Geri Dön

Her ‘first lady’nin mesajı farklı

Beyaz Saray’ın moda diplomasisini ‘first lady’lerin stilleri yönetiyor. First lady unvanının yeni sahibi Jill Biden ile birlikte seçimleriyle öne çıkan diğer başkan eşlerini de hatırlıyoruz

Her ‘first lady’nin mesajı farklı
Ayşim Özgür

ABD’deki başkanlık seçimlerinin sonuçlanmasıyla ülkenin yeni bir ‘first lady’si oldu. Önümüzdeki dört yıl boyunca Beyaz Saray’daki başrollerden birini de Jill Biden üstlenecek ve hiç şüphe yok ki her zaman olduğu gibi yeni ‘first lady’nin stili de moda dünyasının radarında olacak. Zira ülkenin ilk ‘first lady’si Martha Washington’dan beri bu böyle… ABD ‘first lady’lerinden hem halkın gözünde saygıdeğer görünmeleri hem kusursuzca şık olmaları hem de klasiklerle trendleri iyi harmanlamaları bekleniyor ve hiç şüphe yok ki tarihte bu işin üstesinden iyi gelen isimler unutulmuyor. Jill Biden’ın stilini mercek altına alırken o isimleri de hatırlıyoruz.

Çiçeklerle ‘yenilik’ mesajı veriyor

Melania Trump’ın şaşaalı stilinin ardından, karşımızda ondan çok farklı bir first lady portresi var. Seçim kampanyası döneminde en önemli ve mecburi aksesuarı maskeler olan Jill Biden, ilk seçimleriyle pek çok ‘first lady’den farklı olarak, üzerinde sık sık çiçek desenleri göreceğimizin sinyalini veriyor. Genellikle ilkbaharla özdeşleştirilen canlı çiçekleri seçmesinin sebebi “tazelenme ve yenilik” mesajı vermek olabilir pekâlâ… 69 yaşındaki yeni first lady, yarı kurumsal yarı romantik tercihleri, sade mücevherleri ve Gabriela Hearst, Oscar de la Renta, Tory Burch gibi marka seçimleriyle klasik bir Amerikan stili ortaya koyuyor.

İddialı renkler favorisi

Her ‘first lady’nin mesajı farklı


Hillary Clinton için, hem first lady hem de siyasetçi olarak ABD politika sahnesinin en renkli giyinen kadınlarından biri demek yanlış olmaz. Tepeden tırnağa yeşilin, mavinin, sarının ve morun en canlı tonlarına bürünmekten çekinmeyen ve renkler konusundaki tavrından hiçbir zaman ödün vermeyen Clinton, iddiasını farklı formlar ve desenler yerine renklerle ortaya koymayı tercih etti. Gardırobunda Amerikalı markalarla Avrupalı markaları, lüks parçalarla ulaşılabilir fiyatlı ürünleri kombinleyen Clinton, kalıplı ceketlerden, uzun elbiselerden ve uyumlu küpe-kolye-broş takımlarından vazgeçmiyor.

Onun gibisi gelmedi

Her ‘first lady’nin mesajı farklı



First lady stili denildiğinde modaseverlerin aklına gelen ilk isim hiçbir zaman değişmiyor: Jackie Kennedy. Yalnızca halkın ikonu olmakla kalmayıp öldükten yıllar sonra bile tasarımcılara ilham vermeye devam eden Kennedy; Chanel etek-ceket takımlarını, zarif Dior elbiselerini ve rengârenk Valentino kaftanlarını büyük çerçeveli güneş gözlükleri, özel yapım “pillbox” modeli şapkalar, inci kolyeler ve iddialı küpelerle tamamlar, hiçbir zaman çarpıcı görünmekten korkmazdı.

Hep istikrarlı olmayı başardı

Her ‘first lady’nin mesajı farklı


Laura Bush’un ölçülü ve muntazam stilinde öğretmen oluşunun etkilerini görmek zor değil. Cumhuriyetçi Parti’den seçilen her ABD başkanının eşi gibi o da kırmızı renge gardırobunda geniş yer ayırdı ama onun dışında genellikle güvenilir sularda yüzmeyi tercih etti. Tabii bu Bush’un stil konusunda başarısız olduğu anlamına gelmiyor. Ne de olsa bazen istikrarlı olmayı sürdürebilmek ve aşırılıklara kapılmamak da en az özgün ve farklı görünebilmek kadar zor olabiliyor.

En dinamik en atletik

Her ‘first lady’nin mesajı farklı


Michelle Obama, ‘first lady’lik yaptığı iki dönem boyunca dinamik yaşam tarzını stiliyle de destekledi, sportif kıyafetlerle feminen elbiseler arasında iyi bir denge kurdu, hatta ilk resmî portresinde kolsuz elbise giymekten de çekinmedi. Karmaşık desenler, çarpıcı kesimler, parlak renkler… Kısacası Michelle Obama’nın stili de çok yönlü karakteri gibi, her zaman yeniliklere açık oldu. Obama, Jason Wu gibi genç tasarımcıları desteklerken gardırobunda Gap gibi Amerikalıların çok sevdiği, uygun fiyatlı markalara da yer verdi.

Kırmızı halı davetlerine katılır gibi

Melania Trump, first lady olmadan önce de stiliyle ilgi odağı olan bir kadındı. Hiçbir zaman stil danışmanıyla çalışmadığını söyleyen ve kendi seçimlerine güvenen Trump’ın favori markalarının başında Dolce&Gabbana, Michael Kors, Roland Mouret, Thierry Mugler ve Valentino geliyor. Dört yıl boyunca; geniş omuzlar, yırtmaçlar, dar etekler ve yüksek topuklarla Beyaz Saray’ın ‘first lady’sinden ziyade kırmızı halı davetine katılmış bir Hollywood yıldızını andıran Melania Trump; 100 bin dolarlık kolye, bir buçuk milyon dolar değerinde pırlanta yüzük, bir milyon 200 bin dolarlık Vacheron Constantin marka saat gibi aksesuarlarıyla da ‘first lady’ler tarihine damga vurdu.

Her ‘first lady’nin mesajı farklı



Ultra lüks harcamalar yapardı

First lady olduğu ilk günlerde Beyaz Saray’ın dekorasyonunu değiştirmek için yaptığı masraf sebebiyle eleştirilen Nancy Reagan, gardırobu için de ultra lüks harcamalardan hiçbir zaman çekinmedi. Amerikalı tasarımcıları destekleyen ve genellikle James Galanos (Reagan için 10 bin dolar değerinde beyaz bir elbise tasarlamıştı), Bill Blass ve Oscar de la Renta gibi ünlü tasarımcıların kendisi için hazırladığı kıyafetleri giyen ‘first lady’nin Beyaz Saray’da her gün kendisini bekleyecek iki kuaförü işe aldığı da söyleniyordu. Parlak dokuları, klasik mücevherleri ve kırmızı ile beyazı çok seven Reagan, eski bir aktris olduğu için poz vermeyi en iyi bilen ‘first lady’lerden biriydi.

Her ‘first lady’nin mesajı farklı


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber