Verda Özer

Verda Özer

verdaozer@gmail.com

Tüm Yazıları

Güzel şeyler oluyor. Bir önceki yazımda, Türkiye’nin Avrupa’nın plastik atıklarının en çok toplandığı ülke haline geldiğini yazmıştım. Sebebi de geri dönüşüm için atıktan hammadde üreten firmaların yasal ya da yasa dışı olarak bu atıkları ithal etmeleri. Böylelikle doğada çöp yığınları oluşturmaları.

Yani bu şirketler Türkiye’yi “Avrupa Birliği’nin en büyük plastik atık çöplüğü” haline getirmişler.

İşte tam da yazımın yayımlandığı gün harika bir haber aldım. Avrupa Birliği, geri dönüşümü mümkün olmayan atıkların ihracatını 26 Aralık’ta yasakladı. Yani geri dönüştürülemeyen ve bu yüzden doğaya karışan atıklar, artık Türkiye’ye satılamayacak. Avrupa kendi çöpüne artık sahip çıkacak.

Haberin Devamı

Buna paralel olarak, Türkiye’de de eş zamanlı çok önemli bir adım atıldı. Geçen hafta yazdığım gibi, Çevre Kanunu Meclis’ten geçti ve atıkların takibini yapacak olan Çevre Ajansı böylelikle kuruldu. Zaten bu Ajans’ın başlıca görevi de bu plastik atıkları geri dönüştürmek olacak. Ocak 2022’de zorunlu olarak devreye girecek olan “depozito sistemi” sayesinde içecek ambalajlarının yüzde 90’ı geri dönüşecek, yeniden hammadde olarak kullanılabilir hale gelecek. Bu da hammadde için atık ithalatına gerek kalmayacak demek. Bir diğer deyişle, Türkiye’nin plastik atık merkezi olması engellenecek.

Buna ek olarak,
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum eylül ayında geri dönüşüm şirketlerine, ihtiyaçlarının yüzde 50’sinden fazlasını ithal etmemeleri ve yurt içinden tedarik etmeleri talimatını vermişti.

Yaygın denetim

Yalnız yine de içeride atılan adımlar çöp sorununu kökten çözmek için yeterli değil. Zira Avrupa’dan çoğunlukla yasa dışı- plastik atık satın alan şirketler, başka bir kaynak ülke bulma yoluna gidebilirler. Bunların önünü kesmek için ise her şeyden önce denetimi artırmak gerekiyor. Yoksa doğada ve denizde gördüğümüz plastik yığınlarını görmeye devam ederiz.

2.si, Çevre Ajansı’nın uygulayacağı “depozito sistemi” sadece içecek ambalajları için geçerli. Ki bu bile Türkiye için büyük bir devrim çünkü bu şişeler, atıkların en az yüzde 25’i demek. Ancak yine de kısa zaman sonra tüm plastik atıkları kapsaması lazım.

Haberin Devamı

3.sü, sadece merkezi değil, yerel yönetimlere de çok iş düşüyor. Özellikle denetim açısından. Bir büyüğümün deyişiyle, “Belediye başkanı mevzuatı beklemeyecek. Bizatihi kendisi mevzuat olacak. Hatta mevzuatın önünden koşacak.” Başka türlü çöplerin doğaya karışmasını engellemek zor.

4.sü ise vatandaşların atıkları ayrıştırması ve geri dönüşüme katkı sağlaması için Emine Erdoğan’ın himayesinde uygulanmaya başlanan “Sıfır Atık” projesi. Dev bir adım ama çok daha yaygın ve hızlı olarak hayata geçirilmesi gerekiyor. Her şeyden önce, geri dönüşüm konteynerlerinin sayısının artırılması lazım. Bunun için de özel sektörün ve yerel yönetimlerin, imkânların atırılması için iştiraki olmazsa olmaz.

Küresel iş birliği şart

Ancak bu işe sadece ülke odaklı bakmamak lazım. Havaya ve denize karışan çöpler unutmayalım ki ülkeler arası seyahat ediyor! Dolayısıyla, uluslararası ve Birleşmiş Milletler nezdinde bir mekanizma oluşturulması şart. Tıpkı küresel ısınmayla mücadele için oluşturulan ve 197 ülkenin imzaladığı Paris İklim Anlaşması gibi. Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) buna yönelik, küresel çapta başlattığı “Plastik Kirliliğine Hayır!” kampanyası için 2 milyon imza toplanmış. Ama koskoca dünyada sadece bu kadar kişinin imza vermesi de içler acısı.

Haberin Devamı

Bununla birlikte, uluslararası mücadeleye yönelik, AB’nin “Tek Kullanımlık Plastik Direktifi”ni imzalamak da önemli. WWF’in yayımladığı Akdeniz Plastik Raporu’na göre, Akdeniz’e en çok plastik atık da günde 144 tonla Türkiye’den atılıyor. Akdeniz’deki atıkların %95’ini de plastik maddeler oluşturuyor. Düşünün ki Akdeniz’de km karede 1.25 milyon plastik parçası bulunuyor. Denize atılan bir sigara izmariti
5 yılda yok olurken, plastik torba 20 yıl, plastik bardak 50 yıl, misina ise 600 yıl çözünmeden doğada kalıyor!

Bu atık krizi geri dönülemez noktaya gelmeden, acilen çözüm bulmak gerekiyor.

Düşünün ki plastik poşetlerin ücretlendirilmesi kararından sonra Türkiye’de plastik poşet kullanımı yüzde 80 azalmış. Sıfır Atık politikası tüm ülkeye çok daha etkin yayılsa ne kadar büyük bir değişim meydana gelir, varın siz hesap edin... WWF’in raporunda dediği gibi, Türkiye isterse küresel çözüme öncülük eden ülkeler arasına bile katılabilir. Yeter ki Çevre Ajansı gibi adımların devamı hızla gelsin...