30 Ağustos’un kadınları

“Dünya- nın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, hiçbir kadın ‘Ben milletimi zafere götürmekte Anadolu kadını kadar hizmet ettim’ diyemez! Belki erkeklerimiz, memleketi istila eden düşmana karşı süngüleriyle düşman karşısında ispât-ı vücut ettiler. Fakat bunu sağlayan; sırtıyla, kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla, yağmur demeyip, kış demeyip cephenin harp malzemesini taşıyan hep o ulvî, o fedakâr, o ilâhî Anadolu kadınlarıdır!”

Bu sözleri Mustafa Kemal Atatürk, 21 Mart 1923’te Türk kadınının Milli Mücadele’deki hizmetlerini anlatırken sarf etmiş. Evvelsi gün 30 Ağustos zaferini kutlarken, sosyal medyada bol bol Atatürk’ün bahsettiği işte o Türk kadınlarının düşmanla çatışırken, cepheye sırtında mühimmat taşırken resimleri dolaşıyordu.

Kaderin cilvesine bakın ki, tam da aynı günlerde ülkemizde “Kadın futbol oynar mı?” diye tartışılıyordu. Bazılarınca, savaşta sahaya inen Türk kadını için “Futbol sahasına giremez” fetvası veriliyordu.

Kadın futbolu

Bu tartışmanın fitilini ateşleyen, Türk bir erkek spikerin sözleri oldu. Manchester City-Real Madrid Şampiyonlar Ligi karşılaşmasında Real Madrid’in oyuncularına pembe forma giydirmesi üzerine, önce pembe rengin erkekler için yakışık almadığı tespitinde bulundu. Ardından da, “Kadınlar futbolda olmamalı, futbol ataerkil bir oyundur” dedi. Noktayı da kadınlar için münasip ve namünasip olan spor dallarını belirleyerek koydu: “Mesela kadınlara voleybol oynamak çok yakışıyor. Ama futbol ve basketbol bence erkek oyunu.”

Bu tartışmayı köşesinde aktaran Sabah gazetesi yazarı Funda Karayel, hemen Fenerbahçe eski Başkanı Aziz Yıldırım’la konuşup onun “Bu görüş son derece mantıksız, ilkel ve çağ dışı” sözlerini manşete taşıdı. “Kadınların futbol oynayıp oynayamadığını öğrenmek istiyorlarsa, Amerika’yı, Güney Afrika’yı, Güney Kore’yi, Japonya’yı takip etsinler. Avrupa’da birçok büyük takımın da kadın futbol takımı var” diyordu Yıldırım.

***

Bence kadınların futbol oynayıp oynayamadığını öğrenmek istiyorlarsa tarihe baksınlar. Zira biraz araştırınca gördüm ki kadınlar futbol oynamaya 3 bin yıl önce başlamışlar. Bugünkü futbolun temelini oluşturan Çin’deki oyuna (cuju) kadınların erkeklerle birlikte katıldığını gösteren birçok gravür ve resim var.

Dahası, tarihte kadınların futbol sahasına inmelerinin hep savaşlarla tetiklendiğini fark ettim. Aynen bizde bu konunun 30 Ağustos’ta tartışılması gibi! İngiltere bunun en güzel örneği: Aslında ülkede kadınların futbol oynaması 12. yüzyıla kadar gidiyor. 19. yüzyılın sonuna doğru, 1895’te de ilk “İngiliz Kadın Futbol Kulübü” kuruluyor.

Ama asıl 1. Dünya Savaşı sırasında kadınlar futbol sahasını iyice fethediyorlar. Daha oy kullanma haklarının olmadığı o yıllarda, kadınlar silah imalatında ve sahaya cephanelik taşımada öncü rol oynuyorlar ve aynen erkeklerin yaptığı gibi, buldukları her aralıkta futbol oynamaya başlıyorlar. Erkekler cephede olduğu için de meydan onlara kalıyor. Bu dalga bir anda öyle bir büyüyor ki stadyumlarda 70 bin kişinin izlediği maçlara, Fransa-İngiltere arasında kadın ligleri düzenlenmesine kadar varıyor iş.

Kadına men

Savaşın 1918’de bitmesiyle ve erkeklerin futbola geri dönmesiyle birlikte ise, alarm zilleri çalmaya başlıyor. O vakte kadar kadınların futbol oynamasına “nahoş” bakan ama savaş sırasında buna “göz yuman” Futbol Federasyonu (FF), kadınların erkeklerin maçlarından çok daha fazla izleyici çektiğini görünce, 5 Aralık 1921’de kadınların sahalarda futbol oynamasını yasaklıyor. Ancak ve ancak 50 yıl sonra, 1971’de bu yasağın kaldırılması sağlanıyor.

***

Kısacası, tarih gösteriyor ki insanoğlu kadın-erkek eşitliği konusunda resmen yokuş aşağı gitmiş. 3000 yıl öncesinde kadınla erkeğin birlikte futbol oynadığı günlerden, sadece kadınlardan oluşan futbol takımları kurulmasına, son olarak içinde bulunduğumuz 2020 yılında da “Kadın futbol oynayamaz!” noktasına sürüklenmişiz.

Dünya ülkelerinin 2015’te Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında bir araya gelip, önümüzdeki bin yılı şekillendirmek için kabul ettiği 17 Küresel Hedeften biri “cinsiyet eşitliği”. Son 3 bin yılda insanoğlunun gösterdiği “gelişmeye” bakınca, bin yıl sonrasından endişe ediyor insan. Neyse, biz şimdi dileyelim ki Türkiye’de bu tartışmayı başlatmış olan o erkek spiker kalıpların kırılmasına vesile olsun. Sonuçta 30 Ağustos zaferinin kadın kahramanları bugünün kadınlarını sahaya çağırıyorlar belli ki. Daha ne olsun?