Antalya’nın gözde tatil beldesi Kemer

7 Eylül 2017

Türkiye'nin tatil için yerli ve yabancı turistler tarafından en çok tercih edilen destinasyonlarından biridir, Kemer. Antalya'ya bağlı, Akdeniz kıyılarının gözbebeği bir ilçe olan Kemer, il merkezine 45 km. mesafede yer almaktadır. Nüfusu yaklaşık 42.000 olan Kemer, tüm Akdeniz'e kıyısı olan yerler gibi oldukça eski bir tarihe sahiptir. Yapılan araştırmalardan elde edilen bulgulara göre Kemer'in kuruluşu M.Ö. 690 yılına kadar dayanmaktadır. Böylesine köklü bir geçmişin yanında ilçe doğal güzellikleri, koyları, yat limanı ve tertemiz masmavi deniziyle öne çıkmaktadır. Beldibi, Göynük, Tekirova, Çamyuva, Kiriş, Çıralı, Olimpos ve Adrasan, Kemer'in meşhur tatil beldeleri ve tatil merkezleri olarak öne çıkmaktadır. Saydığım tüm bu beldelerde tatil için gelen yerli ve yabancı turistlere hizmet veren büyük oteller, küçük oteller, ağaç evler ve kamp alanları bulunmaktadır. Kemer, ev sahipliği yaptığı tüm bu güzellikleriyle dört mevsim tatilciler tarafından tercih edilmektedir. Kemer tatilinizde denize girebilir, güneşin tadını çıkarabilir, bol bol dinlenebilirsiniz. Bunun yanında bölgenin tarihini keşfedebilir ve aktivitelerle dolu bir tatil de yapabilirsiniz. Eğer tarihle biraz ilgiliyseniz bölgede keşfedilmeyi bekleyen birçok antik kent var.

Kemer çevresinde neler yapılabilir?

Hazır Antalya’da Kemer’e kadar gelmişken, çevresinde de yapabileceğiniz birçok aktivite ve gezebileceğiniz pek çok yer bulunmakta… İşte Kemer’e kadar gelmişken, mutlaka gezmeniz gereken yerlerden bazıları :

1 - Phaselis Antik Kenti

Kemer ilçe merkezine sadece 15 km. uzaklıkta yer alan bu antik kent ilk keşfedebileceğiniz nokta olabilir. Tarihte Likyalılar için önemli bir liman görevi üstlenen antik şehir, Rodoslular tarafından kurulmuştur. Kentin bulunduğu yerde yaşanan bir deprem sonucu antik şehrin bir kısmı denize doğru kayarak batmıştır. Antik kentin battığı koyda yüzmek de bambaşka bir deneyim yaşatmaktadır. Phaselis antik kentini de gezdiren, birkaç koyda deniz molası veren, öğle yemekli bir tekne turuna da çıkabilirsiniz.

2 - Çıralı - Yanartaş (Kimera)

Kemer'in bir diğer dikkat çeken noktasıdır bu tarihi yer. İlçe merkezinden yaklaşık 35 km. uzaklıktaki Çıralı'nın ünü, ev sahipliği yaptığı tepelerde, doğal gaz sızıntısının hava ile buluşması sonucu hiç durmadan yanan taşlardan gelir. Sonsuz ateşin yandığı yer olarak anılan bölgeye yıl boyunca yerli ve yabancı yüzbinlerce turist gelmektedir.

Yazının devamı...

Gemide 4,500 misafire nasıl hizmet verilir?

15 Şubat 2017

Gemi seyahatlerinde 1,500’ün üzerinde oda, 4,500 civarı bir yolcu kapasitesi, 1,100 civarı çalışan personelin nasıl yönetilebileceğini hiç düşündünüz mü? Her mesleğin kendine göre mutlaka incelikleri vardır, işte gemi seyahatlerinin mükemmel geçebilmesi adına omuzlarında en ağır yükü taşıyanlardan biri, “Cruise Hotel Manager” nam-ı diğer gemi otel-konaklama müdürü… 2000 yılında Avrupa’nın en büyük cruise firması MSC Cruises’ta çalışmaya başlamış, yiyecek içecek güvenliği ve yiyecek içecek departmanlarında çeşitli görevler almış, 2011 Kasım ayından bu yana da MSC Fantasia gemisinin otel müdürü, tipik Napoli’li, işine aşık bir profesyonel Giuseppe Maresca’dan bahsedeceğim.

