Doğada bütün estetiğin kadın olduğunu söyleyen Leo Xandre’nin fotoğraflarında kadın; her şeyin tamamlayıcısı, estetiğin ve güzelliğin ta kendisi rolünde. Ve kadın kusurlarıyla kusursuz. En azından bana hissettirdiği bu.
 
Leo Xandre İzmir’de bir köyde doğup büyüyüp her şeyi tırnaklarıyla kazıyarak almış, zaman zaman meteliksiz kalmış, yeri geldiğinde tuvalet temizlemiş bir sanatçı. Yaşadığı her şey onu ses getiren bir kariyere hazırlamış. Daha büyük işler yapmak için gerekli özelliklere ve tutkuya sahip. Birkaç gün, birkaç hafta, birkaç ay sonra onu pek çok yerde göreceğinize eminim. Bu olmadan onu daha yakından tanımaya ne dersiniz? Leo Xandre ile nü fotoğrafçılık üzerine PembeNar’a Özel çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
 
Leo Xandre kimdir?
 
İzmir’de bir köyde doğup büyüdüm. Yokluktan geldiğimi ve zorluklarla dolu bir çocukluk geçirdiğimi söyleyebilirim. 2000 krizinden sonra durumumuz çok daha kötü oldu, okula giderken harçlık bile alamıyordum bazen. Lisedeyken tiyatroya meraklıydım, oyuncu olmak istiyordum. Lise bitince İstanbul’a taşındım Semaver Kumpanya’ya katıldım. Babam Işıl Kasapoğlu’nu tanıyordu. Çok güzel insanlarla tanıştım ve çalıştım bu sırada. Kafamı açtılar diyebilirim. 
 
Ama sonraları tiyatronun yapmak istediğim şey olmadığını gördüm. Bir süre boşluğa düştüm. Polonya’ya gittim. Bir süre Avrupa Birliği Gönüllü Hizmeti yaptım. 7-14 yaş arası sosyal problemleri olan çocuklarla ilgileniyordum. Proje bittikten sonra İstanbul’a döndüm; modellik, garsonluk, barmenlik gibi işler yaparken bir taraftan Avrupa Birliği projelerinde yer alarak Avrupa’yı dolaştım. Yaptığım her şeyi çalışarak, yeri geldiğinde tuvalet bile temizleyerek yaptım. Beşiktaş’ta bir arkadaşımın salonunda yaşarken karnım acıkmasın diye hareket etmediğim günler oldu.
 
İstanbul’da bir otelde resepsiyonist olarak çalışırken Fransız bir kız arkadaşım vardı. O sırada analog makineyle insan, sokak ve seyahat fotoğrafları çekiyordum. Üniversiteyi yurt dışında okumak istiyordum. Kız arkadaşımla Belçika’nın bizim için en iyisi olacağına karar verdik. Belçika’da İşletme-Pazarlama okumaya başladım, hala devam ediyorum. Markama yatırım yapmak için bana çok şey kattı.
 
 
Fotoğrafçılık macerası nasıl başladı?
 
Fotoğraf benim için bir anı somut olarak kaydetmek. O kadar güzel anlarım oluyor ki bundan 20 yıl sonra baktığımda hatırlamak, çocuklarıma göstermek ve anlatmak istiyorum. Mesela benim babam kanserle 2 yıl boyunca savaş verdikten sonra 5 ay önce vefat etti. Başkalarına karşı mükemmel bir arkadaştı ancak çocuklarıyla çok fazla konuşan ve paylaşan bir adam değildi, bu yüzden babamın kim olduğunu pek bilmiyorum diyebilirim. Ben bunu kendi çocuklarıma yapmak istemiyorum. Onlarla her şeyi konuşmak istiyorum. Fotoğraf çekmemin temel nedeni bu.
 
 Nü fotoğraflar çekmek istediğine hangi aşamada karar verdin? Bu arzunu ne tetikledi?
 
Yaptığım türün nedeni kadın bedenini çok estetik buluyor olmam. Kadın yaratan bir varlık. Doğada bütün estetik kadındır. Ben bunu kendi gördüğüm şekilde yansıtmak istiyorum. Ben bütün kadınların güzel olduğunu düşünüyorum; sadece bakacağın noktayı bulman lazım, o güzelliği görmen lazım. Ben bu güzelliği insanlarda görebildiğimi düşünüyorum.
 
 
Modeller mi seni buluyor, sen mi modelleri buluyorsun?
 
İkisi de.
 
Konsepte göre mi model, modele göre mi konsept belirliyorsun? Anlık mı gelişiyor?
 
Konsepti ben belirliyorum.
 
Ben bir anı veya birini veya bir manzarayı gördüğümde, sanatsal tarafımı tetiklediğinde “işte tam şu an fotoğraflık” diyorum; sende de bir kadın gördüğünde böyle mi çalışıyor?
 
Ben bir manzara gördüğümde oraya kadın koyuyorum. Özü estetik ve kadın çok estetik. Ben bunu fotoğraflarıma taşıyorum. Benim fotoğraflarımda kadın ön planda değil. Fotoğraf ön planda. Orada sadece bir kadın yok, kadın fotoğrafı güzelleştiren.
 
 
Çıplaklığı nasıl tanımlarsın?
 
Güzellik ve doğallık. 1 buçuk yılda 300’e yakın kişiyle çalıştım. İnsanlar ilk başta çıplaklıktan tedirgin oluyor, “seksi olmak istemiyorum” diyorlar. Ama bunlar çok önemsiz şeyler. Senin kıyafetin yokken hiçbir şeyi saklayamazsın, neysen osundur. Birçok kişiyi çektim; giyinik ve seksi. Birçok kişiyi çektim; çıplak ve kesinlikle gördüğünde ilk söylediğin şey seksi olmaz, güzel ve estetik olur. Bu sadece kişiye bağlı bir şey. Seninle alakalı. Bu yüzden insanların içine bakmayı seviyorum. Çıplaklık olarak değil, gözünün içine baktığımda ne olduğunu görmek istiyorum. 
 
Çıplaklık söz konusu olduğunda gerek toplumsal faktörler gerekse özgüven problemleri sebebiyle kendimizi pek rahat hissetmeyebiliyoruz. Çekimler sırasında psikolojik havayı nasıl yönetiyorsun?
 
Çekimlerden önce yarım saat kadar konuşuyorum. Özel hazırladığım, karşımdakini tanımaya yönelik birkaç soru var onları soruyorum. Fotoğrafını çekeceğim insanı tanımam gerekiyor. Kendi güzelliklerini görmelerini sağlamaya çalışıyorum. Dergilerde, Instagram’da fotoğrafını gördüğümüz o insanları gerçek sanıyoruz. Değil. Sokaklarda çok güzel insanlar var ancak dergilerde gördükleri sahte güzellikler yüzünden bundan haberleri yok. Öyle bir baskı ve öyle bir mükemmellik algısı oluşturulmuş ki kendilerini kötü hissediyorlar. Çatlaklar, selülit, göbek… Bunlar herkeste var. Modelin bu konuda rahat hissetmesini sağlamaya çalışıyorum. Fotoğraflarımda da bunu anlatmaya çalışıyorum. Hiçbir şekilde fotoşop kullanmıyorum. 
 
 
Son yıllarda Kim Kardashian, kadınların kıvrımlarıyla ilgili çekincelerini ortadan kaldırıyormuş gibi görünüyor.  Bu sahte kusursuzluk örneği de kadınların üzerindeki baskıyı arttırmıyor mu?
 
Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Her şey reklam. Trendlere göre şekil alan bir medya maymunundan başka bir şey değil.  Kadın bedeni bu değil. Ben bu güzellik algısını ciddiye almıyorum. Meşhur şampanyalı pozunun fotoşopsuz halini gördüm, görmeyin bile. Uzaktan yakından alakası yok.
 
Erkek modellerle çalışıyor musun? Erkek modelin erkek fotoğrafçı karşısında rahat hissetmesini sağlamak daha zor olsa gerek.
 
Erkeklerle de çalışıyorum. Benim yaptığım türde karşı tarafı rahat hissettirmek ve ona güven vermek çok önemli. Fotoğraflarıma baktığınızda modelin nasıl hissettiğini çok rahat görebilirsiniz. Bunlar gerçek duygular. Karşımdakini kendi gördüğüm şekilde yansıtıyorum. 
 
 
Türk modellerle çalışmak daha mı zor? Türk modellerle çalışıyor musun?
 
Evet biraz daha zor. 5 dakika çekim yaptıktan sonra “ben yapamıyorum”deyip gidenler oluyor. Bir de 10 dakika içinde her şeyi mükemmel bir şekilde yapabileceklerini düşünüyorlar.
 
Peki bir fotoğraf çekimi ne kadar sürüyor?
 
Minimum 1 saat, maksimum 2-3 saat sürüyor. Ben genellikle kendi evimde çekiyorum. İçerideysek 1-2 saat sürüyor ancak dışarıda çekmeyi de çok seviyorum. Dışarıda olunca biraz daha uzayabiliyor. 
 
Fotoğrafçılar pek illüstrasyon kullanmayı sevmezler, gördüğüm kadarıyla sen seviyorsun.
 
Ben sanat dallarını birbirleriyle harmanlamayı seviyorum. Müzik, fotoğraf, resim vs. bunların karışması çok güzel. Bu mentaliteye ulaşmamda Işıl Kasapoğlu’nun etkisi büyük. Trainspotting diye bir oyunu vardı mesela, mükemmel bir oyun. Oyun boyunca Nehir isimli bir ressam oyunun gidişatına ve kendi ruh haline göre resim çiziyor. Önde Çıplak Ayaklar Kumpanyası dans ediyor. Baba Zula müziklerini yapıyor. Oyuncular rollerini oynuyor. Bunların hepsini karıştırabiliyorsan karıştır, daha güzel bir şey yaratabiliyorsan yarat. Ben de illüstrasyon eklemeye yeni başladım. Bu işi yapan insanlarla birbirimize ulaşıyoruz, fotoğraflarımı gönderiyorum. Benim için de harika bir şey; ne olacak, ne gelecek bilmiyorum. Karşımdakinin hayal gücüne bağlı.
 
 
Kız arkadaşın olduğunda zorlanıyor musun?
 
Eski kız arkadaşımla 2 yıl önce ayrıldım, 1 buçuk yıl önce de model fotoğrafçılığına başladım. İkisi hiç bir araya gelmedi. 
 
 
Buradan bundan sonra kız arkadaşın olmayacağını mı anlamalıyız?
 
Bir süre evet. Kendim istediğim noktaya gelene kadar kariyerime odaklıyım. Başka bir şey düşünmek istemiyorum. 
 
Diyelim ki oldu? Kıskançlık mutlaka olacaktır.
 
O biraz mentalite ile alakalı. Karşılıklı güven meselesi. Türklerde daha çok var kıskançlık. Özgüven eksikliğinden kaynaklanıyor. Ben de Türkiye’de yaşarken kıskanç  bir adamdım. Sonra göre göre, yaşaya yaşaya işin özünü kavradım; bir insan bir şeyi yapacaksa bakkala giderken de yapar, eve de kilitlesen yapar. Çekim gerçekleştiğinde her durumda gerçekleşiyor.
 
 
Türkiye’de ve dünyada nasıl geri dönüşler alıyorsun?
 
Türkiye’de en çok aldığım tepki: Türk müsün? Farklı bir şey yaptığım için pornografik gelebiliyor, işin estetiğini  anlamayabiliyorlar. Çıplaklığı seksle bağdaştırıyorlar. Çıplaklığın güzellik olduğunu anlamıyorlar. Dünyada çok iyi geri dönüşler alıyorum. İnsanlar bakış açımı anlayıp başka ülkelerden fotoğraf çektirmek için geliyorlar.
 
Türkiye'de ve dünyada çalışmalarını takip ettiğin fotoğrafçılar kimler? Bir idolün var mı?
 
Kendim bir şeyleri deneyip kendi tarzımı yaratmaya çalıştığım kimsenin etkisi altında kalmak istemiyorum. Bu yüzden idolden ziyade beğendiğim fotoğrafçılar var. Çok ünlü insanlar değiller.
 
Gerçekten iyi sanatçıların fazla ünlü olmadıklarını söyleyebilir miyiz?
 
Her zaman böyle değil. Dünyadaki her şey pazarlamadan ibaret. Senin ürününün ne kadar iyi olduğu değil, senin ürününü ne kadar kişinin bildiği önemli. Bu sanatta da geçerli. Ne kadar başarılı, ne kadar yaratıcı, ne kadar mükemmel olursan ol doğru insanları tanımıyorsan hiçbir şeysin.