SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Lahmacunu sana yedirmeyiz baby!

Koronavirüs yüzünden kafayı yemek üzereyiz. ‘Evde kal’ çağrısına uyup günlerdir hapis hayatı yaşamaktan daralanlar, mecbur olmadıkları halde sokağa çıkıp, üstüne üstlük sosyal mesafeyi korumayanlara öfkeli...

Türkler burnundan solurken, Kim Kardashian, 40 yıllık lahmacunu ‘Ermeni pizzası’ yapınca, ortalık ayağa kalktı.




Kim Kardashian, çoğumuz gibi koronavirüs yüzünden evinde kalsa da, sosyal medyadan tanıttığı güzellik malzemeleri kapış kapış gidiyor online satışta; o yüzden keyfi tıkırında. Acıktığında bir ‘alo’yla istediği her şey kapıda.

Allah bilir, “Sosyal medyadan tanıtımınızı yaparım” deyip, üzerine para bile alıyordur firmalardan. Buna itirazımız yok ama lahmacunu ‘Ermeni pizzası’ yapmak ne? Birçok yiyecek ve tatlımızın “Onlar bizim” diye üzerine yattınız, şimdi de gözünüzü lahmacuna mı diktiniz?




Kim’sin sen?

Yedirir miyiz lahmacunumuzu sana? Kim Kardashian, paket servisle gelen o lahmacunları afiyetle yedi. Ancak Türkler sosyal medya aracılığıyla o lahmacunları Kardashian’ın boğazına dizdi. Demet Akalın, Türk bayraklarıyla donattığı tweet’inde Kardashian’a, “Lahmacun made in Turkiye baby” diye yazdı. Ebru Polat ise “Lahmacun canım o, Ermeni pizzası değil” tweet’ine yumruk emojisi koymayı ihmal etmedi.

Bu satırları yazdığımda Kardashian hâlâ Twitter Türkiye’nin gündemindeydi. Binlerce Türk, Kardashian’a Twitter’dan tepki göstermekle yetinmedi, birçoğu ünlü yıldıza DM’den mesaj yağdırdı.

Konu hakkında Google’da bir arama yapınca ‘lahmajoon’un karşısına ‘Armenian Pizza’ yazan onlarca sonuç gördüm. Anlayacağınız atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti.

ALKIŞI HAK EDENLER

Angelina Jolie, Arnold Schwarzenegger, Rihanna, Kylie Jenner, Roger Federer gibi ünlülerin koronavirüs nedeniyle yaptıkları maddi yardımlar, ülkeleri ve dünya için ne kadar önemliyse, sporcularımızın bağışları da bizim için o kadar kıymetli.

Milli futbolcularımızdan Merih Demiral, Twitter hesabından Kızılay aracılığıyla 2 bin aileye ihtiyaçları olan erzak yardımını yapacağını duyurdu.

Galatasaraylı futbolcu Adem Büyük, koronavirüsle mücadele kapsamında Sağlık Bakanlığı’na 100 bin maske, 15 bin test ve 3 bin koruyucu ekipman bağışında bulundu.

Eski milli futbolculardan Tuncay Şanlı, Sakarya’nın Serdivan ilçesindeki ON7 adlı dört yıldızlı otelini koronavirüs salgını nedeniyle sağlık çalışanlarına ücretsiz tahsis etti.

ÜNLÜLERE KARŞI BU ÖFKE NİYE?

Sağlık Bakanlığı, insanların evde kalmasını özendirmek için “#HayatEveSığar” adlı bir kampanya başlattı. Mazhar Alanson ile Fahriye Evcen-Burak Özçivit çiftinin bu kampanyaya katılmalarından sonra sosyal medyadaki bu nefret dili, akıl alır gibi değil. Alanson’u ‘yalakalık’la suçlayanlar, Özçivit çiftini de oturdukları havuzlu villa üzerinden, “Sizin tuzunuz kuru. Çalışmak zorunda kalmasak ve böyle bir yerde otursak tabii ki bizim için de hayat eve sığar” diye linç etti. Düne kadar toplumsal meselelerde taşın altına ellerini koymadıkları için eleştirilen ünlülerin bugün sırf bu nedenle taşlanması ne yaman çelişki!




İKİ TAVAN ARASINDA ÇOK BÜYÜK FARK VAR

Twitter Türkiye gündeminde #evdekaldemesikolay hashtag’inin bir numara olduğu gün Gani Müjde şu tweet’i yazdı: “Evde sıkılanlara sabah notu: Yatak odasının tavanını seyretmek, yoğun bakımın tavanını seyretmekten iyidir.”

Aynı gün Prof. Dr. Tevfik Özlü de benzer bir paylaşım yaptı. “Bir Bilim Kurulu üyesi olarak, işin ciddiyetini anlamayıp hâlâ sokağa çıkanlara bir önerim var.
‘Evde oturup TV izlemek, yoğun bakımda tavanı izlemekten daha iyidir.”

İkisine de katıldığım için yazdıklarını paylaştım.

GÜNÜ SÖZÜ

“Evlerin pencerelerini tamamıyla açabilen tek rüzgar biliyorum; ortak kader.” (Max Horkheimer)

Yazının devamı...

VİTAMİNİNİ TANITAN ÜNLÜLERE ‘CAHİL’ DEDİ

Kanal D Haber; Şeyma Subaşı, Seda Sayan, Seren Serengil, Seray Sever, Seda Akgül, Demet Şener, Ebru Akel, Gizem Hatipoğlu ve Perihan Savaş’ın ‘koronavirüsten bile koruduğu’ iddiasıyla tanıttığı vitamin üreticisini bulup, konuşturdu. Kutluyorum muhabir Şevval Şirin ve kameraman İsmail Özmeral’i! Çünkü onlar sayesinde öğrendik insanların koronavirüs korkusu üzerinden oynanan ‘voleyi vurma’ oyununun perde arkasını...
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sözde vitaminin ruhsatının olmadığını ortaya çıkarmasından sonra bütün gözler üretici firma üzerindeydi. Çünkü haklarında soruşturma başlatılan ünlüler, firma yetkililerinin gerekli açıklamayı yapacağını söylemişti.
Merakla beklenen o açıklama Kanal D ekranından geldi. Adresi ‘Yalan Dolan Mahallesi’ olan No-Attack’ın sahibi Cüneyt Alacacı, sözde koronavirüsten koruyan vitaminin reklamını yapan ünlüleri cahil olmakla suçladı ve şunları söyledi:
“Ortada izin yok, ortada üretime başlanmış bir ürün yok ama reklamlar dönüyor, bir resmi site var. 40 TL’ye, 90 TL’ye bu ürün satılıyor, üretilmemiş bir ürünün satışı nasıl olabiliyor? No Attack olamaz bir kere çünkü No Attack diye ürün piyasaya çıkmadı, izinlerine müracaat edildi bekliyoruz. Demo kutu yapmışlar, demo kutularla ünlülere göndermişler, ünlülerle paylaşım yapmışlar. Sadece bir kutu herhalde gönderilen... 30 tane var ama içinde belki bizim diğer ürünümüzden alıp koymuş olabilirler boş da olabilir kutu, o bile belli değil! Biz bu reklamları yapan şirketten davacı olduk, adaletin huzurunda cevap verecekler.”
Sen aklımıza mukayyet ol Allah’ım!
Koronavirüs yüzünden eve hapsolduğumuz şu günlerde birileri fena halde aklımızla alay ediyor. Post başına
3 bin TL’ye No Attack’ı tanıttığı söylenen ünlüler, bakalım ne yanıt verecek kendilerine “Cahil” diyen Alacacı’ya?

EŞKIYA’NIN YENİ ‘BABA’SI

ATV’de başladığı günden bu yana her bölümünü keyifle izlediğim ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ın (EDHO) oyuncu kadrosuna bu hafta Ali Sürmeli katıldı.
Sürmeli, canlandırdığı Doğan Baba tiplemesiyle diziye acayip bir hava kattı. Sürmeli, ‘Eşkıya’dan önce aynı senaristin yazdığı ‘Kurtlar Vadisi Pusu’da benzer bir karakterle seyirci karşısındaydı. ‘Kurtlar Vadisi’nde “Ben insan sevmiyem” repliğiyle hafızalarda yer eden Zaza Dayı’yı canlandıran Sürmeli, ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’da oynadığı kimsesizlerin Doğan Baba’sı olarak aynı şeyi yapacak gibi...
‘Kimsesiz Doğan’, ‘Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz’a Çakırbeyli Ailesi’nin eski dostu olarak girdi. Daha ilk bölümde hapis arkadaşının oğlu Alpaslan’a derin bilgileri önceden sezdiği için Sezai lakabını taktı. Hızır Çakırbeyli’nin ayağına dolaşanları yolundan çekti. Hızır Çakırbeyli bu sayede en büyük düşmanı Altan’ı öldürdü. Dizide kayda değer bir düşmanı kalmayan Hızır Çakırbeyli ile Kimsesiz Doğan/Doğan Baba’nın dostluğu ilelebet sürer mi?
Sanmıyorum, ama bekleyip, göreceğiz.

CANLI YAYINDA FAL BAKTIRDI

2018 yılında UEFA Şampiyonlar Ligi Finali’ni izlemek için gittiğim Kiev’de Pepsi’nin etkinliğinde tanıdığımdan bu yana takip ediyorum Dua Lipa’yı... Önceki gün sosyal medyasından koronavirüs nedeniyle Avrupa’da vereceği konserlerden hangilerinin ertelendiğini, hangilerinin iptal edildiğini duyuran şarkıcı, akşamındaysa Instagram’dan canlı yayındaydı. Lipa, Instagram’daki canlı yayınına aldığı, söz yazarı, ultraviolet sound’un yaratıcısı, şarkıcı, tarot okuyucusu ve ‘ikonik cadı’ Sarah Hudson’ın gösterdiği kartlardan seçerek falına baktırdı.

GÜNÜN SÖZÜ

“Gideceğin yoldan eminsen, engeller dinlenme noktan olmaktan öteye gidemez.” (Paulo Coelho)

Yazının devamı...

