ÖNCÜ KADINLAR

Kadınların en önemli özelliği, öğretmen olmalarıdır. Öğrendiklerimizin ne kadarını kadınlardan öğrendiğimizi bir düşünün. Toplumumuzda ve dünyadaki başarılı kadınların karşılaştığı zorluklara bakın. Başarılı kadınlar, ‘erkekler dünyası’nda rekabet edebilmeyi ve kendi ayakları üzerinde durabilmeyi başarabilmişlerdir.

Dünyayı sanat yönetir; sanat da büyük ölçüde kadınlar tarafından etkilenir. Buna rağmen, kadınlar hep küçümsenmiştir. The Beatles bile ‘Yalnız Kalpler Kulübü’ albümlerinin kapağına Mae West’i koymaya kalkmış; uzun süre eleştirilmişti.

Filmlerde

1934 yılına kadar, hiçbir zenci kadına filmlerde yer verilmedi. Josephine Baker, Zouzou filminde ilk zenci kadın olarak rol aldı. Protestolar korkusuyla, bu film Amerikalılar tarafından Fransa’da çekilebildi. Baker, ABD’ye dönemedi. Fransa’da yaşadı; İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransız Haberalma Teşkilatı’nda çalıştı ve sonrasında madalya aldı.

Hıristiyan dünyasında, uzun süreler rahibelerin ayna kullanmaları yasaktı. 1959 yılında, Bir Rahibe’nin Hayatı (The Nun’s Story) isimli filmin çekimi boyunca Audrey Hepburn’un aynaya bakması yasaklanmıştı.

Colette

Fransız kadın yazar Sidonie - Gabrielle Colette, 1954 yılında öldüğünde 80 adet roman kaleme almış bulunuyordu. Bunlar arasında, 1958 yılında filmi ve müzikali yapılan “Gigi” de vardı. Gigi’yi oynayan Audrey Hepburn’ü, Colette halen hayatta iken seçmişti. Elizabeth Taylor, Kleopatra filmi için 1 milyon dolar aldığında, o zamana kadar en yüksek ücreti alan sanatkâr olmuştu.

Hedy Lamarr

Gelmiş geçmiş beyaz perde artistleri arasında “en güzeli” olarak bilinen Hedy Lamarr, aynı zamanda bir mucitti. Bir Nazi olan kocasının baskısından kaçıp, 1942 yılında Avusturya’dan ABD’ye geldi. ‘Uzaktan Kumandalı Deniz Torpili’ni icat etti ve patentini aldı. Yaptığı icat, halen kullandığımız cep telefonlarının ve Wi-Fi’nin başlangıç noktasıdır.

Thin Men

1934 yılında sinema dünyasında en öne çıkan dedektif dizisi, “Thin Men” olmuştu. Myrna Loy ve William Powell’un başrollerini paylaştığı dizi, “modern evlilik ve eşitlik” prensibini perdeye taşıyordu. Filmin başlarında, Powell’e Loy’un iki katı ücret ödenmekte idi. Loy, bunu kabul etmedi ve sonunda, Powell ile aynı ücreti almaya başladı. Bu dizinin arkasından, karı - koca dedektifler teması, sinemaya yerleşti. Sonrasında da, kadın dedektifler modası başladı.

Günümüzde, kadınların işi biraz daha kolay. Emma Watson, 2014 yılında Birleşmiş Milletler İyiniyet (Goodwill) Elçisi seçilmişti. Onun öncülük ettiği “HeForShe” hareketi, cinsiyet eşitliğini temsil ediyordu. Bu nedenle, Watson 2015 yılında, Time dergisi tarafından dünyada yılın en etkili kişileri arasında gösterildi.