Mir Kaya doğduğunda kolay bir bebek değildi; zor ve az uyur, her emme sonrası gazlanırdı. Emme-gazlanma-ağlama şeytan üçgeninde gelir, giderdik. Denemediğimiz gaz damlaları, ayak altlarına acı elma yağları, göbeğine yapılan gaz masajları kalmamıştı. Sonra fark ettik ki; Mir’in problemi laktoz intöleransıydı. Ona göre bir tedavi yöntemine gittiğimizde sorun hızlıca çözüldü ve şu an laktoz intöleransı gibi bir sorunu da yok çünkü bebekler ilk doğduklarında, (özellikle erkeklerde daha çok görülürmüş) sindirim sistemleri tam olarak gelişmemiş olabilirmiş. O yüzden ilk aylarda mide problemleri yaşayabilirlermiş. (Mir’in mide rahatsızlığı kalıcı da olabilirdi tabii.) Yalnız burada önemli olan konu, hangi gastrik problemle karşı karşıya olduğunuzdur. Bebeği iyi gözlemlemek ve sorunu anlayarak, ona göre hızlı çözümler üretmek hem sizi, hem de onu rahatlatacaktır. Onu rahatlatacak; ağrısı azalacaktır, sizi rahatlatacak; ağlama krizleri aza indirgenecek ve siz de kendinizi yetersiz hissetmeyeceksinizdir. Benim için ilk ay kabus gibiydi, Mir’in ağlamalarına çözüm bulamamak, onun acısını dindirememek çok zordu mesela.

‘‘Peki bu problemi nasıl keşfedeceğiz ve sonrasında nasıl çözüm olacağız?’’ derseniz, size Tracy Hogg’un ‘Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler’ kitabını önerebilirim. Tracy’nin söylediklerini özetlemek gerekirse;

01-    Bebeğinizin ne zaman ağladığına dikkat edin! Eğer ki; öğünlerden sonra ağlıyorsa, problem muhtemelen gaz veya reflüdür. Fakat her gün aynı saatte ağlıyorsa, o zaman bebek koliktir. (Ağlama, her üç şekle de uymuyorsa, o zaman bu bebeğin mizacından olabilir.)
02-    Bebeğiniz ağlarken ne tarz hareketler yapıyor? Eğer ki; ayaklarını yukarıya doğru çekiyorsa, muhtemelen gazı vardır. Sırtını yay gibi yapıp, kendini kasıyorsa sorun reflü olabilir.
03-    Son olarak kendinize şunu sorun; ‘‘Bebeğin geğirmesi onu rahatlatıyor mu? Bisiklet çevirir gibi bacaklarını hareket ettirmek işe yarıyor mu?’’ Eğer bu soruların yanıtı ‘evet’ ise, sorun muhtemelen gazdır. Onu dik şekilde tutmak sakinleştiriyorsa, sorun muhtemelen reflüdür. Eğer kucakta gezdirmek, su-elektrikli süpürge vb. sesler onu rahatlatıyorsa, bebeğiniz muhtemelen koliktir. Ama kolik bebekleri sakinleştirmek aslında o kadar da kolay değildir.

Problemin gaz olduğunu düşünüyorsanız, kendinizi düşünün; gazdan karnınız ağrıdığında nasıl bir acı hissediyorsunuz ve vücudunuzda nasıl bir tepki oluşuyor? Şahsen ben, bacaklarımı karnıma çekmek isterim. Karnımı sıcak tutmak. Karnıma elimi koymak ve her sancı geldiğinde yüzümü buruşturuyor olurum, ‘ah’ derim. Bebeğinizin gazını çıkarmak için onu omzunuza koyup, sırtını aşağıdan yukarıya doğru ovalamak iyi bir yöntemdir. Bebeğinizi sırt üstü yatırıp, ayaklarını pedal çeviriyor gibi döndürmek işe yarayabilir. Bebeğinizi kolunuza yüzü koyun yatırarak, onun rahatlamasını sağlayabilirsiniz. Veya göğsünüze yüzü dönük bir şekilde yatırıp, poposuna yavaş yavaş vurmanız da işe yarayabilir. Biz nasıl karnımıza bir yastık koymak isteriz... Bebeklerde de bir havluyu rulo yaparak (sert değil-yumuşak bir şekilde), karın boşluğuna koyup, rahatlatabilirsiniz. ?


