Ölümlerin nedeni aşı değil damar bozukluğu

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de aşılananların sayısı hızla artıyor ama bu artık aşı tartışmalarının sonlandığı anlamına da gelmiyor. Çünkü hâlâ hangi aşının daha güvenli olduğu kadar, aşıların olası yan etkilerine dönük de kafa karışıklığı var. Ve bu Norveç ile Almanya’daki aşı sonrası 85 yaş üzerindeki 33 kişinin hayatını kaybetmesi nedeniyle yine pik yapmış durumda. Bu noktada da spekülasyonlar ve bilgi kirliliği kimi zaman uzman yorumlarının önüne geçiyor. Yani bir yanda aşı bulma kavgası, aşılanma çabası sürerken, diğer yanda ise bırakın olası alerjik yan etkiyi, aşıdan ölüm kaygısı dahi söz konusu. Dolayısıyla, bilim insanlarının ısrarla yanlışlığını vurguladığı “Aşı ölüme neden oluyor” algısını biraz daha açmakta ve irdelemekte yarar var. Aşı ve kan hücreleri üzerine yıllar öncesine uzanan birçok çalışması, hatta serum enstitüsü kurma girişimi bulunan, ABD’de de Mikrobiyoloji ve İmmünoloji dersleri veren, Hıfzıssıhha, Tedavi hizmetleri dahil 6 genel müdürlükten sorumlu Sağlık Bakanlığı eski Müsteşar Yardımcısı (1994-1996) Prof. Dr. Turgut İmir anlatıyor:

“Aşıda iki madde, yapı var. Adjuvant (daha güçlü bir bağışıklık tepkisi oluşturmaya yardımcı olan bir bileşen) ve aşı maddesi. Şu anda kullanılan maddelerden mRNA’lar genetik partiküllerdir. Bunlar insanı öldürmez; genetik birtakım sorunlara ileride belki ve bazı durumlarda yol açılabilmesi muhtemel ama yüzdesi çok düşük miktarlardır. Diğer kullanılan da ölü aşılardır. Ölü virüslerin hiçbir etkisi yok ölümle ilgili. Sadece mesela Polio (çocuk felci) aşılarında canlı virüs kullanılırdı, o da beyne gidip, çocuklarda yaratacağı risk nedeniyle artık kullanılmıyor. Bir de tüberküloz aşısı var, BCG; o da aşı verilen kişide eğer hastalık varsa onu alevlendirebilir. Yani vücut korunma safhasında mücadele ederken düşmana ek güç veriyorsunuz anlamında. Ama bunlar canlı aşılardı. Bunlar ise ölü aşılar. Bu aşıların herhangi bir antijenden hiçbir farkları yok. Yani bunlar ölüme neden olmaz.”

Ya aşıdan ölüm iddiaları?

“Aslında Çin aşılarının çocuklarımıza yaptırdığımız kızamık aşılarından farklı olmadığını söyleyebilirim. Kullandıkları aşının içinde insan vücuduna zararlı olacak yabancı maddeler varsa onu ben bilemem, nasıl ürettiklerini de bilmiyorum ama normal şartlarında üretilirse kızamık aşısı gibi son derece güvenilir aşılardır. Ama komplikasyon olmaz mı? Olabilir. Çünkü verdiğimiz aşıya karşı gelişen antikorlar antijenle birleştiği zaman oluşturduğu yapıya biz immün kompleks diyoruz, bu immün kompleksler damar duvarlarında zedelenmiş yerlerde daha kolay yerleşebiliyor, tutunabiliyor ve oradaki zararı artırıyor. Bu zararlar sonucunda ortaya çıkan lezyonlar ve mikoz salgılar solunum sistemini tıkıyor ve solunum problemleri başlıyor. Bunlar Norveç ve Almanya’da BioNTech’in hazırladığı aşıdan ölenler için de geçerli. Yani virüs veya aşının içendeki bir madde öldürmüyor. Bunları immün cevap yapıyor. Sitokin fırtınası dedikleri bu işte.”

İnsanlardaki tetikleme korkusu değil mi zaten?

“Her aşıda var bu. Her virüs aşılarında, her bakteri aşılarında da var. Ama kimse eski istatistiklere bakmıyor. Sadece ‘Bu kadar adam öldü’ deniliyor. Bunların ölüm sebebine bakarsanız, büyük ölçüde bu tip gizli enfeksiyonların da etkin olduğunu görürsünüz.

Normal grip aşısında da tetiklemeye bağlı ölümler olabilir anlamında mı?

“Olabilir, herhangi bir aşı aynı sonucu verebilir. Yani vücudumuza bir antijen girdiği zaman ona karşı bir antikor oluşursa veya daha evvel oluşmuş ise bunlar immün kompleks oluşturur ve bu damar duvarına bağlanır. Daha evvel yapılan bağlanmalar gibi onlara katılır ve orada zarar meydan getirir. Bu zararın miktarına, kişinin direncine bağlı olarak insanlar ölebilir. Biliyorsunuz, kiminin cildi ince, kiminin kalındır. Damar duvarları da öyle. Kiminin hassastır, kiminin değildir. Bu genetik yapıyla çok ilintilidir ama bunu değiştirmezsiniz. Bu insanların gerçeği.”

Yaşla bağlantısı var mı bunun?

“Var tabii. Damar duvarında yaşlanmaya bağlı bir yapısal olarak gerileme ve aynı zamanda eski enfeksiyonlara bağlı olarak zedelenmelerin birikimi söz konusu. Belki bazı insanlar çok enfeksiyon geçirmemiştir, yaşlandığında da damarları pırıl pırıl olabilir. Ya da tam tersi, genç yaşta çok ağır enfeksiyon geçirip damarları hassas hale gelmiş kişiler de olabilir.”

Bu açıdan sen aşı olabilirsin ya da olamazsın denebilir mi?

“Hiçbir şey diyemezsiniz. İnsanlara biyopsi yapıp ciltlerindeki damarların daha önce zedelenip zedelenmediğini incelemeniz lazım, bu da mümkün değil. Yani bu aşılama mutlaka önemli. Daha çok virüsün girip yerleşmesini önlüyor. Dolayısıyla, az miktarda bir zararı göze alacaksınız ama esas hastalıktan da kurtulmuş olacaksanız. Çünkü hastalığın antijenleri çok fazla olduğu için oradaki immün kompleksler de çok miktarda oluyor ve onların öldürme gücü çok daha fazla oluyor.”

Aşılar öldürüyor algısının son derece yanlış olduğunu, aşıların güvenli ve herkesin mutlaka olması gerektiğini yineleyen İmir, niyesini de şöyle özetliyor:

“Çünkü oranlara bakarsanız, kaç kişi aşılanmadan ölüyor, kaç kişi aşılandıktan sonra ölüyor. Ölen kişiler gripten de ölebilir yakın zamanda. Herhangi bir grip enfeksiyonunda da bir antijen, antikor oluşumu, immün kompleks oluşumu oluyor. Ve aynı nedenlerle yine ölüm olabilir ama siz neden öldüğünü bilmeyebilirsiniz. Bir sürü bakteri, virüs enfeksiyonları var. Dolayısıyla, aşıların getirdiği fayda verebileceği zararın yüzlerce defa fazlası.”

Niye zorunlu denilmiyor?

Bu bir kamuoyu meselesi. Kamuoyu neden bu kadar yönlendirildi onu tam anlamış değilim. Ben olsam zorunlu yaparım. Ama şundan korkuyorlar; efendim, aşı yapıldı da öldü. Peki, yapılmasaydı da ölseydi o sizin sorumluluğunuzda değil mi? Benim yaşım 75, şimdi aşı bulsam yaptıracağım kendime.”

Hangisi olursa olsun mu?

“Hiç önemli değil, hangisini bulursanız yaptırın. Aşı hakkında bazı kişiler birçoğu politik nedenlerle, bir kısmı bilgisizlikten karşı taarruza geçiyorlar, bu çok yanlış. İşin temelini anlamadan, bu aşı denenmedi fazla diyorlar. Çin aşısının çok da fazla denenmesine de gerek yok, eğer antikor üretiyorsa yeterlidir. Bunların zarar verecek yapısı yok, ölü aşı çünkü. Ama verilme dozu önemlidir, bunlar denenir. Aşının içindeki miktar az olursa da immün cevabı uyandırmaz, çok olursa da uyandırmaz. Onun için bunların dozlarının ayarlanması zaman alıyor. Yoksa aşı öldürücü mü, değil mi, bunlar araştırılmıyor. Bu aşılar öldürmez. İnsanı kendi immün sistemi öldürüyor.”