Hiç aşılıyla aşısız bir olur mu!

Salgın yeniden tırmanışa geçerken uzmanlar artık hastanelerde yatanların çoğunun aşısız kişiler olduğunu vurguluyor. Sürecin başından beri en ön safta yer alan hekimler, hastalığın aşılı ve aşısız kişilerde nasıl farklı seyrettiğini anlattı

Hiç aşılıyla aşısız bir olur mu

Kovid-19 artık yeni normalimiz! Normalleşmeyi eskiye dönme gibi anladığımız anda tüm acımasızlığıyla karşımıza dikiliyor. Nitekim günlük vaka sayıları yeniden 25 bin sınırına yaklaştı, ölüm sayıları 100’ü aştı. İnsanların açık alanlarda, sahil şeritlerinde, yaylalarda olduğu yaz aylarında vaka ve ölüm sayımızın yükseliyor olması korkutucu. Sonbahar aylarında durumumuzun ne olacağını düşünmek dahi istemiyor insan.

Sosyal hareketliliğin arttığı bir dönemde, aşılamanın yavaş ilerlemesi ise vaka artışındaki ana etken. İlk doz aşılamada yüzde 70’e yaklaştık. Ancak maalesef ikinci doz aşıda sıkıntı var. İnsanımız ikinci doz aşısını yaptırmakta isteksiz. Bunu anlamak mümkün değil. Bir de hiç yaptırmayanlar var tabii. 22 milyonu aşkın insanımız hakkı olduğu halde aşı yaptırmamış.

Etkisi görülüyor

Oysa aşının etkisini sadece sağlık çalışanlarına bakarak bile görmek mümkün. Pandeminin başlarında onlarca sağlık personelini kaybettiğimiz, kahrolduğumuz günlerin üstünden çok zaman geçmedi. Sonra aşı geldi, tüm sağlık çalışanları aşılandı. Kovid-19 virüsüyle en çok karşılaşan sağlık çalışanlarımızda ölüm vakaları hızla azaldı.

Çift doz aşılamanın yapılıp, oranların yüzde 60-70’ler seviyesine ulaştığı ülkelerde ölüm oranlarında ve hastaneye yatış oranlarında ciddi bir azalma olduğunu görüyoruz. Buna en iyi örnek ABD eyaletlerinden Hawaii.

Öte yandan varyantın etkisiyle tüm dünyada rakamlar yeniden yükselişe geçti. Aşılama tam da bu noktada çok önemli hale geldi.

Çeken bilir!

Aşısızlar kahveci esnafını dahi isyan ettirdi. Salgın sürecinde aylarca işyerlerini kapatmak zorunda kalan kahveciler yeniden o sıkıntılı günlere dönmemek için kendi önlemini kendi aldı ve “Aşısızlar giremez” dedi. Türkiye Kahveciler, Kıraathaneciler ve Büfeciler Federasyonu Başkanı Murat Ağaoğlu şunları söyledi:

“Çok büyük ümitlerle başladığımız normalleşme sürecinin salgının artması sebebiyle tekrar sona ermesi ve kısıtlamalar yaşanmasının hem ülkemiz ekonomisine hem de esnafımıza çok derin yaralar açacağı aşikardır. Kısıtlamalar sebebiyle zor günler geçiren kahvehane ve kıraathane işletmecisi esnaflarımızın tekrar kapanmayı kaldıracak gücü kalmamıştır. Bu sebeple Türkiye Kahveciler, Kıraathaneciler ve Büfeciler Federasyonu ve federasyona bağlı meslek odaları olarak aldığımız karar doğrultusunda ülke genelindeki tüm kahvehane, kıraathane ve kafelerimize en az 2 doz aşı olmayan vatandaşlarımızı kabul edemeyeceğimizi tüm kamuoyuna duyuruyoruz.”

Ayrım keskinleşiyor

Aşı zorunlu hale getirilmeyecek. Ancak aşılı  aşısız ayrımı çok hızlı bir şekilde keskinleşecek gibi görünüyor. Bu konudaki en büyük ayrımı ise virüsün kendisi yapıyor! Salgın sürecinin başından beri en ön saflarda mücadele veren hekimler, aşılı ve aşısız kişilerin virüse maruz kaldığında yaşanan iki farklı tabloyu, Milliyet okurları için çizdi. Aşıya mesafeli olanların, hekimlerin saha gözlemlerini dikkatle okumasını tavsiye ederim.

Hastaneye yatanların ve ölenlerin çoğu aşısız

Acıbadem Taksim Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Aytuğ Altındağ: “Tüm dünyada artan vakalar gibi, bizde de deltanın ana virüs varyantı olduğunu görüyoruz. Hastaları sorguladığımızda hastanede yatan hastaların çok büyük oranının aşı olmayanlar olduğunu gözlemliyoruz. Dolayısıyla karşımıza çok net bir sonuç çıkıyor: Aşı olmak sizi tamamen hastalanmaktan koruyabilir. Hastalığa yakalansanız bile hastalığı hafif geçirmenizi sağlıyor. Öte yandan hastalığa bağlı ölüm riskini de çok yüksek oranda düşürüyor. Dolayısıyla pandeminin bu kadar aktif olduğu, vakaların artmaya başladığı bu dönemde aşı olmayanların riski hem hastaneye yatış anlamında hem de hastalığa yakalanma ve hastalığa bağlı ölüm riski anlamında çok yüksek. İkinci doz aşılamada henüz yüzde 35 oranına ulaştık. Okulların açılmaya başlayacağı eylül ayından önce, aşılamayı yükseltebilirsek tekrar oluşacak yeni dalgaların önlenmesinde başarılı oluruz. Burada kafa karışıklığına neden olan sorunlardan bir tanesi de aşı türlerindeki farklılığa bağlı hastalığa yakalanma oranlarındaki değişiklikler. mRNA aşılarının oluşturduğu antikor oranlarının daha yüksek olduğuna dair yayınlar ve sahadaki sonuçları görüyoruz. Dolayısıyla mRNA aşısını hem hastalığı geçirmiş olanlara hem de daha önce zayıflatılmış ölü virüs aşısı olanlara mutlaka öneriyoruz. Bunun yeni varyantlara karşı da bağışıklığı daha kuvvetli hale getirmesini hedefliyoruz. Dolayısıyla aşılama oranlarını hızla yükseltmemiz gerekiyor. Bunun da somut yansımasını aşı olma oranının yüksek olduğu şehirlerde virüs bulaş hızındaki yavaşlama ve vaka artık hızındaki yavaşlamadan görüyoruz. Dolayısıyla aşılamayı artırdığımızda orada ne kadar nüfus hareketliliği olursa olsun, aşılama yapılmayan veya aşılama hızı yavaş giden bölgelere göre daha hızlı kontrolü sağlamaya başlıyorsunuz. Bu nedenle hızlıca aşı olmaya yönlendirici faaliyetlerin toplumda yaygınlaşması lazım. Tüm kuruluşların elini taşın altına koyarak kendi buldukları mecralarda aşı olmayı çok hızlı özendirici aktiviteler gerçekleştirmemiz gerekiyor. Genç nüfusun da hızlıca aşılanması gerekir. Taşıyıcılık riski açısından aşılama özellikle de kış aylarına girerken önemli. Kışın kapalı, sıkışık ortamlarda riskin artmaması ve yeni varyantlar, yeni dalgalarla uğraşmamamız için bu şart. Çünkü vaka sayısı arttıkça virüsün varyant geliştirme riski de artıyor. Aşıların tamamlanması pandeminin kontrolünü sağlamamız açısından hayati.”

Hiç aşılıyla aşısız bir olur mu

Aşı, bulaşma hızını da düşürüyor

Academic Hospital Başhekimi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Türkan Özer: “Sahadaki gözlemler ve akademik yayınlar aşının ne kadar etkili olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Kovid -19 hastalığına yakalanan birey tam aşılı ise hastalık çok az belirtiler ve çok az akciğer tutulumu ile seyrediyor. Hasta genellikle hastaneye yatış gerekmeden takip edilirken, hiç aşısı olmayan veya eksik aşılı bireylerde hastalık hem semptomlar açısından hem de akciğer tutulumu açısından daha ağır seyrediyor. Hastaneye yatan vakaların büyük bir yüzdesi aşısız kişiler. Birçok sağlık kuruluşu gibi hastanemizde yatan bu iki grup hasta içinde bunu net olarak gözlemliyoruz. Hastaneye yatanların çoğu ve ağır seyreden vakalar aşısız hastalar oldu, oluyor. İki Biontec aşısı olmuş hastaların, oda havasında normal oksijen satürasyonu ile ve ateşsiz izlenirken, hastalığın çok hafif seyrettiğini ve kısa zamanda taburcu olunduğunu gözlemliyoruz. Hiç aşı olmamış hastalarımızda ise hastalık ateşli seyretmekte ve akciğer tutulumu olarak da çok daha yoğun bir tutulum sergileniyor. Kovid -19 aşıları, üst solunum yolundaki virüs miktarını azalttığı için aşılılarda bulaşma hızı da azalıyor. Aşısız bireylerde bulaşma daha fazla olduğu için aile içinde de yayılım daha fazla oluyor. Özellikle delta varyantının çok kolay yayıldığını biliyoruz. Aşı olup hastalığa yakalanırsak, hastalığı hem hafif atlatırız hem de bulaştırıcılığı azaltmış oluruz. Bu nedenle aşı olmalıyız.         

Aşı ile Kovid-19 hastalığının ağır seyretmesi ve ölüm riski en aza inmekte. Aşı, halihazırda hastalığa karşı en etkili bireysel koruma. İstisna durumlarda, aşı olunsa bile SARS-CoV-2 enfeksiyonu ve Kovid -19 hastalığı gelişirse hastalığın seyri daha hafif ilerlemekte ve komplikasyonlar ile ölüm önlenmekte.”

Hiç aşılıyla aşısız bir olur mu

Aşı pasaportu gerçek oldu!

Pandeminin ilk yılında, daha aşı çalışmaları sürerken dünyada “aşı pasaportu” tartışması da başlamıştı. Ben de bunu 13 Aralık 2020 tarihinde Milliyet’te yazmıştım. Gelinen noktada konserden spor salonuna, kahvehaneden uçağa kadar pek çok yere aşılı olduğunu kanıtlayanlar girebiliyor.

Hiç aşılıyla aşısız bir olur mu

Doğu’da özel çalışma yapılmalı

Yakın tarihte Doğu illerini gezdim. Karşılaştığım insanlara, özellikle yaşlılara aşı olup olmadıklarını sordum. Devlet aşılamada önceliği yaşlılarımıza vermesine rağmen maalesef aşılamada oran düşük.

İkinci doz aşılamada özellikle. Gençlerimiz arasında da maalesef ‘aşının kısırlık yaptığı’ söylentisi yayılmış. Söylenti asılsız ancak gençleri aşıdan soğutmaya yetmiş.

Aşılamanın artması için özel bir çalışma yapılmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Kanaat önderlerinin toplumu bilgilendirmesi etkili olacaktır.

Aşı olmayı özendirici, ödüllendirici yöntemler de düşünülebilir.