Çocuklar için çözüm doğallıkta

Atıklardan gübreli toprak elde ediyor, suyu arıtıp bitkilerini yetiştiriyorlar. Amaç: Çocuklara yaşanabilir bir gelecek bırakmak, çünkü fazla zamanımız kalmadı

Bazı kadınlar çok tatlı. Rahat durmuyorlar. Allah’tan rahat durmuyorlar. “Bu dünya için tüketmekten başka ne yapabilirim” diye kafa yoruyorlar. Konfor alanlarından çıkıp, zor olanı seçiyorlar. Zor ama iyi olanı. Elif Çatıkkaş ve Yasemin Kırkağaçlıoğlu da işte bu kadınlardan. Koç Üniversitesi’ni bitirip iş hayatında hızlı adımlarla yükselirken, anne olduktan sonra yaşadıklarını sorgulamaya başlayınca, ellerini taşın altına koymaya karar vermişler. Reşitpaşa’da küçücük bir binada kurdukları “Kokopelli Şehirde” ile ekolojik yaşam, permakültür, gübre ve toprak üretimi, su arıtma, sıfır atık gibi konularda atölyeler düzenliyorlar.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Elif Çatıkkaş: Pierre Loti’de doğdum, kendi gıdasını yetiştiren, şehirde toprağın içinde olabilen son nesillerdenim. Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunuyum. Yıllarca IT departmanlarında çalıştım. Annelikle birlikte gelen, kendimde neye hizmet ettiğime dair bir arayışa girdim. İşin akademik tarafını da merak edip Kültürel İncelemeler Yüksek Lisansı’na başladım. Ekoloji üzerine dersler aldım. Tam bu dönemde Yasemin’le aynı yollardan geçtiğimizi fark ettik. Kariyerlerimizde iyi bir noktadaydık ama bıraktık ve 2.5 yıl önce Kokopelli’yi kurduk.

Yasemin Kırkağaçlıoğlu: Ben de Koç Üniversitesi İşletme mezunuyum. Strateji yönetimi yapıyordum. Dönüşüm hikâyem çocuklarımla birlikte hızlandı. Sağlıklı gıdaya nasıl erişirim diye düşünürken, zehirsiz gıda, küçük üretici bulma gibi konuları araştırmaya başladım. Permakültür’e Giriş eğitimi aldım. Permakültür; etik temelli, sürdürülebilir ve onarıcı yaşam yerleşkeleri tasarımı anlamına geliyor. Çok ciddi bir ekolojik çöküşün içindeyiz. Günlük koşturmacada önem vermiyoruz ama çocukların geleceği için bir şeyler yapmalıyız. Kabul edip bir kenarda oturamadık ve Kokopelli Şehirde’yi kurduk.

Kokopelli ne demek?

E.Ç.: Yerli Kuzey Amerika mitolojisinde bir kahraman. Sırtında bir tohum çantası ve flütü var. Ağzındaki flütten tohumları toprağa bırakıyor ve bereketi getiriyor. Şehirde yaşıyoruz ve bazı kısıtlarımız var ama söylenmek yerine elimizi taşın altına koyduğumuz, atıklarımızdan toprak ürettiğimiz bir yere geçebilir miyiz diye düşündük. Şehirde de bunu yapabiliriz dedik. O yüzden ismimiz “Kokopelli Şehirde”.

Burada neler yapıyorsunuz?

Y.K.: Bahçemizde ilaçsız tarım yapıyoruz. İlaçlama yerine toprağı faydalı bakterilerle besliyoruz. “Solucan, bokaşi, soğuk ve sıcak” olmak üzere 4 çeşit kompost yapıyoruz. Hepsinin farklı yöntemi var. Tüm evsel atıklarımızdan bahçemiz için gübre üretiyoruz. Sifon ya da bahçe sulama için suyumuzu arıtıp, tasarruflu kullanıyoruz. Kurumlarda ve okullarda ekoloji ve fermantasyon odaklı atölyeler düzenliyoruz. Burada yaptıklarımızı, çocuklara uygulamalı olarak öğretiyoruz.

Her gün 19 bin ton evsel atık

İstanbul gibi bir şehirde bunları yapmak mümkün mü?

E.Ç.: İstanbul kendine sadece 1 gün yetebilecek gıda üretiyor. Kalan günler dışarıya muhtacız. Kendi ihtiyacımızı üretebilmek çok değerli. Küçük bir balkonda bile yeşilliklerimizi yetiştirebiliriz; sitelerde peyzaj yerine üretim alanları yaratabiliriz. Çatılar her zaman üretim için harika bir alan. Şehirde en iyi toprak üretme şekli, organik atıklarımızı kompost yöntemi ile dönüştürmek. İstanbul’da her gün 19 bin ton evsel atık çıkıyor. Bunlar gübreye dönüştürülebilir. Alışkanlıkları değiştirdikten sonra bunu evde yapmak da çok kolay. Konuyu hep başkalarına havale etmek yerine kişisel sorumluluğumuzu almak mesele. Biz burada bir topluluk oluşturmaya çalışıyoruz.

Evde kompost nasıl yapılır?

Y.K.: Evde en rahat bokaşi kompost. Bunun için özel bir kovamız var. Tüm çöpleri burada biriktirip, çöp turşusu yapıyoruz. Bekleterek iyi bakterileri çoğaltıyoruz. Sonra bunu toprağa gömerek, çok kaliteli bir gübre yapmış oluyoruz. İlla büyük alanlara ihtiyaç yok, saksının altına bile koyabiliriz. Solucan kompost için de bin tane solucan gerekiyor. Solucan dışkıları altın gübre değerinde.

Çocuklar için çözüm doğallıkta

“Kozalak görmemiş çocuklar var”

Çocuklar üretime dayalı bu faaliyetlere nasıl yaklaşıyor?

E.Ç.: Bahçede neler görmek istiyorsunuz’ diyoruz. Hayallerini çiziyorlar. İnanılmaz fikirler geliyor. Bizi çok zorluyorlar ama onların sayesinde biz de gelişiyoruz. Su arıtma ve yağmur hasadını biz anlatmadan fikir olarak söylüyorlar. İnanılmaz hayal güçleri var ve mevcut malzemelerden pek çok fikir üretiyorlar. Kedi ve böcek evleri yapıyoruz. Çocuklar dışarda oldukları zaman başka bir şeye ihtiyaç duymuyorlar. Hayatında hiç kozalak görmemiş çocuklar var. Dikkat bozukluğu başta olmak üzere pek çok sorun olarak adlandırdığımız şeyin çözümü doğada. Gönüllü sadeliğe ihtiyacımız var. Çocuk da ebeveyninin daha az tükettiğini ve atılandan rahatsız olduğunu görünce öğrenecek.

Çocuklar için çözüm doğallıkta