SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR
You are already subscribed to notifications.

Tarkan neden konser vermiyor?

Türkiye’de bir hafta her akşam konser verse hepsi de dolu geçecek Tarkan, koronavirüs kontrol altına alınmadan sahneye çıkmama kararı aldı. Şarkıcı, aldığı bu kararı ve gerekçelerini Instagram hesabından şöyle açıkladı:
“Sahneden, sizlerden bu kadar ayrı kalmamıştım hiç.
Galiba o yüzden de eksik, yarım her şey. Sevginiz, ilginiz, o alkış ve tezahürat sesleriniz, özetle ruhumun ilacı olan o güzel enerjiniz olmadan ben ben gibi değilim.
‘E o zaman neden konser yapmıyorsun?’ diyenlerinizi duyuyorum.
Pandemi...
Biliyorum belirli tedbir kuralları çerçevesinde konserler yapılıyor şu an ama ben benim konserlerim için riskli buluyorum. Çünkü biliyorum, biz bir araya geldik mi koparız.
Kimse tutamaz bizi. Kural mural tanımayız. Kırarız bütün zincirleri:)…
E kimseyi tehlikeye atmak istemem.
Şu virüsü kontrol altına aldığımızda (ki o da aşılarımızı oldukça olacak), düzlüğe çıktığımızda kavuşuruz...
Sabredin inci tanelerim.
Kavuşacağız mutlaka sabredin.”
Tarkan’ın bu açıklamayı yaptığı gün Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, günlük vaka sayılarının yüksekliğine dikkat çeken şu paylaşımı yaptı:
“Bugünkü vaka sayısı 29 bin 338. Yeni can kaybımız 260. Vaka sayılarında 20 bini kritik eşik kabul ederken şimdi 30 bine yaklaşmış durumdayız. Sosyal ortamlarda çok dikkatli olun. Maskenizi kullanın. Yapmadığınız aşılarınızı mutlaka yaptırın. Kritik bir dönemdeyiz.”
Aşılı olanlar veya güncel PCR testi negatif çıkanlara konserlerin serbest olduğu Türkiye’de Tarkan gibi hayranlarının sağlığını düşünüp konser vermeme kararı alan başka şarkıcı var mı?
Bildiğim kadarıyla yok...
Üstelik Tarkan bu kararını, Sağlık Bakanı’nın “Kritik bir dönemdeyiz” açıklamasından altı saat önce kamuoyuna duyurdu.
Sosyal medyadan aşı olmayacağını, kimsenin kendisine PCR testi yaptıramayacağını açıklamasına rağmen şakır şakır konser veren de sanatçı, Tarkan da...
Aralarındaki farkı anlatmama gerek var mı?
Her şey ortada çünkü...

SOSYAL MEDYA SAZANLARI

“Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı öğrencisi 14 yaşındaki Arya Nur Güneş, 590 müzisyenin katıldığı II. Luthiers Clar Uluslararası Viyolonsel Yarışması’nda kendi yaş kategorisinde dünya birincisi oldu. Yine hiç konuşulmadı. Kendisini tebrik ederiz.”
Konser nedeniyle gittiği bir salonun koltuklarının birine enstrümanını yaslayıp, diğerinde oturup poz veren genç bir müzisyenin fotoğrafı üstündeki bu yazıyı kim paylaşıyorsa bilin ki tipik bir ‘sosyal medya sazanı’dır kendisi.
Neden mi?
Birincisi; Arya Nur Güneş’in dünya birinciliği doğru, ama devamında yazılanlar değil. Çünkü Güneş’in bu başarıyı elde ettiği gün yeterince yer aldı medyada.
İkincisi ve en önemlisi de şu:
Güneş, Luthiers Clar Uluslararası Viyolonsel Yarışması’nda dünya birincisi olduğunda yıl 2018’di.
2021’in sonuna geldik, Güneş’in yaşı oldu 17, Türk medyası ve Türkiye’nin dünya çapında başarılı gençlerine yeterince değer vermediği algısı peşindekiler, sosyal medyada paylaşıyor bu görseli.
Bırakın bu numarayı, çünkü bayatladı!

NAKİT YERİNE KREDİ KARTI YÜZDE 20 İNDİRİMLİ

Pegasus uçuşlarında içecek veya atıştırmalık bir şey aldığınızda kredi kartıyla ödeme, peşin paraya oranla yüzde 20 indirimli.
Kabin amirine sordum, “Daha bir ay olmadı” dedi.
Uçakta bir şey alıp ödemeyi nakit yaparsanız fiyatı 20 TL, kredi kartıyla
16 TL...
Kredi kartıyla ödemenin nakitten daha ucuz olmasının sebebi ne?
Pegasus, hosteslerinin eli paraya değip kirlenmesin diye buna başlamışsa, güzel.
Şayet Pegasus, bu yolla yolculardan data elde etmeyi amaçlıyorsa o başka!

GÜNÜN SÖZÜ

“Yalnızca kültürlü insanlar öğrenmeyi sever, cahiller ders vermeyi tercih eder.” (Albert Camus)

Yazının devamı...

%100 FUTBOL %100 YALAN!

“TRT Spor’daki ‘%100 Futbol’un yorumcusu Rıdvan Dilmen, TRT’den ayda 750 bin TL, yılda 8,5 milyon TL
kazanacak.”

İki açıdan da ‘bomba bir haber’ bu!

Birincisi; ödeyen kamu yayıncısı, kazanan Türk futbolunun efsane futbolcularından biri de olsa yılda 8,5 milyon TL çok para.

İkincisi; haber gerçekten ‘bomba’ çıktı ve patladı.

Önce TRT haberi yalanladı, ardından Rıdvan Dilmen şu açıklamayı yaptı:

“TRT’den 1 TL para almadım, almayı da düşünmüyorum. Çünkü ben ekmeğimi yedim çok şükür. Sözleşmem de yok. Sağ olsunlar beni bu ekranda görmek istediler. Hem kurum, hem vatandaş; sağ olsunlar.”

Haber yalan çıkmasına rağmen hala gerçekmiş gibi TRT ve Rıdvan Dilmen’e sosyal medyada saydıranlar var.

TRT’nin açıklamasında şu vurgular dikkat çektiği gibi bilinçli yapılıyor bu:

“Söz konusu yalan ve iftiraları sistematik şekilde üreten, yayan ve işin doğrusunu araştırmaksızın haber yapanlar...”

“Yalan ve iftiraları sorgulamadan doğru kabul eden, gazeteciliğin en temel ilkelerini dahi çiğneyen, araştırmadan, doğrusunu öğrenme zahmetine katlanmadan yapılan bu ‘sözde gazetecilik’ anlayışını kınıyoruz.”

Yaptıkları veya üstüne yorum yazdıkları haber yalan çıkmasına rağmen özür dilemeyenler, ya o algı operasyonunun parçasıdır ya da utanması olmayan yüzsüz!       

ALTIN KOZA JÜRİSİNİN ÇELİŞKİLİ KARARLARI

Jürinin ‘En iyi’leri belirlediği her yarışmanın sonuçları tartışılır. Aynı yapımları başka bir jüri değerlendirse sonuçlar da değişeceği için objektif değil, subjektiftir insanoğlunun verdiği bu tür kararlar. 28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde de bir kez daha gördük bunu.

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) ‘En İyi Film Ödülü’nü ‘Zin ve Ali’nin Hikayesi’ne verdi, ‘Adana İzleyicisi’, ‘Sen Ben Lenin’i ‘En İyi Film’ seçti, jüri ‘Altın Koza Ödülü’nü ‘Yaramaz Çocuklar’a verdi.

Farklı jürilerin farklı kararlar vermesi doğal, ama aynı jürinin birbiriyle çelişen ödüller vermesi tuhaf. ‘28. Altın Koza’ jürisinin kararlarına bakalım.

En İyi Senaryo: ‘Bir Nefes Daha’ ile Nisan Dağ.

En İyi Yönetmen: ‘Bir Nefes Daha’ filmiyle Nisan Dağ.

En İyi Film: Ahmet Necdet Çupur’un yönettiği ‘Yaramaz Çocuklar’.

Tilbe Saran, Güven Kıraç, Feridun Düzağaç, Kıvanç Sezer, Seray Şahiner ve Meryem Yavuz’dan oluşan jürinin Nisan Dağ’ı ‘En İyi Senarist’, ‘En İyi Yönetmen’ seçip, ‘En İyi Film Ödülü’nü ‘Yaramaz Çocuklar’a vermesini anlayan varsa bana da anlatsın.

Nisan Dağ, ‘En İyi Senarist’, ‘En İyi Yönetmen’ ama çektiği film değil!

Jüri, ‘Yaramaz Çocuklar’ filmi oyuncularından Zeynep Çupur’u ‘Mansiyon Ödülü’ne layık gördü. Jüri Başkanı Tilbe Saran ödülü verirken, “Böyle bir ödül yoktu, ama performansıyla bizi böyle bir ödül vermeye zorladı” dedi.

Madem ki Zeynep Çupur, performansıyla jüriyi bu denli etkiledi, o zaman ‘En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü neden vermediniz?

PİLOTUN SÖZLERİNE ALKIŞ, SEVGİNİN KANITI

28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nden Pegasus’la İstanbul’a dönüş yolundayız.

Pilot Suat Avcı, kendini tanıtıp, herkese iyi uçuşlar diledikten sonra, “Bugün 19 Eylül. Mustafa Kemal Atatürk’e gazilik unvanı ve mareşallik rütbesi verilişinin 100’üncü yılı ve Gaziler Günü” deyince uçakta alkış tufanı koptu.

Yıllardır heykellerini kıranlara, resmi tatillerde devlet dairelerinin duvarlarına resmini baş aşağı asanlara, aleyhinde yazılan ve söylenenlere rağmen bu ülke insanının gönlündeki Atatürk sevgisinin yok edilemeyeceğinin kanıtıydı uçakta adı anılınca kopan o alkış tufanı...

GÜNÜN SÖZÜ

“Eğri zamanlarda doğru duranlara helal olsun, selam olsun.” (Haluk Bilginer)

 

 

 

Yazının devamı...

Beş kitap aldım Altın Koza’dan

Perşembe akşamı gittiğim Adana’dan pazar sabahı döndüm. Gündüz sıcağı yormayan, akşam açık havada şort - tişört oturunca bile üşütmeyen şeker gibi bir havada dolu dolu iki gün geçirdim Adana’da.

Her festivalde olduğu gibi Adana Altın Koza’da da jüri, adaylar arasından kendilerince “En iyi”leri seçip ödüllendirdi. Tebrik ediyorum hepsini.

“28. Altın Koza Film Festivali”nden ben de kazançlı dönüyorum İstanbul’a.

Çünkü tam beş kitap sahibi oldum festival sayesinde. Üstelik beş kitaptan dördü imzalı.

Hangi kitaplar mı onlar?

Yeşilçam’ın “Çirkin Kral”ı Yılmaz Güney’in eşi Fatoş Güney’in “Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun”.

Türk sinemasının ünlü yapımcılarından Sabahattin Çetin’in “Hatırlamak, Sinema ve Siyaset Anıları”.

“Altın Koza Film Festivali”nde “Onur Ödülü”ne layık görülen sanatçılar için Rıza Kıraç’ın yazdığı kitaplar: “Haluk Bilginer - Büyücünün Sırrı”, “Şerif Sezer - İnadın Zaferi” ve “Yavuz Turgul - Kaostan Çıkan Filmler”.

Fatoş Güney, Sabahattin Çetin, Haluk Bilginer ve Şerif Sezer’e kitaplarını imzalattım.

Gizli yapımcı: Yağmur Ünal

28. Adana Altın Koza’da yarışan 10 filmden biri “Bir Nefes Daha”ydı. Festival kataloğunda filmin yapımcısı olarak sadece Müge Özen’in adı yazıyordu. Madde bağımlılığı yüzünden müzik hayalleri sekteye uğrayan 19 yaşındaki “Fehmi”yle yollarının kesiştiği zıt ikizi “DJ Devin”le aşkı ve inişli çıkışlı rap yolculuğunu anlatan filmin katalogda adı geçmeyen bir yapımcısının daha olduğunu öğrendim.

O yapımcı, Türk sinemasının Sultanı Türkan Şoray’ın kızı Yağmur Ünal’dı. “Bir Nefes Daha”nın çekilmesi için o işe ciddi bir para yatıran Yağmur Ünal’ın adının yapımcılar orasında olmaması ilginç. Yağmur Ünal “gizli yapımcı”lığa başladıysa o başka!

Başkan’a özel sunum

Meslek hayatım boyunca sayısını hatırlayamayacağım kadar festival takip ettim, ilk kez böylesini gördüm.

28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde “Onur Ödülleri”nin verildiği Zirve Restoran’da gecenin açılışı sunucusu oyuncu Dolunay Soysert’ti. Oyuncu, Adana’nın sinema kenti olduğunu vurgulayan birkaç kelimeden sonra Adana Büyükşehir Belediye Başkanı ve Festival Onursal Başkanı Zeydan Karalar’ı sahneye davet etti.

Zeydan Karalar’ın kısa konuşmasından sonra bu kez sunucu olarak Volkan Severcan sahnedeydi. “Onur Ödülleri”nin sunumunu Severcan yaptı.
Festivali ve geceyi düzenleyenler Adanalı olduğu için Dolunay Soysert’i sahneye çıkarıp onurlandırmak mı istedi, yoksa özel sunucu ve sunuşla Adana Büyükşehir Belediyesi ve Festival Onursal Başkanı’na verdikleri önemi mi göstermek istedi, anlamadım.

Adana’ya geldi törene katılmadı

Türk sinemasının unutulmaz oyuncularından Itır Esen de Adana’daydı. Sanatçı Adana’ya kızı Nisan Turgul’la geldi. Nisan Turgul, babası Yavuz Turgul’u temsilen Adana’daydı. 28. Adana Altın Koza Film Festivali’nce “Onur Ödülü”ne layık görülen Yavuz Turgul, rahatsızlığı nedeniyle gelemeyince ödülünü almak için kızını gönderdi.

Nisan Turgul, ödülü almak için sahneye çıktığında babası Yavuz Turgul’un kendisini buna layık görenler için yazdıklarını okudu. Yavuz Turgul’un ödülünü kızına Ali Haydar Bozkurt ile Eşber Yağmurdereli’nin takdim ettiği gecede Itır Esen yoktu.

Adana’ya gelip, törene katılmamasının sebebini araştırınca öğrendim ki Yavuz Turgul’la 1979’da evlenen, 2006’da ayrılan ve bu evliliğinden bir kızı, bir oğlu olan Itır Esen, kızı Nisan Turgul’un uçak korkusu olduğu için ona Adana yolculuğunda eşlik etti, ama eski eşine ödül verilecek geceye iştirak etmedi.

GÜNÜN SÖZÜ

“Açık sözlü olmak iyidir iyi; en kötü ihtimalle sonradan kaybedeceklerini en başta kaybedersin.” (Mark Twain)

Yazının devamı...

Sinemadan ödülü çok, dizilerden yok

28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, bu akşam düzenlenecek ödül töreniyle sona erecek.
Perşembe akşamı geldim Adana’ya...
Festivaldeki ilk günümde üç önemli etkinlik vardı.
16.00’da Fatoş Güney’in ‘Camları Kırın Kuşlar Kurtulsun’ kitabının imza gününün ardından ‘Sinemada ekranda kadına fiziksel ve psikolojik yaptırımlar’ paneli, akşama da ‘Onur Ödülleri Töreni’...
Adana Altın Koza Film Festivali’nin bu yıl ‘Onur Ödülü’ne layık gördüğü isimler Haluk Bilginer, Şerif Sezer ve Yavuz Turgul’du.
Akşama ‘Onur Ödülü’ alacak Şerif Sezer’le cuma sabahı birlikte kahvaltı yaptık, önceki festivallerde sanatçıyla birçok kez sohbet ettiğimiz Hilton Oteli’nin bahçesinde.

27 film, 30 dizi

Sanat dünyasına Devlet Tiyatroları oyuncusu olarak adım atan, Sinan Çetin’in yazıp, yönettiği ilk uzun metrajlı filmi ‘Bir Günün Hikayesi’yle ilk kez kamera karşısına geçen Şerif Sezer, 27 sinema filmi, 30 dizi ve iki televizyon filminde oynadı.
İstanbul Film Festivali, Ankara Film Festivali, Eskişehir Film Festivali, İzmir Film Festivali, Adana Film Festivali ve SİYAD’dan ‘En İyi Kadın Oyuncu’ veya ‘Onur Ödülü’ kazanan Sezer’in ödül alamadığı yer Antalya Film Festivali.
Sezer, aralarında ‘Asmalı Konak’, ‘Beyaz Gelincik’, ‘Çemberimde Gül Oya’, ‘Karagül’ ve ‘Benim Adım Melek’ gibi uzun soluklu, yüksek reytingli işlerde oynadı, ama dizi oyunculuğundan hiç ödül kazanmadı.

Neden mi?

Çünkü bizde filmlerin ödüllendirildiği festival ve yarışma çok, ama diziler için böyle bir arena yok. Hollywood’un her yıl çekilen filmler gibi dizileri de ödüllendirdiği yarışması var, ama Türkiye bir türlü başaramadı bunu.

‘İyi ki oynadım’

Şerif Sezer’e, “İyi ki oynamışım” dediğin film hangisi diye sordum, yanıtı şu oldu: “Sinan Çetin’in ilk filmi ‘Bir Günün Hikayesi’... Onda oynadığım için ‘Yol’da oynadım, ‘Hakkari’de Bir Mevsim’de oynadım. İyi ki kabul etmişim ‘Bir Günün Hikayesi’ni. O filmde oynadığım için Zeki Ökten beni montajda gördüğü için ‘Yol’a gittim. Her filmimde severek oynadım. Şanslı bir oyuncuyum, hep istediğim filmlerde oynadım. Şöyle de bir şey var; ben bana gelen bütün senaryoları oynamışım. Çünkü benim oynayamayacağım hiçbir şey bana teklif edilmemiş zaten. Hep iyi işler gelmiş, hep iyi yönetmenlerle çalışmışım ve çok iyi filmler olmuş sonuç olarak. Onun için de kendimi şanslı sayıyorum.”
Kamera karşısına geçtiği filmlerin çoğundan ödül kazanan Şerif Sezer’in dizi sektöründen ödülü yok, sinemaya oranla maddi kazancı var. “Sinemada bir ya da iki yılda bir film çekiyorsun, dizide her hafta para alıyorsun. Arada büyük fark var” diyen sanatçıya son olarak en çok sevdiği dizisini sordum, ‘Çemberimde Gül Oya’ dedi.

TÜLİN KANUN’UN RESİM SERGİSİNDEKİ FOTOĞRAF

Arkadaşımız Atılay Kandemir’in Milliyet Cadde’deki köşesinde dün geniş yer verdiği, Tülin Kanun ve öğrencilerinin resim sergisinde çektim bu fotoğrafı.

Yıllardır birçok dernek ve vakıf yararına sergi açan Kanun’un davetinde karşılaştığım sürprizlerden biri, şarkıcı Haluk Levent’in Liv Hospital Vadistanbul’un doktorlarına moderatörlük yapmasıydı.

İkinci sürprizse davetin sonunda gördüğüm tabloydu. Davetten ayrılmak üzereydim, yıllar önce bir davada vekilliğimi yapan Ufuk Sıtkı’yla karşılaştım. Sıtkı’yla ayaküstü sohbet ederken, yan taraftaki kalabalık dikkatimi çekti.

Ufuk Sıtkı, kadınların büyük ilgi gösterip, fotoğraf çektiği türbanlı kişinin de vekili olduğunu söyledi ve tanıştırdı bizi. O ana kadar üç çocuklu Instagram fenomeni Nermin Gül’ün önce TRT’de ardından Kanal 7’de program yaptığından haberim yoktu. Nermin Gül, “Naçizane 3.1 milyon takipçimiz var Instagram’da” deyip, iyice ezikledi beni!

GÜNÜN SÖZÜ

“İnsanın kendiyle yüzleşmeye yüzü yoksa, başkalarının hatalarıyla oynar durur.” (Oscar Wilde)

Yazının devamı...

Erbakan'ın söylemi, Gökbakar'ın eylemi

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı ve aşı karşıtı Dr. Fatih Erbakan, geçenlerde ne dedi? Aşı olmadığını, olmayı da düşünmediğini söyleyen Erbakan’ın mRNA aşısı olanlar için dediği şuydu:
“mRNA demek insanın hücre çekirdeğine girmek demektir. O insanların yarı insan yarı maymun çocuklar doğurmasına sebep olabilirsiniz. 3 kulaklı, 5 gözlü yaratıklar doğmasına yol açabilir.”
Daha önce sosyal medyasından takipçilerini aşı olmaya davet eden komedyen Şahan Gökbakar, Fatih Erbakan’ın bu açıklamasının yankıları sürerken ne yaptı?

Portre fotoğrafını photoshopla üç gözlü beş kulaklı yapan Gökbakar, altına da şunları yazdı:
“Bu sabah baş ağrısı, ışığa-sese aşırı duyarlılık ve ishal şikayetleriyle uyandım. Bakın ne haldeyim! Tabiki, Küresel Güçler... Hücre çekirdeğime etki edip, beni bu hale getirdiniz de elinize ne geçti? ‘Büyük oyun’, ‘büyük oyun’ dediğiniz bu muydu? Çipleseydiniz daha iyiydi. Allah sizi bildiği gibi yapsın Bill Gates ve küresel arkadaşları.”
Demek ki Erbakan’ı bir kişi anladı, o da yanlış anladı.
Çünkü o, “Üç kulaklı, beş gözlü” dedi, Gökbakar üç gözlü, beş kulaklı oldu!

MTV’DE FACEBOOK ÖDÜLÜ

2021 MTV Müzik Ödülleri’ni kazananlar açıklandı. Listede ‘Facebook tarafından sunulan’ bir ödül de var. Facebook ‘En İyi Yeni Sanatçı’ ödülüne layık görülen şarkıcı ve oyuncu Olivia Rodrigo.
MTV, hedef kitlesi gençler olan bir müzik kanalı.
Sosyal medya platformlarının kullanıcılarıyla ilgili yazılan, söylenen ve bilinen ne?
Twitter ağırlıklı olarak gençlerin, Instagram bir tık daha üst yaş grubunun, Facebook ise orta yaşın kullandığı mecralar.
Son verilere göre Facebook’un aktif kullanıcısı 2.5 milyar, Instagram’ın 1 milyar, Twitter’ın ise 350 milyon civarında.
Facebook’un genç kullanıcı oranı çok düşük; yüzde 15.9.
Yüzde 65 oranında 50 ile 64 yaş arasındaki yetişkinlerin kullandığı Facebook’un MTV ödüllerine dahil olup, 19 yaşındaki bir şarkıcıya
ödül vermesinin tek amacı var, genç kullanıcılarının
sayısını artırmak.
2020’deki 85.97 milyar dolar’lık geliriyle dünyanın en değerli 10 şirketinden biri olan Facebook’un MTV Müzik Ödülleri’ne dahil olup, 19 yaşındaki şarkıcı ve ‘High School Musical’ dizisinin yıldızına ödül vermesi, gençlere ulaşma yolunda atılan önemli bir adım bence.

MET GALA’DA KIYAFETİYLE EYLEM YAPAN SİYASETÇİ

Geçtiğimiz yıl pandemi nedeniyle yapılamayan MET Gala, bu yıl renkli geçti.
Kıyafetiyle geceye damga vuranlardan biri ABD’de Demokrat Parti’nin önde gelen isimlerinden Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez’di. ABD Temsilciler Meclisi’nin en genç üyesi, aktivist ve Twitter’da 12.7 milyon, Instagram’da 8.7 milyon takipçili sosyal medya fenomeni Cortez, geceye üzerinde ‘Tax the Rich’ (Zenginleri vergilendirin) yazan beyaz bir elbiseyle katıldı.
Zenginlerine hitap eden markaların yarıştığı gecede bu eylemi yapan genç siyasetçiyi destekleyenler gibi tepki gösterenler de oldu. Çünkü Metropolitan Müzesi’ne yardım amacıyla yapılan Met Gala, normal giriş bileti 30 bin, masa fiyatları 200 bin ile 300 bin dolar arasında değişen moda gösterisi.
Pandemi sürecinde maskenin önemini anlatan AOC’nin kıyafetiyle poz verirken yardımcısının maskeli, kendisinin maskesiz olması da eleştirildi. Sosyal medyasından kendini savunan Ocasio-Cortez, geceye davetli olduğunu, kıyafeti ödünç aldığını, verdiği politik mesajla da duvarları yıktığını yazdı.

GÜNÜN SÖZÜ

“Kadınları mutlu etmenin 20 yolu diye bir sürü gereksiz haber çıkıyor. Tek maddede açıklıyorum; dürüst olun, yeter.”
(Turgut Uyar)

Yazının devamı...

SEDA SAYAN NE DEDİ, NASIL HABER OLDU?

