Geri Dön

'Evliliği eziyete dönüştüren şey, bittiğini görmemek'

Tiyatro ve beyaz perdenin ödüllü ismi Seda Türkmen, “Evlilik müthiş bir şey, ama bitince de bittiğini görmek lazım. Evliliği eziyete dönüştüren şey, bittiğinde onu görmezden gelmek” diyor.

'Evliliği eziyete dönüştüren şey, bittiğini görmemek'
Seyhan Akıncı / seyhan.akinci@milliyet.com.tr

 

Şimdilerde onu TRT 1’in sevilen dizisi “Tövbeler Olsun”un Nazmiye’si olarak izliyoruz. Sınırları olan Nazmiye’nin aşkla başı dertte bugünlerde. Seda Türkmen ise aşka, aşkın dönüştürücü gücüne inanmaktan vazgeçmeyenlerden: “Elbette karşımıza talihsizlikler, şanssızlıklar ya da uyumsuzluklar çıkabilir. Fakat bu bizim kendimizi aşka kapamamıza neden olmamalı.” Beyaz perdenin ve tiyatronun ödüllü yıldızı ekranların da en beğenilen isimlerinden. Onun tiyatro aşkı ablası Selin Türkmen’i izleyerek başlamış. İzmirli kız kardeşlerin en büyük hayali ise kendi tiyatrolarında birlikte sahne almak. Türkmen’le bir araya geldik ve kendi tiyatrosunu kurma hayalinden pandemide hepimizin yaptığı o ekmeğe kadar her şeyi konuştuk.

Evliliği eziyete dönüştüren şey, bittiğini görmemek

- ”Tövbeler Olsun” ile yeni normalde yola çıkmıştınız şimdi daha sert bir karantinadan geçiyoruz. Tüm bu koşullarda çalışıyor, üretiyor olmak nasıl hissettiriyor?

Öncelikle çok şanslı olduğumu düşünüyorum çünkü bu kadar çok iş imkanı kısıtlanan, bir şekilde işini devam ettiremeyen arkadaşımız varken şu an çalışıyor olmamız bizim şansımız. Tabii ki düzenimiz bütün pandemi koşullarına uygun. TRT 1 de özellikle pandemi koşullarına uygun çalışılması ile ilgili çok özenli ve dikkatli. Her hafta test olduktan sonra önceleri pozitif çıkar mıyız diye düşünüyorduk şimdi öyle bir kaygımız kalmadı neredeyse. Çünkü çalışma koşullarımız çok sağlam. Çalışabiliyor olmak bir şans şu an.

- Diğer yandan Erkan Can ve Güven Kıraç gibi ustalarla paylaşıyorsunuz seti. Onlarla çalışmak ayrıcalık olduğu kadar öğretici ve besleyici de olmalı?

Onlara baba diyoruz sette. Bizim meslek babalarımız onlar. Onların ismini duyduğumuzda, onların karşısında selam verirken bile ister istemez hâlâ hazır ola geçiyoruz. Kamera arkasındaki duruşları olsun, kamera önündeki oyunculukları olsun bize çok şey öğretiyor. Mühim olan onların öğretilerini kapabilmek. Seninle zaten oyunculuk ilişkisi kurmuyor bu iki baba, insan ilişkisi kuruyor. En büyük şansımız bu. Kendimizi güvende hissediyoruz.

- Dizide Nazmiye karakterine hayat veriyorsunuz. Daha mesafeli, duygularını belli etmeyen bir kadın Nazmiye ama aşk onu dönüştürdü. Seda, aşkın dönüştürücü gücüne inanır mı?

Tabii ki inanıyorum. Hiç de vazgeçmeyeceğim inanmaktan. Elbette karşımıza talihsizlikler, şanssızlıklar ya da uyumsuzluklar çıkabilir. Fakat bu bizim kendimizi aşka kapamamıza neden olmamalı. Aşkı daha geniş görür, aşkın alanını daha geniş tutarsak daha mutlu olacağız. Bunu becerebilmeliyiz. Aşkı sadece insana yakıştırmamalıyız. Aşkın dönüştürücü gücüne inanmamız lazım. Aşk seni dünyanın bir ucuna da götürebilir, seni uçurabilir de... Seni eve de kapatabilir! Seni bağımlı da yapabilir. Seni özgür de bırakabilir. Bunu görebiliyor olmamız lazım. 

- Aradığımız, peşinden koştuğumuz ve anlam yüklediğimiz bir duygu şüphesiz aşk. Peki, evlilik aşkı öldürüyor mu?

Hayır. Evlilik müthiş bir şey. Müthiş bir aracı. Evlilik yapmak istediklerimizi yapmak için müthiş bir bahane. Ve içinde eğlenmesini bilirsen iyi bir evcilik mevzusu var ortada. Bora ile biz çok iyi arkadaştık. Çok da sevdik birbirimizi. Ama bitince de bittiğini görmek lazım. Evliliği eziyete dönüştüren şey, bittiğinde onu görmezden gelmek. Evliliğin bittiğini kabul ederseniz, bir başka kapıyı açarsınız.

- Yaş alırken dönüşürüz. Diğer yandan çalışma biçimlerinden, dünyayı algılayışız şeklimize kadar pek çok şeyi dönüştüren majör bir durumun içindeyiz. 30’lar size nasıl etki etti?

Yaştan ziyade yaşanılan senin deneyimin oluyor. Deneyim dediğimiz şey, hayatta ne yapmamamız gerektiğini öğrenmek. Dolayısıyla ben karşıma çıkan her olayda ne yapmamam gerektiğini ders olarak alıyorum. Dersini çıkarana kadar aynı durumu yaşayacaksın. Biz maalesef hep kahramanları değiştiriyoruz hayatımızda. Halbuki hikâyeyi değiştirmemiz lazım. Hikâyenin kahramanlarını değiştirip yine aynı olayları yaşıyoruz. Hikâyeyi değiştirdiğimiz zaman yeni bir olgunluk döneminden geçiyor olacağız.

- En büyük hayalim kendi tiyatromu kurmak demiştiniz birkaç yıl önce. Öyle bir süreçten geçiyoruz ki en çok yara alan sektörlerden biri tiyatro. Bu süreç sizi hayalinize ne kadar yaklaştırdı ya da ne kadar uzaklaştırdı?

Hayalimi yerinden kımıldatmadı. Hatta biraz daha yaklaştırmış olabilir. Ben ablamı izleyerek, ona özenerek başladım tiyatroya. Şu an iki kardeş oyun bakıyoruz. İki kız kardeş olarak sahneye çıkmayı planlıyoruz. Umut dediğin şey senin kanındadır. Ben eğer izin vermezsem hiçbir şey benim umudumu kaybettiremez. Bu yüzden buna izin vermeyeceğim. Tabii ki gerçekleri görmezden gelemeyeceğim ama yeni şartlara göre şekillenecek hayallerim de. Hâlâ tiyatro kurmak istiyorum yani...  Bir şey söylemem gerekiyorsa da lütfen kısa yolu denemeyin uzun yolda sürüne sürüne devam edin yolunuza.

Evliliği eziyete dönüştüren şey, bittiğini görmemek

“İLERİYE DÖNÜK YAŞAMAKLA İLGİLENEMİYORUM”

- Yaklaşık 10 yıldır İstanbullusunuz... Pandemiyle birlikte kentten köye ya da başka yaşam biçimlerine geçiş var. Pandemi sizde yer değişikliği hissiyatını uyandırdı mı?

İzmir’e geri dönmek istiyorum. Oradaki hayatımı çok özlüyorum. Oranın havası bana çok iyi geliyor. Ya da bir sahil kasabasına fakat bunu zaman gösterecek. Çok hayalperest davranamıyorum. Daha yakın gelecekle ilgileniyorum. Şu an buradayım, burada olduğum her güne lanet edip devam edemem. Pandemide insan yalnız kaldığını düşünmek yerine tek başınalığını öğrenmeli. Tek başımızayız. O tek başınalığın içerisinde ben kendimin biricik olduğunu gördüm. Ben ne istiyorsam onu yaşıyorum. Sadece birtakım aracılarım var; aşk, ayrılık, flört, iş, işsizlik... Bunların hepsi aracı senin ne olduğun, ne yapacağın kendi içinde. Dolayısıyla ileriye dönük yaşamakla ilgilenemiyorum şu an.

- Pandemide pek çok insan sesli kitaplara, podcast’lere yoğunlaştı. Keke, böreğe saranlar da oldu elbette. Siz nelere yoğunlaştınız?

Keke, böreğe hepimiz sardık. Hepimiz o ekmeği yaptık! Kitap okumakla ilgili çok büyük bir derdim var. Herkese kitap okumasını öneriyorum. Geçen gün Mor ve Ötesi’nin şarkısında geçen “Uçan kuştaki güzelliği unuttuk” sözlerini anımsadım. O kadar güzel bir cümle ki... Biz hayal kurmayı unuttuk. İnsan kendisiyle o kadar güzel vakit geçiriyor ki... Hayatta kalmaksa mevzu hayatta kalmak için yapabileceğin bir sürü şey var.

“İÇİME ATMAYACAĞIM ARTIK”

- Instagram’da “Birkaç dostumla bundan sonra daha cesur davranacağız diye karar aldık” açıklamanız var. Yeterince cesur olmadığınızı düşündüren şey neydi?

Bazen karşımızdakini kırmamak için susuyoruz. İyi niyetli davranıyoruz. Aslında cesur olduğumu düşünüyorum. Görebilene, dediğim şeyler, durduğum yer, olduğum şey çok açık. Artık olmak istemediğim yerde olmamaya, söylemek istemediğim sözü söylememeye karar verdim. İçimize attığımız her şey sadece bize zarar veriyor. Bir başkasının bundan haberi bile olmuyor. Ve biz gece yatağımıza yattığımızda eğer hâlâ boğazımızda bir düğüm oluyorsa biraz düşünmemiz gerekiyor. O post’lar aslında hep mesaj. Arkadaşlar, etrafım, çevredeki herkes bilin; ben bundan sonra daha çok konuşacağım. İçime atmayacağım artık.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber