Her geçen yıl vücuttakki hücre ölümleri artarken yaşam standartları ve genetik mirasımız yaşlanma sürecini yönetiyor. Genetik mirasımıza sahip çıkmak ve ona iyi bakmak ise bizim elimizde.

Son yıllarda DNA yapısının ucundaki genetik bilgiyi koruyan kısmın ismini aldığı telomer dediğimiz bölüm üzerine yapılan çalışmalar yoğunlaştı. Telomer boyunun her geçtiğimiz yıl kısalması akıllara bu durumu engelleyen etmenlerin yaşlanmayı durdurup durduramayacağını düşündürüyor. Düzensiz beslenme, hava kirliliği, yüksek kilo, sigara kullanımı, hareketsizlik, psikolojik ilaçlar telomer boyunun kısalmasını tetikliyor. Bunlar aslında şimdiye kadar yaşam süresini kısalttığı ve erken yaşlanmayı çağırdığı bilinen etmenler.

Peki neler yapılabilir?
5674 kişi üzerinde yürütülmüş bir çalışmada; yaşlanma durumunun lif alımı ile ilişkisi araştırılmış, bireylerde lif alımının sağlıklı yaşlanmanın önemli bir parçası olduğu, Amerikalı yetişkinlerin lif tüketimi az olduğundan telomerlerin bölünmesinin de daha hızlı gerçekleştiği ve kısaldığı üzerinde durulmuştur. Sağlık klavuzları günlük 25-30 gr lif alımı önerirken Amerikalılarda bu durum yaklaşık 6 grama kadar düştüğünden hem yaş alma durumu hem de sağlıksız beslenme ile telomerlerdeki baz uzunluğınun azaldığı dolayısıyla telomerlerin kısalmasındurumunun daha hızlı gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Genel olarak diyet lifi tüketmeyen kadınlarda ve erkeklerde yaşlanma riskinin daha hızlı gerçekleştiği ortaya çıkmıştır.

Günlük lif alımını arttırmanın en güzel yolu ise günlük yaklaşık olarak 300 gr meyve ve 400 gr kadar sebze tüketmekten geçiyor. Meyveleri bol su altında yıkayarak kabukları ile birlikte tüketmek ise lif alımını arttırmak adına oldukça yararlı. Bunun yanında beyaz rafine ürünler yerine tam buğday, çavdar, yulaf gibi zengin kaynakların kullanımı, haftada 2-3 kez kurubaklagil tüketimi, fındık, ceviz badem gibi yağlı tohumların porsiyon kontrollü olarak en az haftada 4 kez tüketilmesi lif alımının artırılmasına katkıda bulunuyor.

Yapılan başka bir çalışmada ise; akdeniz diyetinden oluşan zengin örüntüsünün telomer aşınmasını etkilediği ve bilinen en sağlıklı diyet modelinin telomer sağlığında da yine akdeniz diyeti olduğu kanısına varılmıştır. Akdeniz tarzı diyet; tereyağ gibi doymuş yağ asitlerinden zengin yağlar yerine, zeytinyağı, balık yağı gibi çoklu doymamış yağ asitlerinden zengin. Kırmızı eti kısıtlı miktarda içeren, balığa sıklıkla yer veren, çiğ sebze ve meyve tüketiminin baz alındığı, süt yoğurt ve peynirin balık ile birlikte dengeli bir protein kaynağı olarak kullanıldığı yine liften oldukça zengin hastalıklara karşı koruyuculuğu global sağlık merkezleri tarafından benimsenmiş bir beslenme çeşididir.

Sonuç olarak; telomer boyunun hızla kısalmasını önleyerek, yaşlanma sürecini yavaşlatmak mümkün ve bu duruma destek veren beslenme bileşenlerinin en önemlisinin lif ve en etkin tarzının da akdeniz tipi beslenme olduğu üzerinde duruluyor.