Yaz ayları bittikten sonra karşımıza çıkan en büyük sorunların başında lekeler geliyor. Dermatoloji Uzmanı Dr Burcu Yamangöktürk Solak, yazın oluşan lekelerden nasıl kurtulacağımızı anlattı...

Yaz aylarında yoğun güneşin etkisi ile bronzlaşmış ve beraberinde kurumuş, nemi azalmış olan derimiz sonbahara yaklaşmakla beraber matlaşmaya ve sağlıksız görünmeye başlar. Yenilenmeye çalışan derinin ölü hücreleri atılırken, düzensiz pigmente olmuş alanlar cilt üzerinde kendilerini leke olarak göstermeye başlayabilir.

Sonbaharın gelmesiyle güneşin etkisi azalır ve ortaya çıkan lekeler ile mücadele etmeye başlarız. Leke tedavisinde en önemli nokta öncelikle lekenin doğru tanınması ve derinliğinin tespit edilmesidir. Detaylı cilt analizi sayesinde leke tedavisinde kullanılacak yönteme karar vermek ve tedavi takibini yapmak kolaylaşır. 

Leke tedavisinde lekeye neden olan mekanizmalarla savaşacak farklı tedavi yaklaşımları mevcuttur. Genelde ilk başvurduğumuz yöntem bilinen en eski yöntemlerden biri olan ancak gelişen teknoloji ile sürekli yapısı yenilenen kimyasal peelingdir. Kimyasal peelingde geçmişde asit yapıdaki maddeleri tek başına kullanırken şimdilerde birleşince etkileri artan etken maddelerin  kombinasyonlarını tercih edebiliyoruz. Dolayısı ile etkisi artan ancak yan etki oranı düşen tedaviler yapma şansına sahip olabiliyoruz.

Kimyasal peelingde azeleik asit, rezorsinol, fitik asit kombinasyonunu tercih ettiğimizde hem cilt içinde renk üreten hücrelerin çalışma hızını düşürebiliyoruz hem de derinin yenilenme kapasitesinin artması ile ölü dokudan arındıkça renkte azalma gözlemleyebiliyoruz. Bir diğer kombine kimyasal peelingde ise TCA, kojik asit, ferrulic asit, bexaretinyl complex in dengeli karışımı ile tüm ölü cilt yüzeyini soyarak deri yüzeyindeki leke yükünü azaltıp, cildin içinde renk arttıran mekanizmaları engelleyip, derinin ana fonksiyonlarına yardımcı olacak ve yenilenmesini sağlayacak antioksidanların emilimini arttırabiliyoruz.  Bazen kimyasal peeling uygulamasından önce iki hafta cildi işleme hazırlarız. Glikolik asit ve glikonalakton birleşimi yada glikolik asit, fitik asit, centella ekstresi gibi maddelerin uygun konsantrasyonda birleşimleri ile oluşan krem formülasyonları, hem hücre yenilenmelerini ve cildin su tutma kapasiteleirini arttırıp cildi soyma işlemine hazırlayarak tedaviden alınacak faydanın artmasını sağlar hem de yan etki oluşmasının önüne geçmeye yardımcı olur.

Bu krem formülasyonları ve retinol, E, B6 vitami kombinasyonu da yine kimyasal peeling tedavisinin ardından ev kullanım ürünleri olarak önerilebilir. Uzun dönemde lekeye karşı olumlu etkileri ile birlikte yaşlanma karşıtı bir bakım da sağlayabilir. Tüm bu uygulamalar ile birlikte aydınlatıcı, cildi dış etkilerden koruyucu, antioksidan etkinliği olan, hücre yenilenmesini uyaran etken maddeleri ihtiva eden ev bakım ürünleri ile güneş koruyucuların tercihi ve doğru kullanımı ile tedavinin başarısının sağlanması ve elde edilen iyilik halinin devamı sağlanabilir. 

Özellikle leke tedavisinde önemli rolü olan “leke maskesi”, “enzim peeling” adları ile de bilinen cosmelan ve dermamelanı aynı zamanda anti aging amaçla da kullanabiliriz. Leke tedavisindeki asıl fonksiyonu, cilt içinde renk üreten hücrelerin yapımını arttıran enzimin çalışmasını yavaşlatmak dolayısı ile de leke görünümüne neden olan renk hücrelerini parçalayarak dağıtmak ve biraraya gelmelerine engel olmaktır.

Dolayısı ile asıl etkisini cildi soyarak değil deri içindeki çalışması sayesinde gösterir. Bununla birlikte deri yüzeyindeki tedavi seyrindeki az miktardaki soyulma da cildin üzerindeki leke yükünü azaltır. Deri yüzeyindeki ölü tabakanın atılması ile yüzeydeki bariyer kalkar ve Cosmelan- dermamelan ın içerdiği büyüme faktörleri cilt tarafından emilir. Lekeden arınma ile beraber canlı, parlak, 
yeniden yapılanan, sağlığı artan bir cilt gözlenir. Dolayısı ile leke tedavisi ve antiaging aynı anda gerçekleşebilir. 

Yaz aylarında yüksek hava sıcaklığı ve yoğun nem içinde, deniz ve havuz suyu ile temas, derimizin yağ- nem dengesini bozmuş olabilir. Kış ayları ise derinizin yazın yaşadığı sıkıntıların giderilmesi, ihtiyaçlarının yerine konması için uygun zamandır ve dermatolog kontrolünde, cildinizin detaylı analizi ile ihtiyaçlarının saptanması ve bu ihtiyaçlar doğrultusunda tedavi ve bakım planı yapılması gerekir. 

Cildin yapısından bağımsız olarak yaş ilerledikçe cildin ihtiyaçları da değişir. Derinin dış ortama direnci azalmaya başladığı için cilt lekeleri görülebilir, kuruluk artabilir, sarkma problemleri yaşanabilir.  Dolayısı ile yaş almakta olan  derinin cilt bakımı da bu durumlara uygun olmalı, özellikli birtakım serumlar bu çeşit cildin bakımında kullanılmalıdır.