Saç kalitesini iyileştiren öneriler

19 Kasım 2020

Saçlarımız görselliğimizin en önemli parçalarından bir tanesidir ve yoksunluğu performansının düşmesi, miktarının azalması hepimizi, kadın ve erkek sosyal ve psikolojik yönden derinden etkiler.

Saçlarımız aynı zamanda adeta vücudumuzun sağlık barometresi gibidir, beslenme problemleri, demir eksikliği, hormonlarla ilgili düzensizlik ve değişim dönemleri ile ilgili ip uçlarını gösterir.

Bütün bu sebeplerden 19. yüzyılda saç bilim dalı yani trikoloji bilimi doğmuştur. Saçları ile ve saç derisi ile ilgili problem yaşayan insanlar bu bilim dalından faydalanmışlardır.

Saçlarımızın kalitesini arttıracak en önemli önerim ise sağlıklı beslenme (yeterli protein ve mineral, vitamin içeren) ve yeterli uyku olacaktır. Aslında kan tahlili yaptırarak demir, ferritin, B12, folik asit D vitamini gibi değerleri öğrenip eksiklik var ise bir doktora danışıp takviye almak gerekir.

Genetik mirasımızda saç kaybı var ise artık ertelemek veya bazı durumlarda saçı korumak mümkün. Günümüzde bu konuda çok seçenek var ilaçlar, losyonlar, PRP, bazı durumlarda saç ekimi gibi bütün bu yöntemlerden faydalanabiliriz.

Saçlarımıza ultraviyole ışınları, kimyasal işlemler, ısısal işlemler, aşrı fırçalama, tarama gibi durumlar zarar verebilir hasarlandırabilir, bu durumda nem ve keratin ihtiva eden saç bakım kremleri ve maskeler kullanabiliriz.

Stres de ne yazık ki saç kaybını arttırabiliyor bu yüzden stresimizi (spor, yoga, müzik, doğa gibi sevdiğimiz aktiviteler) yönetip azaltmalıyız.

Saçlarımızda bu yöntemlerle çözemediğimiz problemler için mutlaka bir uzman desteği almalıyız.

Yazının devamı...

Kadınlarda Saç Kayıpları

19 Kasım 2019

Saçınızın dökülmesinin birçok nedeni olabilir. Bunun geçici, geri dönüşümlü veya kalıcı olması, uygulanacak tedavi şekilleri üzerinde etkili bir rol oynar. En önemli adım, saç dökülmesinin nedenini teşhis edebilmeleri için bir doktora gitmektir.

Saç dökülmesiyle ilgili neler yapılabilir?

Hamilelik veya menopoz gibi hormonal değişikliklerin veya stresin neden olduğu saç dökülmesi herhangi bir tedavi gerektirmeyebilir. Bunun yerine, vücudun bu süreçleri atlaması ve eski dengesine kavuşması beklenebilir.

Besin eksikliğinden kaynaklanan dökülmeler doktor ya da diyetisyen eşliğinde dengeli beslenme ve takviyelerin kullanımı ile düzeltilebilir. Eksikliğin altta yatan bir tıbbi durumdan kaynaklanması durumunda doktor desteği alınmalıdır. Saç dökülmesine yol açan herhangi bir tıbbi durum, sadece semptomlarını değil, tüm durumu ele almak için doğrudan tedavi edilmelidir. Bununla birlikte, kadın tipi kellik ve diğer alopesi’lerin neden olduğu saç dökülmesi için bir dizi olası ilaç ve tedavi vardır. Tam sonuçları görmek için aylarca ya da yıllarca tedavilerden birini veya kombinasyonlarını kullanmanız gerekebilir. Medikal tedavilerin dışında çeşitlik destek tedavileri de uygulanabilir.

Trombosit bakımından zengin plazma (PRP) tedavisi

Trombosit bakımından zengin plazma (PRP) tedavisi üç aşamadan oluşur. Kişinin kanı alınır, işlenir ve saç derisine geri enjekte edilir. PRP tedavisi, dört ila altı ayda bir yapılan bakımla dört ila altı haftalık bir süre içinde birkaç seans içerir.

Işık ve lazer tedavisi

Lazer cihazları, androgenetik alopecia ve saç dökülmesi olan insanlar için saç büyümesini uyarabilir. Lazer tedavisi son yıllarda giderek yaygınlaşmaktadır.

Yazının devamı...

Kadın ve Erkekte Genetik Saç Kayıplarının Oluşumu ve Süreci

18 Ekim 2019

Kalıtsal kellik, saç dökülmesinin en sık nedenidir. Kalıtsal örüntü kellik gerçekten bir hastalık değil, genetik, hormon düzeyleri ve yaşlanma sürecinin bazı kombinasyonlarından kaynaklanan doğal bir durumdur.

Neredeyse tüm erkekler ve kadınlar, yaşlandıkça saç dökülmesini fark edeceklerdir. Bununla birlikte, kadın ve erkeklerin %40'ı bu durumu daha açık bir şekilde yaşayacaktır. Saç dökülmesi tipik olarak 20'li ve 30'lu yaşlarda başlar, ancak kadınlarda değişiklikler menopozdan sonra en belirgindir. Bu durum aynı zamanda androgenetik alopesi ve erkeklerde erkek tipi kellik olarak adlandırılır.

Araştırmacılar bu tür saç dökülmesinin nedenleri hakkında daha fazla bilgi edinmeye başladılar. Erkek hormonu testosteron formunun etkisiyle saç uzamasının normal döngüsü, daha kısa, daha ince veya "küçülmüş" saçlara neden olur. Sonuç olarak, saç derisinin bazı bölgelerinde saç büyümesi tamamen durur ve bu da saç dökülmesinin tipik desenine neden olur. Kellik, annesinin ailesinden miras aldığı halk bilgeliğinin aksine, durum her iki ebeveynin de katkısı olan genlere bağlı görünüyor.

Belirtileri neler?

Kalıtsal kellik, saçların incelmesi ile başlar ve saç derisinin bölümlerinde saç dökülmesini tamamlamak için sıklıkla ilerler. Yastıktaki, küvetteki veya taraktaki tüyler, saç dökülmesinin güvenilir olmayan belirtileridir. Bir kişi günde ortalama 100 tel saç kaybeder ve doğumdan sonra veya ciddi bir hastalık gibi bazı durumlarda daha fazla saç dökülebilir.

Erkeklerde saç dökülmesi tipik olarak tepe ve ön yan taraflarda başlar ve M şeklinde bir şekilde ilerler. En ileri aşamada, kafa derisinin yanı ve arkası boyunca sadece bir saç kenarı kalır.

Kadınlarda saç dökülmesi daha yaygın, ancak daha iyi gizlenmiş olma eğilimindedir. Saç alın çizgisinin arkasının boşalması ve saç ayrım çizgisinin belirginleşmesi şeklinde başlar. Saç derisinin belirgin bir şekilde görünmesi özellikle tepe bölümünde. İstisnai olarak da alın çizgisinden enseye kadar devam edebilen saç kaybı da (diffuse alopecia) söz konusu olabilir.

Nasıl teşhis edilir?

Yazının devamı...

Kansızlığın Saç Üzerindeki Etkileri

17 Ekim 2019

Saç dökülmesinin birçok nedeni vardır ve her cinsiyetten yetişkin ve çocuğu etkileyebilir. Saç dökülmesi sadece erkek tipi kellikten kaynaklanmaz, besin eksikliğinden de kaynaklanabilir. Yeterince demire sahip olmadığınızda, vücudunuz kanınızda hemoglobin üretemez. Hemoglobin, saç büyümesini teşvik eden hücreler de dahil olmak üzere vücudunuzdaki hücrelerin büyümesi ve onarımı için oksijen taşır. Tedaviyle hem demir eksikliğini hem de saç dökülmesini tersine çevirebilirsiniz.

Nasıl anlaşılır?

