Geri Dön
GündemHiç kimseyi geride bırakmayacağız

Hiç kimseyi geride bırakmayacağız

BM Kadın Birimi tarafından hazırlanan ‘İş Dünyasında ve Üniversite Kampüslerinde Engelli Kadınlara Yönelik Cinsel Taciz’ raporu, engelli kadınların cinsel tacize uğrama ihtimalinin, engelli olmayan kadınlara kıyasla daha yüksek olduğunu gözler önüne serdi. Çalışmada engelli kadınların ve kız çocuklarının sorunlarının çözümü için kapsayıcı bir yaklaşım sergilenmesi istenirken, “Onların, bizimle ilgili hiçbir şey, biz olmadan olmaz! çağrısını dikkate almamız gerekir” denildi

Hiç kimseyi geride bırakmayacağız

MELTEM GÜNAY / ÇİĞDEM YILMAZ İstanbul - Üye devletlerin Sürdürülebilir Kalkınma amaçları gündem 2030 kapsamında kimseyi geride bırakmamayı taahüt ettiklerinin vurgulandığı raporda şu ifadelere yer verildi; “Engelli kadınlar kendilerinin geride bırakıldığını düşünmektedir. Cinsel tacizi sona erdirme çalışmaları da dahil olmak üzere sesleri ve deneyimleri yeterince merkeze taşınmamıştır. Engelli kadınlar, cinsel taciz de dahil kadınlara yönelik şiddete engelli olmayan kadınlardan daha yüksek oranlarda maruz bırakılmakta ve deneyimleri engelli olmayan kadınlardan farklı olabilmektedir. #MeToo küresel hareketi, engelli kadınların deneyimlerini geniş kapsamlı olarak yansıtmamaktadır. Cinsel tacizi sona erdirmeye yönelik kesişen yaklaşımlar benimsemek, marjinalleşmenin devam etme riskini azaltacaktır. Cinsel tacizi sona erdirme çabaları, engelli kadınların seslerini ve deneyimlerini gerçek ve değerli bilgi kaynakları olarak kabul etmelidir. Engelli hakları hareketinin “Bizimle ilgili hiçbir şey, biz olmadan olmaz” çağrısını takip etmek, eşitsizliklerin cinsel tacizi nasıl şekillendirdiğini kabul etmenin ve bu kişilerin haklarının yerine getirilmesini sağlamanın merkezinde yer almaktadır.” denildi.

Şiddet daha fazla

Raporda, engelli kadınları yönelik şiddetin daha yüksek oranlarda daha sık ve daha uzun zamanlarda gerçekleştiği ve kadınların daha ağır hasar gördükleri belirtilirken, UNFPA engelli kız çocuklarının ve genç kadınların engelli olmayan kadınlara ve kız çocuklarına göre 10 kat daha fazla şiddetle karşı karşıya geldiğini tahmin ediyor. Avrupa Parlementosu engelli kadınların cinsel şiddete maruz bırakılma olasılığının dört kat daha fazla olduğunu tespit etmiştir. Başka araştırmalarda engelli kadınların diğer kadınlara göre iki kat daha fazla ev içi şiddete uğradığını ortaya koydu.

Ülkelere göre durum

Avrupa Birliği: Engelli kadınların yüzde 61’i 15 yaşından itibaren cinsel tacize maruz bırakılmış. Engelli olmayan kadınlar arasında
bu oran yüzde 54.

ABD: Ulusal Engelliler Konseyi, engelli kadın lisans öğrencilerinin yüzde 31,6’sının kampüste cinsel tacize maruz bırakıldığını, engelli olmayan kadın lisans öğrencileri arasında ise bu oranın yüzde 18.6 olduğunu tespit etmiştir.

Kanada: Engelli kadınların cinsel saldırıya uğrama ihtimali, engelli olmayanlara göre iki kat daha fazladır.

Avusturalya: Engelli kadınların yüzde 89’u ve engelli erkeklerin yüzde 68’i cinsel tacize maruz bırakılmıştır. Engellilerin işyerinde cinsel tacize uğrama ihtimali, engelli olmayan kişilere göre daha yüksektir

Birleşik Krallık: İngiltere ve Galler’de 16 ila 59 yaşlarındaki yetişkinler arasında yapılan bir ankete göre engelli kadınların cinsel saldırıya maruz bırakılma ihtimali, engelli olmayan kadınlara göre iki kat daha fazla.

Kadınlara yönelik şiddet

AVUSTRALYA: Engelli kadınların yüzde 67’si hastanede cinsel veya başka tür taciz yaşadığını ve neredeyse yarısı yatarak hasta kabulü sırasında cinsel saldırıya maruz bırakıldığını bildirmiş.

Kanada: Engelli kadınların yüzde 39’u eşi tarafından şiddete maruz bırakılmış. Kadınların yüzde 38’i 15 yaşından önce fiziksel veya cinsel saldırıya uğradığını, yüzde 18’i ise 15 yaşından önce bir yetişkinin cinsel istismarına uğradığını bildirmiştir.

Kolombiya: Engelli kadınların yüzde 72’si eşlerinden veya partnerlerinden en az bir tür şiddet görmüştür.

Avrupa Birliği: Engelli kadınların yüzde 34’ü fiziksel veya cinsel partner şiddetine maruz bırakılırken, engelli olmayan kadınlarda bu oran yüzde 19’dur.

Kenya: Engelli kadınların yüzde 51’i cinsel istismara maruz bırakıldığını bildirmiştir. Faillerin yüzde 51’ini ise aile üyeleri, veliler, bakım verenler ve diğer yakın akrabalar oluşturmaktadır.

Hollanda: Engelli kadınların yüzde 61’i cinsel şiddete uğradığını bildirirken engelli olmayan kadınlarda bu oran yüzde 33’tür.

İspanya: Mevcut veya eski partnerler tarafından gerçekleştirilen toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin yaygınlığı üzerine yapılan bir araştırma, yasal olarak tanınmış bir engeli bulunan kadınların yüzde 23,3’ünün şiddete maruz bırakıldığını ortaya koymuştur. Engelli olmayan kadınlarda bu oran yüzde 15,1’dir.

Tayvan: Engelli kadınlar, engelli olmayan kadınlara göre 2,7 kat daha fazla cinsel saldırıya uğradığını bildirmiştir.

Ben engelli bir kadınım haklarımın farkındayım

Engellilik alanında toplumsal cinsiyetten bağımsız yaklaşımların ayrımcılığı ve kırılganlığı sürdürdüğünü kabul eden Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), ortaklıklar kurmak ve güçlendirmek ve engelli kadın ve kız çocuklarının seslerini kuvvetlendirmeye katkıda bulunmak için tüm dünyada çalışmalar yürütüyor. UN Women Türkiye ofisi de 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde, engelli haklarına dikkat çekmek için bir sosyal medya çalışması yayınladı. Instagram, Facebook ve Twitter’da yayınlanan video, engelli kadınların haklarına dikkat çekiyor. UN Women Türkiye videoyu “Engelli kadınların bütün haklara engelsiz erişebildiği ve haklarıyla ilgili hizmetlerden etkin bir şekilde faydalanabildiği şiddetten uzak bir dünya diliyoruz” mesajıyla yayınladı.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre her beş kadından birinin engelli olduğu tahmin ediliyor. Engelli kadınlar ve kız çocukları, temel ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini etkileyen bircok ayrımcılık ve dışlanma biçimlerine maruz bırakılıyor. Bu, cinsel şiddet de dahil olmak üzere şiddet, istismar ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık riskinin artmasına neden olabilir. Engelli kadınların yaşadığı bu ayrımcılık, eğitime, sağlık hizmetlerine (cinsel sağlık ve üreme sağlığı dahil), bilgiye, erişilebilir hizmetlere, adalete, toplumsal ve siyasi yaşama etkin katılımlarını sınırlandırıyor.

Eşitlik ilkesi

Engelli bireylerin haklarını guvence altina alan Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi (CRPD), kendi seçimlerini yapma özgürlükleri ve bağımsızlıklarını da kapsayacak şekilde, kişilerin insanlık onuru ve bireysel özerkliklerine saygı gösterilmesi; ayrımcılık yapılmaması; engellilerin topluma tam ve etkin katılımlarının sağlanması; farklılıklara saygı gösterilmesi ve engellilerin insan çeşitliliğinin ve insanlığın bir parçası olarak kabul edilmesi; fırsat eşitliği; erişilebilirlik; kadın-erkek eşitliği; engelli çocukların gelişim kapasitesine ve kendi kimliklerini koruyabilme haklarına saygı duyulması ilkelerine dayanmaktadır.

İşte o başlıklar:

‘Ben engelli bir kadınım ve haklarımın farkındayım’ denilen kampanyada ‘Cinsiyet kimliğim ve engellilik durumum yüzünden ayrımcılığa uğramadan yaşamayı hak ediyorum’, ‘Şiddete maruz bırakılırsam adalet aramaya, kolluk kuvvetlerine ve adli makamlara etkin bir şekilde başvurmaya hakkım var’, ‘Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ile ilgili bilgilere hiçbir engel olmadan erişebilmeliyim.’, ‘Sağlık, rehabilitasyon, cinsel ve üreme sağlığı hizmetlerine, hukuki ve psiko-sosyal hizmetlere erişmek ve bu hizmetlerden eşit bir şekilde faydalanabilmek hakkım.’, ‘Erişilebilir ve ulaşılabilir sığınma evleri, acil yardım hatları ve danışmanlık gibi hizmetlerden faydalanabilmek de hakkım’, ‘ Küresel salgın, doğal afet gibi kriz durumlarında ihtiyaçlarımın tespit edilmesini istiyorum.’, ‘KOVID-19 testleri, tedavisi ve aşılama programları herkes gibi benim de hakkım.’, ‘Kendim ve ailem için sosyal destek ve koruma planları istiyorum.’, ‘Oy vermeli, fikirlerimi söylemeli ve siyasi süreçlere eşit bir şekilde katılabilmeliyim.’, ‘Ayrımcılığa uğramadan bağımsız yaşamak ve topluma dahil olmak en temel hakkım.’, ‘Bütün bu haklara engelsiz erişebilmek ve haklarımla ilgili hizmetlerden etkin bir  şekilde faydalanabilmek istiyorum.’, ‘Engelli
bir kadınım ve hayata eşit bir şekilde katılmak hakkım.’ deniliyor.

