Yaşar Kemal'den Nusret'e

27 Eylül 2019

Milano’daki La Scala, operanın mabedi olarak bilinir tüm dünyada...Milano’daki La Scala, operanın mabedi olarak bilinir tüm dünyada...2007’de Yaşar Kemal’in ‘Teneke’ kitabından uyarlanan, aynı adla sergilenen operayla açmıştı sezonu La Scala...Yaşar Kemal ve eşiyle bir Milano caddesinde burun buruna gelmek hayatımın en güzel tesadüflerinden birisi olmuştu.Aradan 12 sene geçti, La Scala yine gündem oldu Türkiye’de.FIFA’nın ‘En İyiler’ gecesi ve oraya bir şekilde davet edilen Nusret’in, ünlülerle çektirdiği fotoğrafları konuştuk.Türkiye deyince akla Yaşar Kemal değil de, Nusret geliyor artık.Bizden değil, dünyadan kaynaklanan bir sorun bu.Giderek daha az okuyan, zamanının çoğunu fotoğraflara bakıp, video seyrederek geçiren bir dünyada şaşırtıcı değil bu olan.Şaşıramıyor ama üzülüyor insan ister istemez...

Kadınlara dair cümle kuruyorlar ya!

Köyün muhtarı şöyle seslenir Zehra kadına: “Bak, Peygamber Efendimiz bile, ilk eşinin üzerine kaç kadın almış, aç kapıyı.”
Zehra kadın Anadolu bilgesi haliyle cevap verir Muhtar’a: “Peygamber Efendimiz’in bütün dediklerini yaptınız da, bir karı üstüne karı almak kaldı, öyle mi?”
Türk tiyatrosunun en önemli yazarlarından biri olan, çoğunuzun ‘Ben Anadolu’ eserinden tanıdığı, Güngör Dilmen Kalyoncu’nun ‘Kurban’ adlı eserinden bir bölümdü yazdığım. Eşinin üzerine kuma getirmesini kabul etmeyen, ilk başta düğün alayına kapıyı açmayan ve sonra önce iki çocuğunu ardından kendini öldüren Zehra karakterinin hikayesidir o oyun.
Kaderin garip cilvesi, 1988’de, Muhtar rolü düşmüştü bana, hiç unutmadım bu yukarıdaki diyaloğu.
Kadın ve erkeğin aynı asansörü kullanmasını zina sayanlardan tutun da, kadının tek başına 90 km. araba kullanabileceğini söyleyenlere kadar bir sürü insan, kadınlar üzerinden cümleler kuruyor, kısıtlamalar getirmeye çalışıyor sosyal hayata. Ne zaman böyle birini görsem, aklıma ‘Kurban’daki bu diyalog ve o müthiş soru geliyor...

Magazin ünlüsü değiller ama...

Yazının devamı...

Hadis Kıbrıs'ta nasıl Hadise oldu?

13 Eylül 2019

Kuzey Kıbrıs’ta, Türkiyeli-Kıbrıslı ayrımı eskiden de vardı, bitti zannediyordum, yine hortlamış.Kuzey Kıbrıs’ta, Türkiyeli-Kıbrıslı ayrımı eskiden de vardı, bitti zannediyordum, yine hortlamış.Hadise’nin Koop Bank’ın 60’ıncı yıl kutlamalarında sahne alması bir sürü kişi tarafından, “Neden yerli sanatçı çıkarmadınız?” diye eleştiri konusu oldu.Bunun üzerine de banka genel müdürü, sosyal medya hesabında uzun bir açıklama yapmak zorunda kaldı.Bu etkinlik için önce MFÖ ile anlaşmışlar ama Mazhar Alanson hasta olunca, gecede Hadise’yi sahneye çıkarmışlar.1989 yazında, politik bir tiyatro grubu olan Maraş Emek Tiyatrosu’nda rol alan ilk ‘Türkiyeli’ ben oldum.Kıbrıs’ın birçok köyünde, bazen bir okul, bazen eski bir kilise binasının bahçesinde, taşınabilir dekorumuzla gidip, oyunumuzu oynayıp dönerdik.Garip bir dönemdi gerçekten, arkadaşımın dükkanında pazarlık eden bir kadının istediği indirimi alamadığı için, “Unutmayın sizi biz kurtardık” dediğine şahit olmuş, duruma müdahale etmek zorunda kalmıştım.Bazen Ercan Havalimanı’nda ilginç konuşmalar duyardım; “Bunlar Rumlaşmış” diye, oysa Osmanlı’dan kalma okka ve dirhem ağırlık ölçüsünü 1990’ların ortasına kadar kullandı Kıbrıslı Türkler... Bizim gibi Amerikan kahvesi düşkünü olmadılar, Türk kahvesi içmeye devam ettiler.Yaşanan gerginliklerin üç temel sebebi vardı o zamanlar:Birincisi, 1974’ten sonra Ada’ya gelen bir sürü adam, çok kısa sürede evlilikler yapmış sonra adamlar Türkiye’de de evli çıkmış, çoğu geri dönmüş.İkincisi, harekattan hemen sonra Ada’ya yollanan nüfus ile yaşanan kan ve kültür uyuşmazlığı... Buzdolabını ayakkabılık olarak kullananlardan söz edilirdi o dönem.Üçüncüsü de, rahmetli Rauf Denktaş’ın izlediği politikalardı. Türkiye’den ilk kez Kıbrıs’a gelen birisi, bir ay içerisinde, vatandaş olup, bir devlet dairesinde işe başlayabilir ama Denktaş’a muhalif olanlar memur olamazlardı.Üniversite değiştirmişti bu bakış açısını, benden sonra onlarca ‘Türkiyeli’ oynadı Maraş Emek Tiyatrosu’nda mesela.2004 referandumunda, Kuzey Kıbrıs solunun çok umut bağladığı Rum Komünist Partisi, Akel de barışa “Hayır” deyince, taşlar daha da yerine oturmuştu. Bugün Hadise’ye yabancı şarkıcı muamelesi yapan Kıbrıslı Türkler’e bir tavsiyem var.O ünlü ‘Şeftali Kebap’ var ya, Karaman’dan gelmiştir Kıbrıs’a... Soru eki olmayan lehçe, Toros’larda yaşayan bir Yörük grubunda da vardır. Hadise’ye yabancı demek kolay da, tarihi değiştirmek pek de kolay olmaz ama...

‘Masum değiliz hiçbirimiz’

Berkay ile Arda’nın bir sahneye çıkıp, Sezen Aksu’nun ‘Masum Değiliz’ şarkısını söylediğini düşünsenize bir an.Berkay ile Arda’nın bir sahneye çıkıp, Sezen Aksu’nun ‘Masum Değiliz’ şarkısını söylediğini düşünsenize bir an.Aralarındaki dava bitti bitmesine de, kamu vicdanında durumları ne acaba diye hiç düşündüler mi?Arda gibi olağanüstü bir yetenek, golleriyle değil de, mahkemenin verdiği ve açıklaması ertelenen hapis cezasıyla anılıyor.Ama mutlu Arda, diyor ki: “Cinsel tacizde bulunmadığım tescil edildi bu kararla...”O malum kavgadan sonra Berkay’ın konser ücretinin iki kat yükseldiğinden bahsetmişti piyasayı bilen bir arkadaşım, doğru mu bilmem.Bildiğim, şarkıcının o gece mağdur olduğu ve şiddet gördüğü.Ama o gece mağdur olması, Asena ile yaşanan süreçteki duruş sorununu ya da olay çıkardığı için bir sürü otele kabul edilmeyen adam haline geldiği gerçeğini değiştirmiyor.Mahkeme bir olaya bakarak, kamu vicdanı, bir ünlünün tüm hallerine bakarak karar verir.O yüzden mahkeme kararı kadar kamu vicdanının kendileri için ne düşündüğüne de bakmalı bu beyler...

İzmir’e Homeros Festivali geliyor

Salı akşamı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile İzmir Fuarı’nın içinde yaklaşık bir saat geçirdik.
Bunun yarım saati fuar alanında dolaşan başkanı, gözlem kısmıydı, kalan yarım saati de Radyo Viva’daki programım için söyleşiydi.
Daha önce yine bu köşede yazmıştım. İzmir, dünyanın en tanınmış yazarı Homeros’un doğup, yaşadığı şehir, bu fırsat kullanılmalı diye...

Yazının devamı...