Evet… ‘Kök hastaysa dallar tedavi edilemez’ Zeytin Ağacı dizisinin temasını bu cümle temsil ediyor. İnsanı içsel yolculuğa çıkaran ve kökenini sorgulatan bir yapım Zeytin Ağacı. Senaryosunu Nuran Evren Şit’in kendi hayatından esinlenerek yazdığı 2022 Netflix yapımı dizinin yönetmen koltuğunda Burcu Alptekin var. Oyuncu kadrosuna baktığımızda ise Tuba Büyüküstün (Ada), Murat Boz (Toprak), Seda Bakan (Leyla), Boncuk Yılmaz (Sevgi), Füsun Demirel (Muko), Serkan Altunorak (Selim), Fırat Tanış (Zaman)’ı görüyoruz ve tabii ki Fırat Tanış ve Füsun Demirel’in oyunculuklarına yine hayran kalıyoruz. Seda Bakan’dan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Leyla karakterinin hakkını sonuna kadar vermiş. Enerjisi, olaylara karşı duruşu ve davranışlarıyla karaktere en gerçekçi şekilde can vermiş.

Haberin Devamı

Dizide olay örgüsünün temelinde Ada, Leyla ve Sevgi karakterleri var, karakterlerin kendi içsel yolculuklarını izliyoruz. Bu üç kadın, birbirlerinden tamamen farklı ancak ortak noktaları geçmişleri. Üç farklı yaşantı, üç farklı kadın. Geride bıraktıkları ve geride bıraktıklarıyla bir türlü barışamamaları asıl sorunları. Geçmişlerindeki kodların hayatlarını etkilemesi ve bu izleri bugüne getirmeleri. Çıkış noktaları ise Zaman Bey. Görüntü itibariyle de farklı karakterler; saç renklerine kadar farklılar. Ada esmer, Leyla sarışın, Sevgi kumral. Ada doktor, Leyla sosyal medyada fenomen olma hayalinde, Sevgi ise avukat. Bu üç kadın karakterin fedakarlıkları, özel hayatları, geçmişlerindeki izler, tercihleri ve olaylara karşı verdikleri tepkiler de tabii ki farklı; Ada olayları daha mantık çerçevesinde değerlendirirken, Leyla daha umursamaz görünüyor, Sevgi ise her zaman umutlu. Karakterlerin isimlerine baktığımızda ise yine yaşantılarını destekleyen bir temsil söz konusu. Ada’nın affetmeyle ilgili sorunları var asla affedemiyor ve dizinin sonunda da yine yalnız kaldığını görüyoruz. Adeta denizin ortasında ıssız bir ada gibi. Sevgi’ye baktığımızda ise adı gibi sevgi dolu, umutlu ve anneye oldukça bağlı. Leyla’ya baktığımızda ise daha rahat davranışlarının altında aslında sorumluluk ve sevdiklerine bir şey olacak korkusu var. Ancak Ada ve Sevgi gibi bunu yoğun duygusal dışavurumla yapmıyor. Umursamaz ve tabir-i caizse ‘laylaylom’ tavrıyla olayların üstesinden gelmeye çalışıyor. Bu ters köşeyi karakterin isim seçiminde de görüyoruz. Leyla ismi, gür ve siyah saçlı kadın anlamına gelirken dizideki Leyla sarışın bir karakter. Biz dizide bu üç kadın karakterin, birbirlerinden farklı yaşantılar içinde yaptıkları ya da yapmadıkları seçimlerin sonuçlarını birbirlerinde görmelerine şahit oluyoruz. Bu da filmin olay örgüsünü güçlü kılan en önemli unsur.

Haberin Devamı

Hikayenin başlangıç noktası Sevgi’nin kanser hastalığından dolayı Cunda’da bir tedavi yöntemi bulması. İstanbul’da hayatlarına devam eden üç kadın karakterin yaşantıları bir şekilde Cunda’da birleşiyor. Leyla’nın kocası dolandırıcılıkla suçlanıyor, Ada ameliyat esnasında yaptığı bir hata sonucu istifa ediyor ve aynı zamanda eşi tarafından aldatılıyor, Sevgi ise sorun yaşadığı işinden sağlık sorununun anlayışla karşılanmaması sonucu kovuluyor. Cunda’daki tedavi yöntemi ise son zamanlarda revaçta olan aile dizimi terapisi. Aile dizimi kavramı ve terapisi, 1990’lı yıllarda Almanya’da çıkmış bir terapi yöntemi; eril ve dişil atalardan yola çıkılarak kökendeki yaraların tedavi edilmesini, adeta geçmişle barışmayı sağlayan bir yöntem. Çünkü günümüzde yakalandığımız tüm hastalıkların ve davranışların kökeninde geçmişimizden gelen kodların olduğuna inanılıyor. Evet, Sevgi bu tedavide Zaman Bey ile tanışıyor ve Zaman Bey, bu üç kadının hayatını değiştiriyor. Dizinin olay örgüsü bu şekilde gelişiyor. Dizinin her bölümünde bir karakterin geçmişine gidiyoruz ve içsel yolculuğuna çıkıyoruz. Her bölüm, diğer bölümde hikayesini izleyeceğimiz karakter ile sonlanıyor ve her bölümün açılış sahnesi hikayesini izleyeceğimiz karakterin geçmişine yolculuk sekansıyla başlıyor.

Haberin Devamı

Aile dizimi terapisi seanslarında her karakter geçmişindeki yarayla yüzleşiyor ve bir şekilde kökendeki yarayla barışmaya çalışıyor. Kökendeki yaraların geneli eril ve dişil ilişkileri. Karakterlerin kimi ataları eski dönemde uğradığı tecavüz sonrası baba tarafından öldürülüyor kimisi de daha çocukken babasının gözleri önünde öldürülmesini izliyor. Kaçış esnasında bir erkek tarafından başına vurularak kayıktan denize atılan anneanne de var, suçsuz yere katil damgası yiyen dede de var. Kökendeki bu olayların tümü karakterlerin yaşamlarında bir yara ve bu yaralarla yüzleşerek, geçmişten bugüne getirdikleri bir takım izleri de silme şansları oluyor. Bu yaraların temeli aile. Atalarda açılan yaralar ailenin diğer üyeleriyle bugüne gelebiliyor ki dizi boyunca bu olaylara şahit oluyoruz. Çünkü kökler birbirlerine görünmez bağlarla bağlı ve köken-aile açılımı bu anlamda önemli. Karakterlerde de gördüğümüz üzere dişil yanı reddetmek, sevgiyi hayat boyu gösterememek olarak karşımıza çıkıyor. Eril yan ise baba ve eril yanı kabul etmemek bereketin olmaması demek.

Burada kilit isim Zaman Bey. Zaman Bey’in de bir hikayesi var. Zeytin Ağacı ismi de buradan geliyor. Zaman Bey’in köken-aile açılımı hikayesinde bir zeytin var. Dizinin her bölümünü izlerken adeta bu zeytin ağacı dallarıyla bizi sarıyor. Çünkü her defasında yeni bir kökten çıkan dalların hikayesini izliyoruz. Aynı zamanda zeytin ağacının köklerinin kuvvetli ancak dallarının narin olması da diziye adının verilmesi anlamında yol gösterici olmuş olabilir. Zaman Bey, dizide kurtarıcı rölünde. Kendisinin de yolu benzer bir hikayeden Cunda’ya düşüyor. Aslında kendisi bir tıp doktoru ancak bunu dizide sonradan anlıyoruz. Ada ile sürekli görüş ayrılıkları yaşıyorlar çünkü Ada, Zaman Bey’in yaptığı terapileri kabul etmiyor ve tıbbın tedavileri dışında bir şeyin iyileştirici olabileceğine inanmıyor. Elinin titremesinin geçmesiyle de Zaman Bey’e hesap soruyor ve olanlara anlam veremiyor. Bir yandan da Zaman Bey, doktor olmasına rağmen bu tedavi yöntemini tercih etmiş ve insanların kökteki yaralarına dokunmayı amaçlıyor. Zaman Bey’in de Ada’ya bir sorusu bu mücadeleyi aslında özetliyor; ‘Yorulmadın mı bu savaştan?. Dizide bir süre sonra herkes Zaman Bey’in yaptığına inanmayı ve güvenmeyi öğreniyor. Eril ve dişil atalarındaki yaralarla barışıyorlar ve kendilerine bir yol çizmeye başlıyorlar. Leyla ve eşi, Ada ve eşi aynı zamanda da eski erkek arkadaşı Toprak, Sevgi ve Tevfik; bakıldığında hepsi ikili ilişkilerinde eril ve dişil atalarından farkında olmadan bugüne getirdikleri kodlarla hareket ediyorlar. En sonunda da kararlarıyla kendilerine bir yol çiziyorlar.

Hikaye güzel; geçmiş ve gelecek arasında köprü kuruyor. Ana hikayenin etrafında dönen yan hikayeler diziyi oldukça besliyor. Beklenmedik olaylar, flashback’ler, merak unsuru dizinin her anında mevcut. Senaryodaki dramatik yapının kurulması sürükleyici ve olay örgüsünün diri tutulması anlamında unsurlar başarıyla yerleştirilmiş. Her bölüm birbirinden bağımsızmış gibi başlasa da her yeni bölüm bütündeki parçaları birleştirmemizi sağlıyor. Kullanılan mekanlar, sinematografik tasarım, göstergebilimsel açıdan kamera açılarının kullanımı ve karakterlerin konumlandırılması senaryoyla bütünlük içinde ve duyguyu tam anlamıyla seyirciye aktarıyor. Ancak bazı sahnelerde duygu aktarımının zayıf olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Özellikle Ada karakterinde zaman zaman duyguyu aktaramama durumu hissettim. Seçilen mekanlar ise -özellikle karakterlerin yaşadıkları yerler- yine karakterleri yansıtan şekilde seçilmiş. Domestik alan olarak tanımladığımız ev içi uzamının kullanımı, Ada karakterinde daha feminen, Leyla karakterinde daha renkli ve Sevgi karakterinde daha sıcak ve anaç. Dekor ve kostüm açısından da sanat yönetimi yine hikayeyi kusursuz bir şekilde tamamlamış.

Zeytin Ağacı, 8 bölümlük ilk sezonuyla Netflix’te yayında. Kökenine doğru yolculuğa çıkmak isteyen ve bu yolda Ada, Sevgi ve Leyla’nın hikayesini merak edenler mutlaka izlesin. Açıkçası bu serüven benim oldukça ilgimi çekti.

8/10

Sevgiler,