Demir eksikliği saç dökülmesi, geleneksel erkek ve dişi saç dökülmesine benzeyebilir. Araştırmalar demirin sadece saç dökülmesinde rol oynayamayacağını, aynı zamanda saçın genetik erkek ve kadın tipi kellik ile aynı şekilde dökülmesine neden olabileceğini ortaya koyuyor.

Saç dökülmesi yaşıyorsanız, duşta veya saç fırçalarınızda normalden daha fazla saç görebilirsiniz.

Demir eksikliği ve saç dökülmesini nasıl tedavi edersiniz?

Demir eksikliği ile ilgili saç dökülmelerinin çoğu kalıcı değildir. Saç dökülmesini tedavi etmenin en iyi yolu, sorunun altta yatan nedenini ele almaktır. Saç dökülmenizin demir eksikliği ile ilgili olduğunu düşünüyorsanız, demir seviyenizi ölçmek için bir doktora danışın. Test sonuçlarınız düşük demir seviyeleri gösteriyorsa, doktorunuz gerekli tedaviyi düzenleyecektir.

Demir eksikliğinden kaynaklanan saç dökülmesinin görünümü nasıldır?

Demir eksikliği nedeniyle saç dökülmesi sadece geçici olarak sürmelidir. Tedavi seçeneklerini tartışmak ve saçlarınızı sağlığına hızla kavuşturmak için bir saç bakım uzmanını ziyaret etmeniz gerekebilir. Saç bakım uzmanınız ihtiyaçlarınız için doğru miktarda demir almak için diyetinizi değiştirmenize yardımcı olabilir. Saç sorunları çok yönlü yardımla desteklendiğinde ve takip edildiğinde iyileşebilmektedir. Diğer tüm sağlık sorunları gibi saç sorunları da holistik dediğimiz kişinin yaşam şeklini, beraberinde taşıdığı genetik öyküyü, beslenme şeklini, sağlık durumunu, psikolojik durumunu, saç bakım alışkanlıklarının araştırılmasını gerektiren bütüncül bir yaklaşımla değerlendirildiğinde çözülebilir.

Yazının devamı...

Menopoz Döneminde Saç Sağlığı

18 Eylül 2019

Mutlu güzel haftalar! Saç sağlığımızdan, saçımızla ilgili her şeyden bahsetmeye devam edelim.

Efendim her şeyin başı sağlık dolayısı ile önce sağlıklı olacağız. Ancak yine de hormon değişim dönemlerinde bütün kadınlar saç kaybeder ve ben bu hafta özellikle menopoz üzerinde durmak istiyorum.

Kadınların çoğu menopoz döneminde yaygın saç dökülmesi yaşarlar. Östrojenin bir görevi de saçı bütün yıkımlara karşı korumaktır. Bu dönemde azalan kadınlık hormonu olan östrojen tüm vücudu etkilediği gibi saçı da etkilemektedir.

Peki, menopoz döneminde daha çok dökülen saçlarımızı nasıl destekleyelim?

Saç sağlımız yukarıda da belirttiğim gibi sağlığımızdan çok etkileniyor bu dönemde kullanılan ilaçlar, genetik yatkınlık ve stres seviyemizde süreci etkileyen diğer faktörlerdir.

Menopoz döneminde bitkisel östrojen destekleri alabiliriz örneğin kızıl yonca, kara yılan otu, çuha çiçeği yağı, yabani Hint yerelması gibi.

Bu bitkilerin sağladığı isoflovinler zaten yıllardır menopoz şikayetlerinin giderilmesinde kullanılıyorlar.

Menopoz dönemindeki saç şikayetlerinin azalması için bu bitkileri içeren preparatlar ve tropikal losyonlar oldukça faydalıdır. Bunların dışında hücre yenileyici farklı yöntemlerden destek alınabilir. PRP, mikro dermal terapi gibi yöntemlerde amaç saç kökünü ve saç folikülünü güçlendirmektir. Bütün bu yöntemlerden fayda görebilmek için 4-6 ay gibi bir süreçte kullanmak gerekir.

Yazının devamı...

