Tunca Bengin

Tunca Bengin

tunca.bengin@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Cesedi hâlâ bulunamayan Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili en baskın varsayım ne? Muhalif duruşu ve Washington Post’taki yazıları Suudi Prensi Muhammed bin Selman’ı kızdırınca hakkında ölüm kararı alındı. Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’ndaki tuzakla da Kaşıkçı hakkındaki bu karar Riyad’dan gelen “özel ekip” tarafından sorguda infaz edildi. Hatta infaz anında Riyad’la görüntülü bağlantı da kuruldu. Böylece de istihbaratçılara göre, Suudiler bu gibi “derin” operasyonlar açısından büyük hata yaptı ve yekten dinlemeye takılan kayıtlı delil bıraktı. O kayıtların da CIA ve büyük olasılıkla MİT’in elinde olduğu malum. Tabii buna bağlı olarak Suudilerin nasıl çözüldüğü de. Çünkü ilk başta Konsolosluğa gelip gittiğini söyledikleri Cemal Kaşıkçı için daha sonra “Çıkan arbedede öldü” dediler. Şimdi ise soruşturmayı yürüten Suudi savcının “Bu planlı cinayet” açıklamasıyla hepten itiraf noktasına geldiler... Ancak hâlâ sır olan iki şey var. Biri, Kaşıkçı’nın cesedi. Diğeri, böyle bir vahşiliği gerçekte neden yaptıkları. Ya da Kaşıkçı’yı niye susturdukları. İlki cinayetle ilgili kriminal soruşturmanın tamamlanması, ikincisi ise tetikçi ya da üzerine suç yıkılanın değil gerçek katilin ortaya çıkması bağlamında son derece önemli. Hem Kaşıkçı cinayeti hem de daha öncekiler açısından. Şöyle ki cinayet anında infaz timi öncelikle ne yapıyor? Kaşıkçı’yı sorguluyor ya da ikna etmeye çalışıyor... Yani Suudi yönetimini özellikle de Prens Muhammed bin Selman’ı sıkıntıya sokacak Kaşıkçı’daki bazı bilgi-belgeleri almak istiyor. Yoksa hedef doğrudan Kaşıkçı’yı öldürmek olsaydı çok daha farklı yöntemler bulabilirlerdi. Ve Riyad’dan bu kadar adam gelmesine de gerek kalmazdı. Hatta para karşılığında bu işi taşeron bir servise ya da daha profesyonel bir ekibe yaptıra-bilirlerdi. O nedenle de Kaşıkçı’da Suudileri fazlasıyla tedirgin eden bazı bilgilerin olduğu çok açık. Örneğin neler olabileceği konusunda eski Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanı Em. Korg. İsmail Hakkı Pekin’in öngörüsü şöyle:

Haberin Devamı

Kaşıkçı gazeteciden çok farklı birisi. Geçmişteki ve şimdiki bağlantıları nedeniyle elinde çok fazla bilgi var, bunları sakladığı da kesin. Büyük olasılıkla bu bilgiler özellikle Suudi Arabistan-El Kaide, Taliban, DAEŞ ya da El Kaide’nin öldürülen lideri Usame bin Ladin, New York’taki ticaret kulelerine çarpan uçaklarla ilgili ilişkiler. Bunların radikal İslam’la, Selefilerle doğrudan ilişkileri var. İstihbarat örgütleriyle, CIA ile ortak çalışıyorlar bu konularda. Bütün bu bilgilere vakıf Kaşıkçı ve bunları bir yerde mutlaka emniyete almıştır. Belki bunlar şu anda Türk istihbaratının eline geçmiş de olabilir veya geçecektir. Bütün bunların arkasında bu evrakları ele geçirme ve bunlarını ortadan kaldırma gibi karşı tarafın bir isteği var. Ve Türkiye’nin vakıf olduğu bir sürü şey var...”

Haberin Devamı

Özetle; Kaşıkçı’nın yazdıkları Prens Muhammed bin Selman gibi astığı astık kestiği kestik birini kızdırmış olabilir ama cinayetin nedeni sadece budur anlamı çıkmaz... Düğümün çözümü Suudilerin peşinde olduğu o bilgi ve belgelerde. Dolayısıyla da cinayetin bilinmeyen parçalarının tamamlanması açısından Kaşıkçı’nın cesedi kadar Suudilerin peşinde olduğu o belgelerin bulunması da son derece önemli. Çünkü Kaşıkçı sorguda belgeler şunda ya da şurada diye bir adres göstermiş de olabilir...