Bugün özgürce yaşamak için dünkü pişmanlıklarınızdan arının

6 Temmuz 2021

GEÇMİŞİ GEÇMİŞTE BIRAKIN

Geçmişte yaşamak, kendinize yapacağınız en büyük kötülüktür. Geçmişe takılı kalmak, bugün yaşayabileceklerinize engel olacaktır. Yaptığınız hatalara takılmayın. Yaşadığınız olumsuz deneyimlere takılmayın. Bunlar sizi güçlendiren öğelerdir. Bunlar bugün sizi siz yapan deneyimlerdir. Dünyada hiçbir insan yoktur ki, geçmişte hata yapmasın. Yalnız değilsiniz. Hepimiz hata yapıyoruz. Ama farkımız, hatalardan ders çıkarabilmek. Bazı insanlar yaptıkları hataları, deneyim olarak görür, onlardan dersler çıkarır. Dün yaşanan kötü olaylar, bugünkü kazanımları olur. Bir daha aynı hataları tekrarlamazlar. Başarmanın sırrı da işte burada yatar. Hedefe ulaşmanın formülü; pek çok kez çabalamak, yanlışlar yapıp doğru yolu bulmaktır. Dünyanın en zeki insanlarından Edison, fasulyeden kauçuk elde etmek için 10.000 tane deney yapmak zorunda kalmıştır. Yani 9999 kere hata yapmış, sonunda doğruyu bulmuştur. Bir tane başarı elde etmek için 9999 tane hata yapmayı göze almış ve onu yapmaktan korkmamıştır. Hatalar onu engellememiş, yeniden denemiş, hedefine varana kadar çabalamıştır. Yılmamıştır. Enerjisini almamıştır.

KÖTÜ ASLINDA İYİDİR

Geçmişte yaşadığınız kötü deneyim sizin kararınızdı. O günün şartlarına göre karar verdiniz. Evrenin sizin için başka bir planı vardı. Öyle olması gerekiyordu ve yaşadınız. Eğer o kötü deneyimi yaşamamış olsaydınız bugün elde ettiklerinize sahip olamayabilirdiniz. Bir de böyle düşünün; kötü aslında iyidir. Elbette ders çıkarabiliyorsanız kötü bazen iyidir. Kötü deneyimler, sizi başka bir yere götürüyorsa, sizin yolunuzu değiştiriyor ve iyi ki bu yola girdim diyorsanız işte o zaman kötü iyidir. Sizin planlarınız olabilir ve bu planlarınız suya düşmüş olabilir ancak evrenin de bizim için planları vardır. O nedenle rahatlayıp kendimizi evrenin planına teslim etmemiz gerekir. Elbette planlar yapacağız, amaçlarımız olacak ama unutmayalım engellerle her zaman karşılaşacağız. Hayat her zaman günlük güneşlik değildir; yağmuru da, çamuru da vardır. Hatalar her zaman olacak. Önemli olan bu hataların; bizi yıldırmaması, amacımızdan alıkoymaması.

PİŞMANLIKLARINIZI ÖZGÜR BIRAKIN

Geçmişe takıldığımız zaman ne elde edebiliriz ki. Bir hata yaptınız ya da kötü bir tartışma yaşadınız, belki de yanlış bir söz söylediniz. Pişman oldunuz diyelim. Geri dönüşü yok. Hata yaptınız kendinize dürüst olun. Egonuzdan feragat edebilirseniz, haksızlığınızı dile getirebilirseniz pişmanlığınızı da yenmiş olursunuz. Kendinizi yaşadığınız sıkıntıdan serbest bırakabilirseniz özgür kalırsınız. Geçmişte yaşanan kötü deneyimler insanın sırtında büyük bir yüktür. Bunlarla yüzleşmek, hata yaptığınızı kabul etmek, dersler çıkarmak insanı özgürleştirir. Şayet pişmanlıklarınızı özgür bırakmazsanız beyninizin arka planında her zaman ağırlık yapar. Bu durum; telefonların arka planında çalışan programlara benzer; kapatılmayan programlar telefonun şarjını bitirir, enerjisini alır. Geçmişteki pişmanlıklar da bugünkü enerjimizi bitirir. Böyle bir ağırlık taşınamayacak bir boyuta dönüşebilir. Yükü fazlalaştırmadan serbest bırakın. Yüzleşme sizi çok rahatlatacaktır. Arka plandaki büyük yükten kurtulmuş olursunuz. Bu yükler insanın ayağındaki en büyük prangalardandır. O arka planda çalışan pişmanlıklar, hatalar, geçmişle hesaplaşmalar artık geçmişte kalmalı. Geçmiş geçmiştir. Geri getiremezsiniz. Yaşanan olmuş, söylenen söylenmiş, alınan kararlar alınmıştır. Ve siz yeni bir yola girmiş, yeni bir hayata başlamışsınızdır. Pişman olmak size ne kazandırır. Geçmiş hataları sadece ve sadece deneyim olarak görmek gerek. Geçmişten bir tecrübe olarak yararlanmalı.

