Geri Dön

Eğitime korona düzenlemesi

Yakın zamanda sınıflarda robot öğretmenlerin yer almasını beklerken, koronavirüsle birlikte, okullar, üniversiteler boşaltıldı, herkes evlere kapandı, dersler dijitale taşındı. Şimdi virüsün gölgesinde eğitim kurumları da değişime hazırlanıyor. Yeni dönemde, sıraların boş kalacağı, dijital eğitimin yıldızının daha da parlayacağı tahmin ediliyor

Eğitime korona düzenlemesi
Aysel Bozan Yılmaz

Gelişen teknolojiyle birlikte yeni nesil eğitim nasıl olmalı, sorusu uzun zamandır tartışılıyordu. Akıllı tahtalar, tablet bilgisayarlar okullarda hızla yerini alırken, yapay zekâda gelinen aşamanın ardından, yakın bir zamanda robot öğretmenlerin, insan öğretmenlerle birlikte sınıfları paylaşmasına hazırlanıyorduk.
Eğitim sadece sınıfta mı yapılır sorusu tartışılmaya başlanmış; özellikle üniversitelerde, öğrencinin istediği zaman, istediği yerde eğitim görmesi yönünde uygulamalarla tanışmıştık. Tek bir üniversiteden diploma almak yerine, farklı üniversitelerden farklı alanlarda sertifikalara sahip olmanın öneminin arttığı bir döneme doğru gidiyorduk. Derken koronavirüsle birlikte, tüm dünya, her şeyden elini çekti ve evlere kapandı; okullarda, üniversitelerde online eğitime geçildi.

Peki, bundan sonra ne olacak?

Koronavirüs salgınının etkisi dünyada azalmaya başladı. Ölümler ve vakalar hız keserken, yavaş yavaş normalleşme adımları atılıyor ancak ikinci, üçüncü dalga olur mu, korkusu da devam ediyor. Tamamen normal hayatımıza ne zaman döneceğiz, bu süreç devam ederse hayatımız nasıl şekillenecek, bilmiyoruz. Bu belirsiz durumdan eğitim de nasibini alıyor. Tüm eğitim kurumları bu yeni döneme hazır olmaya çalışıyor.

Sağlığa dair tedbirler


Farklı ülkelerden küçük de olsa virüs sonrası eğitime dair kararlar paylaşılıyor. Okula ya da üniversiye girerken ateş ölçümünün yapılması, sınıfların, servislerin sosyal mesafeye göre düzenlenmesi, sınıflarda maske takılması gibi hastalığın yayılmasını önleyici düzenlemeler yapılıyor. Örneğin, Cambridge Üniversitesi, tüm derslerin 2021 yazına kadar çevrimiçi gerçekleşeceğini duyurdu. ABD’deki Brown Üniversitesi, öğrenci ve öğretim görevlilerine maske takma zorunluluğu getirme gibi kararlar alırken, Stanford Üniversitesi, dışarıda ders yapmak için çadırlar kurmayı tartışıyor. Aralarında New England Üniversitesi gibi antikor test merkezi kurmayı planlayanlar da var.
Bunlar, sağlıkla ilgili önlemler. Peki, “Bundan sonra bizi nasıl bir eğitim sistemi bekliyor?”. Tüm eğitim kurumlarının cevabını aradığı bu soruyu, biz de uzmanlara sorduk.

İşte o görüşler:

‘Dönüşen öne çıkar’

İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Güzel: Son yıllarda dijital dönüşümle ilgili girişimler ve gelişmeler var. Büyük veri, nesnelerin interneti, kuantum bilgisayarı gibi kavramlar sıkça karşımıza çıkar oldu. COVID-19’un günlük yaşamı her alanda etkisi altına aldığı Mart 2020 itibarıyla eğitim sistemi sanal ortamı etkin biçimde kullanmaya başladı. Bu duruma hazırlıklı olanlar için sorun yoktu. Ancak gerekli altyapısı, donanımı bulunmayan, olsa bile sanal ortam uygulamalarını kullanma alışkanlığı edinmemiş personele sahip veya yetersiz içerik sunan kurumlar hayli zorluk çekti. Yaşadığımız dijital çağda sadece dijital çağı kavrayabilen, ona uygun dönüşümler yapabilen, yeni dijital yeteneklerden yararlanan kurumlar öne çıkacak, hatta sadece bunlar yaşamlarını sürdürebilecekler.