ADRESİ BİLE ‘YALAN DOLAN MAHALLESİ’

İnsanlardaki koronavirüs korkusunu fırsat bilip, haksız kazanç elde etmek isteyenlerin ünlüleri kullanarak ‘virüse karşı etkili’ diye tanıttığı vitamin No-Attack’ın her şeyi yalan çıktı.
Şeyma Subaşı, Seda Sayan, Seren Serengil, Seray Sever, Seda Akgül, Demet Şener, Ebru Akel, Gizem Hatipoğlu ve Perihan Savaş’ın sosyal medyalarında ‘koronavirüsten bile koruduğu’ iddiasıyla tanıttığı vitamin için bakanlıklara şikayet yağdı.
Başlatılan soruşturmadan ortaya çıkanlara bakar mısınız?
İnsanlara güven vermek için ‘tüm eczanelerde’ yalanıyla pazarlanan No-Attack’ın Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan izni yok.
Uzman Doktor Eda Albayrak’ın fotoğrafını Pharmacy Program Ana Bilim Dalı Başkanı Op. Dr. Jessica Porghuca diye kullanıp, afiş yapan sahtekârların verdiği web sitesinin Google’da kaydı yok. Şirketin adresi de ‘Yalan Dolan Mahallesi’...
Hal böyleyken dokuz ünlünün birkaç bin TL uğruna bu sahtekârlığın bir parçası olması, akıl alır gibi değil. Çünkü çoğu No-Attack’tan gelecek paraya ihtiyacı olmayan isimler...

ALKIŞLAR EZGİ MOLA VE RıHANNA’YA

Koronavirüs salgınından sonra sosyal medyasından “Bir iyilik hareketi başlatalım” çağrıları yapan Ezgi Mola, sonunda elini taşın altına koydu.
Bu vesileyle öğrendik ki Mola, genç yaşına rağmen oyunculuktan kazandıklarını har vurup harman savurmadı, geleceğini düşünüp, gayrimenkule yatırdı. “İki kiracım var. İkisine de mesaj yolladım, nisan ayında kira almayacağım” diyen Mola, imkanı olanları da benzer adımlar atmaya davet etti.
Rihanna ise ABD’deki gıda bankalarına yardım, dünyanın dört bir yanına ilk müdahale ekipmanı ve malzeme temin etmesi için Clara Lionel Vakfı’na 5 milyon dolar bağışladı.

EVDE KARANTİNADAKİ ÜNLÜLERİN YAYINLARI

Koronavirüs nedeniyle evinde kalan ünlülerden kimi canlı yayınlarla buluşuyor sevenleriyle, kimi çektiği video’larla…
Lerzan Mutlu, Instagram hesabından başlattığı canlı yayına, Alişan ve Buse Varol’u da dahil etti.
Sıla Gençoğlu’nun canlı yayınına baktığımda 30 bin kişi izliyordu. Yayında donmalar başlayınca takipçileri, “Kalp atmayın, yorum yazmayın, yayını dondurmayın” uyarılarına başladı. Sıla’nın canlı yayınını izleyen sayısı 26 bin civarındaydı. Sıla’ya deli gibi yorum yağıyordu.
Aynı anda Kaan Sekban’ın canlı yayını vardı. Baktığımda bir doktoru canlı yayına almanın peşindeydi.

Madonna farkı

Bu süreçte en ilginç paylaşımlardan birini Madonna yaptı. Çoğu ünlü, şarkıcılık sevdasını anlatırken şöyle der:
“Küçükken annemin rujlarını sürer, elime aldığım bir şeyi mikrofon yerine koyar, aynanın karşısına geçip, şarkı söylerdim.” Madonna, bu olaya gönderme yapmak için olsa gerek, saç fırçasını mikrofon yerine koyup, kamera karşısında şarkı söylediği video’yu Instagram’ına yükledi.

Rap söylediler

Eşi Tom Hanks ile birlikte gittikleri Avustralya’da kaptıkları koronavirüsü atlatan oyuncu Rita Wilson, rap yeteneğini sergilediği video’yu “Yaşasın hip hop!” diyerek paylaştı.
İrem Derici de Rita Wilson gibi rap söyledi. Derici, Ezhel’in ‘Yemin olsun’ şarkısının “Git evine mandalina soy” bölümünü söyleyip, sosyal medyasına koydu.

TRT HABER EKİBİNİ HIRSIZ SANAN KOMŞU

TRT Haber’den muhabir Deniz Aslan, koronavirüs salgını yüzünden sokağa çıkması yasaklananlarla röportaj yapmak için gittikleri bir apartmanda başına gelenleri şöyle anlattı:
“Ekip arkadaşlarımla yaşlıların ev hallerini haber yapmaya bir apartmana gittik. Çok tatlı bir çiftin evinde röportaj yapıyorduk ki, kapıya polisler geldi. Komşulardan biri haberci kılığında evi soymaya geldiğimizi düşünerek 155’i aramış. Komşuluk ölmedi.”

GÜNÜN SÖZÜ

“Hayattan aldığım en büyük ders; sevgisiyle karşında sapasağlam duramayan birine, asla yaslanmayacaksın.” (Can Yücel)

 

Yazının devamı...

Koronavirüsten tehlikeli bunlar

Koronavirüs tanısıyla yoğun bakımda tedavi gören “Çok Gezenti”nin sunucusu Burak Akkul hakkında sosyal medyada yazılanlar kayınbiraderi Hüseyin Arslan’ı isyan ettirdi:

“Burak, bildiğiniz üzere hastanede. Dün akşamüzeri yoğun bakıma alındı. Okuduğu haberler ve duygusal kişiliği mücadelesinde yorucu bir hal aldı. Bu nedenle ilaç verilmek suretiyle uyku halinde tedavisine devam ediliyor. Akşam saatlerinde hastaneye giderek doktoruyla görüştüm ve ellerinden gelen en iyi şekilde Burak’la ilgilendikleri bilgisini aldım. Bununla beraber, hepinizden bir ricam, bir itirazım var.

‘Burak Akkul vefat etti’,  ‘Burak öldü’ gibi kesin ifadeler tamamen vicdandan yoksun, acımasız bir şekilde bizleri, ailesini ve sevenlerini dehşete düşürüyor.

Burak’la birlikte hayatının anlamını bulduğuna inandığımız kalbi sevgiyle dolu biricik kız kardeşimi, meleğimi bu sabah delirmek üzere evinden aldım.

Tek sebebi bu fütursuzca atılan ‘kaydedin bu tweeti, bakın dediğim çıkacak’ içerikli, bir bilgiye sahip olunmadan, bir insanın hayatıyla ilgili atılabilen
3, 5 kelimeye sığan tweetler.

Seda, corona etkisinden kurtulmak üzereydi, çok güçlüydü, ayaktaydı. Dün gece uyuyamamış, sabaha kadar ağlamış  ki çok az ağlar  bünyesi zayıflamış. Zaten bir lokma yiyemiyor günlerdir. Bugün ne ateş, ne baş ağrısı, sürekli sinir krizi halinde ağladığı ve kustuğu için eşinin yanında karantinaya alındı. Evde bakabilecekten biz, teskin edip sterilize tutabilecekken ‘Öldü mü, öldü mü, kesin öldü’ twitleri tüketti. Sakinleştirici alarak hayata tutunmaya çalışıyor corona hastalığı kesinleşmiş olarak.”

‘Evde karantina’da sıkılanlara komedi

Koronavirüs nedeniyle sahne çalışmaları iptal edilip işsiz kalan senarist, yönetmen ve oyuncu Müfit Can Saçıntı, evde oturmaktan canı sıkılanları düşünüp,
kolları sıvadı. Saçıntı, bu süreçte yapacaklarını şöyle anlattı:

“Malum bütün turneler iptal edildi. Türkiye’de yedi etkinliğimin yanı sıra, İsviçre, Avusturya ve Almanya’daki oyunlarım iptal edildi. Almanların düzenlediği Türk-Alman Kabare Haftası’na Türkiye’den sadece ben davetliydim. O da 2021’e ertelendi...

Tüm Türkiye gibi evde oturmaya başladım. Evde oturanlara seyredecek yeni şeyler lazım. İstediğim gibi bir dizi teklifi gelmeyince kendi dizimi kendim yapmaya karar verdim ve bir internet dizisi çekmek için yola koyuldum...

Dizinin adı; ‘Ters Adam ve Düz Ailesi’. İnternette eksikliği hissedilen bir aile komedisi.

Diğer dizilerde
pek yer almayan konuları komedi yoluyla işleyeceğim. Ben emeklilikte yaşa takıldığı için çalışmak zorunda olan bir aile babasını oynayacağım, oğlum ise iş aramak zorunda kalan atanamayan bir öğretmeni... Diziyi kendi YouTube kanalım olan Artistik Yapım’da yayınlayacağım. 1 Nisan’da çekimlere başlamayı hedefliyoruz. Tabii ki koronadan korunma yollarını ihmal etmeden çekim yapacağız.”

BBC, dizi işinde neden başarılı?

“Türkiye’de televizyon izleme alışkanlıklarıyla ilgili yaptığımız geniş kapsamlı araştırmalar sayesinde İngiliz dramalarına çok ciddi ilgi olduğunu keşfettik. Özellikle BBC imzalı içeriklere büyük ilgi var. Türkiye’de izleyiciler daha fazla İngiliz draması görmek istiyor. Biz de Türk izleyicisiyle daha fazla vakit geçirmenin yolları üzerinde duruyoruz. Bunlardan biri de BBC First’ün Türkiye pazarında yer alması.”

BBC’nin Bağımsız Dramalar Bölümü Direktörü Caroline Stone söyledi bunları. Ceyda Ulukaya’nın Milliyet’teki söyleşisinde İngiliz televizyoncunun “Yeni yetenekleri keşfetmek üzere özel bir programınız var mı?” sorusuna verdiği yanıt BBC’nin dizi işinde nasıl başarılı olduğunun kanıtı:

“Yeni yeteneklerin 12 ay boyunca kendilerini geliştirme olanağı bulduğu Yazarlar Akademisi birimimiz var. Burada önde gelen senaristlerden ders almanın yanı sıra bağımsız yapım şirketlerinden mentorluk hizmeti alabiliyorlar. Ayrıca BBC’nin devam eden dramaları üzerine senaryo yazma deneyimi de elde ediyorlar.”

Türkiye, ABD’den sonra dünyaya en fazla dizi ihraç eden ülke. Hal böyleyken, BBC First’ün Türkiye pazarına girip, Türk izleyiciden pasta almayı planlaması  ilginç bir gelişme.

GÜNÜN SÖZÜ

“Doğruyu söylersen hiçbir şeyi hatırlamak zorunda kalmazsın.” (Mark Twain)

 

 

 

Yazının devamı...

Her gün gittiği mezarda artık aşkıyla yan yana

Magazin gaze-tecili-ğine başladığım 1980’li yılların başıydı...

O dönemde çalıştığım gazete bana, İstanbul’un ikinci sınıf gazinolarının assolistleriyle dizi röportaj yapma görevi vermişti. Muhterem Nur-Müslüm Gürses çiftiyle tanışıklığım da o yıllara uzanır.

O yıllarda Cankurtaran’dan Bakırköy’e, Taksim’den Sarıyer’e ikinci, üçüncü sınıf gazinolar benden sorulurdu. O zamanlar Adatepe’de oturduğum için Anadolu yakasındaki gazinolar da benim kapsama alanımdaydı.

Bir akşam Müslüm Gürses’in sahne aldığı Samatya’daki Kamacı Gazinosu’na gittim. “Müslüm Baba”nın yeni şöhret olduğu dönemdi.

O yıllarda magazinciler Maksim, Çakıl, Gar ve Lunapark gibi Zeki Müren, İbrahim Tatlıses, Gönül Yazar, Muazzez Abacı, Bülent Ersoy gibi starların sahne aldığı birinci sınıf gazinolar varken Muazzez Ersoy’lu Pembe Köşk, Müslüm Gürses’li Kamacı, Beyhan Baysal’lı Boğaziçi gibi gazinoların kapısından bile geçmiyordu.

Evde söyleşi sözü

O yüzden olsa gerek Muhterem Nur -nur içinde yatsın- el üstünde karşıladı beni. Müslüm Gürses sahneden inene kadar gazinodan ayrılmamamı istedi.
Tamam, ama bir şartla dedim ve Müslüm Baba’nın en sevdiğim şarkısını söylemesini istedim.

Muhterem Hanım, yanımda Müslüm Gürses’e sıkı sıkı tembih etti, ama “Baba” sahneye çıkınca beni de, şarkıyı da unuttu.

Program bitti, Muhterem Nur yanıma geldi, beni kulise davet etti.

Kuliste Müslüm Gürses adına benden özür dilemekle yetinmeyip, evlerinde söyleşi sözü verdi.

Her soruya “Eveet”

Randevu günü ve saati geldiğinde o zaman Bakırköy’de oturdukları eve gittim.

Kapıyı Muhterem Nur açtı, salona davet etti.

Çok geçmeden “Müslüm Baba” da teşrif etti. “Hoş geldin Ali kardeş” dedi. Söyleşi için teybimi çıkardım, kayıt düğmesine bastım.

İlk soru gibi, ikinci ve üçüncüye sadece “Eveet” yanıtı veren Müslüm Gürses, dördüncü soruda “Eveeet Ali gardaş” deyince teybi kapatıp, Muhterem Nur’a seslendim.

“Abla, böyle söyleşi olmaz. Müslüm Abi, sadece ‘evet’ diyor.”

O dönemde henüz evli olmadığı Müslüm Gürses’e sitem etmesini beklediğim Muhterem Nur, “Sorun değil, Müslüm’ün yerine sorularına ben cevap veririm” deyince, ikinci şoku yaşayıp, gazeteye elim boş dönmüştüm.

Yapamadığım o söyleşiden sonra çok bir araya geldik Muhterem Nur ve Müslüm Gürses’le. Son olarak 2018 sonbaharında Adana’da karşılaştığımızda hem “Müslüm Baba”yı yâd edip, ortak anılarımızı tazelemiştik.

Solistim Müslüm’dü, ama çalıştığım Muhterem Nur’du

Muhterem Nur-Müslüm Gürses çiftini şov dünyasında en iyi tanıyanlardan biri müzik yapımcısı Muhteşem Candan’dır.

1983’ten itibaren Müslüm Gürses’e 50 albüm çıkaran, iki sanatçı 1986’da nikâh masasına oturduğunda onlara şahitlik yapan Candan’ı arayıp, başsağlığı diledim ve birkaç kelimeyle 37 yılın özetini anlatmasını istedim.

“Solistimiz Müslüm Gürses’ti, ama çalıştığım sanatçı Muhterem Nur’du. Her şeye o karar verir, Müslüm Abi stüdyoya girer okurdu.

Aralarında büyük bir aşk ve tutku vardı. Müslüm Gürses öldükten sonra her gün mezarının başına gidiyor, ‘Ne zaman Müslüm’üme kavuşacağım’ diyordu. Bir ay önce telefon açtı, hastaneye gidiyorum, tahlil yaptıracağım. Sonra mezara uğrayıp, etrafına yaptırdığım mermerleri taktıracağım, ardından sana geleceğim’ dedi.

Çok geçmeden hastaneden arayıp, şeker koması ve çoklu organ yetmezliği için yoğun bakıma aldıklarını söylediler. Muhterem Hanım itiraz etmiş, ‘Beni yoğun bakıma almayın, öleceksem evimde öleyim’ diye. ‘Çift kişilik mezar yaptırdım, o yüzden kemiklerimiz beraber yok olacak’ diyordu, dediği gibi oldu.”

GÜNÜN SÖZÜ

“Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını karşılar. Herkesin hırsına yetecek kadarını değil.” (Mahatma Gandhi)

Yazının devamı...

İNSAN SAĞLIĞI MI EGO MU ÖNEMLİ?

Şimdilerde koronavirüsten başka önemsediğimiz bir şey var mı?Şimdilerde koronavirüsten başka önemsediğimiz bir şey var mı?Yok.Ne iş, ne para, ne ev, ne araba, herkesin tek derdi koronavirüse yakalanmamak.Bunu başarmanın tek yolu var, o da birey olarak üstümüze düşeni yapmak.Bunlardan biri ne?Yurt dışından gelenler, virüsün kuluçka süresi olan 14 gün boyunca evlerinde kalıp, enfeksiyonu kapmışlarsa başkalarına bulaştırmasın. Çünkü çok hızlı yayılan bir virüs bu.Türkiye günlerdir, ünlüsünden umrecisine yurt dışından gelip, ‘14 günlük karantina kuralları’na uymayanları tartışıyor.Sırf kendilerini düşünüp, toplum sağlığını hiçe sayanlardan biri de çıkıp, “Yaptığım yanlıştı. Egomun esiri oldum, toplum sağlığını hiçe saydım” deyip, özür dilemiyor.Yaptıkları yanlışın farkında mı değiller, egoları mı hatalarını kabullenmeye izin vermiyor yoksa insan mı sevmiyorlar?

Yasağı deliyorlar

Ebru Şallı, Beren Saat ve Kenan Doğulu, haklarındaki onca eleştiriye rağmen tek kelime etmedi.
Şeyma Subaşı, ‘Evde 14 gün karantina’ kuralına uymamalarının sebebini İtalyan sevgilisi Guido Senia’nın memleketinden değil İsrail’den gelmesine bağladı.
Sosyal medya fenomeni Duygu Özaslan, Instagram story’sinde “Nasıl gidiyor karantina?” diye sorana, şu yanıtı verdi:
“Bazen sıkılıyorum, bazen bayağı keyifli vakit geçiriyorum evde. Yakın arkadaşlarım gelip, gidiyor. Bir sürü şey izleyip okuyorum, yazıyorum.”
Işın Karaca, “Biz döndüğümüzde karantina yoktu, beş gün sonra başladı” deyip, bir de ihbarda bulundu:
“Bize saranlar yasak olduğu halde sahneye çıkıp riski artıranlara, kafelerde fink atanlara hesap sorsun.”
Boşanma davaları süren Nagehan Kaşıkçı’nın, “Yurt dışından geldi, karantina süresi dolmadı” itirazına rağmen Necati Şaşmaz, icra ve polisle çocuklarını aldı.

‘Benim kliniğim’

Amerika’dan döndükten kısa bir süre sonra güzellik merkezine giderek, ‘Yurt dışından gelenlerin 14 gün evde karantina’ kuralına uymayan Işıl Reçber’in, telefonla katıldığı ‘2. Sayfa’da söyledikleri de ibretlikti:Amerika’dan döndükten kısa bir süre sonra güzellik merkezine giderek, ‘Yurt dışından gelenlerin 14 gün evde karantina’ kuralına uymayan Işıl Reçber’in, telefonla katıldığı ‘2. Sayfa’da söyledikleri de ibretlikti:“Burası benim sağlık kuruluşum ve kliniğim. Biz burada zaten bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek adına uygulamalar ve terapiler yapıyoruz. Kanınız alınıyor, içerisine ozon karıştırılıp, tekrar size enjekte ediliyor. Bunun adına ozon terapi deniyor. Ve ben işimden evime gidiyorum. Kimse beni başka türlü dışarı çıkartamaz zaten.”Gülşen Yüksel Salt’ın, “Kural; ‘14 günü evde geçireceksiniz, insanlarla temas kurmayacaksınız’ diyor. Evden işe, işten eve izin vermiyor” hatırlatması, Müge Dağıstanlı’nın, “Çok mu acil bu ozon terapi?” sorusuna verdiği yanıt şu oldu:“Bir sürü hastalarımız var orada bizim tedavi uygulanan. Ben kendi iş yerime çıkıyorum. Almam gereken tedbirleri de alıyorum.”Demek oluyor ki bizim ünlülerin ‘karantina’dan anladığı bu.Yani hiçbir şey.Çünkü, “Zirvedeyim tatlım, sesin gelmiyor” modunda hepsi!

ELÇİN SANGU, ÖZÜR DİLEDİ!

22 can alan Elazığ depremi, 41 insanı hayattan koparan Van’daki çığ felaketi ve İdlib’deki 36 şehidimizin acısı geçmeden gelen koronavirüs, 2020’yi şimdiden kabus yılı yaptı.22 can alan Elazığ depremi, 41 insanı hayattan koparan Van’daki çığ felaketi ve İdlib’deki 36 şehidimizin acısı geçmeden gelen koronavirüs, 2020’yi şimdiden kabus yılı yaptı.Bu yüzden olsa gerek oyuncu Elçin Sangu, 31 Aralık 2019’da attığı şu tweet için özür diledi herkesten:“Hissediyorum bu yıl (yol) çok güzel olacak. Herkese güzel bir yıl diliyorum.”Aynı gün sosyal medyada şu post çıktı karşıma:“2021’e girersek o bizi kutlasın. ‘Len siz 2020’den nasıl sağ çıktınız?’ diye.”

GÜNÜN SÖZÜ

“Hiçbir şey kendini kandırmaktan daha kolay değildir. Çünkü neye gönül vermişsek, tam da ona inanırız.” (Demosthenes)

Yazının devamı...

PROFESÖR BİLE BUNU YAPARSA

“Trump; koronavirüs testi yaptırmış. Hadi inşallah, Rabbim büyüksün.”
ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla Kasım Süleymani’yle birlikte öldürülenlerin yakınları böyle bir tweet atsa, derim ki yüreklerine düşen acı ve öfke geçmediği içindir.
Trump’ın koronavirüs testinin pozitif çıkmasını -negatif çıktı- isteyen kişi, haber kanallarının ‘kanaat önderi’ sayıp sıkça ekranlara çıkardığı Prof. Dr. Bahadır Erdem.
“Bir hukukçu olarak size yakışıyor mu bu? Kim olursa olsun kişinin yaşam hakkı savunulmalı, ölmesi değil” şeklindeki eleştirileri görmezden gelen Erdem, söz yazarı ve besteci Şehrazat’ın, “Onlara bir şey olmaz, çoktan aşılanmışlardır” yorumuna şu yanıtı verdi:
“Çok doğru. ‘Kötüye bir şey olmaz’ derdi eskiler. Zaten muhtemelen dünyaya ‘Turp gibiyim’ açıklaması yapsın diye test yapmışlardır. Ama yine de belli mi olur? İnsan plan yapar, kader gülermiş.”
Trump, Amerikalılar için ‘iyi’ olabilir, ama dünya için ‘kötü’. Buna Trump’ın koronavirüse yakalanıp, ölmesini istemek Twitter’da kendini, ‘Prof. Dr., İstanbul Üniversitesi, hukukçu, demokrat, profesyonel, kız babası, karısına aşık, sanatsever’ olarak tanımlayan birine yakışmaz.
Aksi halde profesör unvanlı bir hukukçunun, “Nagehan Alçı yüksek ateş ve halsizlikten hastaneye kaldırıldı” yalanı “İnşallah koronadır, ölür” diye yazanlardan bir farkı kalmaz.

KOMPLO TEORİSİ VE TESADÜFÜN BÖYLESİ

Kitaplarından ve katıldığı televizyon programlarındaki komplo teorilerinden tanıdığımız Ramazan Kurtoğlu’ndan bu saptama:
“Dan Brown’ın 2013’te yayınlanan ‘Inferno/Cehennem’ kitabı ve 2016’da gösterime giren aynı adlı filminde çok tehlikeli bir virüs İstanbul Sultanahmet’teki Yerebatan Sarnıcı’ndan bütün dünyaya yayılır.”
Dünyada ‘koronavirüs’e yakalandığını açıklayan ilk aktör kim?
‘Inferno/Cehennem’ filminin başrol oyuncusu Tom Hanks.
Tesadüfün de bu kadarı fazla.

NİLGÜN BELGÜN’ÜN DERT ETTİĞİ ŞEYE BAK!

“Üstüme vazife değil belki, ama ortada onca bekar varken evli erkeklerle birlikte olma sebebinin altında yatan duyguyu merak ediyorum. Ben de evliyken böyle bir durum yaşayıp, ayrılmıştım. Yani aldatılmıştım. Bu konu evliliğini saygı ve sevgiyle yürüten kadınları çok incitiyor.”“Üstüme vazife değil belki, ama ortada onca bekar varken evli erkeklerle birlikte olma sebebinin altında yatan duyguyu merak ediyorum. Ben de evliyken böyle bir durum yaşayıp, ayrılmıştım. Yani aldatılmıştım. Bu konu evliliğini saygı ve sevgiyle yürüten kadınları çok incitiyor.”Bu satırları yazan sevgili Nilgün Belgün!Benim de üstüme vazife değil, ama son kitabında yazdığın Şan Tiyatrosu döneminde evli oyuncuyla büyük aşk yaşayan kadın meslektaşına keşke sorsaydın bunu, aldatılan eşin hışmından onu kurtarıp, evine götürdüğünde...“Ona soramadım, ama başkaları olabilir” diyorsan, aşk yaşadığı kişinin eşini arayıp, ”Kocan benimle, sen çık aradan” diyen ünlüler de tanıyorum, bu kişilerin ruh halini anlatacak psikologlar da... Bir “Alo” demen kafi, istediğinin telefonunu veririm sana!

BİR VAPURA ADI VERİLİR Mİ?

İstanbul’un şehir hatları vapurlarıyla yolculuk yapanların 80’li, 90’lı yıllardan tanıdığı ‘Burhan Pazarlama’ da göçüp gitti bu dünyadan.
Burhan Demircan’ın ölüm haberinin ardından birçok insan ‘Burhan Pazarlama’ya dair anılarını yazdı sosyal medyada.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, yıllarca şehir hatları vapurlarının renkli siması ve milyonlarca insanın Kadıköy-Eminönü, Karaköy-Kadıköy vapur yolculuğu hatırası ‘Burhan Pazarlama’nın adını bir vapura verip, ölümsüzleştirmesini önerenler de oldu.
Ölüm haberi üzerine, “Şehir Hatları vapurlarımızın bir dönem renkli isimlerinden olan Burhan Demircan’ın vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz” diye taziye mesajı yayınlayan ve cenazesine çelenk gönderen Şehir Hatları, bakalım bu çağrıya kulak verecek mi?

GÜNÜN SÖZÜ

“İnsanların bıraktıkları izler, genellikle yara olur.” (John Green)

Yazının devamı...

Ünkapanı plakçısı Mustafa Sandal!

CSestion Ajans’ın çektiği, Fatih Türker’in yönettiği, Mustafa Sandal’ın muhteşem oynadığı Vodafone FreeZone Müzik Yarışması’nın reklamına bayıldım. Vodafone FreeZone Müzik Yarışması’na katılacaklar için Unkapanı bir şey ifade etmeyebilir, ama 40 yaş ve üstündeki şarkıcıların arenasıydı Unkapanı Plakçılar Çarşısı.

Müziğin insanlara plak, kaset ve CD’lerle ulaştığı yıllarda tüm şarkıcıların yolu Unkapanı’ndan geçti. Kimileri amacına ulaştı, kimileri de “Kurtkapanı”nda heba oldu.

Mustafa Sandal’ın reklamda canlandırdığı tip, Unkapanı’ndan çok, Kurtkapanı “Plakçısı” aslında. Telefonla konuştuğu “Muhittin”e “Oğlum yakında plak, kaset falan bitiyormuş, CD diye bir şey çıkacakmış. Yeni madenler keşfetmeye geldik” diyen “Ünkapanı Edition” eşrafından plakçı, “Bir Demet Tiyatro”daki “Saldıray Abi”nin akrabası gibi.

Sandal’ın canlandırdığı “Plakçı”, ses yarışması için gelen kızın sesiyle değil gözleriyle ilgileniyor. Ona, “Ne güzel gözlerin var. Senden büyük bir star olabilir” diye iltifat ederken, “Benim gözlerim?” diye soran Koreliye, “Seninki biraz gergin” diyor.

FreeZone Müzik Yarışması’nın tanıtım filmiyle başlayan Vodafone - Mustafa Sandal iş birliğinin devamı gelir mi?

Musti, Vodafone’un yeni yüzü olur mu bilmiyorum, ama ben Sandal’ın oynadığı “Plakçı”yı ve “Ünkapanı” esprisini çok yaratıcı buldum, devamı gelirse zevkle izlerim.

Ayça Varlıer’in çocukluk hayali

 

TRT 1’de yayınlanan “Kalk Gidelim”in başrol oyuncularından Ayça Varlıer, mikrofon karşısında şarkı söylerken çekilen videosunun altına şunları yazdı:

“Çocukken Whitney Houston, Oletta Adams, Ella Fitzgerald, Nilüfer ve Ajda Pekkan’ı dinleyerek geçerdi zamanım. Bir gün onların beni etkilediği gibi insanları kalbinden etkileyeceğim bir şarkıcı olmak hep hayalimdi. Bugün hayatım boyunca ilham kaynağı olan bu başarılı kadınlar sayesinde; çocukluğumdan beri hayalini kurduğum şekilde, dünyayla paylaşacağım bir şarkı hazırlığındayım. Bu mutluluğumu, bu anlamlı günde paylaşmak istedim.”

Ayça Varlıer, 8 Mart’ta New York’ta yaptığı bu paylaşımdan sonra Türkiye’ye döndü ve ayağının tozuyla Muğla’daki
sete gitti.

Ekranda 100 bölümü geride bırakan dizi ekibinin “Kalk Gidelim Hatıra Ormanı”na fidan dikimi için Muğla’ya gittiğimde Varlıer’e sordum, çocukluk hayalinin ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini?

Yaza çıkacak İngilizce şarkısının single çalışması için ABD’ye gittiğini anlatan Varlıer şunları söyledi:

“İki aya kadar çıkacak bir single bu. Şarkının sözleri ve bestesi Harvard Üniversitesi’nden arkadaşım Samrat Chakrabarti’ye ait. Samrat, ünlü bir besteci değil, ama çok başarılı, çok zeki ve 20 yıllık dostum. Birlikte Rusya, İtalya ve ABD’de çok güzel müzikaller yaptık. Üç ay önce ABD’de dünyaca ünlü saksafon sanatçımız İlhan Erşahin’le konserim vardı. O gidişimde konuşmuştuk yaza bir single yapalım diye. O zaman tohumlarını atmıştık. Çok güzel bir şarkı çıktı ortaya.”

Yaza evlenecekler ama haberleri yok

Cem Yılmaz’ın gösterisini izledikten sonra Demet Akalın’ın söylediği şu:

“İkisini zaten hep yakıştırıyordum. Serenay’ı ve Cem’i çok seviyorum. Evlenirlerse sahneye bedava çıkarız.”

Bu haberden birkaç gün sonra sevgilisi Serenay Sarıkaya ile gittikleri restoran çıkışında Cem Yılmaz ile muhabir arasındaki diyalog şöyle:

Muhabir: Demet Akalın, Serenay ile Cem evlensin bedavaya sahne alırım” dedi?

Cem Yılmaz: Haber vereceğiz.

Muhabir: Yaza evleneceğiniz konuşuluyor.

Cem Yılmaz: Bizim haberimiz yok. Serenay senin haberin var mı?

...

Bu haberin anonsuna bakar mısınız?

“Cem Yılmaz ve Serenay Sarıkaya’dan evlilik yanıtı. Demet Akalın’ın ‘Evlenirlerse bedava çıkarız’ sözüne Cem Yılmaz ve Serenay Sarıkaya’dan cevap geldi.”

Serenay Sarıkaya’nın
yanıtı nerede?

Yok...

Attaya mı gitti?

Sorulara yanıt veren bir kişi var, o da Cem Yılmaz.

O da baktı ki koronavirüs yüzünden gösteriler iptal, insanların tadı kaçık, durumdan vazife çıkaran sorular karşısında işi stand up’a döktü; haberi(!) okuyanlar da bedavaya eğlenmiş oldu.

 

 

 

 

Yazının devamı...

© Copyright 2020

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.