Ödül bize ders oldu!

Bu yıl Vehbi Koç Ödülü, sosyal bilimci Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin. Tekeli, törende, özgür ve özgün üretim vurgusu yaptı. Ödül vesilesiyle törene katılanlar bir akşamlığına da olsa hocanın öğrencisi olma mutluluğuna erişti

 

"Geldiğim bu noktada yaşamın üreterek, gerektiği yerde direnerek, toplumda kendine bir yer açmak ve bu yolla bir anlam üretebilmek çabası olduğunu düşünüyorum.” Bu sözler Vehbi Koç Ödülü’nün bu yılki kazananı Prof. Dr. İlhan Tekeli’ye ait...

Şehircilik ve sosyal bilimlere adanmış bir ömür onunki. Şehir ve bölge planlama, sosyal sistemler, yerel yönetimler, iktisadi politikalar, şehir tarihi gibi çoğu zaman aklımıza dahi gelmeyen ama yaşamımızı doğrudan etkileyen alanların insanı. Bir duayen... 110’ü aşkın kitabı, 26 cilt halinde yayımlanan 660’ı aşkın bilimsel yazı ve bildirisi bulunan 83 yaşındaki Prof. Dr. İlhan Tekeli, bu yıl Vehbi Koç Anma ve Ödül Töreni’nin yıldızıydı. Tüm salonu etkisi altına aldığı konuşmasıyla kendimizi ODTÜ sıralarındaki öğrencileri gibi hissettik.

Vakıf kurdu

1937’de İzmir’de dünyaya gelen, 1960 yılında İTÜ İnşaat Mühendisliği’ni bitiren, 1964’te ODTÜ’de, 1966’da Pennsylvania Üniversitesi’nde Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı’nda yüksek lisansını, 1968’de ise İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı’nda doktorasını tamamlayan Prof. Dr. İlhan Tekeli’yi Vehbi Koç Ödülü’nün seçici kurulu şöyle anlatıyor: “Prof. Dr. İlhan Tekeli, sosyal bilimler ve özellikle şehircilik alanına çok önemli katkılar yapmış, konuyla ilgili herkesin hayatına ciddi bir biçimde dokunmuştur. Ömrü boyunca yaptığı titiz ve çok emek isteyen araştırmalarıyla ve her dönem ortaya attığı yeni tartışma alanlarıyla öncü olmuştur. Bugün, kurulan vakıf aracılığıyla bu birikimi genç nesillere emanet etmektedir.”

Plancı sorumluluğu

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç’un elinden 19’uncu Vehbi Koç Ödülü’nü alan Prof. Dr. İlhan Tekeli’nin konuşması yaşama dair derslerle doluydu. “Türkiye’nin karşılaştığı sosyal sorunları anlamak ve açıklamak için uğraş verdim. Plancı olmak sorumluluğunu taşıdığımdan şimdi ne yapmalı sorusuna yanıt vermeye çalıştım” diyen İlhan Tekeli şöyle devam etti:

“Geldiğim bu noktada yaşamın üreterek, gerektiği yerde direnerek, toplumda kendisine bir yer açmak ve bu yolla bir anlam üretebilmek çabası olduğunu düşünüyorum. Bu yaşam, özgür olarak gerçekleştirildiğinde onurlu yaşam haline geliyor. Bu nedenle iç dünyamda ne kadar özgür kaldığımı, hafızamın kapılarını başka görüşlere ne kadar açık tuttuğumu, dıştan gelen telkinlere ne kadar katıldığımı yahut katılmadığımı sürekli olarak sorguluyorum.”

‘Üstümüze vazife’

Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç ise Vehbi Koç Vakfı’nın kendine vazife edindiği faaliyet alanlarını anlatırken, ilginç bir anekdota yer verdi: “Kurucumuz Vehbi Koç hayır faaliyetleriyle ilgili kendi felsefesini, bizlere miras olarak bıraktığı ‘vedia’ metninde çok sarih bir şekilde anlatmış. Arapça ‘emanet etmek’ demek olan ‘ved’ fiilinden gelen ‘vedia’, bizim dilimizde ‘emanet edilen şey’ anlamında kullanılıyor. ‘Vedia’yı okuduğunuzda kurucumuzun da bu yola ‘üstüme vazife’ diyerek çıktığını görüyoruz. Vehbi Koç Ödülü de bu alana yapılan önemli bir katkı.”

Ödül bize ders oldu

Aydınlık ‘yüz’ümüz

1920’den 2020’ye yüz yıllık zaman dilimine damga vuran kadınların öyküleri belgesel oldu. Kuruluşundan itibaren kültür ve sanatın destekçisi olan DenizBank, Nebil Özgentürk yönetmenliğinde, Cumhuriyet’in ilk gününden bugüne toplumsal yaşantıya damgasını vuran kadınlara saygı duruşu niteliğindeki “Kadınımızın Hatıra Defteri” projesini hayata geçirdi. Toplam 5 bölüm ve 200 dakikadan oluşan belgeselde; bilimde, sanatta, sporda, edebiyatta iz bırakan, adını dünyaya duyuran kadınların ilham dolu hayat hikâyeleri ekrana taşınıyor.

Türkiye’nin 100 yıllık tarihinde kadın gücü ve emeğinin toplumsal yaşamdaki kıymetini, sembol hayat hikâyeleri üzerinden anlatan Kadınımızın Hatıra Defteri belgeselinin ön gösterimi, geçen hafta, Deniz Kule’de yapıldı.

Güç veren öyküler

DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, yaptığı konuşmada Nebil Özgentürk ile hayata geçirdikleri dördüncü uzun soluklu çalışmada, mücadeleleriyle, imkânsızlıklar arasında yarattıkları mucizelerle kadınların kısa tarihini anlattıklarını ifade etti. Ateş, sözlerine şöyle devam etti: “Belgeselimizde Cumhuriyet tarihine adını yazdıran, gelecek nesillerin “çok şey borçluyuz” diyecekleri kadınlarımızın hepimize güç veren hikâyelerini derledik. Yeni nesilleri geçmişimizin mirasıyla buluşturan böyle anlamlı bir çalışmanın destekçisi olmaktan gurur duyuyoruz. Ekonomik ve toplumsal gelişimi bütün gören bir kurum olarak, kültürü, sanatı, sporu, arkeolojiyi ve kalkınma yolunda önem atfettiğimiz daha pek çok alanı olduğu gibi, kadınlarımıza destek konusunu da sahipleniyoruz.”

Ödül bize ders oldu

Zübeyde Hanım’a özel anlatım

100 yıllık portrelerde; Muazzez İlmiye Çığ’dan Macide Tanır’a, Halide Edip Adıvar’dan Nermin Abadan Unat’a, Safiye Ayla’dan Leyla Gencer’e, Türkan Saylan’dan Halet Çambel’e, Selda Bağcan’dan Sezen Aksu’ya mesleklerinde ilkleri başarmış pek çok özel isim, kimi zaman hüzünlendiren, kimi zaman gülümseten öyküleriyle yer alıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın yaşamının da özel bir anlatımla ekrana geldiği belgeselin, 8 Mart Kadınlar Günü’nde ekranlarda olması planlanıyor.

Belgeselde Yıldız Kenter ve Türkan Saylan için canlandırmalı iki kısa film çekimi de gerçekleştirildi. Türkan Saylan’a tiyatro oyuncusu Güler Öktem hayat verirken, Yıldız Kenter’i, Kenter Tiyatrosu’ndan öğrencisi Güneş Berberoğlu canlandırdı. Oyuncuları, çekimlere makyaj sanatçısı Derya Ergün hazırladı.

Ödül bize ders oldu

‘Adı Aşk Olsun’

8 Mart Kadınlar Günü yaklaşıyor. 8 Mart da tarihsel bağlamının yanında armağan alınıp verilen özel günler arasına girdi. Benim de bu 8 Mart’ta özellikle kadın okurlarıma armağanım, yeni bir albümü haber vermek olsun. Mutlu Arı’nın yeni maxi single’ı çıktı. ‘Adı Aşk Olsun’ adlı albümde bu şarkıdan başka Yan Yana ve Dokuz Sekiz isimli iki parça daha bulunuyor. Mutlu Arı’nın dokunaklı, yumuşacık sesi ve duygulu yorumuyla seslendirdiği bu şarkıları, çok sevdiğiniz ancak yıllar önce yitirdiğiniz, sonra yeniden bulduğunuz bir albüm gibi dinleyeceğinize eminim. Profesyonel müzik hayatına 90’larda başlayan Mutlu Arı, sözü ve bestesi kendisine ait bu üç parçada hem kendi serüvenini, hem de 70’lerden, 80’lerden devraldığı mirası bir imbikten süzmüş. Bu nedenle albüm, dinleyende hem çok yeni, kıpır kıpır, taze, hem de nostaljik duygular uyandırıyor.

İlhamı mucize

Albüme adını veren parçanın öyküsü de ilginç. ‘Adı Aşk Olsun’, bir kadının kanseri eşinin sonsuz sevgisiyle yenmesini anlatıyor. Bu, Mutlu Arı’nın bir arkadaşının gerçekten başından geçmiş ve sanatçıya ilham vermiş. Birçok kanser derneğinin katkı sunduğu ve desteklediği bu şarkının klip yönetmenliğini Uygur Akkaya yapmış. Tekirdağ’ın Saray ilçesinde iki günde çekilen klipte Mutlu Arı’nın yanı sıra Suat Güzey, Esenay Kılıç ve ressam Ayşe Müftüoğlu oyunculuk performansı sergiliyor. Aşk gerçek olunca, hepimize küçük de olsa dokunan, güzellik katan bir yanı oluyor.

Ödül bize ders oldu