Koronavirüs başladığından bu yana bilim yerine komplo teorilerine inananlar, aşı karşıtlarının Maltepe mitinginden sonra iyice coştu.

Çocukluk aşılarını ve akıllı cep telefonları sayesinde çoktan cipli insanlara dönüştürüldüklerini unutup, Kovid-19 aşısı olanlara cip takılacağını sananların her biri artık ‘kanaat önderi’! Buram buram cehalet kokuyor Kovid-19 ve koronavirüs aşısı için yazıp, söyledikleri.

“Cehalet yenilmesi gereken en büyük düşmandır” diyen Atatürk’ü profil fotoğrafı yapanlar bile var aralarında.

Çünkü araştırma zahmetli, bilim maliyetli, ama cehalet bedava!

Star TV’deki canlı yayında Seda Sayan, tacizci adama sesleniyor:

“Hasta mısın sen? Sen kimsin oğlum? Senin gibi çok kolpaçılar gördüm.”

Sayan’ın bu sözleri sosyal medyada viral, birçok sitede haber oluyor!

“Seda Sayan bu sözleri, kendisine ‘reytingsiz’ diyen Seren Serengil’e söyledi” diye saptırılıyor da ondan...

Kimse ‘Sabahların Sultanı Seda Sayan’ı izlemek zorunda değil.

Amma ve lakin programı sunan kişinin söylediklerini haber yapıyorsan mecbursun buna.

Hadi onu yapmadın, kullandığın video veya metinde Seda Sayan “Sen kimsin oğlum?” diyor, ekranda kocaman “Tacizci” yazıyor.

Buna rağmen, “Seda Sayan, Seren Serengil’e demediğini bırakmadı” diye başlık atmak ne?

Çünkü yalan cazip...

Çünkü yalanın alıcısı çok, gerçek gariban!

Yalan haberler gerçekliğin zeminini yok ediyor.

Tedbir alması ve tepki göstermesi gerekenler de olan biteni seyrediyor.

DENİZ’E BİR DAMLA İÇİN OYUNCAKLARINI SATTI

Ataşehir Özgürlük Parkı’nda hayır amaçlı bir kermes vardı hafta sonu. SMA Tip 1 hastası Deniz’in tedavisi için valilik izniyle başlatılan “Deniz’e bir damla da sen ol” kampanyasına destek amaçlı tezgahlardan biri dikkatimi çekti. Çünkü masanın üstünde çeşitli çocuk oyuncakları ve çocuk kitapları, tezgahın arkasında da küçük bir kız çocuğu vardı. Ataşehir İlkokulu 3. Sınıf öğrencisi olan 8 yaşındaki Dora Alkaya,

Deniz için oyuncaklarını ve kitaplarını satışa çıkardı. İki gün süren kermeste 7 bin liralık satış yapıldı, tanımadığı bir çocuğun tedavisi için oyuncaklarını ve kitaplarını satan Dora’nın hasılatı 500 oldu. Alkışlar Dora’ya...

PANDEMİYLE EĞLENCE SOKAKLARA TAŞINCA

Kadıköylü sanatçılar, gürültü kirliliğine karşı farkındalık oluşturmak için ilçenin birçok noktasında sergiledikleri sahne performansını bu hafta Osmanağa’da yineledi.

Pandemiyle birlikte sokağa taşan eğlencenin yarattığı gürültü kirliliğini önlemek isteyen sanatçıların amacı, yasaklarla değil, empatiyle farkındalık oluşturmak.

Sadece Kadıköylülerin değil metropollerde yaşayanların ortak derdi bu.

Ders çalışmak isteyen öğrenci, bebeğini uyutmaya çalışan anne–baba, hastalar, erkenden kalkıp işe gidecek insanların en doğal hakkı, gürültüden uzak yaşamak.

Eğlenmeye çıkmış, alkol ve müzikle coşmuşların empatiyle gürültü kirliliği yapmasını engellemek mümkün mü?

Değil.

Zabıta düzenli desibel kontrolü yapsa, gerek kalır mı sanatçıların gürültü kirliliğine dikkat çekmek için performans sergilemesine?

Hayır.

Demek ki çözüm belli.

GÜNÜN SÖZÜ

 

 

Yazının devamı...

Bebekli annenin uçaktakilere jesti

Seul’den 10 saatlik bir uçuşla Francisco’ya gidecek uçakta dört aylık bebeğiyle seyahat eden bir annenin diğer yolculara yaptığı jest, müthiş.

Raskol Nikov adlı Twitter kullanıcısının paylaştığı tweet floodunda anneyle bebeğinin uçak içinden bir fotoğrafı ve yolculara dağıttığı paketin görseli olmasa, acaba bir “şehir efsanesi” mi diye düşünebilirdim. Olayın kendisi güzel ve görselleri de inandırıcı gelince paylaşmak istedim.

@raskolnikovgibi adlı Twitter kullanıcısının “4 aylık bebeğiyle uçak yolculuğu yapan anneden diğer yolculara sevimli bir jest” anonsuyla yaptığı paylaşımın devamında yazdıkları şunlar:

“Kabul edelim, kimse 10 saatlik yolculuk boyunca bebek ağlaması duymak istemez, Seul’den San Francisco’ya giden anne de bunun farkında.

O yüzden bebeğinin uçuşta ağlama ihtimaline karşın annesi, içinde atıştırmalıklar ve kulak tıkacı olan 200’den fazla küçük paketi yolculara dağıttı.

Annenin dağıttığı pakette bebeğinin ağzından İngilizce olarak yazılmış şöyle bir not vardı:

‘Selam, benim adım Junwoo ve sadece 4 aylığım. Bugün annem ve anneannemle birlikte teyzemi görmek için ABD’ye gidiyorum. Biraz gerginim, çünkü bu benim kısa hayatımdaki ilk uçuşum, yani ağlayabilir veya biraz gürültü yapabilirim. Çok fazla ses çıkarmamaya gayret edeceğim, ama bunun için söz veremiyorum. Lütfen beni mazur görün. Bu sebeple annem sizin için küçük bir paket hazırladı! İçinde atıştırmalık bir şeyler ve kulak tıkaçları var. Lütfen ses çıkarırsam bunları kullanın. İyi yolculuklar. Teşekkür ederim.”

Nasıl da takdire şayan, ince bir fikir!

Helal olsun.

Bahar Öztan’ın kaç filmi ve dizisi var?

Dördüncü evrede tespit edilen yumurtalık ve bağırsak, sonra erken teşhis edilen lenf olmak üzere kanseri üç kez yenen Türk Sineması’nın “Gamzeli Güzeli” Bahar Öztan’ı konuk ettik Magazin Noteri’ne. Öztan’ın bugüne kadar kaç film ve dizide oynadığını öğrenmek için başvurduğum Google’daki listeler birbirinden farklı olunca doğrusunu öğrenmek için canlı yayında sordum “Gamzeli Güzel”e.

Öztan, “Sağlıklı bir arşiv tutmadım, ama sinema filmleri ve dizilerle 100’e yakındır herhalde” deyince, doğru liste için Ali Can Sekmeç’ten yardım istedim. Sağ olsun, sinema yazarı dostum Öztan’ın hangi yıllarda hangi sinema filmleri, hangi video filmleri ve dizilerde oynadığına dair listeyi yolladı.

Kanser, tedavi süreci sorunlu ve maliyetli bir hastalık.

Yıllarca oyunculuk yapan Öztan, sosyal güvencesi olan Bağkur veya SGK emeklisi mi?

48’i sinema 12’si video olmak üzere 60 filmde başrol oynayan, dokuz dizide rol alan Öztan, “Hiçbir yapımcı bir gün bile sigortamı yapmadı bana. Memur emeklisi babamın bekâr tek kızı olduğum için ondan bağlanan maaş, tek sosyal güvencem” dedi.

Sinema Filmleri

1980 Nokta ile Virgül Şaşkın Milyonerler

1981 Kanlı Nigar

1982 Ağlayan Gülmedi mi?, Baş Belası, Bizim Mahalle, Doktor Civanım, Dört Yanım Cehennem, Kırmızı Kelebek, Sevenler Ölmez

1983 Aptal Kahraman, Bedel, Dostlar Sağolsun, Futboliye, Gül Ağacı, İkimiz de Sevdik, Yalvarış, Yıldızlar da Kayar

1984 Darbe, Deli Fişek, Orta Direk Şaban

1985 Bin Defa Ölürüm, Bu Ne Sevgi, Domdom Kurşunu, Fakir Milyoner, Kanun Adamı, Kaplanlar, Mahkûm, Melek Yüzlüm

1986 Ağlama Yavrum, Ava Giden Avlanır, Hasretim, Manyak, Namus Sözü, Sevdan Öldürdü Beni

1987 Babamız Evleniyor, Severek Öldüler, Umutların Ötesi, Vahşiler, Mazideki Kadın

1988 Alın Yazımız Bu / Gurbet Sancısı, Sapık Kadın

1989 Sabahın İlk Işıkları, Serseri Aşıklar, Yarın Başka Gündür

1990 Kiralık Anne, Sonsuz Kaçış

2013 Çeken Bilir

2014 Başkanın Kızı

Video Filmleri

1984 Yuvasızlar

1985 Ayrılık Ateşi, Cilalı İbo Beni Anneme Götür

1986 Aşk Dediğin Laftır, Mazideki Kadın

1987 Gençlik Yılları, Homoti, Kaderim, Kiralık Katil Keko Londra’da

1989 Hedef

1990 Doyumsuz

1991 Günbatımı

Televizyon Dizileri

1980 Sönen Ocak

1983 Küçük Ağa

1987 İstiklal

1988 Kıbrıs’ta Vuruşanlar, Serçeler Göç Etmez

1992 Kavak Ailesi

1993 Tophaneli Osman

2007 Aşk Kapıyı Çalınca

2008 Görgüsüzler

GÜNÜN SÖZÜ

“Şunu unutma: Fazla fedakârlık, fazla vefasızlık getirir.” (T. S. Eliot)

Yazının devamı...

Yıldız Tilbe ve aşı yalanları

Yıldız Tilbe, aşı olduğu haberini yalanlamakla yetinmeyip yapanlara, “Hakkım, hukuğum haram zıkkım olsun, çıkmasın” diye beddua bile etti. Tilbe için “Aşı karşıtı” yazanlar da nasibini aldı şarkıcıdan.
Aşı yaptırmayacağını ısrarla vurgulayan şarkıcı için “Aşı yaptırdı” haberini yapan bunu ispatlamalı. Artık her ünlünün sosyal medyası var ve anında ortaya çıkıyor yalan. O yalanın faturası sadece yapana çıksa, tamam, ama öyle değil. Her haberi teyit etmeden anında ‘kopyala yapıştır’la kullanan internet siteleri yüzünden tüm medyaya çıkıyor fatura.
“Aşı karşıtıydı, ama sahneye çıkmak için aşı oldu” haberini yaparken PCR testi yaptırıp yaptırmadığını sorgulamayana Tilbe’nin verdiği yanıt şu:
“Aşı olmadım, olmak istemiyorum, olmuyorum. Kimseye de aşı olun ya da olmayın demiyorum. Ben olmam, çünkü güvenmiyorum. Dünyada sayısız bilim adamı reddediyor, kabul eden de var, reddedenlere inanıyorum, aşı olmuyorum. Dünya kabul etsin, ben de edeyim, o kadar.”
Tilbe’nin aşı, PCR testi yaptırmayacağına dair beyanları ve 6 Eylül’de yürürlüğe giren İçişleri Bakanlığı genelgesi ortada.
Şarkıcının aşı ya da PCR testi yaptırmadan sahneye çıkması olanaksız. “Yıldız Tilbe aşı oldu” haberini yapan “İşte kanıtı” diye belge ortaya koyamadı. Şarkıcının PCR testi yaptırıp-yaptırmadığı da belirsiz.
Ancak ABD’den Türk televizyonlarına sıkça bağlanıp Kovid- 19 ve aşı konusunda konuşan Prof. Dr. Derya Unutmaz, şarkıcının tweet’ini alıntılayıp, Yıldız Tilbe’yi böyle yalanladı:
“30 yıldır Avrupa ve ABD’de bilim yapıyorum, aşı enstitüsünde bizzat çalıştım, bağışıklık ve aşılar üstüne çalışan yüzlerce bilim insanını yakinen, binlercesini de uzaktan tanıyorum. Bunlar arasında aşıyı reddeden tek bir bilim insanı yoktur. Yani sıfır. Belki biz paralel evrendeyiz.”
Ne “Aşı oldu” haberini yapan “İşte aşının kanıtı” diyebildi, ne de Tilbe, Unutmaz’a “İşte aşı karşıtı o bilim insanları” diye yanıt verdi.

ÇOKÇA GURUR, BOLCA MUTLULUK!

2021 Avrupa Voleybol Şampiyonası’nda ‘En İyi Orta Saha Oyuncusu’ seçilen Eda Erdem, tarihte bu unvanı üst üste dört kez kazanan ilk voleybolcu oldu.
‘Filenin Sultanları’nın kaptanı Erdem, şöyle dile getirdi duygularını:
“2015, 2017, 2019, 2021... Çokça gurur, bolca mutluluk... Hücum yönü ağır basan ve atak yaptıkça performansı artan bir oyuncu karakterim olduğu için elbette en büyük pay sahada bana yardımcı olan takım arkadaşlarımın, iyi ki varsınız.”
Erdem’in unvanını dört kez üst üste yinelemesi bu başarıyı tesadüfen elde etmediğinin, üç cümlelik tweet’i ise nasıl bir insan olduğunun kanıtı.

 

 

ÜNİVERSİTEYİ BİTİRDİ KIZLARA MESAJ VERDİ

Simge Sağın, sahne yüzünden 15 yıl ara verdiği üniversite eğitimini tamamladı.
Başında kepi, elinde diplomasıyla çekilmiş fotoğrafını sosyal medyasından paylaşan şarkıcı genç kızlara şu çağrıyı yaptı:
“Okuyun, çalışın, kendi ayaklarınız üzerinde durmayı öğrenin. O zaman kimseye boyun eğmek zorunda kalmazsınız.”
Şarkıcının pandemi sürecini fırsata çevirip, İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki müzik eğitimini tamamlaması kendi, genç kızlara verdiği mesajsa toplum adına kıymetli.

 

 

 

 

 

 

VENEDİK’TE AŞK BAŞKADIR!

“Bennifer have arrived! Ben Affleck and Jennifer Lopez in Venice for filmfest.”
Reuters, Ben Affleck’le Jennifer Lopez’in festival için Venedik’e gelmesini bu başlıkla servis etti… “Bennifer geldi” haberinin fotoğraflarına baktım, Lopez’le Affleck’in bilhassa deniz motorundaki pozları “Venedik’te aşk başkadır” dedirten türdendi...

GÜNÜN SÖZÜ

“Demiri, demirle dövdüler, biri sıcak, biri soğuktu. İnsanı, insanla kırdılar; biri aç, biri toktu.” (Pir Sultan Abdal)

Yazının devamı...

© Copyright 2021

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.