sergen başta, geri dörtlüsü ile müthiş direndi. Galatasaray’ın o kadar duran topunda tek kafa vuruşuna izin vermedi. Yürekten oynadı ve kazandı.Galatasaray’ın bir lig sezonunda liderden 22 puan geride kaldığını duymadım, görmedim, okumadım. Takım yetersiz, Fatih Hoca formsuz... Galatasaray’ın çok acil transfer aklını değiştirmesi gerekiyor. Halen “Gençleşiyoruz, gelişiyoruz, geleceğe yatırım yapıyoruz” diyorlar. Kendinizi kandırmayın. Camiayı kandırmayın. Bunların hiçbiri doğru değil... Hayal satıyorsunuz, paraları sokağa atıyorsunuz.Galatasaray büyük takım... Büyük takımlarda büyük oyuncular oynar, ustalar oynar. Çıraklarla bu kadar...

Yazının devamı...

Pereira kurbanı Pelkas

27 Aralık 2021

Süper Lig’in gündüz kuşağında Göztepe-Adana Demirspor maçını izledim, müthişti. Hız, heyecan, tempo, mücadele... Ne ararsanız vardı. Maç bir o tarafa gitti, bir bu tarafa... Futbola doyduk, heyecanını yaşadık, zevkimizi aldık.Süper Lig’in gündüz kuşağında Göztepe-Adana Demirspor maçını izledim, müthişti. Hız, heyecan, tempo, mücadele... Ne ararsanız vardı. Maç bir o tarafa gitti, bir bu tarafa... Futbola doyduk, heyecanını yaşadık, zevkimizi aldık.Bir saat sonra Fenerbahçe-Malatya maçı başladı. İddiaya girerim, iki maç arasında yemek yiyip, biraz fazla kaçırmış olanlar, bu maçı “ninni” diye algılayıp derin bir uykuya dalmıştır.Bu kadar yavaş, bu kadar temposuz, hızdan nasibini almayan, tek deparı bile olmayan, aşırı gereksiz ve yararsız pas yapılan, milletin futbol keyfinin içine “limon” sıkan, işkence gibi bir futbol oldu.Şuna hayret ediyorum; ligin her maçını izliyorum, tehlike bölgesinin göbeğinde kıvranan takımlar bile Fenerbahçe’den 10 kat daha iyi oynuyorlar. Nasıl oluyor bu? İstesen bu kadar kötü olamazsın.İrfan Can, bu ülkenin yaratıcı, oyunun kaderini değiştirecek bir-iki oyuncusundan biri... Ama oynamıyor. Bir oynuyor, beş maç yatıyor. Oynasana kardeşim... Hocaya kulis yapacağına, her şeye bahane bulacağına, el-kol çevrene dayılanacağına, yeteneklerinin, profesyonelliğinin karşılığını versene... Her maç hayal kırıklığı yaratmak zorunda mısın?Fenerbahçe o kadar yavaş hücuma çıktı ki, ilk yarının ortalarında Mesut bir kontratağa kalktı, rakip savunma bomboştu. Topu atacak adam bekledi, en az otuz saniye... Fenerbahçeli oyuncuların keyfi gelene kadar, Malatya savunması geri geldi.Pereira kurbanı Pelkas oyuna girene kadar Fenerbahçe’nin uyuşuk hali devam etti. Pelkas girdi, önce sol kanada, sonra takıma bir hareket getirdi. Sonucu sağlama alan golü de attı. Düşünün, bu adam sezon başından beri oturuyor.Malatya’nın işi zor... Her gittiği takımda iyi-kötü bir iş yapan, o takımı ayağa kaldıran Sumudica, Malatya’da sanki çaresiz gibi... Fenerbahçe’nin “titrek” futbolu karşısında bile ete-kemiğe dokunan bir şey yapamadılar.Fenerbahçe beş farklı kazansa bile görüşüm değişmezdi. Kötü oynuyor, yavaş oynuyor, gereksiz pas yapıyor, hızlı hücum yapamıyor, yıldızları parlamıyor, golcüleri atamıyor.Seyirci zaten tribünleri terk etti. Gelen de ya “yuh” çekiyor, ya istifaya davet ediyor. Kriz dönemi hocalarından yıldık. Yeni hoca ne zaman gelecek belli değil... Emekli Löw’ün bile bu takıma çare olacağından kuşkuluyum.Yılların yanlış yükü, Fenerbahçe’nin sırtına bindi, taşıyamıyor. Şimdilik tünelin ucunda ışık yok. Her yer karanlık...

Yazının devamı...

G.Saraylı Yunus Akgün

22 Aralık 2021

Galatasaray’ı yıkan, sahanın en iyisi olan, süper iki gol atan Yunus Akgün halen Galatasaray’ın futbolcusu... Bu sezon başında Galatasaray forması ile Şampiyonlar Ligi ön eleme maçında PSV’ye karşı sadece 29 dakika oynamış ve sonra, görülen lüzum üzerine (!) Adana Demirspor’a kiralanmış.
Yunus Akgün kenar oyuncusu... Tahmini 300 bin euro kiralama bedeli var. Galatasaray’a yaklaşık 3.5 milyon euroya mal olduğu bilinen Morutan da kenar oyuncusu... Maliyeti 10 tane Yunus Akgül‘e bedel...
Eee, maça bakıyoruz, görüntüye bakıyoruz, sudan ucuz Adana’ya kiralık verilen Yunus Akgün, kendisinden en az 10 kat pahalı Morutan’dan 50 kat daha iyi, daha etkili, daha sonuç belirleyici...
Galatasaray her puan kaybında “hakem, hakem” diye bağıracağına, önce kendi transfer anlayışını ve kadro mühendisliğini sorgulasın. Kabul, günümüzün futbolunda atletik oyun çok daha fazla öne çıktı. Ama sadece koşacaksan, futbol oynama, git atletizm yap...
Galatasaray orta alanında, “deliler” gibi koşan iki orta saha oyuncusu Berkan ile Taylan var. Allah için koşuyorlar, koşuyorlar. Ama bir yaratıcılık, bir teknik, araya bir top, hiç olmazsa 3-5 maçta bir gol, hiçbiri yok.
Galatasaray dua etsin, ortada iyi bir Balotelli yoktu. Balotelli biraz iyi olsa, Yunus ve Vargas’ın getirdiği toplarda, Galatasaray kalesi çok daha fazla golle tanışırdı. Vargas müthiş bir orta saha oyuncusu... Sadece bu maçın değil, Süper Lig’in en iyilerinden biri...
Galatasaray’da özellikle ilk yarıda oyuncular her pozisyonda hakemin etrafında çember oluşturdular. Her pozisyona da itiraz mı olur? Ama ağabeyleri-büyükleri her kötü sonucu hakeme fatura ederse olacağı budur... Futbolcu da suçu kendinde aramıyor, günahı hakeme atıyor.

Yazının devamı...

Sonucu belli savaş

21 Aralık 2021

Galatasaray; TFF, MHK ve hakemlerle adeta savaş halinde... Bu savaşları çok gördük, kaybeden hep kulüpler oldu. F.Bahçe de geçmiş yıllarda aynı cephelere karşı çok daha sert bir savaş vermiş, bırakın savaşı kazanmayı tek bir cephe bile alamamıştı. G.Saray kazanmak istiyorsa, bu savaşın yöntemini değiştirmek zorunda

Galatasaray; TFF, MHK ve hakemlere karşı savaş halinde... Başkan konuşuyor, hoca konuşuyor, hatta futbolcular konuşuyor. Ancak sonuç çıkacağını düşünmüyorum. Galatasaray kaybedeceği belli olan, sonu belli olan bir savaşın içinde...
Bugüne kadar bu savaşları kazanan, istediğini yaptıran, sistemi ve düzeni “hakça” bir ortama oturtan kulübe henüz rastlamadım. TFF, MHK ve hakemler ile hangi kulüp savaştıysa, o savaşı kaybetti.
Fenerbahçe çok uzun yıllar önce, Aziz Yıldırım’ın başkan, Ali Koç’un başkanvekili olduğu dönemde, aynı cephelere Galatasaray’a oranla çok daha sert bir savaş açmıştı. Bu savaşa yayıncıyı bile kattı. Yayıncının kabloları kesildi. Ne oldu, Fenerbahçe bırakın bu savaşı kazanmayı, tek cephe ile alamadı.
Bu konuda sadece kulüpler adına biten bir kavga hatırlarım. Galatasaray’ın rahmetli Başkanı Özhan Canaydın, “Bu hakem düdüğünü asacak” demiş, dönemin ünlü hakemi Ali Aydın mesleği bırakmıştı. Ama unutulmasın; Ali Aydın’ın yaptığı bireysel bir hareketti. Bir hakemle belki baş edersiniz, ama mevcut sistemde hakemlerle ve düzenle baş edemezsiniz, kaybedersiniz.
Galatasaray, kaybedeceği çok belli olan bir savaşın içinde... Kendilerine daha değişik ve sonuca daha odaklı çözümler üretmelerini öneririm. Tabi kendi yanlışlarını da işin içine katarak...

Bir lira harcamam

İstanbul’un üç büyük takımının yerinde olsam ara transferde bir lira harcamam. Hayal görmesinler, Trabzonspor’u bundan sonra yakalayamazlar. Döviz böyle uzaya gider gibi fırlarken, hiç olmazsa daha fazla borçlanmazlar, daha fazla batmazlar.

Yazının devamı...

İstanbul saltanatı yıkılırken

20 Aralık 2021

Bu maç fazla konuşulmaz ama penaltı kıyamet kopartır. Top Larin’in eliyle buluşuyor mu? Evet buluşuyor. Peki, penaltı pozisyonunda iki futbolcu Rossi ile Larin birbirine yapışık mı? Evet yapışık. Mesafe hiç yok, beklenmedik bir top... Versen bir türlü, vermesen bir türlü... Verdin; Beşiktaş isyanda, vermesen Fenerbahçe kıyamet kopartacak.
Beşiktaş’ın iyi başladığı maçta, Fenerbahçe pek de alışkın olmadığımız enerjik, atletik ve hızlı oyunuyla önce Beşiktaş’a “dur” dedi, sonra uzun toplarla Beşiktaş savunmasının arkasına çok tehlikeli dalışlar yaptı.
Fenerbahçe, penaltıdan sonra bu atletik oyununu biraz daha öne taşıdı. Ayrıca yakın temaslı, tatlı-sert oyunu ile Beşiktaşlı futbolcuların oyun kurmasını önlemeye çalıştı.
Beşiktaş ataklarında ise Fenerbahçe rakibini kalabalık savunmasıyla karşıladı. Beşiktaş’ın kenarlardan geldiği pozisyonlarda bu defa Fenerbahçe’nin stoperleri ortaya çıktı.
Fenerbahçe’nin ataklarında ise Beşiktaş savunması sürekli az adamla ve önde yakalandı. Fenerbahçe’nin ikinci golünde Vida, kalecisine kısa pas yaptı, olur bu... Ama Rossi, Vida’nın tam 10 metre arkasından gelip kendisini yakaladı. Vida’nın ağırlığı, Rossi’nin takipçiliği Fenerbahçe’ye ikinci golü getirdi.
İlk yarı için bir hakkı teslim edelim. Batshuayi şutunda, top Fenerbahçeli iki oyuncunun bacak arasından geçmesine ve önü kapalı olmasına rağmen, kaleci Berke‘nin bu şutu kornere atması önemli ve kritik bir hamleydi.
Beşiktaş ikinci yarıda oyunu ve Fenerbahçe’yi teslim aldı. İlk yarıda oyunu iki yönlü oynayan Fenerbahçe, ikinci yarının çok büyük bölümünü Beşiktaş ataklarını karşılamakla geçirdi.

Yazının devamı...

Dış güçler (!)

19 Aralık 2021

Bu ülkede TFF’yi suçlayarak, hakemleri suçlayarak, hatta savaş açarak şampiyon olan takımı daha görmedim, duymadım, hatırlamıyorum. Hadi haklısınız diyelim. Rakip suçlu... Hakem hatalı... TFF maksatlı... Peki sizin hiç mi günahınız, hiç mi suçunuz yok?
Her şey bir yana... En taze örnek: Sahada son dört maçtır hocanız yok. Fatih Terim’siz tabloya bakalım... 3 beraberlik, 1 mağlubiyet, kaybolan tam 9 puan...
Hocanın yokluğu takıma bu kadar ağır hasar verirken, geçmiş yıllar bunun acı örnekleriyle doluyken, aynı tavırlarda ısrar etmek en azından, en hafif ifadesiyle “yanlış” değil mi? Kendi yanlışınız değil mi?
Bu kadar puan farkının tek sorumlusu TFF, MHK, hakemler olamaz. Hep “Dış güçler” diye diye, futbolcularınızı da buna inandırdınız. Sahada rakibe, oyuna, sonuca isyan edeceklerine, hakeme isyan ediyorlar. İlk yarıyı böyle ziyan ettiler. Kaldı ki, Okaka golünde sanki temiz bir görüntü var. İkinci yarıda futbola döndüler, fark ortaya çıktı. Ama koca bir ilk yarı hakemle uğraşmaktan “güme” gitti.
Maç başladı, Galatasaray da önde basmaya başladı. Ama Başakşehir kaçın kurası... Bu ülkede pasa dayalı oyunu yemiş-yutmuş olan Başakşehir’e Galatasaray baskısı “vızıltı” gibi geldi. Ancak kaleci Muhammed, topu oyuna iyi sokayım diye, bu kadar riskli paslar atarsa, takımın başını çok yakar. Nitekim böyle bir ikram yaptı, Diagne mutlak pozisyonda golü yapamadı. Diagne bundan çok daha uygun bir pozisyonda, adeta penaltı gibi bir pozisyonda topu bir daha kaleci Muhammed’in kucağına attı.
Galatasaray ikinci yarının baskılı ve galibiyeti arayan tarafıydı. Başakşehir bir golün dışında, kaleci İsmail‘i sadece bir defa yere yatırabildi. Pas oyunu ile başladığı maçı, pas oyunuyla bitireceğini sandı.
Galatasaray da ikinci yarının ilk dakikalarında aynı anda yapılan dört değişiklik takıma açıkçası biraz daha ivme kazandırdı. Keşke, sadece öne oynayan Babel, bu dört değişiklik ile birlikte daha erken oyuna girebilseydi.

Yazının devamı...

Kaza kurşunu

14 Aralık 2021

Maçtan çok, hiç kuşkusuz maçın tek golü konuşulacak. Muslera’nın sakatlanıp yerde yattığı pozisyonda Yattabare, “kolay”ı seçip asist yapacağına, “olay”ı seçip topu dışarı atsa, Dünya Fair- Play ödülü kazanırdı. Yattabare devam etti, asist yaptı, Faysal Fajr’ın golüyle Sivas maçı kazandı.
Türkiye’de futbol ikliminin bu kadar hoyrat olduğu, herkesin birbirinin gözünü oyduğu, “Kazan da nasıl kazanırsan kazan” anlayışının iliğimize-kemiğimize kadar işlediği bir ortamda elbette Yatabare‘ye “Topu niye dışarı atmadın?” deme hakkımız ve şansımız yok. Sonuçta Yatabare de bu hoyrat iklimin, bu acımasız ortamın figürlerinden biri...
Bir de işin diğer tarafı var... Golden önce, Luyindama’nın bütün ağırlığına rağmen top yüzde yüz kontrolu altındaydı. Muslera niye çıkarsın bu topa, boş yere kaleni niye terk edersin? Sonuçta Muslera hatasından hem gol geldi hem Muslera gitti. Geçmiş olsun, umarım en hafif şekilde atlatır.
Kazanan Sivasspor’un, kaybeden Galatasaray‘dan daha iyi olduğu bir maç değildi. Hele ilk yarıyı düşünürsek, kendi sahasında acemiler gibi çırpınan bir Sivas takımı vardı. “Üzüm üzüme baka baka kararır” misali, Galatasaray’ın da, Sivas takımından pek farkı yoktu.
İlk yarı sonunda aklımızda kalan, önce Feghouli’nin sonra Kerem’in kaleci Ali Şaşal‘a takılan şutlarıydı. Galatasaray’ın Feghouli ile gelen bu ilk şutunun da, ancak ilk otuz dakikanın bitiminde geldiğini söyleyelim. Öylesine durgun, bitik bir ilk yarı izledik.
Bu berbat futbol anlayışına, hakem Ümit Öztürk’de uydu. Her pozisyonda çaldı, ama her pozisyonda...
İlk yarının sonucu: Sivasspor sıfır... Galatasaray sıfır...

Yazının devamı...

Forza Galatasaray...

10 Aralık 2021

Önce insan, önce sağlık… Maç öncesi geçirdiği rahatsızlık nedeniyle Fatih Hoca’ya “geçmiş olsun”, sonra da; yenilmeden güçlü bir gruptan lider olarak çıkan Galatasaray’a “helal olsun” diyorum…
Lazio’lu, Marsilya’lı grubu gördüğümüzde, kabul edelim ki, çoğu insan, hatta çoğu Galatasaraylı “grup ikinciliğinin” kötü olmayacağını düşünüyordu… Galatasaray bu gruptan yenilgi almadan, sadece üç gol yiyerek birinci çıktı…
Galatasaray son maçta Lazio’ya pozisyon bile vermeden doksan dakikayı bitirdi… Baskı yemedi, çünkü orta alanı ve özellikle savunmanın önünü Berkan ile Taylan çok iyi kapattı...
Galatasaray rakibi arkaya kaçırmadı… Çünkü iki bek arkalarında geniş alan bırakmadı, Marcao her birebir pozisyonda rakibin önünde duvar oldu… Öyle ki, kaleci Muslera bir Avrupa kapışmasında belki de en rahat maçını oynadı…
Kerem, özellikle ikinci yarıda çok top kaybetmesine rağmen hareketli oyunu ve orta alana ciddi katkısı ile kendini gösterdi… Diagne, alışılmışın dışında diri, hareketli ve çabuk başladı, çıkana kadar böyle devam etti…
Fatih Hoca, ikinci yarıda tam zamanında hamle yapıp, takımın en zayıf iki ismi Babel ile Feghouli’yi oyundan aldı… Morutan’la, Emre Kılınç’la, sonra da Ömer Bayram ile “yorgunluğu” gidermek adına takıma “aşı” yaptı…
Galatasaray’ın başını ağrıtan Lazio’lu tek oyuncu Zaccagni (20 numara ) oldu… Özellikle sol kenardan iyi driplingler attı… Ama bir-iki ceza alanına girişi dışında Yedlin ve kademesine giren Nelsson tarafından iyi kontrol edildi…

Yazının devamı...