Ben de Köylü Ekrem’im!

Kaçımız kalbimizden geçen hayatı yaşıyor? Başkalarının hayatlarını eleştirmek kolay fakat değişim için gerçekten cesareti olan kimler var aramızda?

Hiçbir sanat akımını tanımıyorum, tanımak da istemiyorum!” Bu cümle Ekrem Öztürk’e ait. Nam-ı diğer Köylü Ekrem. Kendisi bir heykeltıraş. Eskişehir’in Karakaya köyünde yaşayan Köylü Ekrem, üniversiteden mezun olduktan sonra “Para-pul dışında bu dünyada önem vermemiz gereken daha başka şeyler var” diye düşünerek kalbini çarptıran, hislerine tercüman olan heykeltıraşlığa yönelmiş. Ağaçtan ve taştan yaptığı heykeller (bu heykelleri doğayla ortak yaptığını söylüyor) ünlü heykeltıraşlara bile parmak ısırtır.

Kaçımız bu kadar cesuruz?
Eserlerinden birinin adı “Balerini öpen hava”, kanser hastalığını anlatan bir başka eseri için içini halen kurtların kemirmekte olduğu bir tahta parçasını seçmiş (“İnsan kanser karşısında, tahta da kurtlar karşısında çaresiz” diyor).
Bir gün bir hastanenin başhekiminin “Bunları gerçekten sen mi yaptın?” diye sorması üzerine “Maalesef ben yaptım” diye cevap veriyor Köylü Ekrem. Sonra da ekliyor: “O başhekimse başhekim. Ben de köylü Ekrem’im!”
Köylü Ekrem üniversite okumuş olmasına rağmen kendi halinde bir hayat yaşadığı için çevresi tarafından çokça eleştirilmiş. Ne çok yapıyoruz değil mi bunu? “Çocuk yurt dışında okumuş, şimdi yaptığı işe bak”, “O kadar zengin, halen mütevazı bir araba kullanıyor” ve benzeri tespitler...
Sanki insanların seçimleri konusundaki karar mekanizması biziz. Sana ne arkadaşım? Köylü Ekrem’i eleştirenler kendi hayatlarından ne kadar tat alıyormuş acaba? Eminim ki Köylü Ekrem onlardan kat kat huzurludur kalbinden geçen hayatı yaşayabilme cesaretine
sahip olduğu için. Kaçımız bu kadar cesuruz?

Ben de Köylü Ekrem’im

Haydarpaşa Garı’nda sabaha kadar lafladık...

Gar Buluşmaları Vol I

“Gar Buluşmaları’na geliyor musun?” diye sordu Vatan Kitap Genel Yayın Yönetmeni Buket Aşçı. Türkiye’nin tanınmış yayınevlerinin genel yayın yönetmenleri, yazar ajanları, yazarlar, oyuncular ve sanatla yatıp kalkan başka başka insanlardan oluşan bir grup, “Gar Buluşmaları” adı altında restoranı olan garlarda sırasıyla buluşmak üzere birbirine söz vermiş. İlk durakları da Haydarpaşa Garı’nın içindeki Mythos restorandı. “Değişik insanları tanımayı mı seviyorsun, al sana değişik insanlar!” anafikirli bu trenli gece gerçekten çok güzel geçti.