Tunca Bengin

Tunca Bengin

tunca.bengin@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

2020’yi herkese mutluluk, sağlık temennileriyle karşıladık ve ülkenin hararetli gündemine döndük. Bugün olağanüstü toplanacak Meclis’te Libya’ya asker gönderilmesine ilişkin tezkerenin oylaması var. Ve bu görüşmenin de oldukça hararetli, hatta sert geçeceği açık. Çünkü bu tezkerenin doğruluğu ve yanlışlığı konusunda saflar eski yılda olduğu gibi yine zıt kutuplar havasında. Dolayısıyla, öncelikle ülkemiz için hayırlısı ne ise o olsun diyelim ve tezkerenin kabulü durumunda da Libya’ya gidecek Silahlı Kuvvetler’in tüm unsurlarına muvaffakiyetler dileyelim. Yolları açık olsun. Hiçbirinin ayağına taş değmesin. Gittikleri gibi sağ salim geri dönsünler.

Haberin Devamı

Sonra da her hal ve şartta ülkesi için canını feda etmekten kaçınmayan TSK’nın imkân ve kabiliyetiyle Libya’ya asker gönderme konusu da dahil son dönemlerde yaptığı hamlelerin detaylarına odaklanalım. Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı Em. Korg. İsmail Hakkı Pekin anlatıyor:

“TSK’nın ülke savunması için bütün kuvvetleri artı zorunlu askerlik yapanlar, seferberlik dahil olmak üzere bir potansiyeli var. Terörle mücadele ve yurt dışındaki operasyonlar için profesyonel askerlerini kullanıyor. Milli menfaatlerin olduğu yerlerde danışmanlık, eğitim hizmeti, lojistik destek veriyor, malzeme gönderiyor. TSK’nın profesyonellikle sayısı azaldı belki ama etkinliği, muharebe gücü, kullanım esnekliği arttı, daha rahat kullanıyoruz şu anda. Yani her yere yetebilecek şekilde bir ordu haline geldi. Dolayısıyla, bütün menfaatlerimizi ileriden koruyacak durumdayız. Şimdi sorun şu: Çin, ABD, Rusya arasında küresel mücadele devam ediyor, yarın bu mücadele bitip de küresel paylaşım tamamlandığı zaman herkes yerini bulmuş olacak. O zaman zaten olan olacak. Türkiye şimdi duruma bakıyor ve buna göre uygun yerlerde uygun pozisyon, mevzi alıyor. Şu anda Türkiye’nin yaptığı konu budur. Bu noktada da Akdeniz çok önemli.”

Dünya yeniden yapılanırken Türkiye’nin de bazı hamleler yapması gerekiyor anlamında mı?

“Gerekiyor tabii. Gerekiyor ve bu hamleler yapılıyor. Bu hamleler için de diplomasi ve Silahlı Kuvvetleri kullanıyoruz. Ve ona göre pozisyon alıyoruz, mevzileniyoruz.”

Haberin Devamı

Kendi sınırlarını koruması gerekir TSK’nın deniliyor?

“Kendi sınırları içerisinde ne yapacak? Bir taraftan diyorsun ki mavi vatan. Nasıl koruyacağız vatanı? Beş ülke çıkmış, çete ‘Buralar benim’ diyor ve seni de Akdeniz’de sıkıştırıyorlar. Neyin mavi vatanını koruyacağız, nasıl koruyacağız? Yapılacak anlaşmalarla koruyacağız, asker göndereceğiz, başka türlü koruma imkânı var mı? Lafla olmuyor. Yani gidin, çekilin, anlaşalım falanla değil, gücünüz varsa yapıyorsunuz. Gücünüz yoksa yapamıyorsunuz ve tabii bu işleri yaparken de birtakım riskler, hesaplı riskler almak zorundasınız. Sadece kendi sınırların içerisinde kalarak bu işi yapman mümkün değil. Etrafınızda bir sürü olay var. Suriye olayına girmesek bile mecburen girecektik yine. Yani adamlar nereye gideceklerdi, yine bizim tarafa kaçacaklardı. Türkiye’nin Suriye’deki iç savaşı durdurma şansı var mıydı? Yoktu.”

Haberin Devamı

Peki, bir yanda hamleler yapılırken, öte yanda da süren “Asker gitsin gitmesin” tartışmaları TSK’yı etkiler mi, etkiliyor mu? Pekin devam ediyor:

“Bunlar TSK’yı asla etkilemez. TSK ne emir verirlerse onu yapar. TSK sonuçta siyasetin emrinde bir kurum. TSK’nın bugünkü yapısı da bu görevlerin üstesinden gelir. Zaten bunlar için yetiştirilmiş TSK, komuta yapısı öyle. O konuda bir sorun olmaz...”

Libya’ya asker gitmezse ne olur?

“Gitmezse ne olur; anlaşma olmaz. Adamlar yenilirler, dolayısıyla, hani bağırıp çağırıyoruz ya mavi vatan falan diye o da biter. Gönderdiğin askerler de oraya muharebe yapmaya gitmiyorlar, bir şeyler öğretmeye gidiyorlar, meşru müdafaa dışında muharebe edeceklerini sanmıyorum.”

Gitmesi gerekir yani?

“Gerekir tabii, donanma yapıyorsun, helikopter gemisi yapıyorsun, denizaltılar yapıyorsun... Bunların amacı ne? Demek ki denizlerle ilgili bir konu, sorun var. Boşuna mı yapıyoruz bu kadar masrafı? Sadece karasularımızı korumak için mi yapıyoruz? Türkiye’nin güvenlik konjonktürü değişmedi; yurtta sulh, cihanda sulh ama yurtta sulh, cihanda sulh olayı siz güçlü olduğunuz zaman geçerli, güçsüzseniz o zaman karasularına hapsedilirsiniz. Yurtta sulh olması için sizin o mavi vatana sahip olmanız ya da refahı artırmanız lazım. Cihanda sulh olması için de güçlü olmanız, bir yerlerdeki çatışmalara dur demeniz lazım.”