Aslan gibi ayakta kaldı...

22 Şubat 2022

Galatasaray gibi arması, markası, forması bu kadar büyük bir takım, aldığı sonuçlar ne olursa olsun, maçın hemen başında çok şık bir Nelsson golüyle öne geçtikten sonra bu kadar geriye çekilir mi? Oyunu ve maçı rakibe bu kadar teslim eder mi?
Galatasaray maçın hemen başında bulduğu golden sonra, ilk yarının sonuna kadar Göztepe ceza alanı içine girmedi... Maçın bütün aksiyonlarını ve hücum etkinliklerini Göztepe’ye bıraktı...Koca Galatasaray takımı bu… Rakibin üstünlüğünü bu kadar kolay nasıl kabullenirsin, nasıl olur da bu kadar çaresiz görüntü verirsin... İlk yarı boyunca sadece Göztepe ataklarını izledik...
Galatasaray orta sahası, Göztepe orta sahasına adeta teslim oldu... Yetmedi, kenarlardan iki bek, özellikle Berkan çok bindirdi... Sağdan Kerim geldi... Açıkçası yeni transfer Pulgar, Göztepeli oyuncular orta sahayı rüzgar gibi geçerken, o rüzgara kapılıp savruldu, hatta kayboldu...
Galatasaray orta alanında Halil Dervişoğlu - Kerem Aktürkoğlu ikilisini görünce hızları ve uyumlarıyla çok iş yaparlar diye düşündüm... Hiç görünmediler... Hele Halil... İnanın, maçı anlatan spiker Yalçın Çetin, ilk yarıda bir defa “Halil“ demedi... Halil sanki buhar olup sahadan kayboldu...
Sonra; üç metreden-beş metreden top gelirken, elini-kolunu kurtaramazsan, penaltı yaparsın... Penaltıda Taylan‘ın koluyla buluşan top uzaydan geldi... İnsaf be Taylan... O kolunu, o toptan nasıl kurtaramadın...
Bunu söylemeliyiz... Daha 7. dakikada sarı kart gören Arslanagiç, ilk yarının ilerleyen dakikalarında sol kenar çizgide Kerem‘i arkadan tutup indirdi... Hakkı ikinci sarıdan kırmızı karttı... Kerem pozisyona çok isyan etti ama hakem Arda Kardeşler oralı olmadı...
İkinci yarıda işler tepeden tırnağa değişti... Galatasaray, ikinci yarıya markanın, formanın, armanın büyüklüğünü hatırlayarak başladı... Kendi yarı alanından çıktı, Göztepe’nin yarı alanına geçip hatır sormaya başladı...

Yazının devamı...

Tarih ‘büyük oyna’ diyor

18 Şubat 2022

Fenerbahçelilere bu yazacaklarım garip gelebilir... Fenerbahçe; çok beğendiğimiz iki stoperi Kim Min Jae ile Attila Szalai’yi ciddi anlamda sorgulamalı, yeniden gözden geçirmeli... 
“Çok iyiler“ diyoruz, geniş alanda yakalandılar mı “eyvah. eyvah“, rakibi yakalama şansları yok... Uzun boylarına rağmen yüksek toplara hep rakipler vuruyor...
İşte Slavia maçı; ilk yarının son dakikasında gelen golde rakibe asisti Kim yaptı... Peki, Slavia’ya ikinci golde asisti kim yaptı; Szalai... Rakibin iki golünde, iki asist senin iki stoperinden... Olacak iş mi?
Fenerbahçe’nin her maçta, bir ya da birden fazla gol yemesi raslantı mı, şanssızlık mı? Szalai ile Kim ancak takım savunmada kaldığında, kapandığında iyi iş yapıyorlar... Eee, bu takım da Fenerbahçe... Her maç kapanacak hali yok ya...
Gazetelerde sürekli okuyorum, “Szalai’ye 20 milyon, Kim’e 25 milyon euro“ diye... Böyle bir teklif varsa, Ali Başkan‘ın yerinde olsam bir saniye düşünmem, satarım...
Slavia Prag, Avrupa futbolunun ikinci sınıf takımlarından biri... İkinci sınıf takımların da seri başı falan değil... “Orta direk“ takımlarından biri... Bütçesi Fenerbahçe’nin yarısı kadar...
Ancak çoğu takımda olduğu gibi bir Avrupalı kültürü, disiplini, kondisyonu, çabukluğu ve takım oyunu var... En önemlisi futbol aklı, o akılla yapılmış kadro mühendisliği var... Yani her takımda olması gereken, ama Fenerbahçe’de olmayan özelliklere sahipler...

Yazının devamı...

G.Saray’ın genleriyle oynadılar

13 Şubat 2022

Galatasaray takımı, kötü oynadığı, hatta kaybettiği maçlarda bile, en azından iyi bir başlangıç yapar, maçın bazı bölümlerinde tempoyu yüksek tutar, futbol oynadığını hatırlardı.
Galatasaray takımı, Kayseri maçının ilk yarısında resmen “iflas” etti. Futbol adına “sıfır” çekti. Seyircisini bile deliye çevirdi. O seyirci müthiş coşkuyla karşıladığı Galatasaray takımını, ilk yarı sonunda yuhlar ve ıslıklarla soyunma odasına gönderdi.
Yemin ediyorum, ilk yarı sonunda hanıma “okkalı” bir duble Türk kahvesi söyledim, uykum açılsın diye... Galatasaray takımının önce kendi camiasına, tribünlerdeki seyirciye, ekran başında umutlarını ve zamanlarını bu maça bağlayanlara “işkence” çektirmeye hakkı yok.
Hadi kötüsün, beceriksizsin, Galatasaray kalibresinin altında futbolcusun. Bütün bunlara rağmen, koşmana, mücadele etmene, hırslı, coşkulu oynamana engel olan ne var? Kötü oyna ama koş... Yanlış yap ama mücadele et... Bunların dünya yansa, hasırları yanmaz. Umurlarında bile değil...
Kayseri deseniz, zaten kalecisi kovid, üçüncü kalecisi oynadı. Emrah ısınırken, sakatlandı. Takımın resmen yarısı yok. Kayseri takımı bu, eti ne, butu ne? Bu takım karşısında bir Feghouli pozisyonu dışında, gole yaklaştığın tek pozisyon yok.
Gomis üç yıl yaşlanarak geri döndü. Afrika çöllerinin sıcağında-kurağında yaşadı. Yeniden yeşermek, yeniden toparlamak elbette çok kolay değil...
Romen tezgahının 10 milyon euroluk iki oyuncusu Morutan ile Cicaldau kulübede, Feghouli ile Babel ilk on birde başladı. Gençler oynuyor, olmuyor. Ustalar oynuyor, tutmuyor. Galatasaray futbol takımının genleriyle oynadılar. Yazık ettiler güzelim takıma...

Yazının devamı...

45 dakikalık işkence

7 Şubat 2022

Galatasaray, savunmasının sağına-soluna iki sol beki yerleştirip, ikide bir Van Annholt ile Ömer’in yerini değiştirmesini anlamadım. Bunun futbolda nasıl bir açılımı var bilmiyorum.
Ama şunu gördüm, Galatasaray’da bekler sağa-sola savrulurken, savunma toptan sağını-solunu şaşırdı. Bu başlangıç dakikalarında sağ kanattan Efecan ne kadar çok geldi.
Sadece Efecan değil, Alanya orta alanı en ufak bir direçle karşılaşmadan, Galatasaray savunmasının üstüne “kabus” gibi çöktü. Bu dakikalarda Galatasaray’ın defansif iki orta saha adamı Berkan ile Taylan sanki maç değil “gölge oyunu” oynadılar.
Alanya golünde Juanfran’ın ortasında, iki stoper Wilson’u aralarına o kadar kolay nasıl sokuyor, o kafa vuruşunu nasıl yaptırıyor? Hadi iki stoper auta çıktı, kademelerinde Van Aanholt nerede?
Galatasaray’ı gole, umuda taşıyan tek adam Kerem Aktürkoğlu... Özellikle ilk yarıda karşısında son derece ağır kalan Juanfran önünde etkili oldu, iyi ataklar geliştirdi, şans da olsa golünü attı.
Ancak sormak lazım; Galatasaray’ın hücumda her şeyi olan Kerem, nasıl oluyor da maçların ikinci yarılarında bu kadar duruyor? Bunun bir çaresi yok mu? Daha fazla antrenman, daha fazla çalışma, güçlenme... Kerem gibi bir oyuncunun ikinci yarıları feda edilebilir mi?
Hadi ilk yarıda hareket vardı, fırsatlar vardı, Galatasaray’ın hücuma niyeti vardı. İkinci yarıda hiçbir şey kalmadı. İki takım adına da futbol çok uzaklarda kaldı. Bize 45 dakika işkence yaptılar.

Yazının devamı...

Seyirci Müslüm Baba’cı oldu

6 Şubat 2022

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç transferleri yanlış yaptı; Kabul... Fenerbahçe’ye son üç yılda gelen teknik direktörler bu işi bilmiyorlar; hadi bu da kabul...
Peki futbolcular ne iş yapıyor? F.Bahçe bunları “mahalleden toplayıp” almadı ki... Tamam ciddi karavanalar attı da önemli kariyerlere de yatırım yaptı.
Alın size Sosa... Bu adam Bayern Münih’te oynadı. Beşiktaş’ta, Trabzonspor’da harikalar yarattı. Beşiktaş’ta frikik için topun başına geçtiğine, daha vurmadan karşısına “gol” yazılırdı. Fenerbahçe’ye geldi, sıradan bir orta bile yapamıyor.
Min Jae Kim ve Szalai için çok iyi stoperler diyoruz. Allah için iyiler de... Peki her hava topuna niye rakip vuruyor? İrfan Can kağıt üstünde Türkiye’nin en iyisi... Çimin üstünde ortada yok.
Mesut’u saymıyorum bile... “Görünen köy kılavuz istemez” misali, zaten alınması çok büyük hataydı. Pelkas “sezon bitse de gitsem” diye uzatmaları oynuyor.
Bunları niye yazıyorum? Kulübün başında başkan, takımın başında hoca olmasa, çıkıp “çift kale” niyetine oynasanız bile bundan çok daha iyi olmanız lazım... Ama Fenerbahçe’de o kadar kötü, o kadar kurak bir futbol iklimi var ki; sahada ot bile bitmiyor.
O kadar kötüsünüz, o kadar kötü maçlar oynuyor, o kadar acı çektiriyorsunuz ki, Fenerbahçe taraftarı neredeyse; rahmetli Müslüm Baba’nın konserlerinde kahırdan göğüslerine jilet atan hayranlarının psikolojisini yaşamaya başladı.

Yazının devamı...

Büyük ötesi: Uğurcan

24 Ocak 2022

Galatasaray sezonun en iyi, en coşkulu, en baskılı başladığı maçını Kerem’le, Halil’le , Emre Kılınç’la kazanabilirdi. Üstelik başlangıç görüntüsü ile bunu hak etmişti. Ama ne demişler; nasıl başladığın değil, nasıl bitirdiğin önemli...
Galatasaray bu müthiş başlangıcına ve son 10 dakikaya skor avantajı ile girmesine rağmen Ömer’in, Marcao’nun, kaleci Fatih’in, Taylan’ın büyük hataları ile “kazandım” dediği maçı kaybetti.
Trabzonspor sezonun en kötü başlangıcını yaptığı, en eksik kadrosuyla oynadığı, ilk yarıda çaresiz kalıp, adeta teslim bayrağı çektiği maçta, önce “büyük ötesi” kalecisi Uğurcan ile ayakta kaldı, sonra iki vuruş ustası Bakasetas ve Edin Visca ile adeta mucize bir galibiyete imza attı.
Hep söyleyip yazıyoruz; büyük takımlarda büyük oyuncular oynar. Büyük oyuncular en çaresiz anlarda takımın kaderini, maçın kaderini, şampiyonun kaderini belirlerler.
İşte Uğurcan... Oyun 1-0 devam ederken, ters ayakta yakalanmasına rağmen bir mucize yaratıp Berkan’ın müthiş şutunu çeldi. Başka bir kaleci olsa, hiç kuşkunuz olmasın skor 2-0 olmuştu.
Bitmedi, maçın sonlarında Babel’in köşeye giden kafa vuruşuna adeta uzayarak gol izni vermedi. Bitmedi, son saniyelerde Babel’in tam direğin dibine giden vuruşuna nasıl uzandı, o topa nasıl müdahele etti, inanılmaz...
Galatasaray’a dönelim... Trabzonspor beraberlik golünde önce Ömer, Peres’i kaçırdı. O topu Marcao uzaklaştırmak bir yana, adeta rakibe asist yaptı. Vuruş ustası Bakasetas’a golü atmak kaldı.

Yazının devamı...

Burası Türkiye

17 Ocak 2022

Galatasaray’ın dokuz maç sonra deplasmanda Hatayspor’u yeneceğini düşünüyordum... Fatih Terim gidip, yeni hoca Torrent geldiği için değil… Galatasaray’ın futboluna güvendiğim için hiç değil...
Hatay’ın büyük düşüş içinde olması, geri dörtlüsü ve savunma anlayışının kırılganlığı, son dört yenilgisinden birinde 4, diğerlerinde 3’er gol yiyip kaybetmesini, Galatasaray adına avantaj görüyordum, yanılmışım...
Aslında “macera filmi” tadında bir maç izledik... Hatay kaçırdı, Galatasaray kaçırdı... Hatayspor daha fazla kaçırdı, daha fazla attı ve maçı haklı olarak kazandı...
Şunu söylemeliyiz; Galatasaray bu sezon hiçbir maçta rakibe bu kadar pozisyon vermedi... Hiçbir maçta, özellikle deplasman maçında bu kadar pozisyona giremedi... Kafama takılanları sıralayayım...
- Van Aanholt ilk golde asist yapmasına rağmen, mağlubiyetin başrol oyuncusuydu... Göstere göstere, yavaş vurarak, kalecinin müdahale alanına göndererek, penaltıyı resmen kaçırdı... Atsa belki de oyun ve sonuç kopacaktı...
- Hatayspor maden bulmuş gibi her hücumunu Van Aanholt kanadından geliştirdi... İkinci gol, hele Lobjanidze’nin takımı adına attığı üçüncü gol... Galatasaray’ın sol savunması, bu iki golde ve her Hatay atağında ‘nadasa yatmış tarla’ gibi bomboştu...
- Galatasaray geri dörtlüsünün önünde Berkan-Taylan ikilisi oynadı... Bunlara ikinci yarıda bir de Aytaç Kara katıldı... Bu kadar markajı güçlü bir orta sahaya rağmen rakibe bu kadar fazla, bu kadar rahat hücum şansını nasıl verirsiniz...

Yazının devamı...