Bünyamin nasıl kurtarıldı?

MİT ve sahadaki elemanları, adım adım ve azami dikkatle yürütülen, arada bölgede yaşanan durum değişikliğine rağmen başarıyla sürdürülen bir operasyon sonucu Bünyamin’i sağ salim Türkiye’ye getirdi

Bünyamin nasıl kurtarıldı

Meslek büyüklerimizden aldığımız derslerden biri, “Haber yap, haber olma” ilkesiydi. Yıllar içinde, haberi yapanın, yaptığı haberin konusunun önüne geçtiği bir mesleki yozlaşma sürecine
girdiğimiz için bu ilkenin yerinde epeydir yeller esiyor.
Normal koşullarda, bir gazetecinin haber peşinde koşarken haber olabildiği durumlar hep trajik durumlardır.
Yaralanır gazeteci, haber uğruna bazen hayatını kaybeder. Bazen de Bünyamin’in başına gelenle karşılaşır. İç savaş ortamında kaçırılır.
Milliyet foto muhabiri Bünyamin Aygün, 26 Kasım’da, haber için gittiği Suriye’de El Kaide’ye bağlı silahlı bir grup tarafından kaçırıldı. 40 gün sonra ülkesine, sevenlerine, Milliyet’te kendisini bekleyenlere kavuştu.
Bu süreçte Başbakanlık, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Dışişleri Bakanlığı devredeydi.
Arkadaşımızın kurtarılış öyküsünün kalbinde tabii ki MİT ve sahadaki elemanları var.
Bünyamin’in kaçırıldığından şüphe duyduğumuz andan itibaren geçen 40 günlük süre içinde, “devlet açısından” kurtarılış operasyonunun aşamalarını yazmak gerekiyor.
Operasyonun aşamalarını ve nasıl gerçekleştiğini adım adım şöyle özetleyebilirim:

Özel nokta takip birimi
- İlk aşamada Bünyamin’in varlığı tespit edildi. Ardından bu haber değişik kanatlardan doğrulandı.
- Bünyamin’in izini kaybetmemek için, “özel nokta takip birimi” oluşturuldu. Bu birimin tek görevi Bünyamin’in nerede olduğunu bulmak ve herhangi bir yer değişimi olup olmadığını saptamaktı.
- Özel nokta takip birimi, 24 saat esasına göre çalıştı.
- Saha ile her an koordinasyon içerisinde takip ve tespit işlemleri devam etti.
- Ankara-Hatay-Saha koordinasyonu eşzamanlı olarak yürütüldü.
- Sahadan gelen bilgiler tek bir kaynaktan değil, farklı ve güvenilir kaynaklardan teyitli olarak operasyon evrelerine yansıtıldı.
- Tüm bu faaliyetler esnasında en öncelikli konu Bünyamin’in can güvenliğiydi. O’nu tehlikeye düşürecek herhangi bir talep ya da faaliyetten kaçınmak için son derece hassas ve düşük profilli bir iletişim ağı kullanıldı.

Sadece grup liderleriyle temas
- Bu durum hem Türkiye hem de Suriye için geçerli oldu. Yurtiçinde; Milliyet’in tepe yönetimi dışında kaçırıldığı bilgisi uzun süre kamuoyundan saklandı. Bu yolla yurtiçinde destek eylemi ya da protesto gösterisi tarzı eylemler yapılmasının önüne geçilerek, Bünyamin’i kaçıran silahlı grubun alarmize edilmesi ve Bünyamin’e zarar vermeleri önlenmeye çalışıldı. Sınırın diğer tarafından ise askeri gruplarla farklı isimlerle değil bizzat grup liderleriyle iletişime geçildi. İletişim özellikle yaygınlaştırılmadı. Bire bir yürütüldü.
- Bünyamin’in hangi grubun elinde olduğu çok kısa zamanda saptandı. Bu grupla başka kanallar ve aracılar üzerinden temasa geçildi.

MOSSAD ajanı Benyamin!
- Ancak grup farklı gerekçelerle Bünyamin’i özgürlüğüne kavuşturmaya yanaşmadı. Cep telefonundaki, bilgisayarındaki, fotoğraf makinesindeki görsel malzemeler, Bünyamin’in daha önce bölgeye haber amaçlı yaptığı geziler gerekçe olarak gösterildi. Bünyamin; İsrail ajanlığı, PKK ajanlığı, PYD adına Kürdistan bölgesine gitmekle suçlandı. Silahlı grup, Bünyamin’in “Benyamin” isimli bir MOSSAD ajanı olduğunu öne sürdü.

Planlar bir anda değişti
- Son günlerde bölgede iç çatışmaların artması üzerine, devletin baştan kurguladığı tüm planlar değişti. Operasyonun ilk aşamalarında Bünyamin’in tazminatla kurtarılması hedeflendi. Ancak kendisini kaçıran grubun tabir-i caizse can derdine düşmesi, devletin kurtarma planlamasını tamamen değiştirdi.
- Bünyamin’in tutulduğu bölgeyi kontrol eden El-Kaide bağlantılı grup ile Suriyeli yerli muhalif grupların oluşturduğu İslam Cephesi (Özgür Suriye Ordusu dışında kalan İslamcı grupların oluşturduğu büyük cephe) karşı karşıya geldi. Çatışmaların artması Bünyamin’le ilgili kaygıların da artmasına yol açtı. Ancak Aygün’ün yer tespiti ve takibinden sorumlu özel nokta takip birimi çalışmasını değiştirmedi. Kurtarma çalışmaları yine bu birimin yol göstericiliğinde gerçekleşti.

Sukur üş-Şam, Ahrar üş-Şam
- Söz konusu grup ile İslam Cephesi çatışmasının sonucunda Bünyamin’in tutulduğu karargâh, İslam Cephesi tarafından ele geçirildi. Karargâha giren İslam Cephesi üyeleri, Bünyamin’i buradan çıkardılar. Özellikle, İslam Cephesi’nin kollarından olan Sukur üş-Şam ve Ahrar üş-Şam adlı gruplar, bu operasyonda kilit rol üstlendi.
- Bünyamin, kurtarılmasının ardından, İslam Cephesi’nin güvenliği sağlanmış karargâhına getirildi. Bu noktada operasyonu yürüten Suriyeli muhalifler, Bünyamin’in güvenliği konusunda azami hassasiyet gösterdiler.

Müjdeli haber İslam Cephesi’nden
- Bünyamin’in çatışmalar devam ederken karargâhtan çıkarılmasının ardından, cumartesi günü İslam Cephesi liderlerinden biri Ankara’yı bizzat bilgilendirdi. Pazar günü tüm operasyon sona ermiş, Bünyamin bölgeden çıkarılmaya hazır hale gelmişti.
- Bu aşamada, bölgede insani yardım faaliyetleri nedeniyle etkili olan İHH (İnsani Yardım Vakfı) da devreye girdi ve operasyona destek verdi.
- Suriye topraklarından güvenli bir şekilde çıkarmak üzere, MİT’in Dış Operasyon Başkanlığı’na bağlı 8 kişilik bir birim, yanlarındaki bir tercümanla birlikte Bünyamin’i İslam Cephesi karargâhından aldı ve Cilvegözü’ne güvenli şekilde getirdi.

Teşekkürler
Bünyamin, büyük bir otorite boşluğu yaşanan Suriye topraklarında, silahlı grubun elinden 40 gün sonra kurtarıldı. Çok zor bir 40 gün geçirdi. Psikolojik işkencelere, fiziki müdahalelere maruz kaldı.
Yine de iç savaş ortamlarında kaçırılıp yaşamını yitiren, kayıplara karışan, yıllardır haber alınamayan meslektaşlarından şanslıydı. Bünyamin’in o acı listede yeni bir isim olmasını önleyen, başta MİT olmak üzere her kuruma, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Geçmiş olsun Bünyamin.