‘Yalnız değilsiniz’

Toplumun kanayan yarası haline gelen kadına şiddetle ilgili ünlü manken Çağla Şikel, “Şiddet gördükten sonra yasal olarak gerçek anlamda korunduğumuzu hissetmemiz lazım. Şiddet mağdurları da yalnız olmadığını bilmeli. Çünkü, birlikte çok güçlüyüz” dedi.

Hiç kimseyi geride bırakmayacağız

Türkiye genelinde kadınlara yönelik şiddet bitmek bilmiyor. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi tarafından başlatılan ‘16 Günlük Aktivizm Kadınlara Yönelik Şiddete Son Kampanyası’ kadına yönelik şiddete karşı toplumsal bir farkındalık yaratmaya hedefliyor.BM’nin başlatmış olduğu kampanyaya ilk günden itibaren bir çok kesimden büyük destek geldi ve gelmeye de devam ediyor. İnsanlar artan şiddet karşısında artık daha duyarlı ve daha bilinçli. O isimlerden biri de ünlü manken Çağla Şikel. Şikel, artan şiddet karşısında öfkeli olduğunu ve artık bu durum karşısında yorumda bulunamayacağını söylüyor. Şiddetin son bulmasını dileyen Şikel, “Şiddeti yorumlamak zorunda olmadığımız, şiddetin konusunun dahi açılmadı günlere ulaşmamızı diliyorum” dedi. Türkiye’de her kadın en az bir defa farklı şekilde şiddete maruz kalırken Şikel de, fiziksel şiddete maruz kalmasa da sözlü ve psikolojik şiddete maruz kaldığını söylüyor.

“Fark ettiğinde hasar alıyorsun”

Şikel, “İçinde bulunduğumuz sektör acımasız. Bu sektörde çalışıp da şiddete maruz kalmayan çok azdır. Birçok arkadaşımın da şiddete maruz kaldığına şahit oldum ve duydum. Maruz kaldığınız psikolojik ya da sözlü şiddeti bazen ilk anda anlamayabiliyorsunuz, fiziksel şiddet kadar bariz değil. Olay üstünden belli bir süre geçtikten sonra dönüp baktığımda şiddete uğradığımı fark ettiğim olay oldu. Anında fark etmediğim için de haliyle başta bir tepki veremiyorsunuz. Ama fark ettiğin anda bir çöküş yaşıyorsun. Üzülüyorsun, öfkeleniyorsun, ağlıyorsun. Ruhun hasar alıyor yani. Toparlanabilmek hiç kolay olmuyor” diye konuştu.

‘Mağdur yalnız olmadığını bilmeli’

Şikel sözlerine şu sözlerle devam etti: “Şiddet gördükten sonra yasal olarak gerçek anlamda korunduğumuzu hissetmemiz lazım. İstanbul Sözleşmesi’nin kritik olduğunu düşünüyorum bu noktada. Bir de işin eğitim tarafı var. Sadece erkeklerin değil toplumun her bireyinin eğitilmesi lazım. Hiçbir canlıya zarar vermemek için insan önce kendini bilmeli. Kişisel gelişim çok önemli bence bu noktada. Şiddet konusunda yetkililerden vatandaşlara kadar, herkes elinden geleni yapmalı. Ama gerçekten yapmalı. Sessiz kalınmamalı. Şiddet mağdurları da yalnız olmadığını bilmeli. Onlara elini uzatacak
ve destek olacak birçok insan ve kuruluş var. Birlikte çok güçlüyüz.”

 

Kripto para mağduruna dava şoku! 16 milyon lirasını kaptırdı
Yeni kabus! Psikiyatrik hastalık pandemisi
Kahveleri termosta, yemekleri sefer tasında! 10 parça elbise ve tek bir çatal...
Karadeniz gazıyla ilgili flaş açıklama! 5 ay sürecek
Akılalmaz olay! 'Doktor hastasına ilaçla tecavüz etti'
Ansızın yüzüne saldırdı! Çalılardan çıkan dehşet avı kana buladı
Hatayspor - G.saray maçının tartışmalı pozisyonlarını yorumladı
'Soğuğu bahane edip sahneye çıkmadı!' Ünlü şarkıcı özür diledi
Hırsızlar yolu çalıp götürdü! Tam 300 metrekare
Washington Post manşetten verdi! Yok etme görüntüleri Moskova'yı alarma geçirdi
Pandemi en çok onlara yaradı! Saniyede 15 bin dolar kazandılar
Meteoroloji tarih verdi, İstanbul dahil! Kara kış geliyor
Net mesaj: Bu milletin paraları onların cebine girmemeli
Hülya'nın yüzüğü dikkat çekti: Hazır değilim, çekmeyin!
Kulübede gerginlik! 'İçeride görüşeceğiz'

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler