CHP oylarını neden artıramıyor?

CHP’nin son 10 yılına, Kılıçdaroğlu dönemine bakarsak, yüzde 25’lik oy oranına çakılı bir parti konumunda. Evet, son yerel seçimlerde bir başarı hikâyesi var, Türkiye geneline baktığımızda yüzde 30’u yakaladı ama 2020 Ocak ayından itibaren yapılan tüm kamuoyu araştırmalarına göre tahminler çoğunlukla yüzde 25 bandında ya da altında. Yani kimine göre ittifak partilerinin iş birliği ve HDP seçmeninin desteğiyle gelen başarı ya da yerel seçimlerde oranlar hep 2-3 puan yüksek çıkar tezlerini doğrular gibi bir durum söz konusu. Dolayısıyla, ekrandaki son açıklamalarında Kılıçdaroğlu’na da yöneltilen CHP açısından bildik soru, tartışma yine gündemde:

CHP oylarını neden artıramıyor?

Gerçi Kılıçdaroğlu buna artıramıyor demenin haksızlık olacağı karşılığını vererek, “Beklediğimiz kadar yükseliyor mu, belki onu tartışmak lazım” diye farklı bir tanım getirdi ama öyle ya da böyle CHP’nin kendini yenileyen bir taban gücü bulamadığı çok açık. Bir başka deyişle, bugüne dek CHP’nin hem tabanına hem de sokaktaki insana umut olması için yenilenmesi konusundaki söylemler ve atılan adımların pek yararı olmadığı ortada. O nedenle, biz de aynı soruyu vatandaş arasında en çok görünen CHP’lilerden, İstanbul milletvekili Gürsel Tekin’e sorduk. O da anlattı:

“Önce şunu söyleyeyim; CHP oyunu artırıyor, artırmaz değil. Bir kere öncelikle uzun süredir bizim yani en azından benim de Sayın Genel Başkan’ın da özlemi projelerimizi 2015 yılında CHP yapmıştı ama siz onu satamıyorsanız, pazarlayamıyorsanız kusuru kendinizde arayacaksınız, vatandaşta aramayacaksınız. Vatandaşa gideceksiniz, tek tek anlatacaksınız. Parti örgütlerinin, ilçelerinin, illerinin, belediye başkanlarının görevi bu. Eğer bu görevi yerine getirmezseniz, o zaman vatandaş da CHP arasında bir bilinmezlikle karşı karşıya kalır. Bizim ulaşamadığımız, gidemediğimiz vatandaşlar CHP’yi ancak Demirel’in, Özal’ın, Erbakan,’ın, Erdoğan’ın anlatımıyla biliyor. Siz gidip anlatamamışsınız. Siz kendinizi anlatırsanız durum değişir. Değişti de... Sonuçta, bakın, örneğin İstanbul’da hiç kırılmaz denilen, Sultanbeyli, Arnavutköy, Bağcılar, Esenyurt’ta devrim niteliğinde oy alındı. Demek ki olabiliyormuş. Hani bir deyim var, gitmediğiniz köy sizin köyünüz değildir, giderseniz mutlaka kazanırsınız, onu ikna edersiniz çünkü özellikle böylesine kritik süreçlerde CHP’ye büyük ihtiyaç var. İnsanlar ne bekliyor şu anda? Aş, iş bekliyor, hukuk bekliyor. Sadece bunları anlatacaksınız ama ne yazık ki anlatım konusunda bir sıkıntımızın olduğu da çok açık, net.”

Niye?

“Çeşitli nedenleri var. Birincisi, uzun süredir, örneğin doğuda, güneydoğuda orta Anadolu’da kısmen Karadeniz’de çok zayıf olmamızın nedeni kendimizi ifade edememişiz. Kendimizi anlatamamışız, gitmemişiz. Daha çok parti içi meselelerle meşgul olmuşuz, delegeyle meşgul olmuşuz. Mesela ben ortada bir örneğim. Sokaktaki vatandaşa sorduğunuzda çok rahatlıkla Gürsel Tekin’i tanıyorlarsa, temel sebebi, Gürsel Tekin 81 il, 86 bin kilometre dolaşmış. 603 mahalle bilirim İstanbul’da. Size 7-8 tane mahalle söylesem, oraları hiçbir siyasetçi veya kamu yöneticileri de bilmeyebilir. Yani yapılması gereken, CHP’nin hele böyle kritik bir süreçte seferberlik ilan etmesi lazım; ilçeleriyle, illeriyle, bütün yöneticileriyle gidip kendini anlatacak. Bakınız, Sayın Genel Başkanımız daha 45-50 gün önce 13 madde açıkladı. Bunların sadece kurultay salonunda kalmaması lazım. Sokağa, ahaliye inmesi lazım ve CHP’nin seferberlik ilan etmesi lazım.”

CHP yine daha çok enerjisini içeri harcıyor havasında?

“İşte bundan kurtulması lazım. Uzun süre 20-25 yıl ne yazık ki enerjimizi içe doğru harcadık. Şimdi de içe doğru harcıyor bir pozisyondayız. Yoksa sizin ilkeleriniz, projeleriniz, sizin hayalleriniz 80-90 milyon vatandaşın beklentisine cevap verebilecek projelerdir. Şunun da altını çizeyim; bütün siyasetçiler 83 milyon olarak tarif ediyor, biz 90 milyonuz. Bilmeyenler bilsin, öğrensin. Şu anda Türkiye’nin nüfusu mültecilerle 90 milyon. Sonuç itibarıyla, mahallesi oluşmuş, burada oturuyor, bizim gibi, hatta bir kısmı vatandaş olmuş. Ne yapacağız şimdi 4 milyon Suriyeliyi, Afganlıyı, Iraklı, Libyalı, Türkmenistanlı. Nijeryalıyı ne edeceğiz biz? Sonuçta bu topraklarda bizimle yaşayacaklar. Yani 90 milyon vatandaşımız siyasette umut bekliyor, umudu aşılayacağız.”

Peki ya CHP hakkındaki Atatürkçüleri elimine ettiği ya da sağa kaydığı yolundaki iddialar? Tekin, devam ediyor:

“Bunların hiçbirine katılmıyorum. Kim sağcı, kim solcu? Sağın kriteri nedir, solun kriteri nedir? Şu anda İstanbul’un en yoksul mahallesinin beklentisi sağcı solculuk mudur? Ekmek, kim ekmek veriyorsa. Aş, iş, hukuk... Sadece gidecek bunları anlatacak. CHP böyle bir tarihi fırsatı ne zaman bulacak? Kusuru kendimizde arayacağız, asla ve asla vatandaşta kusur aramayacağız. Değişmez hiçbir seçmen yoktur. Pursaklar’da, Arnavutköy’de, Bağcılar’da devrim niteliğinde oy aldınız. Yani eğer tarifiniz bu seçmen sağcı muhafazakâr seçmen diyorsanız, o zaman sizin de markanızda, kurumsal kimliğinizde bir sorunun olmadığı net, oy vererek kanatlanmış. Şimdi siz gideceksiniz oraya, gecenizi gündüzünüzü orada harcayacaksınız bu mahallelerde. Onlar da size oy verdiğine pişman olmayacak, helal olsun diyecek. Ama oy vermiş, ona rağmen uğramamışsanız, büyük bir sorun. Siyasi partiler şöyle bir bilanço yapmaktan hep kaçınmıştır; hani şirketler yıl sonu kâr ve zarar bilançosu yaparlar ya... Seçim sonrası da partiler niçin oy aldıklarını, neden oy kaybettiklerini eğer bir bilançoyla değerlendirmezse, o zaman hayal kırıklığı olur.”

CHP’nin muhalefet tarzına yönelik eleştiriler de var?

“Kime göre sert, kime göre yumuşak; o tartışılır bir konu ama muhalefetin de, iktidarın da nezaket kuralları içerisinde birbirlerine cümle kurması gerektiğini vatandaş söylüyor. Zaman zaman kahvede vatandaşların birbirine kullanmadığı cümleler siyasette duyulduğunda bunun ne kadar itici bir şey olduğunu herkes konuşuyor. Yani kısacası şunu söyleyeyim; vatandaş oy versin vermesin, siyasetçi beklentisine cevap vermiyorsa eleştirisi olacaktır. Siz duygularına dokunduğunuz zaman değiştiremeyeceğiniz hiçbir şey yoktur. Duygularına dokunduğunuz zaman hangi ideolojik kalıpta olursa olsun değiştirebilirsiniz. CHP seçmenin duygularına hitap edecek, başka hiçbir şeye değil.”

Şu ana dek o konuda yeterli değil anlamında mı?

“Ben görevimi yapıyorum...”