- Sen severken çıt çıkmasın, ben ota konmadım diye olay olsun.
- Ben Gönül ile konuşmak istedim, Aşk ile değil.
- Gönül, işlerime sen bak diye beni görevlendirdi.
- Peki, o zaman sevgili Aşk cevaplar mısın, lütfen!
- Elbette cevaplarım; sevmeyi, sevilmekten çok sevdiğin için.
- Pek de eminsin.
- Sende emin olmak istersen gel bir test yapalım.
- O kadar da emimin diyorsun yani.
- Şimdi bildiğin güzel bir mağaraya girelim, nefes açıcı olanlardan olsun hem aklına hem de ciğerlerine şifa olacak türden.
- Test için seçtiğin en uygun yer mağara ise, nasıl bir duruma düşücem acaba?
- Kimsenin olmadığı bir an, sadece sen varsın ve bağırıyorsun.
- Ne diycem? Gönül ota konamadığı için Aşk beni mağaraya tıktı mı?
- Derin nefes alıp ve güçlü bir şekilde bağırman yeterli, uzatmadan.
- Mağara ortamı beni değil seni gerdi galiba. Ne de olsa sana tahsis edilen iç dünyamın tepesinde sarkıtlar yerine masmavi gökyüzü var.
- Bi de bağırsan!
- Sana kızgın olan benim, azarlanan da benim. Neden acaba? Buyur bağırıyorum...
- Hissettin mi?
- Neyi?
- Kendi sesinin bedenine çarparak sağladığı titreşimi.
- Evet! Bunun yeni bir keşif olduğunu düşünmüyorsun di mi? Fizikçiler sesin dalgalar halinde saatte kaç metre hızla yol aldığına kadar baya bi keşifte bulunmuşlardı senden hızlı davranarak.
- Şimdi bir kez daha bu titreşime odaklanarak bağır. İyice hissetmeni istiyorum.
- Olur, Aşk için bir mağarada çığlık çığlığa bağırmak için neler vermez insanlar. Ne kadar şanslıyım. Buyur...
- İşte bu hissettiğin titreşim senin sevgin.
- Bi planın var gibi?
- Şimdi bir kişi daha olsun mağarada, kimi seçersen seç.
- O da mı bağıracak?
- Evet.
- Baya bi konser ortamına doğru gidiyor bu test. Sesi eğitimli olması gerekir mi yoksa benim gibi detone olabilir mi? Düete dönüşecekse bu organizasyonun bari güzel ses olsun mağara ortamında, yarasalara saygı gereği.
- Gerekmez, o da sadece bağıracak.
- Of tamam... Hem mağaraya kapattın hem de mağaralı gibi davranıyorsun. Buyursun bağırsın...
- Hissettin mi?
- Evet hissettim, benim dışımda birisi de bağırınca aynı ses dalgaları üzerime çarptı ve ben de titreşimi hissettim. Kaç desibel diye sormıycaksın di mi, sesin şiddetini?
- Yok sorıycam sadece fark var mı, diye sorucam.
- Var tabi, birisi benden çıkan ses, diğeri dışardan gelen ses. Elbette dozları da şiddetide hissettirdiği de farklı olacak.
- İşte bu yüzden, sevmeyi sevilmekten çok seviyorsun.
- Hah.. bravo.. eğer çocukluğuma da dönüceksen; dışarda, gökyüzüne bakarak ve bir ağacın altında uzanayım, lütfen. Gördüğün gibi cüce yarasalar bu etkinlikten pek memnun olmadılar, benim gibi.
- İkiniz birden bağırın şimdi de.
- Eğer bu son ise tamam, zira ben sıkıldım senin orkestra şefliğinden. Buyur bu istediğin de olsun...
- Değişikliğin farkında mısın? İki sesin titreşimi de bedeninde karıştı ama seninkisi hala daha güçlü hissedilebilir durumda.
- Ee... Şimdi de sevgini kısık çal mı diyeceksin?
- Hayır, diğer sesleri daha az hissettiğin için, kendi sesinin gücüdür, seni iyi hissettiren, diyorum.
- Gönül ota konamıyorsa sen çok sevdiğin içindir! mi diyorsun. Biraz saçma değil mi bu mağara testi analizin.
- Az sevilmeyi ya da sevilmemeyi sorun etmemek için sevgiyi en yoğun hissedebileceğin yer; tek başına bağırdığın mağara diyorum. Bu yüzden kimseden sevgi beklemene de gerek kalmaz, kimseyi yargılamana da. Sadece seversin. Varlığındaki sevginin titreşimi sana iki kişilik mutluluk hissettirir. Diğer seslerin cılızlığını bastırır ve duyulmaz kılar; kendi sesin.
- Saçma testinden benim saçmaladığım sonucu mu çıkıyor şimdi de?
- Saçma değil elbette, ama ota konamıyorsa gönül, senin desibel ayarlarından olabilir diye düşün. Ses de senin, sahne de senin. İstersen sadece kendi sesinle arya söylersin, istersen kulak verip eşlik ettiğin diğer ses ile düet yaparsın.
- [...]

 

Birol Boyacıoğlu
brlbo.com