GEÇMİŞ HATALARINIZDAN ARININ

Yaşadıklarınızı, kötü deneyimlerinizi, pişmanlıklarınızı serbest bırakın. Nasıl ki telefonda gereksiz programları yukarı kaldırıp siliyoruz ve evrene gönderiyoruz, pişmanlıklarımızı da böyle silip geride bırakalım. Bu bizi büyütür ve rahatlatır, güçlendirir. Enerjimiz artar. Geçmişe nasıl takılmamak gerekiyorsa geleceği de çok fazla dert etmemek gerek. Kim bilir ki gelecekte ne gelecek? Kimse bilemez. İyi bir gelecek istiyorsak şimdi çok iyi çalışmamız gerek. Bugün ekeceğiz ki yarın biçeceğiz. Güzel düşünceleri, güzel kararları şimdi alacağız ve iyi bir gelecek yaratacağız.

Yazının devamı...

Pozitif düşünmeyi öğrenerek hayatınızın direksiyonunu ele geçirin

19 Nisan 2021

“Bazı terimler kişisel gelişim terminolojisine girdi ancak bazıları yeterince açıklanamıyor. Bence bugüne kadar açıklanan söylemler tam anlamıyla pozitif düşüncenin anlaşılmasına yetmedi. Aynı zamanda çözüm önerileri de eksik. Teşhis doğru konuluyor ancak çözüm üretilmedikçe nafile. Olumlu düşünelim ama nasıl? Çözüm yeterli olmadıkça bilmek fayda etmiyor. O halde çözüm önerisiyle birlikte öncelikle pozitif düşünceyi kavrayalım. Bunun için farklı bir yol deneyelim. Pozitif düşünmek yerine tersini yani olumsuz düşünelim.

Negatif düşünürsek neler olur?

Çekim Yasası’ndan da bilindiği üzere düşündüğümüz olayları hayatımıza çekeriz, hayal ettiklerimi yaşarız. Evrene bu yönde mesaj göndeririz ve o düşündüklerimiz gerçek olur. Aynı dilek dilemek gibi. Şayet negatif bir düşünceniz varsa bunu diliyormuş gibi olursunuz. Mesela hastalanacağınızı düşünüp duruyorsunuz. Bundan kaygı duyuyorsunuz. Beyniniz bunu söyleyip duruyor. Aslında bunu diliyor gibi oluyorsunuz. Negatif senaryoları beyninizde kurgulayıp sonuçta hayatınıza bunları çekiyorsunuz. Buradaki kritik nokta düşünce gücü. Eskilerin sözlerinde doğruluk payı vardır. “Bir şeyi 40 kere söylersen olur.” Doğrudur. Düşüncenin hayatımızda o kadar büyük bir gücü vardır ki, her şeyi değiştirmeye yeter. Neden hayatımızı zorlaştıralım ki, mutlu yaşamak, sağlıklı olmak, başarılı olmak vb. varken neden negatif duyguların hayatımızı yönlendirmesine izin verelim. Püf noktası burada; negatif düşünmenin en büyük sebebi, geçmişteki olayları unutamamak, olumsuz deneyimlerin etkisinde kalmak, yeniden yaşayacağımız duygusuyla kaygılanmak, onları her seferinde düşünerek negatif olayları canlı tutmak ve sonuçta bugünü yaşayamamaktır. O negatif deneyimleri düşündüğünüzde, yaşadığınız ilk anın etkilerini yaşarsınız.

Nasıl yaşamışsanız, nasıl psikolojik etki yaratmışsa sizde, her canlandırdığınızda aynı duyguları hissedersiniz. Vücudunuz aynı stresi yaşar, aynı salgıları yayar ve aynı negatif enerjinin etkisini verir. Dolayısıyla geçmişteki olayları tekrarlamak, geçmişte kalmak, olumsuz düşünmenin en büyük sebeplerinden biridir. Bir de gelecekle ilgili düşünceler de kaygı yaratır. Örneğin pandemi sürecinde gelecek korkusuyla insanlar kaygı duyuyorlar. Covid hastalarının sayısı artıyor, daha da kötüye gidecek, düzelmeyecek diyerek kaygı büyüyor ve bir çözüm yolu bulunamıyor, insanlar sürekli kaygı

içerisinde yaşıyorlar. Böylece beynimize zaten kaybetmeyi kabullenmiş bir düşünce iletiyoruz ve güne yenik başlıyoruz. Kısacası geçmişi geçmişte bırakıp gelecek kaygısı yaşamayacağız. Çünkü her ikisi de bize bir fayda getirmeyecek zarardan başka.

Peki ne yapmak lazım!

Önemli olan şu anda kalmak, şimdiyi yaşamaktır. Bu anı paylaşmaktır. En önemli zaman şu andır. Anın farkına varırsanız, bu olduğunuz günde kalırsanız, maksimum enerjinizi ortaya koyarsanız ve pozitif yaşarsanız çözümü bulursunuz. Geçmişi yeniden inşa edemezsiniz, geleceği de inşa etmenin yolu bugündür. Bugün ne yaşarsanız gelecekte bunun sonuçlarını alırsınız. Negatif düşüncelerle geleceğinizi pozitif inşa etmeyi beklemeyin. Elma ekerseniz armut yetiştiremezsiniz. “Ne ekerseniz onu biçersiniz.”

Nasıl başarabiliriz?

Yazının devamı...

Bardağın dolu tarafı: "Kötü aslında iyidir"

7 Aralık 2020

SİLKELENİN VE HAYATIN İYİ TARAFINI GÖRÜN

Zor günler yaşıyoruz. Hayatımızda pek çok kötü giden olay var. Dünyayı etkisi altına almış olan pandemi süreci hepimizin hayatını az veya çok etkiledi. Ailemizi, ekonomiyi, ilişkilerimizi derinden sarstı. Ancak oturup ağlamamın da bir yararı yok. Aksine psikolojimizi yeniden düzeltmemiz gerek. Buradan dersler çıkarmak lazım. Mutlaka bazı kazanımlar olacak. Benim bir teorim vardır; kötü aslında iyidir. Kötüden ders çıkarabilirsem iyidir. Bu dönemi “nasıl fayda sağlayarak atlatabilirim, değiştirmek istediğim şeyler için nasıl fırsatlar yaratabilirim” düşünelim. Tabii ki zor bir durum ama böyle bakmadan da hayatta hiçbir kötü durumdan kurtulamayız. Bir an önce bu psikolojik yıkımdan çıkıp kendimize gelmemiz lazım. Zaman kaybetmeden siz de silkelenin ve hayata yeniden göz kırpın.

YARINI DÜŞÜNÜN

Bu dönemde farkında olmadığımız bazı kazanımlar elde ettik. Kişisel gelişim felsefelerinden biri olan bizi “anda yaşamaya” uyandırdı. Yani farkındalığımızı artırdı. Mesela kendi hatalarımızı görmemizi sağladı. Öyle kaptırmıştık ki kendimizi, şarampolden yuvarlanmış freni patlamış bir tır gibiydik.  Hiçbir şeyi görmüyor duymuyor, sadece planlarımız doğrultusunda hızla gitmeye çalışıyorduk. Bu olay bizi durdurdu. Durduğumuzda da çok şeyi fark ettik. İnsanlar yarının hiç belli olmadığını gördü. Hiçbir şey olmayacakmış, sonsuz bir şekilde yaşayacakmış gibi hiç yarınları düşünmeden yaşayan insanlar değişti. Tasarruf yapmanın değerini anladı. Bu dönem bir tokat gibi çarptı. “Farkına varın, yarını düşünün” dedi.

AİLE YENİDEN DEĞER KAZANDI

Ailemizi fark ettik. Birçok insan çocuğunun büyüdüğünü fark etti, aynı evde yaşayarak, çocuğuyla zaman geçirerek. Çocuğunun özelliklerini fark etti. Çiftler birbirini fark etti. Daha iyi tanımaya başladılar. Bazı çiftler de ayrıldı. Çünkü birbirinin kafa yapısının uygun olmadığını hissettiler. Farkında değillerdi çünkü daha fazla zaman geçirdiler. İşler gündelik koşuşturmacalardan birbirlerinin düşüncelerini bile bilmiyorlardı. Ama bu dönemde sakinleşerek aile faktörünü gördüler. Sevgiyi, saygıyı gördüler, değer vermeyi anladılar. İnsanların birbirleri için ne kadar gerekli olduğunu fark ettiler. Sevginin değerini anladılar. İkili ilişkilerde bu da bize bir farkındalık yarattı.

Bir aile faktörü ortaya çıktı. Birlikten güç doğdu. Etrafımızda bizi seven insanların olmasının bizim kendimizi rahat, konforlu hissetmemiz için ne kadar önemli olduğunu görmüş olduk. Veya hiç kimsenin olduğunu gördük. Etrafımızda boş insanların olduğunu fark ettik.

KÜÇÜK ŞEYLERDEN MUTLU OLMAK

Yazının devamı...

Mutluluğun anahtarı mantrada saklı

24 Kasım 2020

ÖNCEDEN PROGRAMLANMIŞ HAYATINIZA FORMAT ATIN  

Bilinçaltımızın programlamaları sonucunda hayatımızı yönlendiriyoruz. Küçük yaşlardan itibaren gelişen bu durumun farkında olmadığımız için müdahale edemiyoruz. Ancak bilinçlendiğimiz zaman nasıl etkilendiğimizi anlıyoruz. Çocuğuz, çevre ve aile faktörü, çevremizdeki insanlar bizi bir kalıba sokuyor. Biz o kalıplar çerçevesinde kişiliğimizi, kariyerimizi, ilişkilerimizi, psikolojimizi vb. şekillendiriyoruz. Bu bizim kendi kendimize yaptığımız bir şey değil. Bu çevrenin bize dayattığı bir programlama. Ama bu senin kaderin değil. Değiştirebilirsin. Nasıl mı? Bilinçaltı programlarını değiştirerek.

Kişiliğini geliştirirken her şey bilinçaltına kaydedilirken örneğin sen bir arabanın içindeydin ama direksiyonda değildin. Ne zaman kendi hayatının direksiyonuna geçersen, kendi programlamalarını bilinçaltına / beynine yerleştirirsen, o zaman bundan sonraki hayatını istediğin şekilde sürdürebilirsin. Peki neler yapabilirsin? Daha sağlıklı, daha özgüvenli, daha başarılı, daha zengin, ikili ilişkilerde sağlam adımlar atan, psikolojik olarak sakin ve dingin olabilirsin…

MANTRANIN GÜCÜ SANA YOL GÖSTERECEK

Bilinçaltına nasıl daha önce programlama yapıldıysa kendi kendimize yeni bir programlama yapabiliriz. Bu programlamayı nasıl yapacağız? “Sen başarısızsın, senden bir şey olmaz, çirkinsin, şişmansın, boyun kısa” gibi sözleri sürekli duya duya bir kişilik karakter oluşturduk. Daha önce nasıl insanlar bize telkin ettiyse şimdi bunu tersine çevireceğiz. Biz her günün bir fırsat olduğunu, bir yaşam kadar uzun olduğunu düşünerek bu programlamaları değiştirebiliriz. Kendi iyiliğimiz, faydamız, toplum faydası için bu programlamaları değiştirebiliriz. Her gün kendimizi geliştirerek idealimizdeki “biz” olabiliriz. Bunu da mantranın gücünden faydalanarak yaratabiliriz. Tek bir mantrayla daha mutlu bir yaşam elde edebiliriz.

DAHA SAĞLAM İKİLİ İLİŞKİLER KURABİLİRSİN 

“Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz.” Bu mantrayı yazdığın zaman, sen mükemmel sen olduğun zaman, ikili ilişkilerde karşındaki insan senin gerçek yüzünü görüyor; maskesiz, duru, dürüst, açık kalpli olduğunu anlıyor. Ve sen kendini olduğun gibi ifade edebiliyorsun. Karşındaki kişi senin gerçek yüzünü gördüğü için bu durumda sen de onun gerçek yüzünü daha kolay görebiliyorsun. Daha sağlıklı ve saf bir ilişki yaratıyorsun. Maskelerin olmadığı bir ilişki ortaya çıkıyor. Dolayısıyla da doğru ilişki ortaya çıkıyor.

EMPATİ YETENEĞİN GELİŞECEK

Yazının devamı...

Yeni trend sağlıklı yaşam

26 Haziran 2020

Dünyayı sarsan Korona salgını sürecinde gündelik yaşamdaki kısıtlamalar pek çok değişimi de beraberinde getirdi. Peki yeni normal düzene nasıl adapte olacağız? Salgın sonrasında bu değişimler yaşama nasıl yansıyacak? İnsanları nasıl bir dünya bekliyor?

Farkındalık Dönemi Başlayacak

Korona salgınıyla birlikte insanlar derin uykularından uyandılar. Ama biraz sert bir tokatla uyandırıldılar. Bu uyanış farkındalıktır. Kendisinin, çevresinin, başka insanların, başka ülkelerdeki insanların, dünyanın farkına varıldı. Bu dönemin sonucunda artık insanlar hiç olmadıkları kadar duyarlı olacak, farkında olacak, daha sosyal olacaklar, vefalı olacaklar. Anı yaşamak, şimdiyi yaşamak anlam kazanacak. Gündelik yaşamda çok basit görülen etkinlikler bile kıymete binecek. Bir kafede içilen kahve, yenilen yemek, tatil, arabayla gezme, yürümek, deniz kenarında oturmak… Eskiden ne kadar basitken bu dönem sonrasında anlam kazanacaklar. Bu güzellikleri kaybettiği zaman insanın farkındalığı artıyor. Dolayısıyla da insanların bu konudaki çok fazla ileriyi düşünmek, çok fazla plan yapmak, sadece gelecek zamanda yaşamak hisleri değişikliğe uğrayacak. Bugünün farkına varacak, bugünden zevk almaya başlayacaklar. Farkındalık artınca anı yaşıyorsun. Anı yaşadığın zaman yediğimizin, içtiğimizin, gezdiğimizin değerini biliyoruz. Elinizdekilerin farkına varıyor ve şükrediyorsunuz.

Biz Kavramı Anlam Kazanacak

Bir süredir bencil yaşam tarzları ön plana çıkıyordu. Artık bu da değişikliğe uğramak zorunda kalacak. Daha önceki egoist yapıda her şeyde ‘ben, ben, ben’, gerisi fark etmezdi. Ama bunun böyle olmadığı anlaşıldı. Başka kıtadaki bir hastalık bizi de etkileyebiliyor. Ülkemize, ailemize, evimize kadar girebiliyor. Her şey globalleşti. Dünya çok küçüldü. İletişim arttıkça insanların birbiriyle etkileşimi de arttı. Dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan sorun herkesi etkiledi. Dolayısıyla artık bir ülkenin, bir bölgenin sorunu, bir ırkın sorunu olmaktan çıkıp global sorun olmaya başlayacak. Ve insanlar buna daha duyarlı olacak. Yani dünya ‘Biz’ olacak. Herkese önerdiğim mantramın cümlesinde de biz kavramı öne çıkıyordu. “Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz”. İnsanlar daha mükemmel bir biz yaratmak için, daha mükemmel bir dünya yaratmak için, daha mükemmel toplumlar yaratmak için daha duyarlı olacaklar. Daha farkında olacaklar. Artık başka ülke ve bölgelerdeki insanların sorunlarına sırt çeviremeyecekler. Duyarlı olmak zorundalar.

Yaşam Şekilleri Değişecek

Yaşam şekilleri zorunlu olarak değişecek. Her şeyden önce bireysel olarak insanlar eve kapanmanın, içe dönmenin sonucunda biraz sudan çıkmış balık gibi olacaklar. Alışkanlıklarını, düşünme şekillerini değiştirecekler. Öncelikle hijyene çok daha fazla dikkat edecekler. Sağlığına dikkat etmeyen insanlar dışlanacak. Ayrıca bu dönem sonrasında da daha tutumlu insanlarla karşılaşabiliriz. Dışarı çıkan, gezen, kulüplere, restoranlara giden, tiyatrolara sosyal yerlere giden insanların sayısı belli bir dönem azalacak. İnsanlar toplu yerlerden belli bir dönem uzak duracaklar. Evde vakit geçirmekten zevk alacaklar. Yeni planlar, yeni başlangıç için yeni hedefleri olacak. Ve farklı bir kişilikle yeni bir hayata başlayacaklar. Zihinsel olarak ise insanları, büyük bir depresif sonun başlangıcı bekliyor. Evde kalmanın verdiği içsel sorgulama sonucu insanlar, adaptasyon güçlüğü yaşayacak. Gündelik yaşamda zorunlu değişimler görülecek. İnsanlar işine gidecek ama mesafeli kalacak. Evde vakit geçirmenin güzel yönleri ağır basacak. Aileleriyle vakit geçirmesini öğrenecekler. Çocuklarına, eşlerine vakit ayırmanın ne demek olduğunu öğrenecekler. Yani kendi küçük dünyalarını yaratacaklar. İnsanların spora eğilimleri artacak. Sağlık konusunda farkındalık artacak. Daha sağlıklı olma hali trend olacak.

Egoist Yaşam Sınıfta Kaldı

Yazının devamı...