Güngör Uras derdi ki; Düşünelim, tartışalım

Milliyet’in duayen ekonomi yazarı Güngör Uras’ı vefatının ikinci yıldönümünde, bugün saat 11.00’de, İstanbul Aşiyan Mezarlığı’ndaki kabri başında anıyoruz

İş aleminin ve ekonomi gazeteciliğinin duayen ismi, tanıyan herkesin bilgisine ve alçakgönüllüğüne hayran kaldığı sevgili yazarımız Güngör Uras’ı kaybetmemizin üzerinden iki yıl geçti.

Yerinin asla doldurulamayacağını her gün daha iyi anlıyor ve ekonomide çeşitli zorluklarla mücadele ettiğimiz şu günlerde Güngör Uras’ı sık sık anıyoruz.

Hocam ile her gün yaptığımız ufuk açıcı ekonomi sohbetlerini; iş dünyasında neler olup bittiğini anlatırken yaşadığı heyecanı; Anadolu’nun dört bir tarafına her seferinde büyük coşkuyla yaptığı seyahatlerini; hiç kaybetmediği gazetecilik merakıyla sorduğu detaylı soruları; yediden yetmişe tanıştığı herkes ile kısa zamanda kurduğu iletişimi; bizlere gösterdiği sıcaklık, dostluk ve yakınlığı hiçbir zaman unutmayacağız.

Güngör Uras derdi ki; Düşünelim, tartışalım

Yazıları zamansız idi

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) ile başlayan, iş dünyasında üst düzey görevlerle devam eden, gazetecilikle taçlandırılan verimli yaşamı boyunca bildiklerini ve tecrübelerini hem çevresindekilere hem de okuyucularına aktardı.

Çok sayıda kitap yazarak eserlerinin sonraki kuşaklara ulaşmasını sağlamayı bildi.

Zamansız yazıları, iki senedir aramızda olmasa da bize yol göstermeye ve zor zamanlarda ışık tutmaya yardımcı oluyor.

Çok çalışmayı, umudu hiç yitirmemeyi ve bardağın dolu tarafına bakmayı yeğlediği yazılarında, gelecek adına hep Türkiye ile ilgili uyarılarda bulunurdu.

Doların yükseldiği, faiz tartışmalarının hareketlendiği günümüzde; Haşim Akman’ın merhum Güngör Uras ile yaptığı nehir söyleşiden çıkan “Saf ve Bakir Anadolu Çocuğu” kitabındaki (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları) kritik bir soru ve yanıtı burada yinelemekte fayda var.

(H.A): “Bankacılık sisteminde yabancı sermaye payının artmasını nasıl karşılıyorsunuz?”

(G.U): “Finans sisteminde yabancıların gücünün artması para politikası ile faiz politikası konularında, banka ve sigorta sisteminin gözetimi ile denetimi konularında otorite zaafına yol açacaktır. Dikkat buyurulur ise finans kesiminde Türk parası ile döviz eşit ağırlıkta. Türk otoriteleri TL’nin büyüklüğünü ve faizini belirleyebilir. Ama dövizin faizini ve büyüklüğünü belirlemeye gücü yoktur. Son yıllarda özel sektörün döviz kredileri ve döviz mevduatı devamlı arttı. Yabancı finans kuruluşları Türk parası yerine, küresel para birimiyle işlem yapıyor. Bundan doğal birşey olamaz. Ekonomide Türk parasının ağırlığı giderek kaybolacak. Merkez Bankası’nın para politikası üzerindeki gücü yok olacak. Merkez Bankası faizi indirip yükseltirken Hazine’nin Türk parası borçlanmasındaki faiz oranlarını belirleyebiliyor. Yabancı bankalar Türk müşterilerine dünya faiz oranları üzerinde kredi veriyor. Türk bankaları da buna uymak zorunda kalıyor.

Böyle bir ortamda yüzde 100 Türk sermayesine sahip, bize göre normal, küresel ölçülerde küçük sayılan bankalar bu ülkede nasıl yaşar? Nasıl yabancı bankalarla rekabet edebilir? Bütün bunları düşünelim. Tartışalım.”

Güngör Uras derdi ki; Düşünelim, tartışalım

Güngör Uras, Anadolu seyahatlerinde esnafla, sokaktaki vatandaşla konuşur, piyasanın nabzını tutan yazılarına onların bakış açılarını da yansıtırdı.

Sade bir dille uyarırdı

İşte bu örnekte olduğu gibi, Güngör Uras fikirlerini sade bir dille açıklıkla söyler, sorularını sorar, konuyla ilgisi olan herkesi düşünmeye ve tartışmaya yöneltirdi.

Amacı ise hep tekti: “Üreten bir ekonomiyle, ülkesinin ve bu ülkede yaşayanların çağdaş, modern, refah dolu bir gelecekle buluşması.”

Milliyet Ailesi olarak, vefatının ikinci yılında Güngör Uras Hocamızı sevgi ve saygıyla anıyoruz.