Geri Dön

Hayallerinin ötesinde

Süper Lig'de 14 yıllık özlemi dindiren ve müthiş bir performans sergileyen Göztepe, istatistikleri alt üst etmeye devam ediyor. Ligde 27 puan toplayarak 6. sırada yer alan sarı kırmızılılar hedeflerinin üstüne çıktı. İzmir temsilcisinde taraftarlar şimdiden yıllar sonra Avrupa hayali kurmaya başladı

Hayallerinin ötesinde

Fatih Tanfer: Sezon başında Göztepe’nin başkanı Mehmet Sepil, bu yıl bizim ligde kalmamız çok önemli ifadesini kullanmıştı. Bu ifadeye katılmayan ne bir Göztepeli ne de İzmirli vardı. Doğru bir tespit. Ancak şimdi gelinen noktada 15 maç ve 27 puanla 6. sırada, Beşiktaş ve Kayserispor’da aynı puanda. Lider Galatasaray ise 32 puana sahip. Bu sonuçtan memnun olmamak mümkün değil.

Kazanmayı öğrendiler

Tamer Hoca’da sezon başında, yeni çıkan takımlar hemen niye düşüyor diye tespiti yapmış. Bizde ilk yazımızda Tamer Hoca 3 T metodunu yani; tespit, teşhis ve tedaviyi yerine getirdi. Takım iyi çalışıyor, gelişen ve güçlenen futbolcular var. Son deplasmanda iki golünü ön liberoların atıyor, stoperin Kosanovic iki tane asist yapıyor. En iyi oyuncun Kadu hem gol hem asist yapıyor. Göztepe artık kazanma alışkanlığı olan bir takım oldu. Keyif veriyor, mücadele ediyor, asla yenilgiyi kabul etmiyor. Pazartesi günü oynayacağı Konyaspor maçını da kazanarak, deplasmanda aldığı galibiyetleri taçlandırması gerekir.

Bülent Buda: “Duran toptan 15. golümüze ulaştık.” Bu sözler Malatyaspor maçı sonrası yayıncı kuruluşla söyleşi yapan Tamer Hoca’ya ait. Evet, bu gidiş böyle sürerse Kosanovic, Süper Lig’in duran top fenomeni, Selçuk’ta duran toplardan en çok fayda çıkaran futbolcu olacak. Oyunun ikinci yarısında hareketli oyunda neredeyse hiç yoktu Göztepeli futbolcular. Malatya’da etkenler ne olabilir? Rakibi haftalardır kazanamadığı için çok gereksinim duydukları 3 puan nedeniyle kaslarının son gücüne kadar verdikleri savaşım. Bu başkaldırının karşısında zihinsel ve de fiziksel skoru koruma kaygısı ağır basan Göztepeli futbolcular diyebilir miyiz? Oyun alanlarından gelenlerin içinde olduğumuzda bu psikolojiyi anlıyor, kavrıyor, yorumlayabiliyorum. O nedenle de maçın ikinci yarısında da geriye yaslandılar, sorunların çözümünü de Beto’ya bıraktılar diyemiyorum. Lakin, sanki bayağı da öyle oldu. İnsan denen yaratık ne doyumsuz değil mi? Deplasmandan alınan kaçıncı 3 puan bu? Sevineceğimize hala eleştiriyoruz.

Büyük başarı

İsmail Özelçinler: Önceki haftalarda yazdıklarımı artık tekrarlamak istemiyorum. Göztepe, sezon başında düşünülenlerin çok fazlasını başararak, sadece İzmir’in değil tüm Türkiye’nin sempatisini ve takdirini kazanmış durumda. Kolay değil. Hemen hemen tamamı yenilenmiş bir kadronun, 15 maçta 27 puan toplaması ve averajla 6. sıraya yerleşmesi, ayrıca deplasmanlarda en fazla puan toplayan takım olması büyük bir başarıdır. Malatya deplasmanında da sahaya çıktılar ve doğru bildiklerini en doğru şekilde sahaya yansıttılar. Aldıkları 3 puan ve bulundukları konum, anaların ak sütü gibi helaldir.

Herkes golcü

Mehmet Demirtaş: Süper Lig’de kalır mı, çıktığı gibi düşer mi düşüncelerine sahip olan insanlara, Göztepe cevabını puan cetvelinde 15 maçta 27 puanla 6. sırada yerini alarak verdi. Sarı kırmızılılar Süper Lig’in yıldızı haline döndü. Tamer Hoca’nın önderliğinde sarı kırmızılı oyuncuların takım oyunu, mücadele hırsı ile kazanma alışkanlığı edindiler. Her zorlu 90 dakikada sürpriz oyuncuların oyuna katkısını izliyoruz. Yeni Malatyaspor karşısında özellikle Kosanovic harika bir detaydı. Bununla birlikte gollerin savunma alanından gelmesi rakiplere büyük gözdağı oluyor. Kısaca Göztepe’de herkes golcü. Devre arasında yapılacak nokta transferler ile ikinci yarı çok daha zevkli maçlar çıkaracakları kesin. Yolları açık olsun...

Hakem darbesi

Fatih Tanfer: Akhisar, Galatasaray karşısında öncelikle defansını sağlam tutup, iki stoperini yakın oynatıp önlerine Aykut’u ve Sisoko’yu getirip, orta alanda Soner’le birlikte çalışkan ve enerjik bir oyun anlayışını benimsemişlerdi. Hem hücum yönünde hem de savunmada iyiydiler bir anda da 2-0 öne geçtiler. Maçların neticelerine hakemler en az biçimde etki etmelidirler. Maalesef bu maçta hakem ön plana çıktı, sinirler gerildi. Akhisar’ın en iyi oyuncusu Lopes oyundan atıldı. Akhisar sadece 10 kişi kalmadı, oyunun en büyük aktörlerinden birini de kaybetti. Galatasaray gibi güçlü bir takıma karşı oynamak zordu, hele 10 kişi kaldıktan sonra daha da zordu. Bundan sonra Akhisarspor’un daha dikkatli olması şart. Seyirci avantajının ne olduğunu, umarım maçı izleyen Akhisarlılar hissetmişlerdir. Sıkıntılı günlerden kurtulmak için iki şart var. İlki yeni stadında oynamak ve o stadı doldurmak, ikincisi ise gerekli takviyeleri yapmak.

Bülent Buda Akhisar’ın ipini önce Lopes’i garip bir biçimde oyun dışı bırakarak maçın hakemi Ümit Öztürk çekti. Akhisar 1 farkla öndeyken Lopes’in atılışından birkaç saniye sonra Olcan’la akıl ve beceri ürünü ikinci golünü kazandı ve soyunma odasına iki farkla girdi. İkinci yarı başladı, Galatasaray iki dakika arayla iki golle oyunun başlarında eşitliğe ulaştı. Sonrası iki gol daha. Şimdi sorulabilir. Akhisar’ın ilk ipini hakem çekti, ikinciyi kim çekti. Yanıt, takımın kendisi çekti. O geriye yaslanma felakete çağrıydı ve de öyle oldu. Bir kere kiminle oynadığının farkında olacaksın. Orta alan futbolcuları Aykut, Soner, Sisokko’nun maç anlatıcısı isimlerini ikinci 45’de neredeyse hiç söylemedi. Demek bu grup oyundan düştü yoktular. Akhisar Lopes’in atılışıyla büyük haksızlık yaşadı evet, lakin iki farkla öndeyken oyuncuların yaptığı seçimle de kendine haksızlık etti, felaket geldi.

İsmail Özelçinler: Daha fazla söylenecek söz yok sanırım. Bülent Abim de, Fatih Kardeşim de en iyi şekilde maçın analizini yaptılar ve hakem kararlarının ön plana çıktığı gerçeğini de yansıttılar. Katılmamak mümkün değil. Ancak bir gerçeği de vurgulamakta yarar var. Akhisarspor’da haftalardır süre gelen belli bir düşüş ve motivasyon eksikliği de göze batıyor. Öncelikle bu sorun çözülmeli. Bu hafta da ligin güçlü ekiplerinden Kayserispor’u konuk edecekler. Bu maçtan çıkarılacak 3 puan, Akhisar’ın yeni bir çıkışına imza atabilir.

Mehmet Demirtaş: Akhisar-Galatasaray karşılaşmasının neticesini hakem belirledi. Sahada eşit şartlarda mücadele olsaydı karşılaşmanın sonucunun bu olmayacağı kesin. Ülkemizde hakem hataları hep konuşuluyor. Ancak özellikle bu sezon profesyonel liglerden amatöre kadar hakem hataları sınırı aştı. Umut ediyorum ki artık son bulur.

Devamı gelsin gençler!

Fatih Tanfer: Altınordu kendisi için hayati önem taşıyan Manisaspor karşısında kompakt bir oyun anlaşıyla iyi yardımlaştı. Kerim Avcı eskiye göre daha çok koştu. Merkezi kalabalık tutup, Manisaspor’un etkili olduğu bölgeleri kapattı. Daha sonra penaltı golüyle öne geçti, Manisaspor 10 kişi kaldı. Altınordu’dan daha enerjik ve daha baskılı oyun beklerken golü yedi. Murat ve Erdoğan eskiye göre kanatları çok iyi kullandılar. Uğur bu maçta sürpriz golcü olarak çok iyi hamleler yaptı ve pozisyonlar buldu. Yusuf’un iyi ortasında Mirkan galibiyet golünü attı ve kendini de buldu. Hepsi iyi oynadılar ama başrol oyuncusu kaleci Erce’ydi. Altınordu kendisi için hayati önem taşıyan 3 puanı aldı ve şimdilik rahatladı.

Bülent Buda: Maç öncesi TV konuşmasında Hüseyin Hoca, elbette eksiklerimiz var ama, biz 25 kişilik bir takımız dedi. Manisa karşısındaki dizilişe baktım, sonra biraz gerilere gittim. 7 yılda ne çok futbolcu izlemişim Altınordu’da. Kendi kendime söylendim. Takımı artık ezbere sayamıyorum. Ve de o uzun yıllarda 7 hafta galibiyetsiz onu da hiç yaşamamıştım. Altınordu’da ilkleri yaşamak bir yazgıya dönüştü. İnsan giderek kanıksıyor çok şeyi ama bu kez o 7 hafta çok koymuştu. Neyse, Manisa’nın 20. dakikada 10 kişi kalışı, ve de penaltı golü sonrası bu iş farka gider dedik, yanıldık. 10 kişi kalmasına karşın Manisa pes etmedi. Bastı, sertleşti, hataya zorladı amacına ulaştı. Eşitlik golünden sonraysa Altınordu’nun fiziksel, zihinsel bağlamda farkı sahne alınca öne geçtiler. Ardından ürettikleri gol pozisyonlarını gole dönüştürseler Erce’nin son saniye kurtarıcılığına da gereksinimleri olmayacaktı. Bitirirken az daha ıskalıyordum. Kısaca, Rıdvan geliyor...

İsmail Özelçinler: Altınordu, haftalar sonra arzulanan futbolunu ortaya koydu Manisaspor karşısında. Galibiyete hasret kaldığı 7 hafta sonra sahaya daha iyi yayıldı, daha pozitif bir futbol ortaya koydu. 1-0 öne geçip Manisa’nın 10 kişi kalmasının ardından bir ara durakladılar. Skor 1-1’e geldikten sonra kısa sürede yine toparlandılar. 70.dakikada Caner’in kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kalmalarına rağmen pzitif futbollarını sürdürüp, Mirkan’la 76’da 2-1 öne geçtiler. Kısacası; Altınordu aldığı çok değerli 3 puanla tekrar çıkışa geçecek havayı yakaladı diyebiliriz.

Mehmet Demirtaş: Altınordu Manisa’da aldığı 3 puanla adeta altın bulurken 7 haftalık hasretide dindirdi. 10 kişi kalan rakibine 11 kişi olan Altınordu gol atamazken, Caner’in ikinci sarı karttan atılmasının sonrası şartların eşitlenmesiyle Mirkan’ın şahane golüyle öne geçti ve derin bir nefes aldı. Gençler derslerine iyi çalışmış. Yoğun yağış sebebiyle kötü olan Manisa 19 Mayıs Stadı’nın zemini futbol oynamaya ne kadar elveşirsiz olsada gençler hırsları ve mücadeleci tavırlarıyla göz doldurdu. En büyük alkışı ise saha içinde olduğu gibi saha dışında da muhteşem kişiliğiyle Erce hak ediyor. 90+5’de Perovic’in 90’a giden şutunu muhteşem refleksiyle kurtardı. Altınordu bu oyun tarzı ve hırsı ile ilk 6’da bende varım dedi.

Emeğe yazık oluyor

Bülent Buda: Olumsuzluklar, Mustafa Sevgi’nin daha oyunun başında gördüğü ilk sarıyla başladı. Oysa ne güzeldi. Abdülkadir yine sağda Mustafa Sevgi solda, İsmail Haktan istekli, üretken. Perovic formunun zirvesinde. Takım bütünlüğü, topa sahip olma, pas oyunu, pozisyon üretimi var ama bir kişi eksik. Ne fark eder? Çok şey. Mustafa Sevgi salt düz bir sol bek değil. Duran toplar, pas akışı birçok şeyde takım için önemli. Hem de böyle günlerde yine de İsmail Haktan yaratıcılığı, Perovic’in fırsatçılığı ile gelen eşitlik. Bu hızla öne geçer bu takım derken, gol sonrası durdular ya da yoruldular. Altınordu gelmeye başladı, kaleleri önünde yoğun sorun yaşadılar. Doğrusu hiç tahmin etmemiştim bu yenilgiyi. Son haftalardaki isteğe, iştaha bakarak.

Fatih Tanfer 20. dakika 10 kişi kalmasına rağmen iyi oynadı. Hırsı ve enerjisinden hiç taviz vermedi ve İsmail’in yaptığı şahane asistle Perovic durumu eşitledi. Daha sonra Altınordu’da 10 kişi kaldı, daha iyi oynaması gerekirken hatta teknik adam tarafından hamleler yapılması şart olduğu anlarda yapılmadı ve Billal’in kaçırdığı gol sonrası atamayana atarlar felsefesi çalıştı ve kendi sahasından 2-1 yenik ayrılarak kendisini tehlikenin tam göbeğinde buldu. Öncelikle 10 kişi kalmasına rağmen büyük mücadele gösteren tüm oyuncular ve kaleci Göktuğ’a özel tebrik gerek. Manisaspor’da bundan sonra ne olur? Desteklemeye gelen seyirci yok. İç çatışmalar, kavgalar, Başta Manisa valisi olmak üzere, tüm siyasi temsilcilerinin ve belediye başkanlarının katıldığı toplantıdan da şu ana kadar ses yok. Umarım olumlu sonuçlarını devre arasında görürüz. Yoksa... Dilim anlatmaya varmıyor.

İsmail Özelçinler: Manisaspor için üzülmemek mümkün değil. Bir çok sorunla uğraşmaktan, birlik ve beraberlik içinde olamamaktan, bu güzelim takıma tek kelimeyle yazık oluyor. Mevcut kadrosu, kesinlikle en azından Play Off oynayacak kalitede. Altınordu karşısında da henüz 20.dakikada 10 kişi kalmalarına rağmen, asla oyundan düşmediler ve beraberliği de yakaladılar. Ama Altınordu’nun 2. golüne engel olamadılar ve sahadan 2-1 yenik ayrıldılar. Kısacası, Manisaspor’u sadece ve sadece ilgisizlik yıkacak.

Mehmet Demirtaş: Son üç maçta 7 puan alan Manisaspor, 7 haftadır 3 puan hasreti çeken Altınordu karşısında mağlup oldu. Ağır bir zeminde oynanan karşılaşmada iki takımda mücadeleyi 10 kişi tamamladı. Mustafa Sevgi’nin 20.

dakikada ikinci sarı karttan kırmızı kart görerek takımı 10 kişi bırakmasına rağmen Manisaspor hırslı ve mücadeleci futbolundan vazgeçmedi. Kısaca Manisaspor iyi oynadığı karşılaşmadan yenik ayrıldı. Zor günler geçiren Manisaspor için Altınordu karşılaşması hayati önem taşıyordu. Boş tribünlere ve sorunlar içinde mücadele veren oyuncuların akıttıkları terlere yazık oluyor. Umarım devre arasını iyi değerlendirip ligin ikinci yarısı toplanmayı başarabilirler.

Balıkesir’den muhteşem geri dönüş

Bülent Buda: Maçın öyküsünde vurguladım. Hakemin penaltı kararı yanlıştı. Balıkesir, Ümraniye karşısında ilk yarıda ezik gibi göründü ama kalesinde de neredeyse net gol pozisyonu vermedi. Buna karşın Abdülkadir’in bireysel çabasıyla ürettiği net gol pozisyonunda, önce şutu kaleciden ardından Otoo’nun sert vuruşunu direkler önledi. Yedikleri ikinci golde savunma Vukociv iletişimsizliği yıkıcı bir sorundu. İki farklı yenik duruma düşmesine karşın, özellikle Abdülkadir’in öncülüğünde teslim olmayıp skora koşması, bütün takım adına kıvanç vericiydi. Sedat’ın oyun alanına adım atışıyla yine yaptığı asist ile Abdülkadir’in golü ve de izleyen süreçte Otoo’nun destan yazılacak gol vuruşunla ulaşılan eşitlik, her türlü övgüyü hak ediyor.

İlk 6 içinde kalır

İzlenimlerim ile beklentilerimi yineliyorum. Eldeki varolan kadro, transferde birkaç takviye ile ligin ikinci yarısını ilk 6’nın içinde tamamlar.

Fatih Tanfer: Balıkesirspor, Ümraniyespor karşısında iki devrelik oyun oynadı. Skorda ona uygundu ilk yarıda iki yedi, ikinci yarıda iki attı. ilk yarı nedense silik, coşkusu olmayan bir takımdı. İkinci yarıda roller değişti. Sedat’ın da oyuna girmesiyle hızlı hücumcu özelliği arttı. İlk yarıda Abdülkadir ve Otoo, kaçırdıkları golleri ikinci yarıda attılar ve Balıkesir’i beraberliğe taşıdılar. Çokta önemli puan alıp ilk 6 yarışını bırakmadıklarını ispatladılar. Sezon başından beri ifade ediyoruz. Balıkesirspor iyi ve tecrübeli oyuncuları olan bir takım. Birde Ümraniyespor karşısında ikinci golde hatası olmasına rağmen ikinci yarıda klasını konuşturan, çok önemli pozisyonları çıkaran Vukovic gibi bir kalecin varsa, hep bu yarışın içinde olmalısın

Denizli’de tehlikeli kayıplar

Bülent Buda: Benim bildiğim Barış’ın sağ ayağı güçlü. Neden karşı kaleye şutlarında sol ayağına çeker topu? 69’da Reha Erginer, oyuna iki hamle birden yaptı. Yasin Ozan ile Ziya’yı dışarıya aldı. Ziya bu işe bozuldu ama hoca haklıydı. Önümdeki notlara bakıyorum, oyunun 11. dakikasında etkili tek eylemi var Ziya’nın ve sonra çıkıncaya kadar Yasin Ozan’la birlikte hiç yoklar. Bir takım iki hücumcusunun silik oyununu daha ne kadar taşıyabilir. Takımda Taşkın, her hafta üstüne koyarak gelişiyor, Büyüyor. Asil Kaan kalesinde istikrar anıtı. Ayrıca ilk 11’de de savunma göbeğine dokunmak kaçınılmaz olmuştu. Bütün sıkıntı Kappel, kalabalık alanlara kendini atmayı sürdürüyor, orada da sıkışıyor işlevsiz kalıyor. Bence Taşkın’la işbirliği yapsa, geniş alanda sağ kanadın tozunu atarlar birlikte. Rakip Samsun’un hızlı karşı ataklarında eksik yakalandılar. Rakip net pozisyonları gole dönüştüremedi bereket. Böylesine açık çok fazla. İyi ki kalede Asil Kaan var...

Fatih Tanfer: Bülent Abim’in sözünden devam edeyim. Kendi sahanda oynuyorsun ve iyi ki kaleci Asil Kaan var ifadesiyle bitiriyor. Samsunspor Aite’nin ayağından inanılmaz goller kaçırdı. Kendisi için hayati önem taşıyan maç ve arada 4 puanlık fark. Kazanılması gereken 3 puan. Ancak Yasin Ozan, Ziya’nın eski pozitif güçleri yok. Keremcan’ın ters kademedeki müdahaleleri takım adına çok önemliydi. Fotoğrafın büyüğüne bakalım. Denizlispor düşme barajının içinde. Devre arasında çok önemli ve nokta takviyeler gerekli. Onun için Denizlispor yönetimi gerekli bütünleşmeyi sağlayıp, bu tedbirleri almalıdır.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber