KORONA NOTLARI 15/ ‘Virüs aşısını’ Batıda değil Anadolu’da ara

1 Nisan 2020

Korona Notları’nda, dün, “yerli 3D yazıcı” şirketi örneğinden yola çıkarak, ileri teknolojilerin acil ihtiyaçlar karşısında ne denli yararlı olabileceğini anlatmıştım.
Elbette sadece 3D yazıcı değil, Türkiye, “veri merkezi”, “yazılım”, “otonom araçlar”, “sanal gerçeklik”, “biyo teknoloji-genetik” ve “robotlar” gibi birçok farklı alandan bir veya birkaçına odaklanarak, dünya liginde kendisine yer bulmayı başarabilir.

İşte o zaman korona gibi çok bilinmeyenli virüslere karşı aşı ya da ilaç denildiğinde, gündeme sadece dünyanın birkaç ülkesi değil, akıllara Türkiye de gelebilir.

Biraz geçmişe doğru gidelim

“Biz, Batıdan elektrik lambasını, buzdolabını, kent planını alınca artık Batılı ve modern olduk sanıyoruz. Oysa Batılı zihniyet, o ampulden daha iyisini ve daha ilerisini yapmak için savaşan zihniyettir. Bu ilerleyiş dolayısıyla Batıdan harfiyen aldıklarımızda pek geç kalıyoruz. Örneğin, şimendifer yapmaya kalkıştık, siz onu yapıncaya kadar şimendiferin modası geçmiş bulundu ve Batı şose, kamyon ve otobüsü icat etti. Yani biz bir pantolonu taklit ederken, Batılı yeni bir pantolon yaptı. Yıllarca sonra ikmal edilecek kent planları da, bittabi aynı akıbete uğruyacak. Daha iyisini ve ilerisini yapma isteğinin, yani yaratıcı atılışın kökünde tecessüs (günümüzdeki araştırma-geliştirme) ve merak duygusu vardır. Bu duygu, hiçbir pratik sonucu amaç edinmez. Yalnız öğrenmek ister ve araştırır. Pratik sonuç, keşiften çok sonra gelir. Taklit etmemiz gereken bir şey varsa, o da bu araştırma gücüdür. Ve bu araştırma gücüdür ki -bittabi her alanda- özellikle bu bizim Anadolumuzun eski kültürünün gerçeğini çıkarma işini başararak ilerleyişi köstekleyen birçok kompleksleri ortadan kaldırır.”

Üretim çağı...

Bu sözler Cevat Şakir’e, daha çok bilinen ismiyle Halikarnas Balıkçısı’na ait. Bir tarafta 20. yüzyılın ortalarında yazılan sözler, diğer yanda 2020’li yıllarda Batı ve Türkiye…

Artık zaman kaybına tahammül yok.

Yazının devamı...

Korona notları 14 | ‘Yerli 3D yazıcı çiftliği’ bir derde deva olabilir

31 Mart 2020

Normal zamanda, İstanbul Seyrantepe’de üretim yapan Türkiye’nin ilk yerli 3D (üç boyutlu) yazıcı firması olan “Zaxe”, sadece ürettiği bu cihazları satıyor, yazıcıdan çıkan ürünlerle ilgilenmiyordu. Ancak Türkiye’de koronavirüsün etkisini artırmasıyla Zaxe’nin iş yapış şekli de bir anda değişti. Şirket, şimdilerde yerli yazıcıdan “korona valfi” üreterek, hayat kurtaran sağlıkçıların yanında.

İtalya örnek oldu
Son derece üzücü “İtalya örneği”, 2016’da yüzde 100 yerli ilk ürününü piyasaya çıkaran, bugüne kadar da 1500 adet 3D yazıcı satan Zaxe’nin, Kovid-19 için harekete geçmesini sağlar.

İtalya’da doktorlar zamana karşı yarışırken; on binlerce kişi, tedavi için hastanelere akın eder. O an ülkenin bazı bölgelerinde yoğun bakım ünitesinde solunum cihazına bağlı hastalar için kullanılan solunum valfleri tükenir. Bu aparatların tükendiği bir hastane de Brescia kentindedir. Hastane yönetimi acilen hep çalıştığı tedarikçi şirketten valf ister. Ancak şirket, bu üründeki üretim hızının yetersizliğinden dolayı tedarik edemeyeceğini bildirir. Ayrıca valfin tasarımını da paylaşmayacağını (!) belirtir. Hal böyle olunca ülkedeki bir 3D yazıcı firmasından gönüllü mühendis Christian Fracassi ve arkadaşı Alessandro Ramaioli, hastane için muadili olan hayat kurtarıcı solunum cihazını tasarlar ve yazdırır. Sonra bir anda adeta tüm dünyadaki 3D yazıcılar işi gücü bırakır ve bir anda sağlık ve eczacılık gereçleri üretmeye soyunur. Bir film senaryosu gibi gelen bu öykü, Türkiye’de Zaxe’ye de ilham kaynağı olur.

Yazının devamı...