Yıpranan Saçlar

21 Ağustos 2019

Merhaba sevgili okurlarım, koskoca bir yazı bitiriyoruz ve böylece tatillerimiz de yavaş yavaş bitiyor.

Hepimiz her zamanki rutinimize geri dönüyoruz. Bugün İstanbul’da o kadar çok yağmur yağdı ki, sonbahardayız gibi hissettirdi bana. Neyse efendim, biz yine işimiz olan saç konusuna geri dönelim.

Yazın saçımız güneşten, denizden, havuzdan payını aldı ve bir parça yıprandı. Bu yazımda size hem tatiliniz devam ederken hem de tatil dönüşü uygulayabileceğiniz, saçınızın daha iyi görünmesini sağlayacak bazı bakım ipuçları vereceğim.

Birinci kural deniz, havuz ve güneş sonrası saçı durulamamız gerekir. Akşam olduğunda saç mutlaka şampuan ile yıkanmalı.

Gün içinde veya güneşlenme esnasında, durulanmayan, saçı nemlendiren kremler kullanmak gerekli. Unutmayın, saçlarımız nemle beslenir. Plajda kuruyan saçımızı yağlar kullanarak korumaya çalışmayalım. Kuruyan saçın neme ihtiyacı vardır ve saçımız atmosferden nemle beslenir. Yağ kullanımı ise saçımızın nemlenmesini engelleyecektir.

Özellikle işlem görmüş yani, boya ve açma işlemlerine maruz kalmış saçlar daha çok kuruyup daha cansız görünecektir. Bu tip saçlar için biraz daha profesyonel ürünler kullanabiliriz. Yoğun bir şekilde nemlendiren ve protein içeren maskeler haftada bir gibi dönüşümlü olarak kullanılabilir.

Yazın şapka ve eşarpla da saçımızı güneşten koruyabiliriz. Saçın açıkta kalan kısımlarına da sprey formunda nemlendiriciler kullanarak daha iyi ve sağlıklı olmasını sağlayabiliriz.

Yaz bitiminde ise saç bakımımızı, sadece saç bakımı için açılmış merkezlerde daha uygun koşullarda ve daha etkin bir şekilde yaptırabiliriz.

Yazının devamı...

Saçlarınız Ne Kadar Sağlıklı?

10 Haziran 2019

Merhaba herkese! Mutlu ve güzel günler dileğiyle saçlarımızdan bahsetmeye devam edelim.Saç dış görünüşümüzün en önemli unsurlarındandır. Saç yokluğu, yoğunluk azalması ve görüntüsünün kötüleşmesi hepimizi üzebilir .Her ne kadar genetik mirasımız başrol olsa bile kişisel olarak yapabileceğimiz destekler bulunmakta. Öncelikle sağlığımız yerinde mi? Kan değerlerimiz normal mi? Hormonlarımızla ilgili bir sorun var mı? Bir doktor kontrolünde bunları öğrenmeli ve sorun olan konuları çözüme kavuşturmalıyız.

Saç hijyenimiz bu noktada oldukça önemli, saçlar doğru aralıklarla yıkanmalı. Peki doğru aralık nedir? Bu sorunun cevabı kişinin saçlarının yağlanma derecesine, bulunduğu koşullara, yaptığı işe göre değişmektedir. Düzgün yıkanmayan saç derisinde mantar ve bakteri oluşumu olabilir ve bu saç sağlığımızı kötü etkiler.Saç sık sık kimyasala ve ısıya maruz kalıyorsa, nemini korumalı ve kırılan kısımları kestirmeliyiz. Aksi takdirde saç performansında yeniden düşüş görülecektir.

Erkeklerde genetik saç kaybı bulunuyorsa, erken dönemde önlem alınması gerekmektedir. 16-17 yaşlarından itibaren saç kaybı başlayabilir ve kişi yirmili yaşlarında saçsız kalabilir. Saç ekimi bu sürecin sonunda iyi bir seçenek olabilir ancak o aşamaya gelmeden saç kaybını trikolojik yöntemlerle ertelemek mümkündür. PRP veya lazer tedavileri ile desteklenerek veya yeni gündemde olan kök hücre tedavileri ile bu süreç ertelenebilir.

İnstagram : https://www.instagram.com/serapozturkniya/

Facebook : https://www.facebook.com/SerapOzturkNiyaa/

Yazının devamı...

Saçlarla ilgili doğru bilinen yanlışlar

20 Mayıs 2019

Herkese güzel haftalar, geçen hafta küçük bir sağlık sorunumdan dolayı ara vermek durumunda kaldım. Ben bu yazıyı yazarken dün 19 MAYIS ATATÜRKÜ ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI’nın 100.yılını kutladık hep birlikte. Bir kez daha Atamıza sonsuz teşekkürler.

Geçtiğimiz haftalarda bahsettiğim saçla ilgili doğru bilinen yanlışlara devam edelim isterseniz efendim. “Şapka takmak ve saçı örtmek saç dökülmesini arttırır. YANLIŞ. Saç dökülmesi dışarıdan sebeplerle oluşmaz. Saç dökülmesi yaşayan kişilerin genetik öyküsünü ve genel sağlık durumunu araştırmak gerekir. “Kırık saç uçlarımızı onarmak için en güzel bakım bal, zeytinyağı, yumurta gibi doğal malzemelerdir. YANLIŞ. Kırık saçları onarmanın önemli yollarından biri kırık kısımların kesilmesi. Saçların kırılma yatkınlığını önlemek için kansızlık varsa gidermek dengeli beslenmek, saça yapılan ısı işlemlerinin sıklığını azaltmak gerekir. Saçı doğal haliyle şekillendirmeli, daha az fön, maşa ya da düzleştirici kullanmalı ve boya yaptırırken dip boya tercih edilmelidir. Bunun yanında piyasada çok güzel nem içeren ve saçın yapısını onaran kremler ve doğru saç bakımı uygulayan merkezlerden de yardım alınabilir. Çokça duyduğum diğer bir doğru bilinen yanlış da sarımsaklı, papatya özlü, ısırgan otlu şampuanların daha faydalı olduğudur. YANLIŞ. Şampuan kullanan kişinin saç derisi hassas ise ya da ürünün içeriğinde ki herhangi bir maddeye alerjisi varsa o zaman içindeki kimyasalları minumuma indirilmiş özel şampuanlar tercih edilebilir. Çünkü şampuanın içindeki sarımsak fayda arttırmaz.

Evet arkadaşlar yukarıda bahsettiğim sorular danışanlarımdan sıklıkla duyduğum sorular. Yine zaman zaman çokça duyduğum soruları paylaşacağım sizlerle.

Geçen yıllarda Avrupa ve Amerika’da çok popüler olan NO POO akımından bahsetmek isterim sizlere. Bu akım, “saçınızı yıkamayın, o kendi yağı ile beslenir ve daha sağlıklı olur” veya “saçınızı, içinde deterjan olmayan karbonat ve sirke içeren doğal malzemelerle yıkayın” mottolarından yola çıkılarak var olmuştu. Bu akımı uygulayanların bir kısmı 5 günde bir, bir kısmı daha az yıkadığını söylüyordu. Bizde bunun sağlıklı bir uygulama olmadığını belirtiyorduk. Aslında bizim ülkemizde de saçımızı mümkün olduğu kadar az yıkayalım gibi yaygın bir inanış var. Ancak saçı yıkamamak, az yıkamak ya da şampuan kullanmamak saç derisinin gerçekten temizlenmesine engel olan bir durumdur.

Amerika ve avrupadaki birçok bilimsel araştırmalar göstermiştir ki saç derisi iyi temizlenmediğinde bu bölgede bakteri ve mantar oluşabilir. Bu yüzden de sağlıksızdır. Aslında saçı yıkama sıklığı kişinin saçının yapısına ve saç derisine bağlıdır. Bir kişi için ideal olan bir durum başkası için ideal olmayabilir.

İnstagram : https://www.instagram.com/serapozturkniya/

Facebook : https://www.facebook.com/SerapOzturkNiyaa/

Yazının devamı...