Genellikle kusmanın da eşlik ettiği mide ekşimesi ise reflüdür. Yemek yedikten sonra aniden de kusabilir, uyuduktan bir saat sonra da... Reflülü bebekler genellikle geğirmekte de güçlük çekerler. Bu bebekler dik tutulduğunda rahatlarlar. Yatırıldıklarında da rahatsızlıklarını belli ederler: histerik bir ağlama yaşarlar. Mesela ‘‘Sadece araba koltuğunda uyuyan bebekler, reflü sorunu yaşayan bebeklerdir.’’ diye tanımlıyor Tracy Hogg. Reflülü bebeklerin gazını çıkarmak için sırtına pıt-pıt vurmak doğru değildir, bu hareket kusmalarına sebep olur. Bunun yerine, bebeğin sırtını nazik-dairesel hareketlerle ovmak onu rahatlatacaktır. Bebeğinizi aşırı ve hızlı beslemekten kaçınmanız gerekir. Yatığının baş kısmını bir-iki havluyla biraz yükseltmek daha rahat uyumasını sağlayacaktır. Bazı arkadaşlarım reflü yastığının işlerine yaradığını söylemişti. Gaz probleminin (En yoğun-genellikle üç ay devam eder.) aksine, reflü problemi sekiz ay civarı, bazen bir yıl, en şiddetli durumlarda ise iki yıla kadar sürmektedir. Zor bir süreç olduğu için sakin kalmak önemlidir.

Kolik ise diğer ikisinden farklı olmakla beraber, doktorların da başka görüşlere sahip oldukları bir rahatsızlıktır. Kimisi besin alerjisi-gaz-reflü gibi sindirim sorunlarıyla, kimisi ise nörolojik problemlerle (aşırı duyarlılık gibi) bağdaştırıyorlar. Ben ne Mir’de, ne de Atlas’ta her gün aynı saat, sistemli ve yatıştırılamaz bir ağlama problemi yaşamadığım için bu konuyu doktorumuzla hiç konuşmadım ama arkadaşlarımdan duyduğum durum tam da bu: ‘‘Her gün, aynı saatte-yaklaşık aynı süre boyunca, yüksek sesli ağlama. Susturamıyoruz. Elimizden bir şey gelmiyor. Ve çok üzülüyoruz. Ne zaman bitecek?’’ Bazı  pedagoglar, bebeğin ağlamaya ihtiyacı olduğundan bahsediyorlar. Anne karnından itibaren, doğum sırasındaki korkularını, gün içinde yaşadığı stresi içinden atabilmek için ağlama yöntemini tercih ettiklerini ve onları pışpışlayıp, susturmaya çalışmak yerine kucakta, sarılarak, ağlamalarına izin verilmesinin, sevildiklerinin söylenmesinin doğru olduğundan bahsediyorlar. Bazı doktorlar ise, bebeğin ilgisini başka yöne çekmenin, su-kalp atışı-elektrik süpürgesi-yunus gibi anne karnı sesleriyle yatışmasını sağlamanızı öneriyorlar. Tracy Hogg ise koliğin bir tedavisinin olmadığını, sakin kalınması gerektiğini-kalınamadığı taktirde dışarıdan yardım almanın doğru olduğunu söylüyor. Ne kadar sinir bozucu, aile için zor olsa da bilmeliyiz ki; bir çok ebeveynin günümüzde yaşadığı bu sorun geçiyor-geçecek!

Bu anlattığım üç durum da okuduklarımdan ve kendi tecrübelerimden-çevremdekilerin yaşadıklarından yola çıkarak yorumladığım bebek problemleri. Siz her şartta bebeğinizi iyi gözlemleyerek, doktorunuza danışıp, hareket edin. Sonuçta bir bebeği en iyi annesi tanır ve en doğru çözümü doktoruyla birlikte yine o bulur.

https://www.facebook.com/bebekolduannedogdu/

https://www.instagram.com/bebekolduannedogdu/