Türk döneri ‘Londra eliti’ oldu

Avrupa’daki Türk girişimcilerin çoğu gibi restoran sektörüne yatırım yapan Mehmet Nezir Korkut, onlardan farklı olarak kurumsallaşma, markalaşma yoluna gitmiş. Döneri, ‘ayaküstü atıştırmalık’ imajından kurtarıp elit yemek yapmış. Şimdi devlet başkanları, milletvekilleri, iş insanları, restoranlarının müdavimi...

Girişimcilik bazı insanların kanında vardır, onlar girişimci doğarlar... 90’ların Mardin’inde küçücük yaşında ayakkabı boyayarak okul harçlığını çıkarma mücadelesi veren ufacık bir erkek çocuğunu hayal edin. Kaç kişi ayakkabı boyatır ki Anadolu şehirlerinde...

Sonra kaç çocuk bu işi yapar oralarda düşünün... Ya berberde iş bulur Mezopotamya’nın çocukları, ya sokakta kendi yaptıkları limonatayı satar ya da ayakkabı boyarlar. Mehmet Nezir Korkut onlardan biri olarak başlar hayat mücadelesine... Ayakkabı boyama işinde rekabetin fazla olduğunu görünce aile ekonomisine daha fazla katkıda bulunmak için kebapçıda çalışmaya başlar. Kendi yerini açmayı daha o yaşlarda kafasına koyan Mehmet Nezir Korkut (1984 doğumlu), 13 yaşından itibaren yaz tatillerini turizm bölgelerinde çalışarak geçirir. 16’sında liseyi bitirir bitirmez işe koyulur. 19 yaşındayken ilk restoranını Marmaris’te açar.

Türk döneri ‘Londra eliti’ oldu

Ver elini İngiltere

Öyküsünü hayata kendisi gibi başlayan çocuklardan ayrıştıran yönü, Marmaris’teki ufacık restoran tecrübesinin, bugün Londra Manchester’da bir yemek zincirine dönüşmüş olması... 

İş adamı Mehmet Nezir Korkut, 2009’da bir yolunu bulup İngiltere’ye yerleşir. Aynı yıl paket servis yapan küçük bir işletmeyi devir alır. Üç yıl içinde Panicos adındaki küçük mekânı yeniden kurarak Manchester’da saygın bir yer edinen Olive & Thyme Restaurant’ına dönüştürür. Restoran işinin her alanında aktif olarak yer alan Korkut, özünü çok iyi bildiği Mezopotamya ve Anadolu mutfaklarını modern bir sunumla yeniden kurgularken konuklarına otantik bir deneyim yaşatır. Farklı iş kollarına göz kırparken Türkiye’de birlikte çalıştığı iş arkadaşlarını tek tek yanına alır. Amerikalı bir kızla çıkar. Kızın babası kendisine ‘Kebap man” diye seslenince restoran zinciri açmayı ve kurumsallaşmayı kafasına koyar. 

Markanın gücü

Zincir haline gelip, kurumsallaşınca doğan artı zamanı üniversite eğitimine ayırır. 2012 yılında Salford Üniversitesi’nde Uluslararası ilişkiler ve Politika okur. 

Birincilikle bitirdiği okuldaki tezi Türkiye - Avrupa Birliği ilişkileri üzerine! Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girme sürecini hızlandıracak etmenlerden birinin Türk markalarının Avrupa’ya açılması olduğunu düşünür. Bu fikrini teori olmaktan çıkarıp bizzat kendi özelinde eyleme dönüştürür. 

İlk iş, en iyi bildiği restoran sektöründe Türkiye’de tescilli, 100 yıllık geçmişi olan Sultanahmet Köftecisi ile anlaşmak olur. Bir yandan yeni şubelerin açılma projeleri sürerken, öte yandan Manchester’in en eski Türk restoranı olan Café İstanbul’u satın alır. 

Hikâyesinin yapı taşlarını şöyle anlatıyor: 

“Aynı teoriyi farklı iş kollarıyla desteklemek için Barbers of İstanbul’u açıp farklı yerlerde şube açtım. Aynı zamanda Italian Express’i satın aldım. Bütün Avrupa’ya baktığımızda her yerde Türkiye’den gelen vatandaşlarımızın restoranlarını ve take away’lerini görmeniz mümkün. Ancak bunlar bir veya iki iş yeriyle sınırlı, bireysel işletmeler olmaktan öteye ne yazık ki geçemiyor veya çok azı geçebiliyor. Ben işi bireyselliğin ötesine taşıyıp kurumsal olarak işleyen iş yerleri kurmak ve mutfağımızı tanıtmak istiyordum.”

Milyonluk ciro

Mehmet Nezir Korkut, ideal fikirlerini ve hobilerini işe dönüştürmeyi hayatının bir parçası haline getirmiş bir şekilde kıtalar arasında top sektiriyor. 13 milyon sterlini aşkın ciro yapan iş yerlerinde 100’e yakın kişi çalışıyor. Yemek, estetik, inşaat ve otomotiv sektörlerinde yaptığı işlerle büyümeyi hedeflerken, eğitime olan inancının bilincinde olarak şimdilerde önemli bir eğitim kurumuyla Türkiye’de adını bize duyurmak üzere.

Önce MI6, sonra devlet başkanı

Café İstanbul Express take away restoranlarında, ‘Orijinal Turkish döner’ markasıyla sattığı döneri öyle lezzetli ki, Manchester United futbol takımından Vivian Anderson, Antonio Valencia müdavimi olmuş. Brezilya Eski Devlet Başkanı Dilma Rousseff, Afzal Khan, Andy Burnham da... “Aslında bölgenin tüm İşçi Partili vekilleri müdavimimiz” diyen Korkut, bir anısını şöyle anlatıyor: “Bir sabah saat 8.30’da telefonum çaldı. Sizi MI6’dan (İngiliz Dış İstihbarat Servisi) arıyoruz. İşyerinizi güvenlik açısından kontrol etmeliyiz. Bu akşam Dilma Rousseff size yemeğe gelecek.’ Hemen gidip restoranı açtık. MI6 gelip kontrollerini yaptı. Rousseff’i ağırladık, çok alçak gönüllüydü.” 

Türk döneri ‘Londra eliti’ oldu

Korkut, dönerlerinin talep görmesinin nedenini şöyle anlatıyor: “Dönerimizi günlük hazırlıyoruz, hiç dondurucuya sokmuyoruz, Tamamen el yapımı, fabrikasyon döner vermiyoruz, kesildikten sonra herhangi bir kapta bekletmiyoruz, sıcağı sıcağına servis yapıyoruz.”

Günde 1 ton döner satıyor

Korkut, “Şimdiye kadar kaç kilo döner sattınız?” sorumu ise şöyle yanıtlıyor: “Ortalama günde 1 ton tavuk ve et hazırlanıyor ve tamamı bitiyor. Bir pozisyonda yaklaşık 200 gr olduğunu düşünürsek, tonlarca take away döner sattık. Bu dönemde dönerci sayımızı 6’ya çıkardık ve tüm Manchester’a yayıldık.”

Türk döneri ‘Londra eliti’ oldu

Fabrikasyon değil el yapımı

Nezir Korkut, “Diğer take away’lerle kıyasladığınızda, Manchester’da Türk dönerinin konumu nedir sorumu ise şöyle yanıtladı:

“Türk döneri, işe ilk başladığımda fabrika yapımı ucuz ve gece bar çıkışı yenilen bir yemekti. Döner satan işletmeler aynı zamanda pizza, burger de satıyorlardı. Ama biz bu önyargıları kırdık. Artık sadece bar sonrası döner devri kapandı. Günübirlik fabrika yapımı döner vermiyoruz. Türkiye’den getirdiğimiz tecrübeli aşçılarımızın eliyle takılan yaprak döneri tanıtmayı başardık. Diğer mutfaklarla kıyaslandığında özellikle şehir merkezinde Türk döneri bir numara oldu. Üstelik öğle ve akşam yemeklerinde de elit bir kesimin tercihi olduğumuzu belirtmek isterim. 6 ay içinde Ada’nın her tarafına sistematik bir şekilde açılacağız. Yani tüm İngiltere’ye take away döner servisi başlatacağız.”

Pandemide yatırım kararı

Pandemi sürecinde 6 kişiden fazla insanın bir arada bulunmasının yasak olduğu İngiltere’de, restoranların hâlâ eski cirolarından çok uzakta bulunduklarına dikkat çeken Korkut kendi pratiklerini şöyle anlatıyor:

“Şehir merkezindeki iş yerlerinin açılmayışı, her şeyin internet üzerinden sağlanması, Manchester’ı adeta ölü şehir haline getirdi. Gastronomi sektöründe de take away’ler (paket servis) ve evlere servis yapan iş yerleri açık kalabildi.”

Yola çıktıkları noktanın tam da burası olduğunu söyleyen Korkut, o günlerde iki döner restoranı sahibi olmanın avantajını nasıl yaşadıklarını ise şöyle anlatıyor: “Diğer restoranlarımız kapanınca bu yerlere ağırlık verdik, ciromuz bir anda üç katına çıktı. Bunun üzerine pandemi yatırımı yapmaya karar verdik.”