Vazgeçilmez Öğün : Kahvaltı
 
Bayram kahvaltısı, pazar kahvaltısı, açık büfe kahvaltı, serpme kahvaltı... Vazgeçilmez öğünümüz kahvaltı birçok kültürel aktivitemizde, sosyal çevremizin içerisinde hatta kimi zaman merkezinde yer alıyor. Cemal Süreya'nın savunduğunun arkasındayız ''Kahvaltının mutlulukla bir ilişkisi olmalı.'', kahvaltı severler onayı başını sallayarak verdi bile.
 
Peki kahvaltı gerçekten mutlulukla ilişkili mi?
 
Beslenme sağlıkla yani fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan tam bir iyilik halinde olmakla yakından ilişkili ve kahvaltı ise sağlıklı beslenmenin önemli bir parçası... Mutluluğa da ruhsal açıdan iyi hissetmenin içerisinde yer verdiğimizde sağlıklı besinleri içeren bir kahvaltı mutlulukla ilişkilidir diyebiliriz.
Kahvaltı öncesinde 6-10 saatlik bir açlık yaşıyoruz ve açlıkla beraber kan şekerimiz düşük bir seviyede ilerliyor. Sağlıklı seçeneklerin bulunduğu bir kahvaltıyla beraber kan şekerimizi de yükseltiyoruz böylece enerjimizi, motivasyonumuzu ve konsantrasyonumuzu arttırmış oluyoruz.
Tıp öğrencileri üzerinde yapılan bir çalışmada düzenli kahvaltı tüketimi ile mutluluk arasında ilişki ispatlanmış. Haftanın yedi günü kahvaltı edenler skorlamada en yüksek mutluluk puanına sahipken hiç kahvaltı etmeyenler en düşük puana sahip olmuştur.
Düzenli kahvaltı tüketen bireylerde ise daha düşük oranlarda depresyon görülmüştür.
 
Güne kahvaltı ile başlayan bireyler daha zayıf!
 
Hafif şişman ve obez insanların yeme davranışlarına bakıldığında normal kiloya sahip bireylere göre kahvaltı öğününü daha fazla atladıkları görülmüştür.
Geçmişten günümüze birçok bilimsel yayında, kahvaltının sağlıklı kiloya ulaşmada ve bu kilonun korunmasında önemli olduğu görülmüştür. Fizyolojik olarak kısa dönemde etkilerine bakıldığında; gün boyu iştah kontrolünde ve harcanan enerjinin, yağ yakımının artışına olumlu etkileri olduğundan dolayı kilo kontrolü/azalışı ile ilişkilendirilmiştir. Bireyler kahvaltının iştah üzerine olumlu etkilerinden dolayı gün boyu enerji alımının dengeli ve düzenli ilerleyişine yatkındır.
6-10 yaş arası okul çağı çocukları üzerine yapılan bir çalışmada kahvaltı yapmayan çocuklar genelin %35.1'i yani her 3 çocuktan en az 1'i kahvaltı yapmıyor! Belki de okul çağı çocuklarda artan şişmanlık sıklığı, azalan okul başarısı, okula gitmeme isteği kahvaltıyı atlamakla ilişkili, ne dersiniz? (TOÇBİ, Türkiye'de Okul Çağı Çocuklarında Büyümenin İzlenmesi, 2011)
Bir diğer çalışmada ise bu oran %10.8 ile bir miktar daha iyi görünüyor. Ancak; her çocuğu kazanmak hedefimizse 10 çocuktan 1'inin de göz ardı edilmemeli diye düşünüyorum. (TBSA, Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması, 2010)
 
Dengeli kahvaltı ama nasıl?
 
Esasında içerik ve miktar kahvaltının dengesini belirliyor. Tabii ki de bireysel farklılıklar; bir bireyin yaşam şekli, iş hayatı, damak zevki, sağlık durumu, boyu, kilosu, yaşı... dengeli kahvaltıyı şekillendirecek unsurlardır. Birkaç ufak örnekle dengeli kahvaltıyı kendime göre ve sağlıklı bireylere yönelik yorumlarsam;
Şeker eklemediğim güzel bir çay ile güne başlarken içerdiği kafeinle uykumu dağıtır, günüme keyifli bir dokunuş yapardım. Yumurta ile en kaliteli proteini, beyaz peynir ile kalsiyum ve lezzeti sağlardım. Metabolizmamın hızına hız katmak istersem 1 çay kaşığı kırmızı pul biberin içerdiği kapsaisinden yardım alırdım. Mevsim sebzelerinden mutlaka faydalanırdım; maydanoz, domates, salatalık, biber, nane, roka, marul... Üzerlerine tuz serpmektense limon sıkardım. Bazı günler zeytin, bazı günler ise ceviz, fındık veya badem ile kahvaltıma sağlıklı yağları eklerdim. Tam buğday ya da tam çavdar ekmeğim de varsa B grubu vitaminlerimi, lifimi ve keyfimi katlardım.
Çeşitlendirmek elbette mümkün! Bazen tam buğday unlu el yapımı sıcacık poğaçalar, bazen kahvenin yanında bir sandviç, bazen gelenekselleşmiş keyifli kahvaltımız simit ve üçgen peynir ile güne merhaba diyebiliriz.
Salam, sosis, sucuk, jambon belki tercihlerimiz arasında en altta yer alması gereken besinler... Bilinen bir şeydir ki; bu grup besinlerin işlenmesi sırasında eklenen nitrit ve nitrat tuzları mide kanseri ile ilişkili! Hatta Alzheimer ve Parkinson hastalığının oluşumunda rol oynayabiliyor. Geleneksel yöntemlerle hazırlanmış, katkı maddesi yok veya az, ısıl işlem uygulanMAmış sucuk ve pastırma bu grubun en masumları diyebilirim. Yine de uyarım olmalı ki masumların dahi tüketim sıklığına dikkat edilmeli.
 
Sağlıklı günler dilerim
Diyetisyen Sevde Kahraman

E-Mail :       sevde.kh@gmail.com