Gemide onca oda nasıl temizlenir? Yiyecek İçecek güvenliği nasıl sağlanır? Gemiye giriş-çıkış işlemleri ne derece yoğundur? Geminin limana yanaşma ve ayrılması da sizi ilgilendirir mi? Gemi personeli nasıl motive edilir? Bir otel müdürü gün içinde neler yaşar, sorunları nasıl çözer? işte bu soruların cevabını ararken, daha önce belki de hiç üzerinde konuşulmamış-tartışılmamış bir mesleği de sizinle tanıştırmayı hedefliyorum. Ben sodum, Giuseppe Maresca içtenlikle yanıtladı.


Gemi seyahatlerindeki ana sorumluluğunuz nedir?
MSC Fantasia mevcut gemi filosu içindeki en büyük gemi sınıfı. 4,500 misafiri mutlu edebilmek, onların rüyalarındaki seyahati yaşatmak ana görevimdir. Düşünün günde 20.000’e yakın tabak servisi olur gemide, yiyecek-içecek güvenliği uluslararası organizasyonlar tarafından denetlense de, kurum olarak en hassas çalıştığımız konudur. 1,500 üzerindeki kabinimizin her biri, günde 2 defa temizlenir ve tabii bunların kontrolü de bizim sorumluluğumuz… Cost control yani maliyet kontrolleri de ana sorumluluk kalemlerim arasında. Çok çalışıyor olsam da MSC Cruises’ta görev almaktan dolayı çok mutlu ve gururluyum.


Yazının devamı...

Marmaris'in incisi Selimiye

8 Haziran 2016

Dünyada 80 ülkede 500’ün üzerinde şehir gezmiş bir seyahat sever olarak, her gittiğim yerden keyif almasını bilirim. Mayıs ayında havalar yeni yeni ısınmaya başlamış, deniz mevsimini açsak mı acaba diye düşünürken, Marmaris’in Selimiye beldesine doğru, iş amaçlı eşim yanımda olmadan yol aldım. Küçük bir otelde kalıp, oda kahvaltı konseptinde leziz köy kahvaltıları yapıp, tüm gün kafamı dinler, çevreyi gezerim düşüncesindeydim. Atatürk Havalimanı’ndan akşam uçuşu ile Dalaman’a ulaştım. 2 saatlik yolculuk sonrası Marmaris’in Selimiye beldesine vardım, gece geldiğimden çevreyi de çok fazla göremedim.

Konaklayacağım 13 odası bulunan, Selimiye Kapri Otel’e vardığımda, hemen odaya yerleşip dinlenmeye çekildim, gözümü açtığımda sabah olmuş. Kahvaltı yapmak üzere otelin kahvaltı salonuna geldim. İşte o an ilk görüşte aşk başladı. Pırıl pırıl göl gibi bir deniz, balıkçı kayıkları, ördekler, otelin iskelesi o kadar güzel bir kompozisyon oluşturmuşlar ki, kendimi yıllarca arayıp da, hayalini kurup da ulaşamadığım bir tatilin içinde bulmuştum. O esnada Kamil Dönmez Bey’in seslenmesi ile kendime geldim, köy kahvaltımız hazır, çayımız da demlendi, yumurtalarımızı soğutmayalım, buyurun yemeğeeeee… Üstelik öyle lüks tesislerde olduğu gibi sabah 06:30-09:00 arası yemeğe gelme mecburiyeti de yok. Herşey rahat burada, kahvaltı 09:00-10:30 arası. Kahvaltıda köy peynirleri, köy yumurtası, bahçeden taze nane, salatalık, bölgeden organik zeytinyağı, organik kırma yeşil zeytin, köy tereyağı ve Marmaris Balı… Semaverde demlenen çay da o kadar başarılı ki, benim gibi bir çay tiryakisine bile 10 bardak içirebilen cinsten.

Kahvaltıyı rahat rahat yaptıktan sonra, saat 10:30 sularında Selimiye tekne turu için hazırdım. Meğer sabah uyandığım ve bana huzur veren manzaramın en güzel parçası tahta iskele otelimize aitmiş. Çevrede diğer otellerin başka iskelesi olmadığından teknemiz de doğal olarak iskelemize yanaştı, otelde diğer konaklayanlarla birlikte beni almaya geldi. Yaklaşık 5 saat sürecek tekne turumuz için yola çıktık. Selimiye tekne turları dendiğinde, bu işin uzmanı olarak ilk akla gelen Şener Kaptan ile yola çıkmak büyük şans olmuştu bizim için. Üstelik Şener Kaptan koyları ve Selimiye ile ilgili ilginç bilgileri bize anlatırken, yardımcı kaptan olan kızı Sıla da teknemizi kullanıyordu. Sonrasında yiyeceğimiz leziz öğle yemeği, Şener Kaptan’ın değerli eşinin eseri… Tekne turu esnasında hemen her koyda 40 metreye varan derinliğe kadar denizin dibinde ne oluyorsa herşeyi görebiliyorsunuz, bu kadar mı güzel olur bir deniz. Denizde en ufak bir dalga da mı olmaz? Gerçekten bu kadar güzel bir tekne turu yaptığımı hatırlamıyorum.

Tarihi Manastır’ın bulunduğu koydan görünüm, Türkiye’yi tanıtan turizm kitaplarına girebilecek cinsten bir manzaraydı. Manastır’ın hemen yanında üç adet dilek ağacı vardı ve seyahat severler, özellikle de hanımlar tarafından, bir bez parçasına dileklerin yazılıp, ağaca bağlanması neticesinde ilgi ile karşılanıyordu. Teknemize doğru dönerken göz alabildiğine uzanan muhteşem bir deniz manzarası, tekneler ve denizin dibi maksimum berraklıkta olup, gözle balıklar bile seçilebiliyordu. Sonrasında korsan koyu ve diğer iki koyda daha durulup, yüzmek için deniz molası verildi. Öyle bir dingin ve berrak denizdi ki, 2 kişi suya atlayınca, ben girmeyeceğim diyenleri bile beş dakika içinde suya sokmayı garanti ediyordu. Teknemiz tur esnasında, Selimiye’nin merkezinde yer alan yat limanında da durakladı ve çevre gezisi için mola verdi. Selimiye’nin merkezi yaklaşık 500 metrelik bir sahil şeridinden oluşuyordu. Bu küçük şirin beldede, sahil boyunca şık cafe ve restaurantlar da bulunmaktaydı…

Paprika Cafe’ye bu konuda bir parantez açmakta fayda var. Zira tatlıları o kadar meşhur olmuş ki, ünü sınırları aşmış. Hatta bir ara Abramovich Türkiye’de şaşalı teknesi ile tura çıkmışken, Selimiye’ye Paprika’nın ününü duyduğu tatlılarını yemek üzere yanaşmış, birkaç çeşit tatlı yiyip buradan ayrılmış. Cafe bir aile işletmesi, Anne-Baba ve oğul Bursalı ailesi işletiyor. Sedat Bursalı gelen misafirleri kapıda güleryüzle karşılayıp, kaliteli hizmet vermek için adeta çırpınıyor. Paprika’nın kendine özgü ürettiği menüsünden seçtiklerim; Haşhaşlı irmikli kek, keçiboynuzlu muhallebi, badem sütlü chia tohumlu puding, çilekli magnolia. Yaz aylarının favorisi tatlılar arasında ise, pişmaniyeli tiramisu, enginar tatlısı, beşamel soslu kabak tatlısı, bal kabaklı Cheese Cake, İngiliz marmelatı, süt reçeli, acı biberli reçelleri de son derece leziz.

Selimiye köyünde bir diğer parantezi de, hediyelik ve kaliteli ev eşyası arayanlar adına Severin için açmakta fayda var. İstanbul’dan Selimiye’ye yerleşen, Sever Ayarcı Hanım’ın aile işletmesi olarak kurduğu Severin’de el boyaması yapılan kuş evleri, balık şeklinde tabaklar, el boyaması eşi benzeri olmayan magnetler, el emeği göz nuru seramik ev eşyaları ve daha pek çok orijinal ürün nedeniyle, saatlerce dükkanda dolaşma ihtiyacı hissediyorsunuz. Birşeyler satın almadan çıkmanıza da imkan yok diyebilirim.

Selimiye yat limanının yanından teknemize binerken, köy halkından öğreniyoruz ki, yat limanının hemen yanındaki en güzel görünümlü taş ev meğer Kenan İmirzalioğlu’na aitmiş. Sadece Kenan Bey değil, Selimiye’yi ziyaret eden o kadar ünlü isim saydılar ki, meğer bu güzelliği hepsi benden önce keşfetmişler. Dünyanın birçok ülkesini gezip de, Selimiye ile bu denli geç tanıştığımdan dolayı hayıflandım.

Yazının devamı...

Kadın sığınmacıların objektifinden : İSTANBUL

14 Nisan 2016

Şüphesiz bizler yaşadığımız şehirde, günlük hayatımızda hep belirli rotalar üzerinde gidip, genelde aşina olduğumuz görselleri gözlemliyoruz. Günlük koşuşturmalardan belki de yaşadığımız şehrin pek çok yerini bu anlamda, keşfetme şansına da sahip olamıyoruz. Tabii bizim gördüğümüz İstanbul ile, yurtiçinden veya yurtdışından gelen bir turistin İstanbul'u gözlemlemesi çok daha farklı bir durum... Bizim her gün görüp de kanıksadığımız pek çok konu, onlar için son derece ilgi çekici olabiliyor.

Peki ya İstanbul'u ziyaret eden ve burası dışında gidebileceği başka bir yeri olmayan kişi, hem hayat kavgası peşinde koşup, hem de bu şehri acaba nasıl gözlemliyor diye hiç düşündünüz mü?

Bu anlamda "İstanbul'un Kadın Renkleri" isimli proje ilgimi çekti ve sizlerle paylaşmak istedim.

Kadir Has Üniversitesi’nin, Canon Eurasia’nın desteğiyle aralarında farklı kültürlerde yetişmiş savaş, şiddet, sömürü ve çeşitli mağduriyetler gibi birçok nedenle yaşadıkları yeri terk edip İstanbul’a sığınanların bulunduğu 10 kadına fotoğraf makinesi eğitimi verilip, objektiflerinden İstanbul'u fotograflamaları istenmiş.

Ve bu çalışmanın ürünleri de; 12 Nisan 2016'da, Kadir Has Üniversitesi'nde, "İstanbul'un Kadın Renkleri" isimli bir fotograf sergisinde halkın beğenisi için açılmış.

Çalıştılar, fotograf çekmeyi öğrendiler.

Daha önce hiçbir fotoğraf eğitimi olmayan İstanbul’un renklerini barındıran Ermeni, Suriyeli, LGBTİ gibi aidiyetlere sahip 10 kadın, Kadir Has Üniversitesi’nin fotoğrafçısı Ulaş Tosun’un koordinatörlüğünde 3 ay fotoğraf eğitimi aldıktan sonra kendi gözlerinden İstanbul’un renklerini ve gündelik hayatlarını fotoğrafladılar. Bu fotoğrafların altına ise Ayşe Karabat, Ayten Görgün Smith, Buket Uzuner, Esmeray, Müge İplikçi, N. Buket Cengiz, Nevşin Mengü, Pelin Batu, Sevda Alankuş, Şevval Sam gibi konuya duyarlı gazeteci, akademisyen, yazar ve iş dünyasından kadınlar, aldıkları ilham ile metin ve öyküler yazdı.

Yazının devamı...

Çocuk dostu otel tercih edin

22 Mart 2016

Bir yurtdışı seyahat uzmanı olarak, 80’in üzerinde ülke görmüş olmama karşın, 2.ci oğlumun da doğumu ile beraber ailecek yurtdışı seyahatlerini unutmak zorunda kaldık. 2.ci çocuk isteyenleri karamsarlığa sürüklemiş gibi olmayayım ancak 2 çocuğunuz var ise, yurtdışına gitmek zor bir uğraş. En iyi seyahat bence bu koşullarda, yurtiçinde deniz kenarında, mümkünse aynı tesisten çıkmadan tatilini tamamlamaktır. Yalnız bir şartla! Oteliniz mutlaka ve mutlaka çocuk dostu olmalı! Çocuk dostu otel de ne demekmiş, dediğinizi duyar gibi oluyorum.
ÇOCUK-BEBEK DOSTU OTEL NEDİR? lütfen daha önce yazdığım yazım için tıklayınız…

Geçtiğimiz senelerde, işte sırf bu yüzden Limak oteller grubuna bağlı Kemer Limra ve Belek’teki Limak Atlantis otellerinde kalmıştık. Türkiye’de tabii ki bir sürü çocuk-bebek dostu otel var, ancak bizim tercihimiz otelpuan, tripadvisor gibi şikayet/tavsiye sitelerinden en çok beğenilen otelleri araştırıp, çocukla ve bebeğimizle çıkacağımız seyahati şansa bırakmamak oldu. Her iki deneyimimiz sonrasında da, bu tarz tavsiye sitelerinin ne derece objektif olduklarını ve incelemek konusunda ne denli doğru bir iş yaptığımızı anladık. Geçtiğimiz yaz dönemi için de, işimizi şansa bırakmamak adına gerek hizmet kalitesinin oturmuşluğu ve çocuk-bebek dostu bir zincir olması nedeniyle Belek’te Limak’ın bu defa Arcadia otelini tercih ettik. Bu seferki seyahatimde, bir otelin çocuk-bebek dostu gözüyle bakarak madde madde servislerini çıkarttım.

İşte Çocuk-Bebek dostu olarak tatilimde, otelimde deneyimlediklerim :

Yazının devamı...

Gemi ile Küba-Karayipler

8 Şubat 2016

Amerika Birleşik Devletlerinin 50 yılı aşkın bir zaman diliminden sonra, Küba ile diplomatik ilişkileri canlandırma kararı ve karşılıklı büyükelçilikler açma hususunda uzlaşmaları sonrasında, İsviçre merkezli Avrupa’nın da en büyük gemi firması olan MSC Cruises şirketi son derece akılcı bir hamle yaparak yıllardır turizm sayesinde ekonomisini güçlendirebilen Küba’ya, dünyada ilk defa 22 Aralık 2015’te gemi seyahatlerini başlatmıştı.


MSC Cruises’a ait MSC Opera gemisi, 02 Aralık 2015’te İtalya’nın Cenova limanından yola çıkarak, transatlantik seyahati sonrası Küba’ya varmış, dünyada ilk kez Küba içerikli cruise programları da MSC Cruises’ın bu seyahati ile başlamış oldu. Ve 22 Aralık hareketle de ilk defa Küba(Havana) başlangıçlı gemi seyahati gerçekleştirilmişti. MSC Cruises’in ilk seferindeki %100 doluluk oranının yanı sıra, tüm kış sezonu ve Nisan ayı dahil Küba programları yok sattı. Bunun üzerine MSC Cruises Armonia gemisini de, 2016 Kasım ayından itibaren, Opera gemisi ile birlikte Küba başlangıçlı Karayip ve Orta Amerika tur paketleri için planladı. Küba’da MSC’nin ikinci gemisi olacak Armonia, 2 ayrı program yapacak. Birinci program Opera ile aynı olan Jamaica, Cayman Adaları ve Meksika’yı içerirken; ikinci programda ise Orta Amerika’nın ilgi çekici ülkeleri Belize ve Honduras da yer almakta.

Küba gemi seyahatleri hakkında MSC Cruises Türkiye ofisi Genel Müdürü Necla Tuncel hanımın görüşlerini aldım. 2015 kış sezonunda ilk sezon olması nedeniyle alınan 300 kişilik kısıtlı kapasite kısa sürede dolup, talepler gelmeye devam edince, gelecek sene için 1,500 kişilik kontenjan planladık bilgisini verdi. Ayrıca; Dünya’da bir ilki gerçekleştirerek Küba seyahatlerini başlattığımızdan bu yana, gerek dünyadan gerekse Türkiye’den çok yoğun talepler aldık.Taminim odur ki, Nisan ayıının sonuna kadar gelecek yılın Küba tur paketlerini de satıp bitirmiş olabiliriz, diye sözlerine devam etti.

Küba, Fidel Castro ölmeden mutlaka görülmesi gereken, dünyada belki de karakteristiği en güçlü ülkelerden biri. Neden Fidel ölmeden görülmeli diyorum, zira henüz kapitalizmle ciddi anlamda bir bağları yok, bozulma belirtileri henüz yok iken Küba gerçek karakteri ile gezilmeli. Castro'dan sonra, Küba'nın geleceği ve turizm hareketlerinde de ciddi değişiklikler olması muhtemel. Bu da bugüne kadar herkesin aklında yaratılan Küba imajının dışına çıkılması anlamı yaşıyacak diye düşünüyorum.

29 Mart hareketli MSC Opera gemisi ile rüya gibi bir Küba-Karayipler turu yapmak isterseniz, programı incelemek için

Yazının devamı...