Geri Dön
EgeYolun sonu Süper Lig!

Yolun sonu Süper Lig!

Spor Toto 1. Lig’de son 4 maçından 12 puan toplayan ve zirveyi gözüne kestiren Altay, ilk 2’den direkt Süper Lig’e çıkma hesapları yapıyor. Siyah beyazlıları değerlendiren yazarlarımız, “Altay, ideal 11’ine Osman Hoca ile kavuştuktan sonra bir başka oynuyor. Artık rota Süper Lig!” dedi

Yolun sonu Süper Lig!

Bülent Buda: “Deneyim, başına gelenler değil, başına gelenlerle ne yaptığındır” demiş bir bilge kişi. İbrahim Öztürk de başına gelenleri gol yapıyor. Altay 2007 yılında Ankara 19 Mayıs Stadı’nda Kasımpaşa karşısında Süper Lig’e çıkma maçında büyük bir trajedi yaşadı. O gün İbrahim o trajediyi yaşayan siyah beyazlı oyunculardan biriydi. Sonra transfer oldu. Gitti, Bursa’da Süper Lig şampiyonluğu yaşadı. Futbol yıllarını başarı ile taçlandırdı. Olgunlaştı. Döndü yine Altay’a. Azımsamadı. Alt liglerde oynadı. 2 şampiyonluk yaşadı Altay formasıyla. Şimdi üçüncüsünü istiyor. Ve de hak ediyor. 2 hafta 6 gol. Dördü savunmacılardan. İyi mi, kötü mü? Golün kötüsü olur mu? Daha doğrusu böyle soru mu olur? Cihan’ı savunmadaki pas oyununa abartılı katıyorlar. Bir gün başına bir şey gelecek. Endişeliyim. Regattin olgun, katılımcı, üretken futboluna her hafta yeni boyutlar ekleyerek büyüyor ve de takımın önderi olma yolunda ipi göğüslemeye koşuyor. Marco, savunmacılar da atmaya başlayınca, “Ben aralarına girmeyeyim. Ne işleri varsa görsünler” der gibi şu günlerde. Elbette çevresi susmaya başladığında Marco alır sazı eline. Söyler “Fado”yu kendi dilinde coşkuyla. İşler düzeldi, iyi gidiyor. Herkes iştahlı. Bu daha da güzel. Osman Hoca bitime 5 kala genç Eren’i yolladı alana. Lakin Eren topa dokunma sevincini yaşayamadan oyun bitti. Olsun. O daha genç. Önünde uzun bir zaman var.

Fatih Tanfer: Altay, ideal kadrosunu bulmanın, yetenekli oyuncularının özelliklerinin öne çıkmasının avantajını yaşıyor. Etkili oynuyor. Mücadele gücü yüksek, hırsına tek kelime bile edilemez. Örnek mi? 39 yaşındaki kaptanı İbrahim Öztürk 2 golle takımına büyük katkıda bulunuyor. Orta alanda Scuk ile Thiam hücuma hızlı pas akışını sağlıyor. Regattin bu takımın gizli kahramanı. Rakip orta alanın ve defansın dengesini bozuyor. Takım halinde iyi oynayıp futbolunu da üst düzeye taşıyor. Altay’ın oyununda anahtar kelime sabır. Defansta ve orta alanda doğru pas alışverişleri ve ofansif anlamda da etkili oyun anlayışıyla oyunun ritmini ayarlıyor. Artık güven veren bir takım var. Ayrıca Altay taraftarına da şu teşekkürü ederim. Elbette ben söyledim diye olmadı ancak zor günlerinde Osman Hoca’ya sahip çıkarak çok önemli bir görevi yerine getirdiler. İnanın başarının anahtarlarından birisi de bu.

Mehmet Demirtaş: Altay, Osman Özköylü’nün takımın başına gelmesiyle büyük bir değişim içinde. Öncelikle takımın omurgası düzeldi. Burda da kilit isim Scuk. Onun yükselen grafiği ile Altay daha da canlandı. Hem de bu performans Regattin, Kappel, Erhan’a da dokunarak takım hüviyeti kazandırdı. Siyah beyazlıları, 1-0 öne geçtikleri goldeki gibi bu tip organizasyonlarda çok sık gördük. Duran toplarda direk dibine gönderilen meşin yuvarlak onlar için her zaman ciddi bir koz oldu. Altaylılar 2-0’a kadar bir stres ve Menemen baskısı altındaydı. Geride yapılan paslaşma tehlike arz etti. Kaleci Cihan’ın da katıldığı kervan, bir ara pas yapmakta zorlandı. Altay’ın maç içindeki hücum şablonuna baktığımızda her oyuncuyu kapsayacak bir kimlikte. Neredeyse her akında takımca oyunun içindeler.  Altay son 4 maçından 12 puan çıkardı. Bu maçlarda da sadece 1 gol yedi. Karşı kaleye ise 13 gol bırakmayı başardı. Ligin en skoreri olarak üst sıralar da onları kucakladı. Kalan randevular da ya orta sıra ya da alt sıra takımlarına karşı. Bu sezon Play Off stresi yaşamadan Süper Lig görmeleri de çok büyük bir olasılık.

Altınordu geliyor

Bülent Buda: Bandırma ile Samsun maçlarından alınamayan 4 puanı vurgularken eleştiri değildi yaptığım, durum saptamasıydı. Şimdi İstanbul’da alınan 3 puana ekleyin o 4 puanı. Puan cetveline yerleştirin. Bakın hayat daha da nasıl güzelleşiyor. Gol denilen fenomenin iki türlü etkisi var futbolcular üzerinde. Atanı rahatlatıyor, yiyeni de kamçılıyor. “Ne uyuyorsun, uyan kendine gel” diyor adeta. Bilindiği gibi gerekli gereksiz çimler üzerine yatan futbolcular midelerini bozuyor izleyenin. Kahraman yatmadı, kenara geldi. Oyunu soğutmadı. O evrede Altınordu da golü yedi. Adı gibi kahraman. Yine 2 tane fotoğrafı çekilip çerçeveye yerleştirilip duvara asılacak goller. Bu bağlamda da Oğulcan sevgi ile kucaklanmayı hak ediyor. Metehan göz alıcı bir çıkış sergiliyor. Recep de öyle. İstekli, savaşçı yanı ve de deneyimleriyle arkadaşlarını tetikliyor. Altınordu’nun ışıldayan en parlak sezonu bu sezon.

Fatih Tanfer: Altınordu, TFF 1. Lig’de en çok pas yapıp etkili hücumlar geliştiren güçlü İstanbul karşısında rakibinin özelliklerini bilerek doğru bir oyun planıyla oynadı. Maç 2-1 olduktan sonra 75. dakikaya kadar olan süre haricinde maçın mutlak hakimiydi. Erhan her hafta artan formuyla alkışı hak ediyor. Geri üçlüdeki Rahmi, Kahraman, Yusuf Can inanılmaz iyi oynuyorlar. Bu hafta Ufuk’un da çok önemli katkıları vardı. Metehan her geçen gün gelişiyor. Altınordu üstündeki İstanbulspor’u yenip, “Son düdüğe kadar bu mücadelenin içindeyim” dedi. Ayrıca hem Adana Demirspor hem de Giresunspor İzmir’e gelecek. Bu avantajı değerlendirirse Altınordu adına hiçbir şey hayal değil.

Mehmet Demirtaş: Altınordu, İstanbul’dan müthiş zafer ve 3 puan ile dönüş yaptı İzmir’e. Son haftaların formsuz ekiplerinden İstanbulspor’a karşı müthiş bir oyun sundular. Bu mücadelede iyi bir savunma oyunu izledik. Goller de ikinci yarının hemen başında gelince tadına doyum olmayan bir ikinci yarı izledik. İstanbulspor’a pozisyon vermeye başladıkları 10 dakikalık süreyi tenzih edersek Erhan ve savunma arasına sokmadılar İstanbul ekibini. Kendisini Play Off’un içine atan Altınordu, kalan 7 haftalık periyodu maksimum kazançla atlatırsa 4’lü Play Off serüveninde de adını duyurabilir.

Toparlanma zamanı!

Bülent Buda: Çok kolay, basit goller yiyorlar. Altay kaptanı İbrahim uzun boylu. Yüksek toplara geliyor. Yanında kim olmalı? David. O nerede? İbrahim kafa ile 2 gol atıyor o aşamada. Okan Yılmaz genç, atletik. Alandaki durduğu yer merkezdeki golcü. Yani santrfor. Ümit Hoca, Okan’ı geliştirmek, kazanmak için şans veriyor. Okan ise bir türlü siftah yapamıyor. Omar Mohomed’in sağ kanattan içe girişleri, sol ayakla şut-gol denemeleri etkileyici. Lakin bütün vuruşlar çerçevenin dışına düşüyor. Var olan sorunlara bir de kendinden beklentiler yüksek Rasheed’in de durgunluğu eklenince, Tayfun’un da uzak mesafeli yoklamaları etkisiz kalınca yenilgi bir biçimde üstesinden gelinemez yazgıya dönüşüyor. Tehlike çanları ötüyor. Bir çıkar yol bulmak zorundalar.

Fatih Tanfer: Menemen, Altay karşısında direnemedi gibi bir ifade kullanırsam sahada verdiği mücadeleye haksızlık olur. Elbette rakibi Altay’ın oyununu bozmaya çalıştı. Pres yaptı ve ilk yarıda da önemli fırsatlar yakaladı. Ancak Altay’ın bireysel kalite farkı bu maçın sonucunu etkiledi. Sahada hırsını ve yeteneğini en üste çıkarmış Menemenspor’un bu sıkıntılı günleri rahatlıkla aşacağını düşünüyorum.

Mehmet Demirtaş: Maçın henüz başında yenen gol, dengeleri bozdu. Oyun 2-0 olana dek sağlı sollu girişimlerle eşitlik çabaları olsa da bir türlü beklenen gol gelmedi. Bu süre zarfında Omar ilk 3 etkin atakta başrol oynadı. Rasheed gününde değildi. Eğer ki oyuna adaptasyon sıkıntısı yaşamasaydı Altay kalesine zor anlar yaşatacaktı. Furkan ve Domgjoni forma giydikleri her maçta kendilerini hissettirirlerdi. Fakat Altay karşısında pek bir varlık gösteremediler. İkinci 45’te de bıçak kemiğe dayanmadan yapılan hamlelerle oyun ve skoru değiştirmeye çalıştılar. 3 ve son golden sonra o istek de uçtu gitti Aziz Kocaoğlu Stadı’ndan. Elbette kaçan puan ya da puanlar çok fazla anlama geliyor. Ligin bundan sonraki sürecinde işleri zor.

Akhisarspor can derdinde

Bülent Buda: Konuk Keçiören’in kulübedeki hamle seçenekleri yüksek. Atak oyununu özümsemiş, oyunu kurmaya, biçimlendirmeye kalecisini de katan, öz güveni yüksek bir takım. Eğer bu karakterde bir takımla benzer şartlarda yarışıp başa baş, korkusuz oyun sergileyen bir görünüm izlettirmiyorsanız, öne de geçseniz o bir fark yetersiz kalıyor. İlk yarıda oynanan futbol kalitesinde bu beklenti yani farkı artırma olanağı birçok kere ele geçirildi, eyleme dönüştü. Ama bir türlü o bir farkın ötesine geçemediler. Delarge harika bir gol attı. Rakip kaleye yöneltilen ilk etkileyici vuruştu, gol oldu. Özellikle ilk yarıda rakip ceza alana yakın ya da içinde ezilen, üretken kullanılamayan, rakibe ikram edilen pozisyon sayısı fazla. Ve konuk takım ikinci yarı hamle üstünlüğünü kullandı. Ve maçı kopardı. İstekli, iştahlı oynuyorlar. Ama bu etkileyici görünümde eksik bir şeyler var. O eksikleri gidermek gerekiyor.

Fatih Tanfer: Sevdiğim bir söz vardır, “Daha önceleri nerelerdeydiniz?” diye. Akhisarspor’un Keçiören karşısında ilk yarıda oynadığı oyun sonrası devre arasında söylediğim bir söz. Coşkusu, becerisi ve heyecanı ile Keçiören kalesini adeta ablukaya aldı. Takım oyununu iyi oynayan bir Akhisarspor, sahanın her yerinde pres yaparak kazandığı toplarla hücuma çıkan bir oyun anlayışı, doğru oyun felsefesi ve temposuyla farkı da artırabilirdi. Akhisarspor 66 ve 77. dakikalarda Eze’in attığı iki golle 2-1 mağlup duruma düştü. 90+4’te Cihat’ın şutunu kaleci Metin kurtarınca sahadan puansız ayrıldı. Asla oynadığı oyunun hakkı değildi. Bu sonuçla tehlikeli bölgeden çıkamadı. Birinci yarıdaki oyunu referans alınırsa milli maç arası sonrası 7 maç ve 21 puan var. Akhisarspor birinci yarıdaki oyununu maçın tümünde oynayabilirse taraftarlarını sevindirir.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler