Geri Dön

"Gitarı elime aldığım an her şey bitmişti"

Uzun süre müziğin mutfağında yer alan ancak sonrasında 2017 yılında yayınladığı "tanışmamışız Gibi" ile dikkat çeken Kadirhan Ayter, yeni teklisi Delip Geçer ile müzikseverlerin karşısına çıktı. Yazın sonlarında yayınladığı teklisinin yanın sıra Kadirhan Ayter, müzikal yolculuğu ve yeni projelerini İhsan Dindar'a anlattı.

"Gitarı elime aldığım an her şey bitmişti"

İhsan Dindar - milliyet.com.tr

Dedeniz mehteran. Müzikle iç içe bir ailede yetiştiniz. İlk enstrümanınızı da dayınız hediye etmiş size. Müzikal yolculuğunuzda ailenizin etkisi ne denli oldu?

Aslında uzun bir süre müziği hobi olarak yapmamın daha iyi olacağı ve “normal” bir işe sahip olmam gerektiği söyleniyordu. Ailede müzisyen olduğu için herkes müzik yapmanın ne kadar zor bir iş olduğunu ve ne kadar dengesiz gelir sağladığını biliyordu. Kendilerince haklılardı da. Sonuçta müzisyen dediğimiz kişilerin çoğunun hiçbir sosyal güvencesi yok ve belli bir yere gelene kadar günü gününe yaşayan insanlar. Sadece kira ödemek bile bazen lüks olabiliyor. Dışarıdan herkes bizi çok eğleniyor, çok para kazanıyor, gezip tozuyor ve hiçbir şeyi umursamayıp kafasına göre yaşıyor zannederken aslında biz savaş içindeyiz. İstediğimiz işi yapalım ve hayatta kalalım. Çok bir şey de değil, sadece kiramızı ödeyelim, yiyip içebilelim ve enstrüman/ekipman alabilelim. Her neyse, vaziyetin farkında oldukları için haliyle bir süre beni müzikten uzak tutmaya çalıştılar. Fakat gitarı elime aldığım an her şey bitmişti. Hayatımda ilk defa net olarak bir şeyi biliyordum, o da müzik yapacaktım. Ne olursa olsun. Sağ olsunlar durumu anlayınca destekleri hiç eksik olmadı. Özellikle annem ne olursa olsun her zaman bana inandı ve destek oldu, hala da oluyor.

  

Sonrasında müzikal yolculuğunuz “mektepli” bir eğitim ile devam etti. Uzun bir süre de aslında bu işin mutfağında yer aldınız. Müziğin mutfağında kalmayı tercih etmenizin bir nedeni var mıydı?

Sadece gitar çalmak ve düzenleme yapmak beni çok mutlu ediyordu. Çok göz önüne çıkmama gerek olmaması da hoşuma gidiyordu. Sabah kalkıp kahvemi koyup birkaç saat gitar çalışıyordum, akşam sahneye gidiyordum. Açıkçası o zamanlar şarkı söylememe gerek yok ki diye düşünüyordum. Birkaç arkadaşım şarkı söylemem konusunda ısrarcı olsa da ben çok oralı değildim. Ama vakit geçtikçe başkalarının müziklerini çalmaktan sıkıldım, kendi müziğimi yapmam gerektiğini biliyordum. Üstelik çaldığım insanlar maddi olarak benim aldığımdan kat kat fazlasını alıyordu. Ben de beste yapmaya ve şarkı söylemeye başladım.

Gitarı elime aldığım an her şey bitmişti

Ve sonra 2017’de “Tanışmamışız Gibi” geldi. O güne kadar müziğin mutfağında yer almayı yeğleyen bir isimken bu sefer sizi mikrofonun önünde gördük. Şarkı hem öfkeli hem hüzünlü. Radikal bir kararın ürünü müydü bu şarkı?

Öyle diyebiliriz sanırım, ama bile isteye yaptığım bir şarkı değildi “Tanışmamışız Gibi”. Ayrılık sürecindeydim ve bir patlama sonrası çıktı. Karşımdaki kişi beni dinlemiyordu ve benim söylemem gereken çok şey vardı. O sinir ve üzüntüyle eve geldim ve bir anda çıktı şarkı. Ardından bir tane daha ve bir tane daha ve öyle devam etti. Tabi ki bütün şarkılar insanlarla paylaşılmak için yazılmaz ama benim yazdığım şeyleri insanların, özellikle de yazdığım kişilerin duyması gerekiyor diye düşündüm. Bahsettiğim gibi zaten başka insanların müziklerini çalmaktan sıkılmıştım. Bestelerin çıkmasıyla da bana yeni bir yol açılmış oldu.

 

Bu noktada türlere yaklaşımınızı merak ediyorum. Piyano ile sakin ve hüzünlü bir girişin ardından yükselen elektro gitar solo… Farklı türlere açık mısınız?

Farklı türlere tabi ki açığım. Bu yemek yapmak gibi aslında, tadı bana güzel geldiği sürece gerisi teferruattır benim için. Elektronik müziğin yükselmesi ve gelişmesiyle sınırsız malzememiz var artık. Dediğim gibi her şeyi karıştırabilirsin ama sonuçta tadının iyi olması lazım. Yine de ben elektronik müzikten ziyade eski kafa enstrümanlarla yapılan ve sahnede orkestra ile beraber yükselip alçalabileceğim müzikleri daha çok seviyorum. Elektronik müzik ne kadar sınırsız olsa da belli bir süre sonra bana tek düze gelmeye başlıyor. Çünkü genelde altta yürüyen bir kick ve bas üstüne inşa edilen bir müzik. Aslında her müziğin bir vakti var benim için. Sürekli müzik dinlediğim için sürekli farklı tarzlarda şeyler dinliyorum. Mesela yolda yürürken başka evde muhabbet ederken başka duş alırken başka şeyler dinliyorum. O gün ve o anki psikolojim ve modumla da alakalı tabi ki.

 

"Başkasına beste verme konusunda çekingenim"

Aranjenin yanı sıra beste çalışmalarınız olduğunu da duyduk. Dolapta bekleyen. Onların zamanı ne zaman gelecek? Hepsini sizden mi dinleyeceğiz yoksa yakıştığını düşündüğünüz birilerine de verir misiniz?

Açıkçası bazılarını hiç gün yüzüne çıkarmayabilirim diye düşünüyorum. Zaman geçtikçe yeni besteler yaptığım ve yeni hikayeler yaşadığım için üretim devam ediyor. Ama bazen çok eskiden yazdığım ve unuttuğum bir besteye denk geliyorum ve iyiymiş bu neden yapmamışım diye düşünüyorum. O dönemde yaşadığım ve hissettiğim şeylerle alakalı aslında, o yüzden ben de bilemiyorum hangileri çıkar hangileri bekler. Başkasına beste verme konusunda biraz çekingenim çünkü kendimden bir parça vermek gibi benim için ve karşı tarafın benim vereceğim değeri vermeyebileceği fikri beni düşündürüyor. Çünkü ben öyle oturayım beste yapayım diye değil, gerçekten rahatsız olduğum veya yaşadığım bir durum oldukça ya da yakınımda birinin başına gelen olaylardan etkilendiğim zaman beste yapıyorum. Şöyle anlatayım bazı bestelerim var asla kimseye vermek istemiyorum, bazıları var düşünebilirim. Okuyacak kişiye ve duruma güzel oturuyor ise neden olmasın.

 

Delip Geçer’e gelmek istiyorum. Ağustos ayında yayınlandı. İyi de bir izlenme ve dinlenme sayısı yakaladı. Bu şarkının hikayesini bir de sizden duymak isterim…

Delip Geçer” de ayrılık sonrası yazılan bir şarkı. Sıcağı sıcağına değil ama üstünden biraz vakit geçtikten sonra yine evde bir gün otururken aklıma yaşadığımız tatsız olaylar, bağırılan çirkin sözler ve benzeri şeyler geliyor. Aynı şekilde içimden atmak istediğim, karşı tarafa söylemek ve anlatmak istediğim şeyleri az da olsa açıklayabilmeye çalışıyorum. Biraz da bu yüzden müzik yapıyorum aslında, rahatlamak ve içimden atmak için. Aklımı kurcalayan şeyleri beste haline getirdikten sonra az da olsa rahatlıyorum. Çünkü ne zaman aklıma üzüldüğüm veya sinirlendiğim anlar gelse onlara kendimce verecek bir cevabım oluyor. İlaç gibi. Biraz aynı şeylerden bahsediyorum ama bendeki formül bu, biri veya bir olay beni yeterince üzüyor, sıkıyor, rahatsız ediyor ise bir şekilde onunla alakalı beste yapıyorum. Sinirden patlayıp yumruk atmak gibi, artık dayanamayacağım noktada ortaya müzik çıkıyor.

 

Müzik piyasası hakkında ne düşünüyorsunuz? Son yıllarda rap ve elektronik müzik hem yeni çalışma hem de konser sayılarında öne çıkmış durumda. Bu değişir mi sizce?

Müzik piyasası son birkaç yılda gerçekten çok değişti, bence iyi de oldu. Artık insanlar kendi müziklerini hiçbir yere bağlı olmadan yayınlayabiliyor ve insanlara ulaşabiliyor. Dinleyici de ısıtıp ısıtıp önüne sürülen tekel müziklerden sıkılmış olmalı ki artık farklı tarzlarda müzikler bu kadar ilgi görüyor. Kötü kısmı ise sosyal medya yüzünden müzisyen sayısında hatırı sayılır derecede artış olduğunu düşünüyorum. Geçen bir arkadaşım yazmış “arkadaşlar oyunculuktan ve müzisyenlikten başka meslekler de var” diye. Yani kimse müzisyen olmasın demiyorum tabi ki yanlış anlaşılmasın da eline gitarı alıp iki tane şarkı söyleyen tipler de müzisyenim diye geçiniyor. Sanatçı olmak için ciddi bir altyapıya sahip olunması gerektiğini düşünüyorum. Yoksa detone vokaller, akortsuz gitarlar ve ruhsuz şarkılar duymaya devam edeceğiz. Bu arada şunu da belirteyim müzisyen başka bir şey şarkıcı başka bir şey. Şöyle düşünün bir şekilde banka müdürü olmuşsunuz ama bankanın nasıl işlediğiyle alakalı en ufak fikriniz yok. Böyle konuştuğumu görüp sen ne yaptın da böyle şeyler söylüyorsun diyenler olabilir ama insanların iyi ile kötüyü biraz daha ayırt edebilmesi gerektiğini düşünüyorum. Günün sonunda herkes kulağına hoş gelen ne ise onu dinliyor tabi ki. Piyasa illa ki değişir diye düşünüyorum ama rap ve elektronik müzik artık belli bir yer edindi. Konser ve dinlenme sayısında düşüş olsa bile artık oturaklı bir yeri var müzik piyasasında.

Gitarı elime aldığım an her şey bitmişti

Ek olarak Türkiye’deki alternatif rock camiasının yeni bir arayış içerisinde olduğu, yeni çalışmaların sayısında düşüş olduğu gözlemleniyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bunun sebebi de demin bahsettiğiniz gibi rap ve elektronik müziğin yükselmesi. İnsanlar istediği şeyi değil ne tutar diye düşündükleri şeyi yapıyor. Şimdiki ana akımın peşinden gidiliyor aslında, garip ya da beklenmedik bir şey değil benim için. Belli bir süre sonra insanlar sıkılacak ve herkes sevdiği tarz ve sanatçılara ayrılacak diye düşünüyorum. Şu an da biraz öyle aslında, elektronik müzik seviyorum demek ucu çok açık bir şey. Deep house sevip tekno sevmeyebilirsin. Ya da rap müzik seviyorsun diye bütün rapçileri sevecek değilsin sonuçta. Rock müzik bir atılım yapar mı bilmiyorum ama yeri her zaman sağlam diye düşünüyorum. Sadece biraz unutuldu, her şeyin zamanı var.

 

Bundan sonrasında Kadirhan Ayter’den neler dinleyeceğiz?

Bundan sonra benden ne dinleyeceğiniz biraz sürpriz olsun, zaten benim için de biraz öyle. Kafamda yapmak istediğim ve üzerine düşündüğüm bir sound var fakat daha tam olarak hayata geçmedi. Önceden de bahsettiğim gibi çalışmalarım sürüyor fakat şu an her yere çekebileceğim bir boyutta. Ama genel olarak ses aralığımı biraz daha geniş kullanabileceğim parça ve düzenlemeler yapma derdindeyim.

 

 ihsan.dindar@milliyet.com.tr

Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta şiddetli patlamaLübnan'daki Beyrut Limanı yakınlarında büyük bir patlama meydana geldi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber