Geri Dön
Cumartesi'Kavuşuncaya dek hasret gideriyoruz'

'Kavuşuncaya dek hasret gideriyoruz'

“Dallar Yeşil Olmalı” oyunuyla mikrofon başında performans sergileyen Yetkin Dikinciler, “Perdelerin dijital ortamda da olsa açılması kavuşmaya giden yolda hasret gidermektir benim için” diyor.

'Kavuşuncaya dek hasret gideriyoruz'

 

SEYHAN AKINCI - Hangi rolle karşımıza çıkarsa çıksın bizi o olduğuna inandırabilenlerden Yetkin Dikinciler. Kimimizin hafızasına “Babam ve Oğlum”un en vurucu sahnesiyle kazındı kimimizse yıllarca bilet kovaladı onu “Profesyonel” olarak izlemek için. Biz de onunla hayat alışageldiğimiz normalinde akarken iki yıl önce “Profesyonel”in sırrını konuşmak için buluşmuştuk en son. Şimdi ise zamanın ruhunca Zoom’ladık. Ve pandemi nedeniyle uzak kaldığı tiyatroya Podacto’nun dinleyicilerle buluşturduğu Vedat Türkali’nin kaleme aldığı “Dallar Yeşil Olmalı” oyunuyla sesli de olsa geri dönüşünü, “Çok iyi anlaşıyoruz” diye tariflediği Reha Erdem’le “Yeşilçam”da dolaşmasını ve kızı Lâl’in onun en bilge öğreticisi oluşunu konuştuk.

- “Dallar Yeşil Olmalı” oyununda mikrofon başındaydınız. Perdenin sesle dahi olsa açık kalması ne ifade ediyor yıllardır sahnede olan biri olarak?

80’li yılların bir hikayesi “Dallar Yeşil Olmalı”. Deniz Türkali’yi de vaktiyle sahnede bu oyunla görmüştüm. Oyunu izlemiş, konservatuvarda içine de girip çıkmış biri olarak farklı bir tecrübeydi genç arkadaşlarımla bunu okumak. O döneme geri gitmek, Vedat Türkali’yle bir daha buluşmak... Vedat Türkali’ye bir de buradan ulaşılması da çok önem verdiğim bir şeydi. Eşyanın tabiatı gereği biz başka bir form kazandırmış oluyoruz, başka bir biçime bürünmüş oluyor yaptığımız şeyler. Burada da hikayelerin herhangi bir şekilde iletiliyor ve paylaşılıyor olması derde birazcık derman. Ama aslolan yine de perdeleri açmak ve oradan seyirciyle buluşmak. Perdelerin ya da hikaye paylaşımlarının dijital ortamda da olsa paylaşılması; kavuşmaya giden yolda hasret gidermektir benim için. 

- Oyunda hiçbir şey gibi aşkın da aynı kalmadığına tanık oluyoruz. Bir ilişkiyi dönüşerek ama yabancılaşmadan sürdürmek mümkün mü?

Yabancılaşmak her zaman iyidir. Ben buradan dışarıdan bakabilmeyi çıkarıyorum. Dolayısıyla ilişkilerin içinde de ona yabancılaşmak; tekrar tartmak, ölçmek, biçmek yeniden değerlendirmek anlamına gelir benim için. İlişkinin iki tane ben’i olduğunu fark ederek sürdürmek gerekir. “Mış” gibi yapılan iletişim araçları var ya “WhatsApp”tan bir mesaj atmak ya da görüntülü aramak sevdiğini oradan görmek falan yok yok bunların hepsi yine hasret gidermek kavuşmak değil asla.

Kavuşuncaya dek hasret gideriyoruz

- Peki, sizin ilişkinizin bir formülü var mı?

Bir problemi çözmek için formül yerine ana adanmışlığı tercih ederim. Bir şeyin anlamını bulmak için sözlüğü açtığımızda bir anlam karşılığı verir ama o sadece o anlamı içermez. Ya da bize sunulan o karşılık bazen daraltmaktadır anlamı. Formül de böyle bir şey. Yemeğin de bir formülü vardır ama sadece formül çalışıyor der elinizi ve ruhunuzu işletmezseniz formül de işe yaramaz. İlişkiler için de öyle olduğunu düşünüyorum. Tabii köşe başlarımız, belirlediğimiz sığınaklar, belli taktiklerimiz olabilir ama birlikte olmak ve anda kalmak formül varsa bu olmalı. Benim formülüm; hiçbir şeyi cebe atmamak.

- “Yeşilçam”la ekranlara geri döndünüz. Bir dönem işinde olmanın farkları neler?

Pandemide, sahnelerin kapandığı bir dönemde ruhumuza, bedenimize iyi gelen bir şeydi. Döneme sinema diliyle bakıyor olmak çok güzel. Bir de oyuncu olarak bu bir sorumluluk; 2021’de yaşayan Yetkin olarak 60’larda yaşayan Reha Esmer karakterine bürün! Bu zaten oyuncunun temel meselesi, heyecanı... Hazırlıklar yapıldı, herkes bildikleri, hatırladıklarıyla geldi ama başta babalar gibi senaryomuz var. Çağan Irmak gibi her dönemin yönetmeni bir yönetmenimiz var. Ayrıcalıklı hissediyoruz kendimizi. Basit bir yanılgıyı düzeltmek istiyorum, 60’larda yeni masa gördüğünde “Canım masa da yepyeni duruyordu karşımızda” deniyor. Arkadaşım o masa 60’larda alındı ve o gün yeniydi. Karakterime gelince bana emanet edilen Reha Esmer karakteriyle ilgileniyorum bu da bana büyük heyecan veriyor.

- Sizinle en son “Profesyonel”i konuşmak üzere bir araya gelmiştik. Perdeden bunca uzak kalmak nasıl hissettiriyor?

Oyuncu beklemeyi bilir. Oyuncu kuliste bekler, sette bekler, bazen işsizdir işini bekler... Oyuncu bekler, sabreder. Çünkü oyuncunun oynamadığı zamanda oynayacağı günler için hayatı biriktirmekle ilgili bir meselesi vardır. Yaşamaya devam ettikçe oyuncu kaybetmez yaşadığı her ne olursa olsun. Bütün dünyanın içinden geçtiği bu dönemden yaşananlar ve oyuncunun yaşadıkları bir şey biriktirmesine vesiledir. Ekonomik olarak bir zorluk karşımıza çıkıyor sadece. Tiyatro Kooperatifi cayır cayır bildiriler yayınlıyor. Biz dayanışma için çalışıyoruz. İnsanların “Canım bir gün de tiyatroya gitmeyiver” diye tavsiyede bulunmaları beni çileden çıkarıyor. Kimin neye ihtiyacı olduğunu kimse oturduğu yerden bilemez. Bu işlere temel değil de ikincil ihtiyaç gibi bakanlar ya da başkalarının hikayelerinde figüran olanlar hikaye olmamak için hikaye anlatanları sevmezler. Çoğunluğun işi budur. Tuzu kuru olanlar der ki; yapmayıver. Bunlar bende bir tek şekilde karşılık buluyor siz de konuşmayıverin.

Kavuşuncaya dek hasret gideriyoruz

“KEŞİF DUYGUSU ÇOK ÖNEMLİ”

- Var mı peki planlarınız pandemi sonrasına?

Sahnelerin açılmasını, evden çıkıp oyunuma hazırlanmayı, arkadaşlarımla buluşmayı, oyun sonrası bir yerlere gidip muhabbet etmeyi ve elbette seyahat edebilmeyi istiyorum. Gezmek çok öğretici. Çünkü gezdirdiğiniz bir şey var; merakınız. Aslında hep onu dolaştırıyoruz. O keşif duygusu çok önemli. Yoldan çıkmak aslında özlediğim. Çok düzgün görünen ve “şey” bir adamım ya benim en büyük mücadelem de bu. Utangacım bir yandan da... Bu yüzden belki sahnedeyim. Muhabbet eden iki insanın arasına “Eyvah rahatsız mı ederim?” diye rahatlıkla giremem. Bunu diyen adam her gün 500 kişiye hikaye anlatıyor. Bu diyalektiğin farkında olarak yaşamak ve hayatın da buna müsaade etmesini istiyorum.

“BENİM İÇİN BİLGE KİŞİ KIZIM LÂL”

- Kızınız Lâl üç yaşına geldi. Pandemi belki de onun büyüyüşüne daha yakından tanık olma fırsatı vermiştir…

Gerçekten daha başka bir şey istemiyor insan... Tamamen bir öğretici, bilge kişi olarak duruyor karşımda Lâl... Bütün bebekliği, minicik çocukluğuyla, küçük kız çocuğu varlığıyla bir bilge kişi benim için. Ondan öğreneceğim çok şey var. Çünkü bütün basitliğiyle ne varsa yalın olarak onu talep ediyor. Kötücül, karmaşık ya da bize öğretilmiş şeyleri talep etmiyor. O anı talep ediyor. O anda onunla olmanızı. Yani anda kalmanızı istiyor. Bütün kişisel gelişim uzmanlarının yaptırmaya çalıştığını tak diye yaptırıveriyor. Her zaman sahi olanın peşindeler ve size de sahi olanın önemini öğretiyorlar. Daha ne ister insan!

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler