Babacan’a ilk soru Ak Parti’den

Önceki gece, TRT Haber’de, Haber Odası Programı’nda Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’le birlikteydik.

Programın sahibi Serhat Akça, Türkeş’i, Başbakan Yardımcılığı sıfatını önceleyen sorularla ağırlamak istese de özel olarak MHP’de genel olarak da siyasette yarattığı depremle başlamak kaçınılmaz oldu.

Türkeş’in sorularımıza verdiği yanıtlardan bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bunlardan ilki, soru tuzağına pek düşmeyen, kıssadan hisse cevaplarıyla da bilinen Türkeş’in tarzına çok uygundu.

Bu yanıt Bahçeli’yi çok kızdırır

Soruyu ben sordum.

“Bir siyasetçinin kolay kolay veremeyeceği bir karar verdiniz. Soyadınızı da düşünürsek çok daha zor. Herhalde MHP’den böyle bir noktada ayrılma kararı bir günde verilmemiştir. Kırılma noktalarınız ne oldu? Neden böyle radikal bir karar verdiniz de bakanlığı kabul ettiniz, Ak Parti’ye geçtiniz?” dedim.

Yanıtı şöyle oldu:

“Geçenlerde beni ziyarete gelen bir dostum söyledi. Almanya’da parti kapatmak varmış. Ben bilmiyordum. Dostum, ‘Almanya’da parti kapatmanın bir tek şartı var’ dedi. ‘Eğer bir siyasi parti iktidar olmak istemiyorsa Alman devleti o partiyi kapatır’ dedi. Alman anayasasında varmış. Ben dostumun yalancısıyım. Sorunuzun yanıtı, işin özeti bu aslında.”

Bu yanıtı açan yeni bir soru sormaya vaktimiz yoktu, ancak Türkeş’in bu değerlendirmesinin MHP lideri Devlet Bahçeli’yi epey kızdıracağına kuşku yok.

Binali Bey ve Hayati Bey Babacan’a ne sordu?

Türkeş’le canlı yayın sohbetimizden aktarmak istediğim ikinci bölüm ise Ak Parti’nin, 4 Ekim günü, Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından açıklanan 1 Kasım seçim beyannamesine ilişkin.

Malum, 7 Haziran seçim sürecinde CHP’nin heyecan yaratan ekonomik vaatlerini gündemde tutmakla ve savunmada kalmakla eleştirilen Ak Parti, bu kez kesenin ağzını açtı.

Beyannamenin açıklandığı salonda, “Bunlar yazılırken Ali Babacan neredeydi?” esprilerine neden olacak iddialı vaatleri var Ak Parti’nin.

Bütçe disiplini ve kaynak açısından Babacan’ın son üç gündür art arda izahlar yapmasını gerektirecek ölçüde.

Emeklilere bin 200 TL zam, asgari ücretin bin 300 TL’ye çıkarılması, gençlere dönük karşılıksız nakit ve faizsiz krediler vs...

Programda beyanname ve kaynak meselesi açılınca Tuğrul Türkeş, “içeriden” önemli bir anekdotu şöyle paylaştı:

“Yeni partimle ilgili, dürüstçe bir iç bilgi paylaşayım. Seçim beyannamesinin açıklandığı gün, Sayın Başbakan’ın konuşması bittikten sonra yan tarafta bir yere yemeğe geçtik. Tesadüfen benim oturduğum masada Hayati (Yazıcı) Bey vardı. Sonra Binali (Yıldırım) Bey de geldi, Ali Babacan da benim yanıma oturdu. Herkes orada yemek yiyor. Hayati Bey, gayet ciddi şekilde Ali Babacan’a döndü dedi ki; ‘Bu kadar lafı ediyoruz, bunun kaynağını hazırladınız mı?’ Yani iç bir tartışma. Ondan sonra Ali Bey, ‘hazırladık’ dedi. ‘Nereden bulacaksınız?’ derken bu defa Binali Bey dedi ki; ‘Bunu bir defalık ya da iki defalık vermek bir şey değil, bunu sürdürülebilir kılacak mısınız?’ Sayın Babacan bunların hepsini, yani bu 16.5 milyar ek yükün kaynağını ve nasıl sürdürülebilir olduğunu anlattı. Öğle yemeği sırasında bunu konuştuk. Ben de açıkçası çok bilgilendim orada. Ve ikna da oldum. Daha da mühimi, iki bakanlık yapmış şahıs, ‘iyi bir şey söylendi’ diye düşünerek değil, parti açısından kaygı duyarak, ‘tamam bunları söyledik de bu 16.5 milyarı nereden buluyorsun, buldun mu?’ diye direkt Sayın Babacan’a sordular. Babacan da bununla ilgili yaptıkları çalışmaları, bunların nereden karşılanacağını, bugüne kadar ne kadarının karşılanmış olduğunu, ne kadarının da karşılanabileceğini anlattı. Sayın Başbakan, başka masadaydı. Tesadüfen oturduğum masada yaşandı bunlar.”

Türkeş, bunu anlatınca, “Parti içinde bile soru işareti mi var yani vaatlerin gerçekleşmesiyle ilgili?” diye sordum.

“Hayır, soru işareti değil. Diyorlar ki bunu söylüyoruz ama bunu sürdürülebilir kılacak kaynağı ayarladık mı? Muhalefetteyken söylemek kolay. Asgari ücret 2 bin lira, 2 bin 500. Yok mu artıran; 3 bin. Nasıl olsa iktidara gelmeyeceksin, söylersin bunları. 1 Kasım’dan sonra iktidar olacak bir parti yutkunarak konuşmak zorunda.”

‘Rusya sonucunu görür’

Türkeş’e, Rus uçaklarının tacizi sonrası, kendisinin de katıldığı, Davutoğlu bason güvenlik zirvesinde ne karar alındığını da sorduk.

Şunları söyledi:

“Daha önce Suriye iki uçağımızı düşürdükten sonra angajman kurallarının değiştirildiği kamuoyuyla paylaşılmıştı. Ufak tefek sınır ihlalleri tolere ediliyordu ama yeni şartlarda angajman kuralları değişti. Yanlışlıkla ya da bilerek yapılan ihlallerde mukabele edildi. Türkiye de sınırlarını nasıl korumaya çalışıyorsa aynı şekilde hava sahamızı da koruyacağız. Angajman kuralları herkes için geçerlidir. Türkiye, kara ve denizdeki sınırlarını koruduğu gibi hava sahasını da korumaya kararlıdır. Bir kere ‘yanlış yaptım’ dedin, bir daha ‘yanlış yaptım’ dedin, üçüncüde bunun yanlış olmadığını anlarız ve bunun neticesi görülür.”