Sinan Genim

Sinan Genim

sinan@sinangenim.com

Tüm Yazıları

324’te Roma’nın başkentinin Byzantion’a taşınması kararlaştırılır ve büyük inşaat sonrası Konstantinopolis, Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan edilir. “Bizans İmparatorluğu” veya “Doğu Roma İmparatorluğu” terimleri, Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasından çok sonra tarihçiler tarafından uydurulmuştur. İmparatorluk vatandaşları ülkelerine “Roma İmparatorluğu”, “Basileia tôn Rhomaion”, “Imperium Romanum” derken kendilerini Romalılar olarak ifade ederler.

İmparator Diocletianus (285-305), Roma İmparatorluğu’nun iç baskılar, barbar saldırıları ve Sasani İmparatorluğu ile iki cephede yaptığı savaşlar sonucu artık tek kişiyle yönetilemeyeceği düşüncesiyle imparatorluğun ikiye bölünmesine karar verir. Augustus unvanıyla hüküm sürecek eşit iki imparatorluk mevkii yaratır. İmparatorluğun doğusunda kendisi, batısında ise eski arkadaşı Maximianus imparator olur. 293 yılında her iki Augustus’un kendilerine idari konularda yardımcı olması için “Sezar” adıyla anılan iki alt yönetici, bir nevi imparator yardımcısı atama imkânı sağlanır. Diocletianus kendine Galerius’u, Maximianus ise Constantius Chlorus’u Sezar seçer. Bundan böyle imparatorların ölümü veya tahttan çekilme durumu sonrasında Sezarlar imparator olacak ve kendi Sezarlarını seçeceklerdir.

Haberin Devamı

Milano fermanı

Diocletianus, imparatorluğun doğu bölümünün başkenti olarak Nicomedia’ı (İzmit) seçerken, Maximianus Roma’da saltanat sürer. 1 Mayıs 305’de her iki Augustus da konumlarından feragat ederler. Galerius, kendisi için yeğeni Maximianus’u, Constantius Chlorus için ise Flavius Valerius Severus’u Sezar seçer. Tetrarşi dönemi denilen bu süreç, 25 Temmuz 306’da Constantius’un ölümü üzerine son bulur. Kısa süre içinde imparatorlukta altı Augustus hüküm sürmeye başlar. 311 yılında Galerius, Hristiyanlara yönelik zulme resmen son verir ve 313 yılında Constantius Chlorus’un oğlu Augustus Constantinus, Milano fermanıyla Hristiyanlığı yasal hâle getirir.

Nereden çıktı bu ‘Bizans’

İstanbul’un Fethi

Vizigotlar yağmalar

324 yılında Roma’nın başkentinin Byzantion şehrine taşınması kararlaştırılır ve büyük bir inşaat faaliyeti sonrası bundan böyle Roma İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis olur. Constantinus’un ölümü üzerine oğlu II. Constantius, Konstantinopolis’te tahta geçer, iki kardeşi ise batıda hüküm sürer. Bu dönem bir karmaşa dönemidir, sık sık yeni Augustuslar ve onlara bağlı olarak Sezarlar değişmektedir. 361 yılında Julianus tek başına tahta geçer ve iki yıl süresince imparatorluğun tamamını yönetir. 364 yılında ölür, yeni bir seçim yapan subaylar batıda Valentinianus’u, doğuda ise Valens’i Augustus seçerler. 395 yılından itibaren Batı Roma’nın başındaki imparatorlar genelde kukla yöneticilerdir. Roma terk edilir ve 395 ile 402 yılları arasında Mediolanum (Milano), 402-476 yılları arasında ise Ravenna, Batı İmparatorluğu’nun başkenti olur. Başkent özelliğini kaybeden Roma, 410 yılında Vizigotlar tarafından yağmalanır. 455 yılında ise bu kez Vandallar şehirde büyük yıkıma yol açarlar.

Haberin Devamı

Konstantinopolis’in başkent oluşu

Başkentin Konstantinopolis ilan edilmesinden sonra, özellikle IV. ve VI. yüzyıl arasında geçen bazı olaylar Roma İmparatorluğu’nu Helen Doğu, Latin Batı adıyla ayrıştırmaya çalışır. Ancak imparatorluk başkentinin Konstantinopolis’e taşınmasının ardından bir daha Roma kısa süren bir dönem (330-395) ve Papalık merkezi olmanın dışında XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar başkent olmaz. Buna karşın Konstantinopolis ve devamında Konstantiniyye 1923’e kadar başkent olma ayrıcalığını muhafaza eder. “Bizans İmparatorluğu” veya “Doğu Roma İmparatorluğu” terimleri, ülkenin ortadan kalkmasından çok sonraki tarihçiler tarafından uydurulmuştur. Var olduğu uzun dönem boyunca (330-1453), imparatorluk vatandaşları ülkelerine Roma İmparatorluğu; Helence  “Basileia tôn Rhomaion”, Latince “Imperium Romanum” veya “Romania” derken kendilerini de Romalılar olarak ifade etmekteydiler.

Haberin Devamı

Nereden çıktı bu ‘Bizans’

Roma İmparatorluğu

Bizans sözcüğü

“Bizans” sözcüğünün ilk kullanımı, 1557’de Alman tarihçi Hieronymus Wolf’un “Corpus Historiæ Byzantinæ” isimli kitabında karşımıza çıkar. Bu terimin kaynağı, İmparator Constantinus’un 11 Mayıs 330 günü Roma’nın başkenti olmasından önceki antik Byzantion şehrine yapılan bir atıftır. Şehrin bu eski ismi, Constantinus’tan sonraki tarih ve edebiyat eserleri dışında hemen hiç kullanılmaz.

1648’de “Byzantine du Louvre (Corpus Scriptorum Historiæ Byzantinæ)”, daha sonra Du Cange’nin “Historiæ Byzantinæ” isimli eserleri yayımlanınca, “Bizans” terimi Montesquieu gibi Fransız yazarlar arasında popüler olur. Ancak “Bizans” sözcüğü XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar genel bir kabul görmez.

Akınları önleme hedefi

“Bizans” sözcüğünün ortaya çıkarılış amacı çok eskilere dayanmaktadır. Papa III. Leo, Frank Kralı Şarlman’a (Karl der Grosse)
25 Aralık 800 tarihinde Roma’da Aziz Petrus Bazilikası’nda taç giydirerek, kendisini Kutsal Roma İmparatoru ilan eder. Avrupa’yı tehdit eden Müslüman akınlarını belirli oranda önlemek ve güçlü bir Avrupa yaratmanın, ancak Roma İmparatorluğu’nun yeniden hayata geçirilmesiyle mümkün olduğu düşünülmektedir.

Nereden çıktı bu ‘Bizans’

Tabula İstanbul

Şarlman’ın hülyası

Şarlman’ın iki önemli amacı vardı:

1. Sezarların imparatorluk yönetimini yeniden kurmak.

2. Aziz Augustinus’un ‘Tanrı Kenti’ni yeryüzünde inşa etmek.

Görmezden gelinen veya farkına varılmayan gerçek ise Roma İmparatorluğu’nun Hristiyan inancı yayılana kadar hemen her kültüre ve inanca saygı duyan, imparatorluğu oluşturan halklar arasından yeteneği ve devlete sadakati olan her kişinin imparator veya yönetici olabileceğiydi. Hâlbuki Şarlman’ın kurmak istediği imparatorlukta görev alacak kişilerin kesin Katolik inancı taşıması ve Germen asıllı olması gerekiyordu. Bu düşüncenin bir devlet kurmak için yeterli olmasına karşın imparatorluk oluşturması mümkün değildir. Üstelik bu dönemde Roma İmparatorluğu oldukça güçlü bir şekilde Konstantinopolis’te varlığını sürdürmektedir.

Kutsal Roma İmparatorluğu

Kutsal Roma İmparatorluğu kör topal, zaman zaman güçlü, zaman zaman küçük bir prenslik şeklinde 1806 yılına kadar devam eder. 1804’de Napolyon, Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’nun geleneksel üstünlüğüne son verip, kendini imparator ilan edince son imparator II. Franz, 1806’da Kutsal Roma İmparatoru unvanından vazgeçip yalnızca Avusturya İmparatoru unvanını alır. Konstantinopolis 1204’te Latinler tarafından yağmalanır ve bir daha eski gücüne sahip olamaz. Anadolu’nun küçük bir bölümüyle  Balkanlardaki dar bir alana sıkışan eskinin görkemli Roma İmparatorluğu etkisini kaybeder.

Konstantinopolis’in kurtuluşu

29 Mayıs 1453 günü Konstantinopolis, Osmanlılar tarafından fethedilir. Geçtiğimiz günlerde, Prof. Dimitris Kitsikis’in 2 Şubat 2021 günü yaptığı bir televizyon röportajında “Bu fetih değil, bir kurtuluş” dediğine tanık oldum (https://youtube/TLacvpaVdOI). Kitsikis bizim fetih olarak isimlendirdiğimiz şehrin düşüşünü, kurtuluş olarak ifade eder. Konstantinopolis’i bir anlamda batının yağma ve sömürgesi olma durumundan kurtarmanın yüz yıllar sonra bir kurtuluş olduğu dile getirilmektedir. 22-23 Ağustos 2020 tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki yazımda, Galata Kulesi’nin Ortodoks inanca karşı yapılmış bir Katolik anıtı ve güç gösterisi olduğunu belirtmiştim. Özellikle Doğu ve Batı Kilisesi’nin Katolik ve Ortodoks olarak ikiye ayrılmasından sonra varlığını devam ettiren Roma İmparatorluğu üzerindeki Latin baskıları katlanılması zor bir düzeye ulaşır. 1204’teki IV. Haçlı Seferi’nin Konstantinopolis gibi Roma İmparatorluğu’nun merkezi olan bir Hristiyan topluluğa yönelmesinin tek sebebi, zenginliği ve karanlıklar içinde yüzen Avrupa’ya karşı olan kültürel üstünlüğüdür.

Nereden çıktı bu ‘Bizans’

Roma İmparatoru Konstantin’in İngiltere’deki heykeli

Yarın: Romalıların İmparatoru: Fatih Sultan Mehmed