‘Aşk bir görme kusuru, evlilik ise bu kusurun tedavisidir.’/ Prof.Dr.Mehmet Sungur

İçinde bulunduğumuz hafta itibariyle havada fazlaca aşk kokusu var, yaklaşan 14 şubat her yeri kırmızı kalplerle süslenmiş durumda. Dışarıda bu ambiyans her yerde 14 şubat hatırlatması varken etkilenmemek zor..  Evli olanlar bu söyleyeceklerimi daha iyi anlayacaklardır.  Bir zamanlar içinizde uçuşan o kalpler, süprizler, güzel sözler, romantik duygular nereye kayboldu. Aşk; karşı tarafın bilinmezliğinden, kişinin partneri için zihninde oluşturduğu imgelerden ve aradaki engellerin varlığından oluşur. Doğal olarak kişiyi daha iyi tanıdıkça, onu daha gerçek bir şekilde gördükçe ve aradaki bazı engeller aşılıp, güven oluşmaya başladığında duygular değişmeye başlıyor. Evlenmeden önceki adam ya da kadın nereye gitti, o günlerde ki duygularımı yaşamak istiyorum özlüyorum diyenler hiç de az değil. 'Evlilik aşkımızı ziyan mı etti?'  Peki ne oldu o duygulara?

Aşık olunması durumunda kişi; dopamin, serotonin ve noradrenalin gibi hormonların aktif ve dengeli şekilde salgılanmasıyla, bedensel ve zihinsel anlamda farklı bir deneyime adım atıyor. Aşkta yoğun bir arzulama hali öne çıkıyor. Romantizm kişileri esir alarak, bazen mantıklı düşünmekten de alıkoyabiliyor. Aşık olan kişi diğer kişiye odaklanarak, başka hiçbir şey düşünemez hale geliyor. Böylece aşk esnasında, alt benlik, benlik ve üst benlik (akıl) arasında çatışmalar yaşanabiliyor ve aşkın meydana getirdiği coşku  heyecanın her şeyin üstünü örtebiliyor. Uzmanlar Evlilik öncesi yaşanan yoğun aşk duygularının evlendikten sonra devam etmesinin çok mümkün olmadığını, bu sadece evlilikle ilgili değil, uzun süreli ilişkiler için de geçerli olduğunu ve istisnalar olmakla beraber aşkın ömrünün 2,5 yıl olduğunu söylüyorlar. Daha sonra dopamin ve noradrenalin hormonları aradan çekilip, yerlerini sevgi hormonu olan oksitosine bırakıyormuş. Olaya bilimsel açıdan bakacak olursak evliliğin bir suçu yok, suç kaybolan hormonlarda değil tabiki de. Eğer iki taraf da birbiri için doğru insansa aşk bitmiyor ama evrim geçirebiliyor. Aşk sevgiye dönüşür. Bağlılık oluşur. Hayatınıza eklenen yeni roller anne baba olma, şefkat, güven, huzur, sevgi daha ön plana çıkar. Aşkın bu evrimiyle önemli olan, ilişkinizin yeni boyutunda, evliliğinizi canlı tutabilmek ve çaba sarf edebilmek.

Sonuç olarak bir zamanlar eşinize karşı bu yoğun duyguları yaşadığızı unutmayın. Yine ilk zamanlarında yaptığınız gibi, fırsatlar yaratmaya çalışın. Romantizm, evlilikler içinde çok kolay unutulur ama bir yandan da hep ihtiyaç duyulur. İlişkilerde romantizmin olmaması aslında ihtiyacın bitmesinden değil, ihmal edildiğindendir. İnsanın romantik olma ihtiyacı karşılanmadığında, birbirinden soğuma, uzaklaşma, evlilikten sıkılma, bıkma veya romantizmi başka kişilerde arama gibi sonuçlar doğurur. Birbirinizi niye seçtiğinizi ve sevdiğinizi hatırlayın. Hatta bunu zaman zaman hem kendinize hem de eşinize hatırlatın. AŞK’la kalın…

Kübra Duru

Evlilik ve Aile Danışmanı

Instagram/@kbr_duru