Salgının bize öğrettiklerini ve yeni teknolojileri kullanmak, yükseköğretim dâhil tüm sektörlerde iş ve işletim modellerini değiştirmektedir. Bu teknoloji; öğrenim, araştırma, diğer üniversiteler ve ortak kuruluşlarla karmaşık projeler üzerinde çalışma gibi etkinlikler yoluyla üniversite deneyimini ve kampüsü iyileştirmek, geliştirmek veya yeniden tanımlamak için yeni fırsatlar sunmakta. Tüm bu gelişmeler, normal yaşama geçtikten sonra bile eğitimde aşağıda belirtilen değişimleri beraberinde getirebilir:

Tüm dersler, Öğrenme Yönetim Sisteminden daha fazla yararlanarak yapılmaya başlanacaktır. Böylece teknolojinin öğrenme süreçlerine entegrasyonu için kitlesel açık çevrimiçi dersler, açık eğitsel kaynaklar, yapay zekâ, bulut bilişim, veri madenciliği çalışmalarına öncelik verilecektir.

Uzaktan verilen ders sayısı artacak, belki tüm teorik dersler bu havuza dâhil edilecek.

İdeal ders içeriklerine ulaşıldıktan sonra, sanal ve artırılmış gerçeklik uygulamalarından yararlanılmaya başlanacaktır.

‘Analitik düşünmeli’

İELEV Özel Lisesi Müdürü Dr. Gülseren Aslan Heidinger: Eğitimde her şey değişti, eğitimin kendisi hariç. Mobil yaşam ilk defa bu kadar geniş kitleler için gerçekliğin kendisi oldu. Eğitimdeki en önemli değişim ihtiyaçlarından biri, belirsizlikle ilgili. Bugünlerde çocukların ve gençlerin yaşadıkları sorunların başında sürekli değişen kararlar, belli olmayan prosedürler geliyor. Oysa hep bir sonraki adımın belli olmasına alıştırıldıkları bir sistemden geliyorlar.

Problem çözme becerisi çok önemli. Alternatifleri çabuk görebilen ve buna göre senaryolar geliştirebilen kazanacak. Bu nedenle erken yaşta kodlama eğitimleri, analitik düşünme becerilerini kazandırmak önemli; kavramsal öğrenme modelleri gerekli.

İkinci önemli değişim de şu anda mecburen geçiş yaptığımız uzaktan eğitimin bir biçimde hayatlarımızda kalacak olması.

Öte yandan öğrenciye birebir temasın önemini, beşeri ilişkilerin eksikliğinin çocuklar ve gençler üzerinde olumsuz etkilerini de gördük. O halde bu iki bilgiyi kullanıp yeni bir sistem geliştirmek gerekecek. Bilgi inşa etme ve bilgiyi kullanma, edinilen yetileri gerçekleştirme eylemlerini hem zaman hem de mekân olarak birbirinden ayırabildiğimizi gördük.Bunun bir modeli “flipped classroom”, yani ters-yüz-sınıf.

Çocuk evinde, öğretmenin hazırladığı materyal ve yönergeler sayesinde bilgiyi tek başına inşa edebilir. Sonra okulda veya sahada bu bilgiyi uygular. Bu modelin içine dijital araçları da katarsak “blended learning”den bahsedebiliriz. Yani “harmanlanmış eğitim”. Bir kısmı çevrimiçi, bir kısmı çevrimdışı olmakla beraber, çevrimdışı zamanda tek başına veya akran öğrenmesiyle de şekillenebilir.

'Online dersler artmalı'

MEF Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin: Dünyada, eğitim pedagojilerinin değiştiğini, yapay zekâ destekli ders kaynaklarının hızla geliştiğini, dijital kaynakların yaygınlaşmaya başladığını gördük. Üniversitelerin eğitim ve araştırma faaliyetlerinin sadece araştırma kısmını dikkate aldık bugüne kadar. Vrüs olayından sonra tekrar hiçbir şey olmamış gibi eski yöntemlerle eğitim faaliyetlerimize devam edemeyiz. Teknolojinin sunduğu bu olanağı belirli oranda her üniversite ve özellikle de öğrenci bundan sonra kullanmak isteyecektir. YÖK’ün de üniversiteleri, belli bir oranda (şu an yönetmelik yüzde 30’a izin veriyor) online eğitime zorlamalı diye düşünüyorum. Eğitimin pedagojisi dünyada çoktan değişti. Bizde de artık içerik aktarma işlevi derslerde yapılmamalı, içerik önceden öğrenciye verilmeli, derste ise uygulama, analiz, değerlendirme ve yaratma gibi öğrenmenin üst basamakları gerçekleşmeli. Akademisyen artık bilge kişi değil, moderatör olmalı. Biz bu modele Flipped Learning diyoruz ve 6 yıldır uyguluyoruz. YÖK Denetleme Kurulu artık var olan şekilsel ve metrik denetim kriterlerini değiştirmeli ve bu yeni parametlere göre yeni denetim kriterleri ortaya koymalı.

Acun Ilıcalı'yı kızdıran iddia! "Vicdansızlar, vatan hainleri..."'Survivor 2020 Ünlüler Gönüllüler' çekimleri nedeniyle Dominik Cumhuriyeti'nde olan Acun Ilıcalı, katıldığı canlı yayında, "TV8'de yarışmacıların Kürtçe konuşmasına karşı" tarzında çıkan söylemlere tepki gösterdi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber