Hayallerin uzağında

7 Ağustos 2022

Gençlerin yaşamdan memnuniyet duyma seviyeleri her geçen gün azalıyor. Kaygıyla, belirsizlikle mücadele etmek motivasyonlarını kırıyor; ekonomik zorluklar hayallerine ulaşmalarını zorlaştırıyor beklentilerini, hedeflerini değiştirmek zorunda kalıyorlar. Üniversiteden mezun olunca kendilerini sudan çıkmış balık gibi hissediyorlar. 20-30 yaş aralığındaki genç yetişkinlerin artık dünyanın farklı sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını; umutsuzluk, mutsuzluk, kaygı gibi duyguların yoğunlaştığını biliyoruz. Peki, bu durumun sonuçları ne olabilir? Ne yapmalıyız? Psikiyatrist Arzu Erkan, bu konuda yapılan araştırmalara dayanarak gençlerin geleceğe yönelik umutlarının azaldığını, yaşamına/eğitimine başkaa bir ülkede devam etmek isteyen gençlerin oranının yüzde 29-43 oranında arttığını söylüyor: “Analitik düşünme, sorun çözme teknikleri, girişimcilik, mesleki beceriler gibi nitelikler kazanma, yaşamlarına anlam katacak değerlerini keşfetme konularında olanak ve rehberlikten mahrum olan gençler, mezun olduğunda sudan çıkmış balığa dönüyor.” Çözüm için çok boyutlu ve yıllar sürecek çalışmalara ihtiyaç olduğunu söyleyen Erkan, “Öncelikli olarak sosyoekonomik krizlerin gençlerin ruh ve beden sağlığı üzerine olumsuz etkilerinin artacağı öngörülerek bu konuda acilen önlem alınmalı, gençlerin ruh sağlığı uzmanından destek alması desteklenmeli. Toplumsal bütünleşme ve iyileşme için, siyasi otorite, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, eğitimciler, sosyologlar, sağlık ve ruh sağlığı çalışanları, şirketler ve meslek örgütlerinin iş birliğiyle -özellikle fırsat eşitsizliğinin olduğu bölgelerde- atölyeler, yaz kampları, spor, müzik, mesleki beceri, hobiler gibi konularda kurs ve etkinlikler düzenlenmeli, gençlerin ücretsiz olarak geniş katılımları teşvik edilmeli. Ailelerin de gençlerin erken yaşlardan itibaren çalışma hayatının içine atılmalarını ve üretkenliklerini desteklemeleri gençlere cesaret ve güç verecektir” diyor.

Genç yetişkinler ne diyor?

Çağla Deniz Akbulut (20, öğrenci)

Gelecek kaygısı sebebiyle asgari düzeyde yaşayabilmeyi garantilemek için bir dil okulunda part-time öğretmen olarak çalışıyorum. Böyle bir hayalim yoktu lakin CV’mi dolu göstermek amacıyla şimdiden çalışmam gerekiyor. Ailemden tamamen bağımsız yaşayabilmek lüks bir düşünce haline geldi. Başarmak istediğim çok fazla şey var ama önceliğim topluma ve insanlara yarar sağlayan işler yapmak ve tabii ki yapacağım işin beni geçindirmesi.

Seda Ersoy (30, öğretmen)

Hem dünya hem de Türkiye ekonomisi düşünüldüğünde hayalini kurduğumuz şeyleri gerçekleştirmenin gitgide zorlaştığını ve bunun mücadelesi için vermemiz gereken emeğin her geçen daha da artmış olması doğal olarak umutsuzluğa itiyor bizleri. Umutsuzluk olmasa dahi hayata karşı mücadele etme hızımızı yavaşlatıyor diye düşünüyorum. Ben öğretmenim. Her meslek gibi emeklerimizin karşılığını almak çok önemli. Fakat özel sektör öğretmeni olunca süreç daha da zorlaşıyor. Ben yine de umutsuzluğa kapılmak istemiyorum. Gerçekçi düşünerek kriz ortamlarını fırsata çevirmek adına belki de zihnimizi biraz daha zorlamak için iyi bir fırsattır bu süreç.

Defne Obuter (21, öğrenci)

Hayatımın bu dönemi genellikle ileride beni nasıl bir süreç beklediğini düşünerek geçiyor. İnanılmaz bir belirsizlik hissediyorum ve bu beni fazlasıyla olumsuz etkiliyor. Çok fazla soru sorarken buluyorum kendimi. Uzun zamandır hayal kurmuyorum. Basit beklentilerim var, keyif aldığım bir işim olsun, çalışarak kendi emeğimle mutlu olacağım bir hayat kurayım bu kadar. Bunların yanında uzun vadeli kaygılarım var, aile kurmak veya bu dünyaya bir çocuk getirmek gibi. Kendi ayaklarımın üzerinde ne zaman durabileceğimi görmezken aile kurma fikri oldukça uzak noktalarda benim için.

Yazının devamı...

Yazın kampta eğlenirken öğrensin

31 Temmuz 2022

Çocukların keyifli bir yaz tatili geçirmesi, eğlenirken öğrenmesi, yeni arkadaşlıklar kurarak sosyalleşmesi, takım çalışması için yaz kampları bir fırsat.

Hayatımın asla unutamayacağım, en büyük deneyimi, ailemden ayrı olarak gittiğim ilk üniversite kampıydı. Kızım da bu yaz bizden ayrı ilk kampına hazırlanıyor. Çocukların keyifli bir yaz tatil geçirmesi, eğlenirken öğrenmesi, yeni arkadaşlıklar kurarak  sosyalleşmesi, ekranlardan uzak kalması, sorumluluk bilinci geliştirmesi, takım çalışması içinde bulunabilmesi en önemli getirisi. Son yıllarda ebeveynli ya da ebeveynsiz, farklı ilgi alanları ve yaş aralıklarına göre kamp seçenekleri yer alıyor.

 Gençlik ve Spor Bakanlığı Yaz Kampları:

Gençlik ve Spor Bakanlığı Yaz Kampları’ndan 12-22 yaş aralığındakiler ücretsiz yararlanabiliyor. Türkiye genelindeki toplam 43 gençlik kampında badminton, aqua park, sokak oyunları, gezi ve aktiviteler, tiyatro, müzik, voleybol, basketbol, futbol, kitap okuma, halk oyunları, el sanatları, tırmanma duvarı, yüksek ip parkuru, flyfox, macera parkuru, paintball, kano, dağ bisikleti, okçuluk, at biniciliği, mini golf, rafting vb. aktiviteler yer alıyor. Bakanlık bünyesinde, Girişimcilik, Temel İlkyardım ve Sağlık Bilinci, Sosyal Uyum, Engelli Gençler, Anne-Kız Baba-Oğul Kampı gibi tematik kamplar da mevcut. Kamp başvuruları https://genclikkamplari.gsb.gov.tr/ adresinden veya ‘e-devlet’ üzerinden de yapılabiliyor.

 Global Sailing Academy:

Su sporları, çocukların disiplin, mücadele, karar alma gibi becerilerini geliştirmek için bulunmaz fırsat. Marmaris Karacasöğüt’te bulunan Global Sailing Academy, yaz boyunca çocuklara yelken eğitimini temel alan kamplar düzenliyor. Teorik derslerle başlayan kamp programı yoğun pratik uygulamalarla geçiyor.

Yazının devamı...

Tatilde çocukları ekrandan uzaklaştıracak fırsat

27 Temmuz 2022

Oysa biliyoruz ki, özellikle erken çocuklukta beyin gelişimi hiç olmadığı kadar hızlı ve çocuklara ne kadar çok çeşitlilik sunarsak, öğrenme kapasitelerini de o kadar arttırıyoruz. Doğalarında olan merak ve yaratıcılığı, serbest zamanlar, etkileşimli oyunlar ve ebeveynleriyle geçireceği sağlıklı ilişki ile canlı tutabiliriz. 

Bu yaz hem çocuklarınızla birlikte hem de onların kendileri ya da akranları ile keyif alarak zaman geçirecekleri bir platformönerim var sizlere; HP Baskı Dünyası.

Bu platformda 3 ile 11 yaş arasındaki çocukların faydalanabileceği çalışma sayfaları, okuma ve yazma çalışmaları, alfabe, bulmacalar, boyama setleri, stres giderici aktiviteler, doğum günü ve tebrik kartları hazırlama, dünya ve doğa hakkında farkındalık çalışmaları gibi geniş bir içerik var. 3-6 yaş arasındaki çocuklar için Maşa ve Koca Ayı oyunları, 5 Farkı Bulun, Resmi Tamamlayın, Yapbozu Rakamlara Göre Düzenleyin eğlenceli aktivitelerden bazıları. 7-10 yaş içinTatlı Su Yunusu, Matilda-Kelime Bulmaca Oyunu ve Baskıları alınabilen Doğum günü Serisi Çantalar; 11 yaşından büyükler içinse Çapraz Bulmacalar ve mandala boyama aktiviteleri bulunuyor. 

Kağıt-kalem kullanarak çalışmak, kalıcı bir öğrenme açısından çok önemli ancak teknoloji bu beceriyi giderek köreltti. Platformdaki basılabilir etkinlikler, bu anlamda da çocukların motor becerilerinin gelişimine destek sağlıyor. 

Ebeveynler için de etkinlikler var 

Çocukların sıkılabilecekleri boş zamanlarının olması kadar, ebeveynleriyle birlikte geçirecekleri zamanlar da öğrenmeleri açısından çok önemli. Platformda, mandala şablonlarından üretkenlik takvimlerine, bulmacalardan doğum günü kartlarına kadar farklı aktiviteler yaşa göre sıralanabiliyor, böylece hem çocuklar hem de ebeveynler kendilerine en uygun aktiviteleri bulabiliyorlar.

Alanında uzman kişilerce hazırlandı

Alanında uzman kişilerce hazırlanmış, ücretsiz etkinliklerde farklı temalar oluşturmak için çeşitli kuruluşlarla işbirliği de yapılmış. Çocuklar Crayola'nın içeriğiyle renklerin temellerini öğrenebiliyor, WWF'nin (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) çalışma sayfalarıyla farklı hayvan türlerini keşfediyor.AÇEV’in 3-6 yaş arası çocuklar için Oyun Zamanı Kitapçığı da yine platformda mevcut.

Yazının devamı...

Gençler başarısızlıkla nasıl mücadele etmeli?

24 Temmuz 2022

Gençlerin yaşamındaki zorlu dönemeci YKS sonuçları açıklandı. Her yerde başarı hikâyeleri konuşulsa da binlerce genç hayal kırıklığı, üzüntü, kaygı ve çaresizlik duygularıyla mücadele ediyor. Bu süreçte onları nasıl desteklemeliyiz?

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları açıklandı. Her yıl başarı hikâyelerini dinliyoruz. Peki, başarısızlık durumunda, beklentiler karşılanmadığında neler oluyor? Gençler hayal kırıklıklarını nasıl yönetebilir? Çocukları nasıl anlamalı, desteklemeliyiz? Ebeveyn olarak rolümüz ne? Uzman Psikolog Oya Çanak ile konuştuk.

Sınavdan istediği sonucu alamayan gençlerin duygularını yönetebilmeleri için neler önerirsiniz?

Beklentiler karşılanamadığında hissedilen duygu hayal kırıklığıdır. Buna nasıl tepki verdiğiniz, bebeklikten itibaren hayal kırıklığı yaşadığınızda ne yapmaya yönlendirildiğiniz ve hayal kırıklığınızla barışık olup olmamanızla ilgili. Ebeveynleriniz tarafından nasıl rehberlik edildiniz? Duygularınızı iyi anlar mısınız? Bu sizin için de, ebeveynleriniz için de zor bir deneyim. Ancak yaşamınızın odak noktasında sizler varsınız. Son yıllarda olağanüstü dönemlerden geçtiniz. Gelecek endişesi yaşamakta haklısınız. Sınav çoktan geçmişte kaldı ve şimdi bu sonuçla ne yapacağınızı düşünme zamanı. Bir mola alıp istediğiniz üniversite olup olmamasına değil, istediğiniz bölüme odaklanın veya sorunları tespit edip yola tekrar koyulun. Beklentinize ulaşmanıza engel olan neydi? Dikkat sorununuz mu, kaygınızı yönetmekte zorlanmanız mı ya da gerçekçi olmayan hedefler koyup yeterince çaba gösteremeyişiniz mi? Sorun neyse üstüne gidin ve yaşadığınız bu sorunun istediğiniz yaşamı deneyimlemenizi engellemesine izin vermeyin. Sorunu kabul edin ve dikkatinizi geliştirmek için, kaygınızı ve organizasyon becerinizi geliştirmek için, doğru psikolojik destek alabileceğiniz kaynaklara ulaşmaya gayret edin. Bu konuda size güvenen yetişkinlerden maddi ve manevi destek rica edin. Kendinize inancınızı yitirmeyin.

Ebeveynler neler yapmalı?

Hiçbir emek boşa gitmez. Sadece şimdi meyvesini vermemiş olabilir. Bu sınavın yetenek ve yaşam başarısını ölçen bir kıstas olmadığını kendinize bol bol hatırlatın. Çocuğunuzun duygularını dinleyin ve onların kendilerini ifade etmesine fırsat tanıyın. Çocuğunuzu sabote eden faktörleri ortadan kaldırmaya ve yaşam kalitesini yükseltmesini sağlayan adımları atmasına yardımcı olun. Siz dinginliğinizi kaybederseniz, onlar yaşamları boyunca kendi hedefleri peşinde değil, sizi mutlu eden şeylerin peşinde koşmayı hedefleyecekler. Duygu düzenleme becerimizi yitirmeyelim ve onların biricikliğini sevmeye devam edelim. Biz inancımızı yitirirsek içsesleri yaşam boyu yetersiz olduklarını söyleyecek. Bu dönemde onların sizi anlamasını beklemeyin. Empati kurması gerekenler bizleriz. Çocuğunuzun empati, anlayış, yakınlık, rehberlik, güvenli sınırlar ve uzun vadeli sorunları tespit etme ve çözmede desteğinize yoğun bir şekilde ihtiyacı var. Şimdi konuşma zamanı onlarda, gerekirse sessizliklerini dinleyip eşlik edip yavaş yavaş açılmalarını bekleyelim. Alan tanıyan, boğmayan ve şefkatli ebeveynliğinizi yavrunuzun üzerinden eksik etmeyin. Onun başarma hissini tattığı anıların üzerinden geçin...

Başarısız olan çocuğu motive etmek için neler yapmalı?

Yazının devamı...

Bir yıllık Bodrum macerası

17 Temmuz 2022

Pandemide okulların ve işlerimin uzaktan olmasını fırsat bilip, kızımla Bodrum’a taşındık. Fakat 1 yılı aşkın Bodrum macerasının ardından yeniden İstanbul’dayız. Hayal kırıklığı ya da pişmanlık yok, harika geçirilmiş ve çok şey öğrenilmiş koca bir yıl var

“Herkes gider Mersin’e biz gideriz tersine” misali Bodrum’dan İstanbul’a göç ettik. Uzun yıllar hemen her tatilimi Bodrum’da geçirdim. Kızım doğduktan sonra her yaz Bodrum’daydık. Ülkemizde cennet gibi çok güzel başka yerler de var ama ben bir Bodrum sevdalısıyım. Bir gün yaşamımı burada sürdürebilir miyim diye hayal kurardım. Geçen yıl, ani bir kararla pandeminin uzakları yakınlaştırmasını fırsat bilerek, kızımla Bodrum’a taşındım. Dört mevsimi burada geçirmek çok farklı. Biz bir yılın sonunda kürkçü dükkânına döndük. Taşınma hayali olan çok fazla ebeveyn olduğunu bildiğim için, acısıyla tatlısıyla çocuklu Bodrum deneyimimi yazmak istedim. 

Biraz mavi, biraz yeşil, bolca huzur 

Mavi beyaz eski Bodrum evleri, hep sürprizlere çıktığınız daracık sokakları, mavinin her tonunu görebileceğiniz koyları, dallarından taşan mandalina ağaçları, duvarlardan fışkıran rengârenk begonvilleri, mis kokulu yaseminleriyle Bodrum insana huzur verir. Baharda bu saydığım güzelliklerinin tadını doyasıya çıkarmak mümkün. 

İklimin güzelliği 

Günlerce geçmeyen rüzgâr, sele sebep olan aşırı yağmurlar çoğalsa da, Bodrum’un iklimi orayı yaşanılası kılan sebeplerin başında geliyor. Ağustos ayındaki yakıcı sıcakları saymazsak, iklim genel olarak ılıman ve bu çocuklar için büyük avantaj. Yılın en az 9 ayını açık havada geçirebilmeleri, gelişimleri açısından çok kıymetli. 

Güneşi doğur, güneşi batır, ömrün uzasın 

Yazının devamı...

‘‘Çocuğum internet bağımlısı mı?’’

10 Temmuz 2022

Prof. Dr. Bilge Uzun, ebeveynlerin en büyük endişesine dönüşen internet bağımlılığında, yalnızlık, benlik saygısı ve yerine bir şey koyamama gibi faktörlere işaret ediyor.

Kabul etmek istemesek de pandeminin de katkısıyla çoğumuzun ve çocuklarımızın sanal aleme düşkünlüğü arttı. Prof. Dr. Bilge Uzun, çocuklarda internet bağımlılığının bu kadar yaygınlaşmasının nedenleri konusunda öncelikle bu bağımlılığı oluşturan risk faktörlerinin farkında olmamız gerektiğini söylüyor.

Türkiye’nin de dâhil olduğu, kendisinin de katıldığı uluslararası bir çalışmada, internet bağımlılığının nedenlerinin araştırıldığını anlatan Uzun, çalışmanın sonuçlarını şöyle paylaşıyor: “Çalışmaya Meksika, Hindistan, Filipinler ve İngiltere katıldı. Sonuçlar çok ilginçti. Çünkü Türkiye ‘yalnızlık’ düzeyinde en yüksek puanı aldı. Sanal âlemde yolculuk etmek için de en önemli faktörlerdendir. Yalnızlaşan insan kolaylıkla gerçeklikten sıyrılır ve kendini bulacağı yer sanal âlemlerdir.”

Çalışmanın bulgularına göre bir diğer faktör de benlik saygısı. Prof. Uzun, “Türkiye düşük benlik saygısı sıralamasında da yine ilk sıralarda. Benlik saygısı, çocukluk döneminde ebeveynlerin yaklaşımı sonucu kendimize verdiğimiz değerdir. Düşük benlik saygısı internet bağımlılığına kolayca kucak açar. Çünkü sanal âlemde sizi kabul etmeyecek kişi ya da durum yoktur. Hatta sanal âlemde siz istediğiniz kişi ya da şey olabilirsiniz. Tam da bu faktörlere bağlantılı olarak ortaya çıkan bir diğer neden ise ‘kaçış.’ Kendinden kaçış, yalnızlıktan kaçış, sorumluluklardan kaçış. Kaçınılan şey her ne olursa olsun, internet bağımlılığına davetiye çıkarır” diyor.

Yerine bir şey koymak

“Peki, nasıl üstesinden geleceğiz?” sorusuna ise Prof. Uzun, bir öneride bulunarak karşılık veriyor: “Çocuğunuza, ‘Kalk o bilgisayarın başından!’ dediğinizde ona bunun yerine sunduğunuz şey ne? Tavanı izlemesi mi? Sizinle vakit geçirmesi, arkadaşlarına karışması, kitap okuması mı? Ona keyif verecek bir alternatif sunmadan, onu yoksun bırakmamız neredeyse imkânsız.”

Diğer önemli bir konunun ise internet bağımlılığına neden olan risk faktörlerini yönetebilmek olduğuna dikkati çeken Bilge Uzun, şu örnekleri veriyor: “Uzmanlar içsel ve dışsal kontrol önerileri de sunuyor. İçsel kontrol kişinin kendi iradesi ile bazı yöntemlerle internetten uzak durmaya çalışması olabilir. Örneğin ‘internet diyeti’, meditasyon, keyifli aktiviteler düzenlemek ya da dâhil olmak. Dışsal kontrol için uygulanacak yöntemler arasında ise kullanılan teknoloji aracının sistem ayarlarında yapılacak internet kesintileri ya da bazı aplikasyonlar olabilir.”

Yazının devamı...

Normalleştirmek için ‘Hadi Konuşalım’

3 Temmuz 2022

Regl hâlâ tabu olarak görülüyor. Oysa bu doğal gelişim evresinde ailelerin bilinçlenmesi ve çocukların bilgilendirilmesi öneriliyor. Konuşmamız Gerek Derneği kurucularının yeni kitabı “Hadi Konuşalım” rehberlik edebilir.

Toplumsal kültürümüz, sünnet edilmeyi erkekliğe adım olarak görüyor ve düğün töreniyle kutluyor. Kız çocuklarının gelişimlerinin doğal bir parçası regl olmak ise birçok yerde halen yok sayılan, ayıplanan, hastalık olarak görülen ve konuşulmayan bir konu. Oysa bir kız çocuğunun regl olması onun sağlıklı gelişim gösterdiğinin bir işareti. Doğru bir yaklaşım sergilemek, genç kızlığa adım atan çocuklarımızın hem bedensel hem duygusal dünyaları için önemli. Üstelik sadece kadınları değil erkekleri de ilgilendiriyor. Ve cinsellik, üreme, mahremiyet konularında eğitim de önce ailede başlıyor.


BAHAR ALDANMAZ 

Ergenliğe adım atan çocuklarımızla regl konusunda nasıl ve ne zaman konuşmalıyız? Doğru bilinen yanlışlar neler? İşte bu konuda konuşulması gerektiğine inanan ve mücadele eden iki kadın İlayda ve Bahar… Bu amaçla da regl hakkında “Hadi Konuşalım” isimli bir kitap yazdılar. “Bu kitap regl olan, regl olmaya hazırlanan ve regl olan kişilerle yaşayan herkes için yazıldı” diyorlar. İlayda Eskitaşçıoğlu, Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde insan hakları, Bahar Aldanmaz ise Boston Üniversitesi’nde sosyoloji doktorası yapıyor. Konuşmamız Gerek Derneği’nin kurucuları İlayda ve Bahar ile regl tabusunu ve yoksulluğunu konuştuk.


Yazının devamı...

‘‘İlk karşılaştığımız an film karesi gibi aklımda’’

19 Haziran 2022

“Biyolojik olmasa da bir çocuğun babası olmak istedim” diye yola çıkan Serkan Özübek şimdi 5.5 yaşında olan oğlu için  “Sanki doğduğundan beri beraberiz gibi hissediyorum. Her şey toz pembe değil tabii ki. Babalıkla değil de, tek ebeveynlikle ilgili zorlandığım kısımlar oluyor” diyor“Biyolojik olmasa da bir çocuğun babası olmak istedim” diye yola çıkan Serkan Özübek şimdi 5.5 yaşında olan oğlu için  “Sanki doğduğundan beri beraberiz gibi hissediyorum. Her şey toz pembe değil tabii ki. Babalıkla değil de, tek ebeveynlikle ilgili zorlandığım kısımlar oluyor” diyor.

Serkan Özübek, Türkiye’de evlat edinen ilk bekâr erkek. Oğluyla 3 yıl önce başlayan hikâyelerini, sosyal medyada “kalptenbaba” adıyla yaptığı paylaşımlardan biliyoruz. Evlat edinme konusunda farkındalık yaratmak amacıyla tek ebeveynlik tecrübelerini ve edindiği bilgileri paylaşan Özübek, bu sayede pek çok kişiye ulaştığını ve 2 yıl içinde 30’a yakın kişinin oğlu ile hikâyesinden aldığı cesaretle evlat edinme veya koruyucu aile olma başvurusu yaptığını anlatıyor.

“Bana mesajla ulaşıp prosedürü soranlar, yardım isteyenler, ‘Tek erkek olarak siz başarmışsınız biz niye yapamayalım’ deyip cesaret alanlar, çocuğuna kavuşup bana fotoğraf atanlar oldu” diyen Serkan Özübek, gerçek bir sevgi ve bağlanma ilişkisi için illa biyolojik ebeveynliğe ihtiyaç olmadığını söylüyor.

Evlat edinmek için girişimde bulunduğunuzda yapılmış başka başvuru var mıydı?

Bana eşlik eden sosyal hizmet uzmanı, bir bekâr erkek başvurusu daha olduğunu söylemişti ancak nasıl sonuçlandı bilmiyorum. Ben başvuru yaptığımda, önümde emsal bir dava olmaması moralimi bozmuştu. Şansım az herhalde diye düşünmüştüm. O nedenle ne kadar çok örnek olursa o kadar iyi olur ve düşünenlere cesaret verir.

Siz nasıl karar verdiniz?

40’lı yaşlarıma geldiğimde ilişkilerim evlilikle sonuçlanmamıştı. Sonrası için de olur mu olmaz mı belli değil diye düşündüm. Bir yandan da çocukları çok seviyordum ve bir çocuğu çok iyi bir şekilde yetiştirebileceğime inanıyordum. Yine de etrafımda evlat edinmiş arkadaşlarım olmasa, bu farkındalığa ulaşır mıydım bilmiyorum! Ben de biyolojik olmasa da bir çocuğun babası olmak istedim.

Yazının devamı...