‘Lüküs Hayat’a kentsel akupunktur

Mimar Melkan Gürsel Tabanlıoğlu, şehri şehir yapan değerlerin peşinde. Bir zamanlar “Lüküs Hayat”a bile konu olan Halaskargazi’de devam eden projesini ise bu değerleri canlandıracak “kentsel akupunktur” olarak tanımlıyor...

‘Lüküs Hayat’a kentsel akupunkturMimar Melkan Gürsel Tabanlıoğlu dünyada mesleğe katkıda bulunmuş 100 önemli isim arasında gösteriliyor. 2008 yılında Avrupa’nın 40 yaş altı en iyi 40 mimarından biri seçildi.
Eski Cumhurbaşkanlarımızdandan Cemal Gürsel’in torunu. AKM binasını yapan ünlü mimarlarımızdan Hayati Tabanlıoğlu’nun oğlu Murat Tabanlıoğlu evli.
Kanyon, Levent Loft, İstanbul Modern gibi önemli yapılarda imzası var. Tabanlıoğlu Mimarlık, Murat Tabanlıoğlu tarafından Atatürk Kültür Merkezi, Yeşilköy havalimanı ve Galleria gibi ilklerin mimarı olan Hayati Tabanlıoğlu ile birlikte 1990’da kuruldu.
Melkan Gürsel Tabanlıoğlu 1995’te firmaya ortak olarak katıldı. Ankara, Dubai ve Doha ofisleriyle, merkezi İstanbul’da olan Tabanlıoğlu Mimarlık 160 çalışanıyla projelerini Türkiye’de ve dünyada sürdürüyor.
Tabanlıoğlu Mimarlık’ın son dönemde İstanbul’da gerçekleştirdiği bazı projeler arasında kamuya açık seyir terasıyla Türkiye’nin en yüksek binası İstanbul Sapphire, Zorlu Levent, ESAS Aeropark, Selçuk Ecza, Marmara Forum da var.
Senegal’den Dubai’ye...
Astana Arena, Astana Media Center, Barış Sarayı gibi bayındırlık bağlamında olduğu kadar kamusal alanda da Kazakistan’da sembol olan projeler, Libya’da Tripoli Kongre Merkezi ve Ekvator Ginesi’nde Sipopo Kongre Merkezi, Senegal’de Dakar Kongre Merkezi; Dubai’de Crystal Towers gibi geniş yelpazede uluslararası işlerin yanı sıra Tarabya Oteli, Beyazıt Kütüphanesi ve Atatürk Kültür Merkezi gibi renovasyon projelerini de yaptılar.
Melkan Gürsel Tabanlıoğlu sorularımı yanıtladı.

Halaskargazi hamlesi yolda

Halaskargazi’de şu an önemli bir projeniz var...
Eski İnci Sineması’nın olduğu parselde avlulu bir karma proje yürütüyoruz. Avlu Halaskargazi ile Abdi İpekçi’yi birleştirecek. Avlunun etrafında konutlar, küçük bir şehir oteli ve onun altında da küçük alışveriş birimleri olacak.
Projenin toplam inşaat alanı: 79 bin 150 metrekare... İşadamı Mehmet Uyanoğlu ile Ermeni Katolik Mihitaryan Manastır ve Mektebi Vakfı’nın projesi.
Halaskargazi caddesi 20. yüzyılın başından itibaren modern hayatın simgesi olmuş ilk apartmanların, lüks konut örneklerinin yer aldığı bir semt olmaktan, özellikle 1980’lerden sonra çıkmış. Küçük ticarethanelere dönüşmüş, zamanla binalar da yıpranmış, kullanıcı profili değişmiş.
Kentin değerli merkezlerinden biri olan Halaskargazi’nin, İstanbul’un cazibesi en yüksek semti olan Nişantaşı ile arasındaki fiziki mesafe 300 metre. Bu alan için geliştirilen proje, binaların yenilenmeleri ve aradaki saklı orta alanlardan kamusal buluşma noktaları elde etme fikri ile ele alındı.
Proje, kentsel akupunturla bu dokuyu yenileyerek canlandıracak.
Bakıyorsunuz Nişantaşı’nda Abdi İpekçi Caddesi, Vali Konağı Caddesi. Arkada Halaskargazi. Ama iki caddenin birbiriyle hiç alakası yok. Oysa Halaskargazi’nin ciddi bir geçmişi var. Aslında Türkiye’nin ilk modern yaşantısının olduğu apartmanlarının olduğu bölge...
Hani, ‘Şişli’de bir apartman, lüküs hayat’ diye şarkıları bile var. Ağaçlık bir yol, sonra yol açılıyor bulvar haline geliyor. Abdi İpekçi’de en iyi markalar, en iyi restoranlar, butikler. Halaskargazi’ye bir gidiyorsun bambaşka bir dünya.
Yapılan projeler bir şekilde şehirde entegrasyonları da sağlamalı. Nasıl ki Kanyon’un bir kapısı Gültepe’dir, bir kapısı Büyükdere’dir.
Niye insanlardan korkuyoruz? İstanbul herkesin malı değil mi? Halaskargazi projesinin içinde işte bu nedenle geçişe imkân veren bir avlu var. Nişantaşı’ndan ulaşılabilecek bu avluya. Projede konutlar var, onun altında açık küçük alışveriş birimleri olacak. Onun üstünde küçük bir şehir oteli olacak, hemen altında bir metro bağlantısı var.

Bomonti de var, Ankara da

Halihazırda devam eden işleriniz neler?
Birkaçını saymak gerekirse, Zorlu Levent Ofis (Loft’un yanında, inşaatı tamamlanmak üzere olan kule, 170 metre yüksekliğinde, 41 katlı) ve Büyükdere’de Tahincioğlu’nun ofis binasının inşası sürüyor.
Bomonti’de Kayserili iş adamı Şükrü Başyazıcığlu için ofis ve rezidans projesi yapıyoruz. Now Bomonti adında. Enteresan bir proje bu. Ankara İncek’te Hamdi Akın’ın Loft projesi var...
Yine Oran’da Ankara’nın en prestijli rezidans projesi One Tower devam ediyor. İstanbul’da tabii ki kentsel dönüşüm çerçevesi içinde de birtakım işler yapıyoruz. Fikirtepe gibi. Fikirtepe’de biz bayağı bir şeylere ön ayak olmaya çalıştık zamanında.
Çünkü çok iyi hazırlanmış bir master plan tam oluşamadan maalesef orada dönüşüm başladı.

Fiyatlar daha da artacak

İstanbul’da ucuz denebilecek konutlarda dahi metrekare fiyatları 2000 - 2500 lira. Ne düşünüyorsunuz?
Daha artacak. Balon olan yerler olabilir ama onlar zaten satamıyor. İstanbul bu kadar tahrip edilmesine rağmen yükselen değer.

Bu metrekare fiyatlarında mimarlar hak ettikleri payı alabiliyorlar mı?
Alamıyoruz. Bizim memlekette maalesef böyle bir problem var. Dünyada proje bütçelerinin yüzde 10’u kadar danışmanlıktır. Bunun içinde mimar da vardır, mühendis de, cephe danışmanı da, yangın danışmanı da... Türkiye’de yüzde 4’leri bulmuyor, büyük projelerde de yüzde 2.5’larda kalıyor.

En iyisi fazla bilmeyen...

Kimle çalışmak daha kolay?

Fazla bilmeyenle. En güzeli o. Her işin bir erbabı var. Teslim olmayı bilmeli insan. İşin ortasında mimar kesilmemek lazım. En güzeli onu yapmayan, teslim olan. Her şey iyi mal sahipleriyle ortaya çıkar.

Çizdiğiniz bir proje ile mal sahibinden dönen... Genelde ne kadar örtüşüyor?
Realiteyi bilerek hareket ediyoruz. Bizim kafamızdakini de mal sahibinin de ruhuna uygun hale getirip öyle prezante ediyoruz. Rüyanda bir şey görüyorsun, böyle yapacağım diyorsun. Ama parayı mal sahibi parayı veriyor. Rüyayı sen görüyorsun! Bir de o rüyayı kabul ettireceksin. Karşılıklı bir süreç...

Dedesinden bayrak, İstiklal Madalyası ve bir de soyadı kaldı...

İsminizdeki ‘L’ harfi düşünce mekân oluyor. Bilinçli bir seçim mi bu?
Babaannem koymuş. Adı Melahat... İlk hecesini annem Türkan’ın son hecesiyle birleştirilip böyle bir isim koymuş.

Dedeniz Cemal Gürsel’den size kalan hatıralar var mı?
Dedem vefat ettikten sonra ben doğmuşum. Fotoğraf albümleri var, bastonları var, şapkası var. Birkaç kemeri var, tatbikat botları var. Öyle çok fazla bir şeyi olan biri değilmiş. Mütevazı bir aile, o kadar az şeyi vardı ki.
Herhalde 4 takım elbise ile bitirmiş olabilir Cumhurbaşkanlığı görev süresini. Babaannem de çok minimaldı. Çok az şeyleri vardı. Devlet Büyükleri Mezarlığı Müzesi’ne bir iki parçasını verdik. Bir iki silahı ve kitapları var bir de. Üstünde ismi yazan bir bayrak, istiklal madalyası yatak ve komidini de bizde.

Şehir dışındaki bloklar gecekonduyu aratmıyor

Hep dikkatimi çekmiştir, otoban kenarındaki yüksek konutlara ne diyorsunuz?
Çarpık kentleşmenin en büyük kanıtı... Kentsel dönüşüm diyoruz mesela, birçok yerde var kentsel dönüşüm ama bazen onlar da çok tehlikeli de olabiliyor. Üstünde çok düşünülmeden yapıldığı zaman bazen gecekondu kalsa daha mı iyi olurdu dediğimiz örnekler görüyoruz.
Dağlık tepelik o otoban kenarlarında neden yüksek bloklar yapılır ben de bir türlü anlayamıyorum.
Bütün dünya yoldan gelen gürültüyü kesmek için otoban ile belli bir mesafeye kadar yeşil alan koyar. Biz o önlemleri almıyoruz bir de gidip bir ciddi konut bloğunu o yolların sağına soluna yerleştiriyoruz. Bunların arasında birtakım yeşil zone’ların olması gerek oysa. Otoyoldan çıkıyorsun gişelerin üzerinde dev bloklar. İzmit gişelerinde çıkıyorsun böyle dev konutlar...
Gürültü sorununu bir kenara bırakın, egzoz sorunu var. Şehirde değil de, şehrin dışında yaşıyorsan daha başka bir lüksün olmalı. Daha bahçe daha toprak, daha doğal.
Şehirden çıkıp bir saat gidiyor ve hâlâ aynı şehir dokusunun içinde kalıyorsam o zaman niye gittim?