Milyar Dolarlık Girişimlerimiz

Son iki senedir girişim ekosisteminin gündemini çok şükür ki milyar dolarlık girişimler oluşturdu. Peak’in geçtiğimiz sene 1.8 milyar dolara satın alınması ile başlayan bu dönembir anda tüm ekosistemin çıtası oldu ve herkes o çıtayı geçmeye çalıştı. Kronolojik olarak bakarsak ikinci milyar dolarlık girişimimiz 19 Mart’ta 350 milyon dolar daha yatırım almasıyla Trendyol oldu. 26 Mart’ta Getir’in 2.6 milyar dolar değerleme ile 300 milyon dolar daha yatırım alması ile üçüncü milyar dolarlık girişimimiz oldu. 30 Haziran’da Dream Games’in de 1 milyar dolar değerleme ile 155 milyon dolar yatırım alması da dördüncü milyar dolarlık girişimimiz oldu. En son Hepsiburada’nın Nasdaq’da 3.8 milyar dolar değerleme ile ilk gününe başlaması ile milyar dolarlık girişim sayımız 5 oldu.

Kimin ya da hangi şirketin sahibi olduğuna bakmadan bu topraklardan milyar dolarlık girişim çıkmış olması artık büyük düşünen girişimcilerimizin, iş insanlarımızın sayısının her geçen gün arttığının en büyük ispatı.

Milyar dolarlık girişimler için “unicorn” kelimesini bilinçli olarak kullanmadım, nedenini de biraz tarihçesine girip anlatayım. Unicorn kelimesi ilk olarak 2013 yılında girişim sermayesi fon yöneticisi Aileen Lee tarafından ortaya atılmış. Techcrunch’ta yazdığı bir yazıda ilk defa unicorn kelimesini kullanan Lee, 300-400 milyon dolarlık girişim sermayesi fonlarının başabaş noktasına gelmek için portföylerindeki girişimlerinden 1-2 tanesinin 1 milyar dolar değerlemeyi geçmesi gerektiğini, 1 milyar dolar değerlemeyi geçen girişimlerin azlığından dolayı da az rastlanan anlamını vurgulamak için “unicorn” kelimesini kullanmış. Unicorn Club analizi yaparken de son 10 yılı değerlendirmiş (2003-2013) ve tanım olarak “Son 10 yılda Amerika’da kurulmuş, özel veya halka açık yatırımcılardan yatırım almış ve 1 milyar dolar değerlemeyi geçmiş yazılım şirketleri” kullanmış. Hatta o zamanlar decacorn ve hectocorn kelimeleri olmadığı için 1 sene öncesinde halka arz olmuş Facebook’a değeri 100 milyar doları aştığı için “super-unicorn” demiş. Zamanla bu kavramlar değişikliğe uğramış ve günümüzde halka açık olmayan ve bir yatırım turunda değerlemesi 1 milyar doları aşan girişimler için kullanılmaya başlamış.

Yatırımcı açısından bakarsak Lee’nin de bahsettiği üzere büyük fonların yaşayabilmesi için milyar dolarlık girişimcilerin çıkması mecburi. Girişimciler açısından bakarsak büyük oynamayan girişimler için yok olma ihtimali her zaman var, o nedenle sayılara takılmadan 1 milyar olmuş, 900 milyon olmuş demeden tüm dünyaya bir şeyler satmak ve değer yaratma önemli. Girişim ekosistemi açısından bakarsak girişimlerin başka ülkelerin girişimcileri, yatırımcıları karşısında boynunu bükmeden dolaşması için milyar dolarlık girişimlerin sayısının artması önemli. Yoksa kendi bahçesinde oynayan, büyük düşünmeyen, global problemlere çözüm üretmek istemeyen veya istediği hade beceremeyen bir ekosistem olarak algılanırız.

Özetlersem, unicorn kelimesine takılmadan ve sahibi holdingmiş, girişimciymiş azınlık hissedarmış vs. bakmadan milyar dolarlık 5 girişimimizi de ayakta alkışlamak gerekiyor. Tabi şu anda değerleme yapılsa milyar doların üzerinde değerlemesi çıkacak Sahibinden, Yemeksepeti gibi değerleri de göz ardı etmemek gerekiyor.