‘Azerbaycan Cazı’nın kraliçesi

Aziza Mustafa Zadeh, 9 Kasım Salı günü CRR Konser Salonu’nda bir konser verecek. Öncesinde sorularımızı yanıtladı. Azerbaycan televizyon kanallarını izlerken akıştaki caz konseri sıklığı hep dikkatimi çekmişti. Takım elbiseli kerli ferli abilerden bir sound çıkıyor ki sanırsın Chick Corea ekibi. Her evde piyano olan bir ülkeden bahsediyoruz tabii. Bütün bu izlediklerimin arka fonununda çok ama önemli bir geçmiş yatıyordu. İşte bu geçmişin uluslararası arenadaki en popüler ismi de Aziza Mustafa Zadeh belki. Hadi gelin, bakalım bu geçmişe...

‘Azerbaycan Cazı’nın kraliçesi

Azerbaycan cazı: Bir ekol

“Muğam caz (Mugham jazz) ya da Azerbaycan Muğamı; Azerbaycan cazını makam ile karıştırmaktan, genellikle uzun grup doğaçlamalarına caz yaklaşımı olan, yüksek düzeyde enstrümantal teknik sergileyen kompozisyonlardan oluşan müzikal füzyon türünün bir çeşididir.” Wikipedia tanımını böyle yapıyor. Vakıf Mustafazade’nin (Aziza’nın babası) imzasını taşıyor bu tür. 2003 yılında UNESCO, Azerbaycan Muğamı’nı koruma altına aldı ve tüm dünyaya duyurdu. Bakü, Sovyet dönemi caz müziğinin bir nevi kalbidir aslında. 1969’da yapılan ilk caz festivali Bakü Caz Festivali bugün önemli bir marka. 200 bin kişinin bu festivali takip ettiği söyleniyor. Bu müzik tarihinin popüler ismine gelelim.

‘Türki müzisyenlerle çalışmak isterim’

Aziza Mustafa Zadeh, 9 Kasım’da CRR Konser Salonu’nunda bir konser verecek. Ona Ralf Cetto (bas) ile Simon Zimbardo (vurmalı çalgılar) eşlik edecek. 2008’den beri beraber çalışıyorlar. Birlikte “Generations” adlı bir albüm yaptılar. Aziza Mustafa Zadeh ile konser öncesi kısa bir söyleşi yaptık. Ülkemize sık geliyor. “Türk müzisyenlerle bir konser ya da bir proje düşünmez misiniz?” sorusuna “Neden olmasın, ben her fikre açığım” diye veriyor.

“Generations”, 2020 imzalı en son albümü. “Bu bir nesiller albümü oldu” diyor. Çünkü albümde babası Vakıf Mustafazade’nin üç bestesi, oğlu Ramiz-Han’ın üç bestesi, kendisinin de beş bestesi bulunuyor. “Umarım daha devamı gelir” diyor sanatçı.

‘Muğam caz her şeyim’

“Muğam caz sizin dünya çapında tanınmanıza olanak sağlayan bir ekol oldu diyebilir miyiz?” sorusuna cevap kısa ama çok anlamlı: “Muğam caz benim kanatlarım. Sağ ve sol kanadım.” Klasik sorudur: “Yeni albüm var mı?” Aziza Mustafa Zadeh, “Kesinlikle olacak. Çünkü gerçekten çok geniş bir repertuvarımız var” diyor. Ve son soru “Türkiye turnesi düşünür müsünüz?” İşte gelen cevap: “Neden olmasın inşallah.”

(9 Kasım/CRR Salonu/İstanbul)

‘Benim için huzur projesi’

‘Azerbaycan Cazı’nın kraliçesi

ENKA sezonu “Burçin Büke&Güvenç Dağüstün Şair Şarkıları” ile açıyor. Bu projenin özelliği her konserde bir konuk ismin yer alıyor olması. Daha önce Birsen Tezer ve Mehmet Erdem vardı. Şimdi Redd grubundan sevgili Doğan Duru. Ömer Hayyam’dan Âşık Veysel’e, Nâzım Hikmet’ten Yahya Kemal Beyatlı’ya ünlü şairlerin şiirlerinden bestelenen şarkılar seslendiriliyor konserlerde. “Proje nasıl doğdu?” diye Güvenç Dağüstün’e sordum. “Bu benim için bir huzur projesi” dedi. “Peki nasıl başladı?” Dağüstün “Burçin Büke ile bir senedir birlikte müzik yapıyoruz. Konser salonları için bir proje düşündüm. Şiir besteleri projesi için repertuvar çalışması yaptım adı da ‘Şair Şarkıları’ olsun dedim” diye cevap verdi. Çok geniş bir repertuvarları var. Hatta Cumhuriyet öncesine kadar uzanıyor. “Her konserde farklı seçki sunuyoruz” dedi Dağüstün. Burçin Büke’nin aynı şarkıyı her konserde farklı çalıyor olması da bir başka özel durum. “Bütün bu çalışmaların sonucu bir albüm olabilir mi?” diye sordum. “10-12 CD’yi dolduracak kadar şarkı bulduk. “Şair Şarkıları Antolojisi” kaydetmek istiyorum” diyerek açıkladı sanatçı isteğini. Bu kadar konserden sonra hani nasıl denir: Eli mecbur.

(9 Kasım/ENKA Sanat Oditorium/İstanbul)