Her çocuk özeldir ancak bazılarının daha fazla ilgiye ve eğitime ihtiyacı vardır. Onlar, Otizmli olarak dünyaya gelen çocuklar.

Otizm, doğuştan gelen ve genellikle yaşamın ilk üç yılında fark edilen karmaşık bir gelişimsel bozukluk olarak tanımlanıyor. Otizmin bilinen tek tedavisi ise erken teşhis ve özel eğitim.

2 Nisan “Dünya Otizm Farkındalık Günü” sebebiyle otizmli çocuklar için şuan yurt dışında çalışmalar yapan, Uzman Gelişim Psikoloğu Terry De Toledo ile kendisinin yaptığı projelerin yanı sıra dünyada ve ülkemizde yapılan çalışmalara değindik.

Otizmle ilgili çalışmalarından söz eder misin?

Otizmin nörogelişimsel bir bozukluk olduğunu düşünürsek tanı konulur konulmaz etkili müdahale programına başlamak gerekir. Ben de otizmli çocuklara aktivite planı oluşturarak onları kaynaştırma sınıflarına hazırlıyorum. Öğretmenlerini ise duyarlılıklarını arttırmak için eğitiyorum. Kaynaştırma sınıflarında otizmli bir çocukla çalışmak kolay bir iş değil bu sebeple eğitimcilere de yön göstermek gerekiyor.

Yaptığım programlar ile kaynaştırma sınıflarını desteklemeye çalışıyorum. Bunun haricinde ailelerine döneminde çocuklarına evde uygulamaları gereken planlar hazırlıyorum. Burada amaç ailelere destek olmak ve stresi azaltmak. Çocuğun ve ailenin huzurunu desteklemek.

Özel olarak takibinde olduğum bir öğrencim var. Bu öğrencimde 1 yaşındayken otizmin özelikleri çok belirgin bir şekilde vardı. Göz teması kurmuyor, arabaların tekerlekleriyle oynuyor, dönen cisimlere takılı kalıyor, ismini seslendiğimizde cevap vermiyor, değişiklikten hoşlanmıyordu. Şuanda 4 yaşında. Erken çocukluk dönemi eğitimlerine katılmanın avantajını yaşıyor. Şimdi duygularını ifade edebiliyor, tek başına tuvalete gidebiliyor, kardeşiyle oyun oynuyor ve arkadaşları var.

Özel bir proje ile burs kazanmışsın. Bu projenin içeriği neydi?

Proje; “Otizmli çocukları yuvaya hazırlamada kısa dönemli ilişki geliştirme odaklı erken müdahale programı.” Bu benim final projemdi ve yüksek fonksiyonlu otistik çocukların hayatlarına ışık yakmak amacıyla projenin adını “Bir Işık Yak” koydum.

Sence bu projede en önemli nokta ne?

En önem verdiğimiz kısım güvenli bağ oluşturmak oldu. Bağlanma kuramına göre öğretmen, psikolog kısaca bakım veren kişiyle çocuk arasında kurulan ilişki çocuğun karşı tarafa güvenli bağlanmasını ve etrafını güvenli bir şekilde keşfetmesini sağlar. Bu sebeple projemi ilişki geliştirme odaklı hazırladım. Eğitimde anne, çocuk, öğretmen arasında pozitif ilişki olması gerekir. Bu da çocuğun çevresiyle güvenli bağ kurmasını sağlar.

Ailelerle bağı kurduktan sonra çocuklarla tanışma ve özel eğitim dönemi başlar. Uygulamalı Davranış Analizi Tekniği (ABA approach) kullandığımız bu projede çocukları günlük yuva rutinine akademik sene başlamadan hazırlamış olduk.

Ülkemizdeki uygulamalar ile dünyadaki yaklaşımı karşılaştırırsak bu konuda neler söyleyebilirsin?

Türkiye’yi gelişmiş ülkelerle karşılaştırdığımız zaman bireysel ve grup eğitimleri saat olarak daha az. Otizmi destekleyen vakıflar ve kuruluşların özel eğitim verdiği ve büyük duyarlılıkla çalıştıkları ise doğru. Umuyorum bu gibi çalışmalar biraz daha fazlalaştırılır. Örneğin; ABD’de uygulamalı davranış analiz sistemi özel eğitmenleri, otizm üzerine yoğunlaştırılmış. Ükemizde ise sadece bir kaç üniversitede var.

Gelişmekte olan ülkelerden Sırbistan’da ise durum çok daha farklı. Burada, özel eğitim öğretmenleri olmadığından otizmli çocuklar normal kaynaştırma sınıflarına direk olarak başlıyorlar. Sınıfların öğrenci sayısı fazla olduğundan bütün sorumluluk öğretmenlere düşüyor.

Şili’ye baktığımızda ise erken tanının ülkemize göre daha geç konulduğunu görüyoruz. Aileler tanı ve terapi için uzun bir süre beklemek zorunda kalıyorlar. Otizmli çocuklar için özel eğitim okulları var fakat ileri seviyede iletişim bozuklukları olan bütün çocuklarla beraber eğitim görüyorlar.

İsrail’de durum biraz daha farklı. Toplum otizme karşı bilinçli ve çok duyarlı. “Shiluv” denilen kaynaştırma sınıfları olduğu gibi aynı zamanda birçok bireysel ve grup terapisi de uygulanmakta. Özel eğitimin haricinde çocuk bire bir değerlendirilerek durumuna göre terapi alıyor. Uğraş terapisi, duyu bütünleme terapisi, davranışçı analiz terapisi, müzik terapisi gibi.Bunlar çocuğun gelişimini pozitif yönde etkileyen eğitimler.

Türkiye’ye döndüğünde ne gibi çalışmalar yapmayı planlıyorsun?

Türkiye benim doğduğum büyüdüğüm ülke. Yaptığım çalışmaları Türkiye’de de uygulamak isterim. Türkiye’de “Otizm” konusundaki farkındalık artış göstermekte. Özellikle “gençlik otizmi” üzerinde bir proje sunmayı planlıyorum. Zaten en büyük sorun da bu değil mi? Bu çocukların ileriki yaslarda ne olacakları, topluma ne kadar katılabilir, ne kadar bağımsız olabilecekleri aileleri en çok endişelendiren konular.  

 

Terry De Toledo Kimdir ?

1987 Istanbul doğumluyum. Marmara Üniversitesi Fransızca Öğretmenliği ve Pedagoji bölümünde okudum. Haifa Üniversitesi Uluslararası Çocuk Gelişim Psikolojisi bölümünde master yaptım. Otizm üzerine çalışmalar yaptım. “Kısa Dönemli İlişki Geliştirme Odaklı Erken Müdahale Programı” hazırlayıp otizmli çocukları kaynaştırma sınıflarına hazırlayarak eğitim sistemine katkıda bulunduğum için 100% burs aldım ve 2015 yılında yüksek lisansımı bitirdim. Sunumum sırasında İsrail’de bir Türk genci olarak Türkiye’yi temsil etmiş olmaktan gurur duydum.

 

Twiter: https://twitter.com/seraptorun73