Ev rahatlığında şık lezzete alıştık

Bir yıl önce “Hadi canım sen de” dediğimiz pek çok şey bugün günlük hayatın bir parçası. En şık restoranlar köşedeki hamburgerci
kadar yakın mesela artık evlerimize

Salgında adeta evrim geçiren restoran sektörü, iş yapma şekillerini yeniden kurgularken tüketici tercihleri ve bakış açıları da büyük değişime uğradı. Örneğin, marka restoranlar evlere sipariş teslimine başladı. Ama daha dikkat çekici olanı, salgın öncesi bu marka restoranlara gitmeyen tüketici kesimi, buralardan sipariş veriyor artık. Çünkü o markanın lezzetlerine süper şık giyinmeden, kuaföre gitmeden, ev rahatlığında ulaşmak da mümkün artık.

Ev rahatlığında şık lezzete alıştık

Fine dining restorancılık yapan gruplardan biri de Divan. Pandemi sürecinde Divan Delivery’e başladıklarını söyleyen Divan Grubu Genel Müdürü Murat Tomruk, “Ciromuzun yüzde 90’ını şu anda delivery (sipariş teslimatı) oluşturuyor. Yüzde 10’u da gel al üzerinden yapılan satışlar. Temmuz’da Yemek Sepeti ve Getir Yemek’te başladık. Divan restoranlarının bilindik lezzetleri; dana, tavuk şinitzel, köfte, lazanya en çok talep görenler. Fuudy ile de çalışmaya başladık” diyor.

Dijital garson

Sevgililer Günü için de özel bir paket hazırladıklarını anlatan Tomruk, “Evde birini ağırlamak istiyorsunuz. Ama yoğun çalışma içerisinde misafirperverliğinizi gösterecek hazırlığı yapmak için yeterli zamanınız yok. Biz Divan olarak sizin için en güzel hazırlığı yapıyoruz, dilerseniz garson hizmeti de veriyoruz. Çok üst seviyedeki aktiviteler için zaten garson gönderimi yapıyorduk. Şimdi, online dijital garson gönderme hizmetini de hayata geçiriyoruz.”

Ev rahatlığında şık lezzete alıştık

Pirinç unu çatal

Divan lezzetlerinden ödün vermeden, akıllı ambalaj sistemiyle hem doğaya uygun hem de hijyenik bir sunumla servise odaklandıklarını belirten Tomruk şöyle devam ediyor:

“Örneğin, sıcaklık indikatörü sayesinde teslimat sonrasında ısı durumuna göre sipariş veren müşterilerimizi yönlendirdik. Isı etiketleri sayesinde sıcaklık seviyelerine göre, lezzetlerinden bir şey kaybetmeden tüketilebilmesine, hem normal hem de mikrodalga fırınlarda ısıtılabilmesine imkân verdik. Ambalajları pirinç unundan üretilen çatal, bıçak ve kaşık servis takımları ile doğaya duyarlı ve şık bir dokunuşla tasarladık.”

Divan pastanelerinde bu sene online’da geçen seneden dört kat daha fazla pasta siparişi aldıklarını anlatan Tomruk, “Online’dan ulaştığımız kesim kalıcı müşterimiz oluyor” diyor.

1308 hindi eve uçtu  

Divan’ın bir catering sistemi de var. Eskiden evlere, düğünlere hizmet veriyorlardı. Şimdilerde bu catering hizmetini orta üst segmente de yaygınlaştırmışlar. İlk uygulamayı yılbaşında hindi servisi ile yaptıklarını anlatan Tomruk, karşılaştıkları talebi şöyle anlatıyor: “Yılbaşında İstanbul’da, 1308 eve hindi servisi yaptık. Hindiyi yanında mezesi, alt pilavıyla en şık şekilde servis ettik. Anneler Günü ve yılbaşında hazırlanan özel ürünlerimizin satışı önceki seneye göre 4.5 kat daha fazla oldu.”

Turizmde keşif paketleri hazırlıyor

Pandemi döneminde iç turizmin öneminin arttığını, araçla gidilebilen yerlerin daha kıymetli hale geldiğini söyleyen Tomruk, turizm sektörünü değerlendirirken Divan Otelleri’nin bu yıla ilişkin planlarını da şöyle anlatıyor:

“Konya’dan, Eskişehir, Antep, Kars’a kadar her şehrimizde turizm var. Türkiye’de alternatif turizmi canlandırmamız, mesela Diyarbakır’ın güzelliklerini anlatabildiğimiz takdirde hem bireysel turist gelecek hem kurumsal kesim yönelecek. Diyarbakır’da çok görkemli, büyük bir otelimiz var mesela, iş için seyahat edenlere, Zerzevan Kalesi başta olmak üzere tarihi bölgeyi keşfetme paketleri de hazırlayacağız.” 

Sahil otellerinde haziran ayı itibariyle hayatın daha normale dönmesini beklediklerini anlatan Tomruk ekliyor;

“Divan Bodrum Türkbükü’nü yeniledik. Divan Bodrum’un çehresi değişiyor, gençleşiyor. Nisan başında açacağız. Üç ay içinde aşılamanın sonucunu görürüz. Geçen seneden daha huzurlu, daha rahat bir yaz tatili geçireceğimizi düşünüyorum. Şehir otellerinin düzelmesi ise son çeyreği bulur.” 

Gençler artık ‘öyle söylemiyor’

Abdi İbrahim Otsuka, şizofreni konusunda toplumun farkındalık ve bilgi düzeyini artırmak için 2014 yılında ‘Görmezden Gelmeyelim’ projesini hayata geçirdi.

Ev rahatlığında şık lezzete alıştık


Projeyi bir sonraki aşamaya taşımak ve damgalama alanında akademik bilgi birikimine destek olmak amacıyla 2019 yılında bir araştırma da gerçekleştirdiler. Buna göre toplumun şizofreniyi öğrendiği kaynaklar arasında, hekimlerin ve sağlık görevlilerinin oranı sadece yüzde 12 ile sınırlı. Akrabalar, arkadaşlar, aile, televizyon reklamları ve internet yüksek oranda bilgi kaynağı olarak gösteriliyor.

% 20’ye göre cinler!


Toplumun dörtte birinin şizofreni hastalarının hiçbir zaman iyileşmeyeceğini ve çalışamayacağını, beşte birinin ise hastane dışı ortamda yaşayamayacaklarını düşündüklerini söyleyen Abdi İbrahim Otsuka Genel Müdürü Elif Elkin, “Diğer bir çarpıcı sonuç ise toplumun beşte birinin şizofreni hastalığına cinler veya büyünün neden olduğunu düşünmesi. Yarısı ise bu konuda bir bilgisinin olmadığını ifade ediyor. Toplumun sadece üçte biri şizofreniye cinler veya büyünün neden olmadığını net olarak söyleyebiliyor. Bu sonuç çağdaş tıp ve bilimsel anlayış ile toplumu oluşturan bireyler arasındaki uçurumu gözler önüne seriyor” diyor.

Ev rahatlığında şık lezzete alıştık

Abdi İbrahim Otsuka Genel Müdürü Elif Elkin

Gönüllü aktivistler


Dilde başlayan damgalamayı dilde bitirmek için, 10 Ekim 2020’de yani Dünya Ruh Sağlığı gününde, Türk Nöropsikiyatri Derneği, Türkiye Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Derneği, Şizofreni Dernekleri Federasyonu ve Bipolar Yaşam Derneği desteği ile “ÖYLE SÖYLEME! hareketi”ni başlattıklarını vurgulayan Elkin, tüm kesimler olarak kalıcı çözümler ortaya koyabilmek için geliştirdikleri dört basamaklı stratejik aksiyon planını ise şöyle anlattı:

“ÖYLE SÖYLEME! hareketi, ailemizi, arkadaşlarımızı, iş çevremizdeki herkesi, günlük dilde ruhsal hastalıklara hakaretamiz anlam yükleyen damgalayıcı söylemlerden uzak durmaya, bu tip söylemlerin farkında olmaya davet ediyor. İkinci aşamada ise Gençlerde Damgalama farkındalığı yaratma çalışmalarına başladık. Bugüne kadar pek çok üniversiteden 2 bin 400’ün üzerinde öğrenci ile sanal ortamda bir araya geldik. Üniversitelerde genç gönüllü aktivistler olmasını hedefliyoruz. Gençlerden beklentimizin üstünde bir ilgiyle karşılaştık.“

Çocuklar ve hekimler


Bu farkındalığın daha da erken yaşlarda çocuklara inebilmesi ve eğitim sistemine dâhil edilebilmesi için ilgili bakanlıklarla görüşmeler sürdürdüklerini anlatan Elkin, “Damgalama ile mücadelede üçüncü adım hasta ve hasta yakınlarına yönelik farkındalık projeleri, dördüncü adım ise hekimlere yönelik çalışmalar olacak. Hedef, Öyle Söyleme Hareketini küresel bir eyleme dönüştürmek” diyor.

Depresyon arttı

Zoom görüşmesinde sorularımızı da yanıtlayan Elkin, salgın süreciyle birlikte en çok konuşulan ilaç gruplarından biri olan antidepresan kullanımında son bir yılda yüzde 10 oranında artış gözlemlediklerini söyledi.