Geri Dön

Başarının adı Figen Baz

Bugün 600 kişinin çalıştığı Ekol Sağlık Grubu’nun finansının başında olan Yönetim Kurulu Üyesi Figen Baz; çocuklarını, çocuklarıyla büyüyen şirketlerini Milliyet Ege’ye anlattı...

Başarının adı Figen Baz

Hep İzmir’de mi yaşadınız?

Ben Karşıyaka doğumluyum. Evlenene kadar İzmir’de yaşadık. Sonra Artvin’in Yusufeli ilçesi Narlık köyüne gittik, Mehmet’in mecburi hizmeti için. O yerleri de çok beğendik. İlk çocuğumuz orada dünyaya geldi. Mehmet’in sağlık ocağının yanında bir lojmandaydık, elektriğimiz yoktu.

Bir çocukla elektriksiz bir evde miydiniz?

Evet, evet. Ama köyümüzdeki insanlardan çok güzel şeyler öğrendim. Herkes bildiğini birbirine öğretti. Ben okumayı aşıladım oradakilere. Köy kahvesinin jeneratörü vardı. Mehmet’in yardımı ile haftada bir gün orayı kapatıp kadınlar matinesi gibi film izlerdik. Büyümeyi, çocuğumu büyütmeyi orada öğrendim. Hayatımda çok ciddi bir değeri olan yerlerden biri.

Başarının adı Figen Baz


Sonra İzmir’e mi döndünüz?

Hayır. Mehmet’in ihtisası başladı. Mecburi hizmet bittikten sonra, ihtisas döneminde Ankara’daydık, Her gittiğim yerde gönlümce insanlar beni karşıladı. Çocuğum da çok güzel sevgi dolu büyüdü. Ankara’dan sonra ilk görev yerimiz Turgutlu’ydu. Burada ikinci oğlumuz Salih’in dünyaya gelmesiyle anneliğimi daha iyi anladım. Samim doğduğunda çok gençtim. Anne olduk, aile olduk, eş olduk, bütün tecrübelerimizle birlikte İzmir’e geldik.

İş hayatına da İzmir’de girdiniz değil mi?

Aslında hep hayatın içinde, üretimin içinde olmayı istedim. Çocuklarımla, eşime dayanak olmam gereken dönemler vardı. Onları büyütmem lazımdı. Çocuklar okula gitmeye başlayınca, Mehmet’in muayenehanesinde destek amacıyla başladım işe. Ben çok araştırmacı bir insanımdır. Mehmet’ten dolayı işitme kaybı yaşayanların bir cihaz sayesinde bu sıkıntıdan kolaylıkla kurtulduğunu biliyordum. Ancak işitme cihazının halk arasında çok bilinmediğini fark ettim.

Sizin fikriniz yani işitme cihazı...

Ben fark ettim, ama kararı birlikte verdik. İşitme cihazı işine girmemiz, hayatımızda değişikliklere yol açacağı için Mehmet’in biraz acabaları vardı. Çok istediğim için karar verdik, küçücük işyerimi çok büyük bir heyecanla açtım. Adını Duymer koyduk. Arkasından çok yoğun bir döneme girdik. İl değiştirmiştik. İzmir’e yeni gelmiştik. Mehmet çok yoğun çalışıyordu, hem evin hem Mehmet’in hem de kendi işyerimin düzenini ayarlamaya çalışıyordum.

Küçük bir sermayeyle başladınız?

Çok küçük bir sermayeyle başladık. İşyerim 40 metrekareydi, 2 kişi çalışıyordu yanımda. Daha fazla eleman çalıştıramayacağım için temizlik de dahil her işe yetişmeye çalışıyordum. İşimizi çok severek ve isteyerek yapıyorduk. Uygun cihaz taktığı zaman, işitme kaybı olanın yaşadığı mutluluk, bizi daha çok çalışmaya yönlendiriyordu. Hastalarımızın bize güveni, tavsiyesi ile büyüdük, distribütör olduk, şubeler açtık.
Bir işte başarılı olmak için tutku ile bağlanmak gerekiyor, bütün hayatını ona adamak gerekiyor, tabii böyle olduğu zaman da bazı şeylerden vazgeçmek zorunda kalıyorsunuz. Gezmekten, yaşamaktan vazgeçtim, ama çocuklarımdan vazgeçemezdim. Salih henüz anaokuluna gidiyordu. Onu anne sevgisinden mahrum etmemek için okuldan sonra işyerine getiriyor, yemeğini orada yediriyordum. Kulak kalıpları hamuruyla, oyun hamuru gibi oynuyordu. Her fırsatta oyunlarına katılıyordum.

İşiniz, çocuklarınızla birlikte mi büyüdü?


Ben çocuklarımı bire bir yaşadım, bire bir büyüttüm. Büyütürken de onlara sevgiyi, paylaşımı, çok düzgün verdiğimi şimdi görebiliyorum. Bunu başkalarının da söylemesi çok değerli.

Büyüdüklerinde de asla takibi bırakmadım. Komik gelebilir ama üniversiteye gidinceye kadar, nerede olduklarını bilmek, başlarına bir şey geldiğinde müdahale edebilmek, hız yapmadıklarından emin olmak için, arabalarına GPS taktırdım.

O dönem hem anne baba hem çocuk için çok zor bir dönem. Şimdi çok şükür Sami’m İstanbul’da Halkla İlişkiler ve Reklamcılık’ı bitirdi. İngiltere’de de işletme mastırı yaptı. Şu anda grubun optik bölümünü yönetiyor. Salih’im de İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi ve avukat oldu. Ama avukatlık yerine grubun işitme cihazı bölümünü yönetmeyi tercih etti. O da o yolda devam ediyor. Gelinlerim Aşkın ve Öykü de benim kızlarımdan farksız. Ailemiz, torunumuz Mehmet ile daha büyüdü. Bu arada henüz 7 aylık ikinci torunum Figen Arya doğdu. Biz kendimizi çok şanslı bir aile olarak görüyoruz.

‘Kendimizi ödüllendirirdik’

Sıfırdan bugüne geldiniz...

Anne ve babalarımız bize maddi destek verecek durumda değildi. Ankara’da Mehmet maaşını aldığı ilk gün kendimizi ödüllendirmek için Sunay 47’de pide yerdik. İlk maaşımızla Narlık’ta elektrik varmışçasına gittik, video aldık biz. İlk maaş artışında halı aldık. Belki de bunun için çok değerini biliyoruz yaşadıklarımızın. Hayat bize belki çok cömert davrandı, ama çok da çalıştık. Geçmişi asla unutmamalıyız. Geleceğe her zaman umutla bakmalıyız, sevgiyle bakmalıyız. Birbirimiz ile her zaman gurur duyduk, onur da duyduk, hep de destek olduk. Eğer destek olmasaydık zaten bu ilerlemeyi yapamazdık.

‘Büyük bir aileyiz’

Ekol çalışanlarının annesi diyorlar sizin için?

Ben herkesin her sorunu ile ilgileniyorum. Bizimle çalışanları çalışan olarak değil; hayatımızı, ekmeğimizi paylaştığımız bir büyük ailenin parçası olarak görüyorum. Evladım için ne düşünüyorsam, çalışanlarım için de aynısını hissettim her zaman.

‘Tıp merkezi ile başladık’

Başarının adı Figen Baz


Sizin kurduğunuz Duymer, Ekol’ün temelini oluşturdu değil mi?

İşitme cihazı sektörüne girdikten sonra biz Mehmet’in muayenesini daha büyütüp Duymer’e bir bina yapmak isterken, bir tıp merkezi yapalım dedik. Tıp merkezi yaptık, arkasından doğru kararlar ile ilerleyip hastaneye dönüştük. Bunlar belli bir zaman içerisinde ve yaptığımız işin başarısı karşılığında gerçekleşti. Şu anda 15 ayrı branşta, 60 hekimin, 600 personelin çalıştığı bir hastane grubuyuz. Ekol Hastanesi, Ekol International, Ekol Göz, Duymer, Dent Ekol gibi hastanelerden oluşan bir grubuz.

Banyoda korkunç son! Mahkemede her şeyi anlattıBursa'da, düğünden bir gece önce nişanlısı Songül Yalçın'ı döverek öldürdüğü gerekçesiyle tutuklu yargılanan Yunus Emre Akar, savunmasında, "Songül, sakinleştirmek istediğim sırada banyoda düştü. Kafasını çarptı ve bu nedenle öldü. Adli tıp raporunda her şey ortaya çıkacak. Tahliyemi istiyorum” dedi. Mahkeme, Adli Tıp Kurumu'ndan istenilen raporun beklenmesine karar verdi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber