Oyun Sektöründen Neler Öğrenebiliriz?

Bu haftaki yazım oyun sektörü üzerine. Özellikle Gram Games, Peak, Rollic satışları sonrası gündemimize oturan bu sektör üzerine daha çok konuşmamız, daha çok yazmamız, daha çok tartışmamız gerekiyor. Bu konuda kafa yorduğum birkaç konuyu aşağıda sıraladım.

Oyun Sektörünü Daha Çok Parlatmalıyız

Burada parlatmaktan kasıt hem bilinirliğini artırmak hem de markalaştırmak. Yani şu anda tüm dünyada nasıl mobil oyun diyince Kuzey Avrupa ülkeleri ve Çin geliyorsa bu algıyı kırıp yurt dışında oyun sektörüne meraklı herhangi birine sorduğumuzda “Evet, Türkiye’yi biliyorum, oyun konusunda çok iyiler” dedirtmemiz gerekiyor.

Henüz tüm rakamları doğrulayamadım fakat İstanbul’da Stokholm ve Helsinki’nin iki katı oyun stüdyosu var gözüküyor. (Data konusunda biraz daha derinleşebilirsem en güncel rakamları da paylaşırım) Londra’nın ise yarısı kadar gözüküyoruz. Tabi bu çalışan sayısı anlamına gelmiyor, sadece kurulan şirket sayılarını ifade ediyor. (Çalışan sayısı konusunda geri olabiliriz)

Oyun Sektörü İlk Günden Global

Oyun sektörünün dezavantaj gibi gözüken ve diğer sektörlerdeki çoğu girişimciyi yanıltan en büyük avantajı şu; Türkiye’deki oyunlara harcanan para birçok ülkeye göre çok düşük seviyelerde. O yüzden oyun sektöründeki girişimciler sadece Türkiye’ye odaklanarak çok ciddi paralar kazanamayacaklarını biliyorlar ve ilk günden farklı farklı ülkelerde A/B test yapıp en doğru ülkelerde lansman yapıyorlar. Bu şekilde çalışan başka bir sektör neredeyse yok. Bizdeki çoğu sektörde “önce Türkiye’de büyüyelim, sonra yurt dışına bakarız” mantığı var ve bu süreç bazen beş altı yıl sürüyor. O yüzden ilk günden global olmak konusunda oyun sektöründen öğreneceğimiz çok şey var.

Oyun Sektörü Lokasyondan Bağımsız

Birçok sektörde girişimciler ve çalışanlar birbirine ne kadar yakın olursa o kadar çok verim artıyor. Networking, bilgi alışverişi ve bir çok etkinlik bu kişileri besliyor. Oyun sektöründe ise bunlar olmadan bile Türkiye’nin çok farklı noktalarından oyun girişimcileri milyonlarca yüklenen oyunlar yaratıyorlar. Tabi bu dağıtık yapı, publisher’larla ilişki kurmadıkları, kuluçka ve hızlandırmalara katılmadıkları anlamına gelmiyor. Ben hala oyun sektöründe daha çok kuluçka, hızlandırma kurulması taraftarıyım. Yine de bu kadar farklı ilde oyun şirketleri kurulması fırsat eşitliği anlamında süper. Belki de farklı illerde daha çok oyun geliştirici çıkarmak için bir çok üniversitede programlar başlatmak güzel olabilir.

Oyun Sektörü Daha Doğurgan

Kişisel gözlemim, girişim ekosisteminde en güzel girişimler başka bir girişimde çalışıp sonra kendi girişimini kuranlardan çıkıyor. Çünkü bir girişimin dinamiklerini yerinde öğreniyorlar ve daha sonra bunu hatta daha iyisini kendi girişimlerinde deniyorlar. Oyun sektöründe de bir çok büyük oyun firmasından ayrılan geliştiriciler kendi girişimlerini kuruyor. Bu da oyun sektörü için güzel bir gelişme. Tabi herkes kendi girişimini kurarsa işe alacak birini bulmak zorlaşabilir tabi. O yüzden daha çok geliştirici çıkması için çaba harcandığını varsayıyorum. Bu konuda da diğer sektörlerdeki girişimlerde birçok şey öğrenen çalışanların buldukları, gördükleri bir problemi çözmek için işlerinden ayrılıp kendi girişimlerini kurmalarını öneriyorum.

Özetlemek gerekirse oyun sektörünü daha çok inceleyelim, daha çok konuşalım, daha çok şey öğrenelim. Ekosistemimizin gelişmesi için bu tip güçlü kaslarımızı daha da güçlendirmek çok önemli.